The Last Boy Scout


The Last Boy Scout 1991
imdb:68

Bogart tipi soğukkanlı esas oğlan konuşması ve duruşu.

* Bruce Willes'ın Die Hard serisinin içine çok rahat yerleştirebileceğin o tatdaki filmleri arasında ilk üçte yer alabilecek baş yapıtı.
* Çıplak Silah serisini ortaya çıkaran ünlü senarist Shan Black'in bir hikayesi.

Filmin iki efsanesinden biri:
Bruce abimiz, Rap'ten nefret eder ve ama şu olursa bu olursa rap yapıcam diye vaatlerde bulunur. Filmin sonunda bir stadyum dolusu seyircinin önünde Rap yapar.
Seyircilerden biri: Bu kim ya?
Kankası: Ben onu tanıyorum, dansçı falan değil, beş para etmez salak dedektifin teki.

Filmin ikinci efsanesi ise:
"Bunu bir daha yaparsan ölürsün" Repliğidir:



Filmin Karakter Tanıtımı:
iyi bir dedektif olduğunu, evine geldiğinde banyonun buğulanmış camından, karısının saçlarının kuru olmasından ve yastıktaki kafa izinden, eşinin onu aldattığını ve aldatan kişinin o an evde olduğunu anlar.

*  Muhabir: Sizce futbol ölüyor mu ?        Yönetici: Hayır. Tüm iyi muhabirler ölüyor.
*  - Çok istiyorsan, git onlarla yaşa .            - Beni zorlama
*  B: Bir erkek, yani oturmadan işeyen biri.
*  - Bunu kim yaptı         Taraftar: Fenerbahçe
*  - Sen başkasından değil kendinden nefret ediyorsun.   - Günde yüz defa kendime ne söylüyorum zannediyorsun.
*  - Nesin sen ? Babam falan mı ?                                   *  - Sen bir hiçsin     - Şşşşşt bunu hiç kimseye  söyleme
*  - Oyumu sana vermedim orospu çocuğu, ama bu kimin umurunda.            *   Eğer bir kedi  olsaydım  mırlardım.
*  - Bu pantolon 615 $ mı ? İçinde TV falan mı var.

*   Yeni  bir buluş varmış duydun mu ? Tıraş  bıçağı !
*  - Hey sadece aradaki buzları eritmeye çalışıyordum.   - Buzları severim.
*  - Okur musun ?   - Billboart  reklam yazılarını sık sık  okurum.
*  - Nereye gidiyorsun ?   - Banyoya. İstersen gel. Ama doktor ağır bir şey kaldırma demişti.
*   - Kızın  seni seviyor mu ?     - Hayır. Burak Kut’a  aşık.
*   Keşke  gökyüzü mavi olmasa.  Keşke su ıslak olmasa. Keşke seni hala seviyor olsaydım.
*  Alex 17 dakika küvette yaşamış.  Bir düş görecek kadar yaşayıp ölmüş.  ( Hiç  çocuğun oldu mu )
*   -Yalnız mı geldin ?    
- Hayır. Viyana Çocuk Korosu’nu arkada bıraktım. Hey ! Burada herkes salak mı ?

*  -  İhanet,  elmalı turta kadar insana özgü.
*  - Sen salak nedir bilmiyorsun.       -  Biliyorum, karşımda bir tane var.           - Ne tesadüf  benim de      
*  - Adım Sepeyan Kurty  Makovsky. Ama siz kısaca Cici deyin   (Kalıp)
*  - Bu güzel  kız da kim ?    - Adım Mady efendim.     - Sanırım  burayı  seveceğim !
*   - Bazen ağzım, beynimden daha az çalışıyor.
*  - Hayal kurmayı bırak.         - Hayal  kurmayı  bırakınca bütün gecelerim  boş geçiyor.
* - Kocan  var mı ?       - Fark  eder mi  ?   - Evet  kocan  için  çok  şey  fark eder.
*   - Cevabın  hayır mı ?    -  Evet   -  Evet mi  yani  cevabın ?    - Hayır.  - Neye  hayır diyorsun,   evet cevabına mı - Soru  Neydi ?
*   -  Washington   nasıl  ?    -  Her  zamanki  gibi  dünyanın  merkezi  gibi.
*  -   Bir  süre  sonra  kendinle  konuşursun      - Sen  nereden  biliyorsun  Ahmak.

k-Pax




K-Pax 2001

Kevin amcamızın “Yok abi ben uzaylı falan diilim, akıl hastasıyım!” filmi,Key Peks! (Aaaa filmin sonunu mu söyledim yoksa. Ama bi filmin gerilimi sadece başrol oyuncusu uzaylı mı diil mi üzerine inşa edilirse filmin sonu ağzımdan kaçıverir. Bu benim suçum diil.)
Bilirsiniz... Bilim kurgu filmlerinde de uzaylılar, ya dünyamızı istila etmeye gelirler ya da felsefe yapıp giderler. Bu filmin uzaylısı ikinci kategoriden: “Dünyanız evrimle ilgili geleceği belli olmayan B tipi bir gezegen- Evrende her canlı doğruyu yanlıştan ayırt edebilir dostum-  Birbirinize zarar veriyorsunuz ne İsa’ya ne Buda’ya kulak asmışsınız- Sizin bu vahşetle buraya kadar gelişmeniz bile mucize!- Ya boğazda şööle püfür püfür çay içmek varken ne diye tıkılmış karanlık bi odada bu salak filme bakıyorsunuz.”
Key Peks’te sık sık E.T.’ye StarWars’a ve Hint sinemasına göndermeler yapılıyor. Kevın amcamız Akıl hastanesine, tıpkı Guguk Kuşu’ndaki Cek Nikılsın gibi, güneş gözlüğüyle giriyor ve  onun gibi kısa zamanda diğer hastaların bir numaralı sevgilisi oluyor. Ortamın psikiyatristi Jef Brics onu kıskanıyor ve içinden “Bu kazma, tıp fakültesini bitirmeden nası oluyor da benim hastalarımı iyileştirebilir... bu olsa olsa uzaylıdır” diye içinden geçiriyor. Film boyunca sık sık küçük lebovski oturuşları yapan Jef (Filmdeki adı Mark) İyi biri aslında (Bi oğluna yamuk yapmış galiba ama o da bizi ilgilendirmez). Muzu soymadan yiyen hastalarına “ Lan siz maymundan bile geri zekalısınız” muamelesi yapmıyor. Filmde bi de şu gerilim var: Doktor acaba cehenneme postalanmış karısını kurtarabilecek mi... yok o başka filmdi galiba.
Gelelim filmin teknik analizine. Film eleştirmenleri bu bölümlerde hep “Yönetmen iyi çerçeveler yakalamış” gibi bi beylik laf ediliyor ya işte onu bi türlü anlamıyorum. Ne çerçevesi kardeşim. Hani Van Gog’un biografisini falan çekersin, hakkat ceviz doğrama çerçeveler kullanırsın anlarım. Pekiii, Bach’ın filmini çekince naapıcan... yönetmen çok iyi notalar yakalamış mı diycen. Bach dedim de, yukarıda Allah var (inanmıyorsanız sorun diil sözün gelişi söyledim) bach üzerine ülkemizde çok espri yapılmıştır. Bunlardan biri klişe: “Şimdi size bi Bach çalıcam! İster misiniz?” “Bahalım abi!” gibi. Bi tanesi de bizim evde bir grup eleman yemek yerken yapılmıştı. Muhabbet Bach’tan açıldı. Müzikten çakan bi eleman: “Klasik müzikte onlarca ünlü Bach soyadlı bestekar var” dedi. Ben “Ama en ünlüsü Sebastian Bach’tır herhal dedim”. Kardeşimin arkadaşı: “ Olur mu daha ünlüsü var” dedi “Coşkun SaBach”!.. Tabi güldük.
Ya filmin muhabbetinden epey uzaklaştık. Laf lafı açıyor işte... Şimdi filmden çıkarılacak sonuçlar köşesine geldik...
Muhabirimiz Farua göre filmden çıkarılcak sonuçlar şunlar:
1: Beyaz perdenin sol üst köşesine yakın bir yerinde hafif bi sarılık vardı. Sanki pis bi su akmış da oraya birkaç damla damlamış gibi! Belki yukardan yağmur damlamıştır!
-          Faruk filmle ilgili olsun! Bi de o kadar detaya inme istersen...
O zaman yeni 1: Aklı başında uzaylı yoktur.
2: Böyle aklı başında efendi bi uzaylı yakaladıklarında bile onu akıl hastanesine koyarlar!
3: Siz de fark ettiniz mi beyaz perde...
-          Farukkk!
-          Ya bi kaç detay yakalamıştım onları da sööletmiceksen hiç yazmiim daha iyi
-          Evet daha iyi!... 

Süpermenler


                         
 Süpermenler 1979

               ÜÇ  SÜPERMENLER

            
              Anladıım  kadarıyla  bu   3 Süpermenler,  gerçekte  pek  süper  olmayan  üç  adamın,  ki bunlardan  biri  cücü,  dünyayı  ele  geçirmek  isteyen  kötü   adamdan  kurtarmasını  anlatıyor. Bakkal  kostümüyle  Ali Şen, bilim adamını oynuyor.  Ali Şen’in büyük bir kısmını soba borularından yaptığı  makineyi,  İtalyan  Mafyası  ele  geçirmek  istiyor.  Ulan  memlekette  ne  bilim  dallamaları  varmış  diyen  Cücü,  Makineyi  mafyadan kurtarmak  zorunda. (İtalyan  mafyasında da  ööle  korkulacak  bi  şey  yok  aslında. Asuman  Aslan bile  o  mafyanın  içinde.)   Yanında  Türk  sinemasında  niye  oynadığına  kimsenin  anlam  veremediği  İtalyan  bir  süpermende  var ! Bunlar  her  yere  koşarak  gidiyorlar.  Yönetmen  İtalyan’ı  “  Baba  siz  koşun  biz  sonra  bi  efektle  sizi  uçuyormuş  gibi  gösteririz”  diye  pis  kandırmış  olmalı ki İtalyan uçar  gibi  koşuyor  tamam mı !
           Filmin  yönetmeni kendi  süpermenini  şööle  tanımlıyor :  Yani bizim  süpermenimiz  daha sağlam ! Ayakları yere  basıyor  icabında ! Halkın  adamı  imajı  verilmiş.  Üstelik  gördük  o  elalemin  süposunu,  üstüne  doğru  düzgün  bişi  almadan  faso  yukarılarda  volta  attıda  nooldu ! Attan düşmüş  karpuza  döndü  inek ! Şimdi  her  tarafına  felç  inmiş  inmenin!
            Şimdi  bunlar  uçamadıklarından  dolayı  boğazdan  karşıya  geçmek  için  otobüse  binmek  zorunda  kalıyorlar.  Akbile  basıp  yerlerine  oturuyorlar.  Filmin  bu  yerinde  işte  yaşlı  bir  kadına  yer  vermeyen  bir  süpermen  sahnesi  var “Teyze  valla  bütün  gün  koştuk !  Bak  dünyayı kurtarmaya  çalışıyoz !  Daha  karşıda da  bi  sürü yere  koşucaz !”  diyor  süpermenlerden  biri.  İtalyan  süpermen  zaten  uyuma  ayağına  yatmış.  Diğeri de  pencereden  dışarı  bakıyor ! 
             Allahtan  bunların  düşmanları da  uçma  özürlü ! Süper  müper  diil yani. Yoksa  düşünebiliyor musunuz  bunlar  sadece  düşman  üç insan boyuna  kadar  dünyaya  yaklaşınca  vurabiliyorlar.  Te  bööle  on  dokuz  mayıs  gösterisi  gibi  üst üste  binip  vur  kaç  yapıyorlar.  He  he !
Bu  arada  filmin  sonuna  doğru  Cücü  “ Ulan  malkoçoğluyken  bile  az  buçuk  uçuyoduk,  şimdi  süpermen  olduk  tık  yok !  Olmaz ki kardeşim”  demiş olmalı ki  bi kaç  duvardan  Fatih  Fedaisi  atlayışları yapıyo.  Bu ara  diğerleri  hala  süpermenin  sü’sü  bile  olamamışlar. Koşturup  duruyorlar. 
Her  türk  filminde  olduğu  gibi yönetmen  filmin sonunda  bir  sürpriz  son  yapıyım kaygısı  gütmemiş.  Film herkesin  tahmin ettiği  şekilde  bitiyor.  Yani  onlar  eriyo  muradına  siz  çıkıyorsunuz  kerevetine. 
Filmden  çıkarılabileceğimiz  sonuçlar  şunlar :  Bu  ülkeye  bir  süpermen  yetmez  abicim.
Bizim  süpermenimiz  657’ye  tabidir ! Herkesin  imdadına  koşar  yani  uçamaz.
Haliç  köprüsünde  koşan  üç  pelerinli  embesile  rastlarsanız  bilin ki  bunlar  bizim  süpermenlerimiz! Gerekirse  sahip  çıkalım.  (  Bu  Sekans  harbiden  filmde  var ! )
Ulan  hazır  ülkede  birkaç  süpermen  var  insan  bunları  SSK hastanelerine  gönderirde  birkaç  röntgen  çekimine  yardım etmeleri  sağlanır.  Ama  nerde  o  anlayış         (  Vay  be  şu mizah yazısında da  Levent  Kırca Parodisi  mesajı  verdik ya  valla  bize  helal  olsun )                    

Başlangıcı veya Sonu İstanbul'da Geçen Yerli Başyapıtlar



Babam ve Oğlum
Masumiyet
Züğürt Ağa
Hersey çok güzel olacak
Hokkabaz

M I The Ghost Protocol

Mission Imposible
The Ghost Protocol 2011
imdb74

* Yılın Ajan filmi...

* Acemi Ajan'ı oynayan Simon Pegg son zamanlarda çok sevdiğim bir oyuncu, Bu Shaun Of Dead ve Hot Fuzz ile zirveye tırmanan ama Paul ile düşüşe geçen sempatiğimiz bu filmi tek yumuşatan komedi faktörü olmuş.

* Mission Imposible serisine çok ısınamadım. Tom Cruise başlı başına itici zaten. Lakin filmin gerilim sahnelerini süsleyen tasarımlar hem çok gerçekçi hem de filmi çok yukarılara taşımış.

* Görev verilmesinden sonra kaydın infilak etmesine dair espri hep bekledik. Burada olmamış ama gülümsetti.

* Mission Imposible'ler arasında en iyisi...
Bi birincisi bu kadar etkileyiciydi... Arada çok kötü bölümler çekildi.

* Aksiyon sahnelerinin seyir zevki yüksekti, küçük buluşlar göz doldurdu, özellikle koridor simülasyonunu çok beğendim.


Yalnız Tom Cruise Bu filminde büyük cesaret gösterdiği de aşikar:



Film için çok sağlam bir ekip çalışmış , gökdelen sahnelerinde yeşil stüdyo kullanılmamıştır.


Filmin Mizah Seviyesi Tadındaydı:
- Neden ben Pluton'um artık gezegen bile değil
- Uranüs mi olmak isterdin!
- He he komikmiş, Anüs dedin!

- Unutma Blue is Glue ordan akından kalsın (Mavi Yapışkan)
- Red - Red ise Dead (Kırmızı ise Ölüm)





Attack The Block

Attack The Block 2011
imdb67 
17w20n Toronto ve BAFTA adaylığı

* 2011'in aktüel kamera gerilim bilim kurgu filmi olarak iyi diyebiliriz
= Cloverfield
Bu konuda çekilmiş tüm zamanların en iyi filmi District 9
District 9 "9" puanlık bir film ise bu ancak "4" puan alabilir...

* Uzaylıların istila ettiği bir apartmanda geçiyor konu... Aksiyon sahneleri başarılı ama genel olarak filmi çok başarılı bulamadım.

* Filmin komedi olduğunu söylenmesi ve oyuncularının arasında, Yanda gördüğünüz Shaun Of Dead'in oyuncusu Nick Frost'un olduğunu görünce
bir Paul'unden daha iyi, Hot Fuzz - Shaun Of Dead gibi bir ti film zannediyorsun. Halbuki filmin bir öyküsü var ve ona konsantre olmuş, olayların absürtlüğü bu öykü içerisinde eriyip yok olmuş.
Banliyo Mahallesine düşen uzaylıların başına aha da bunlar gelir tadında, ciddiyetinde ve gerçekçiliğinde çekilmiş.
Haliyle seyirlik unutulacak filmler arasında yerini alacaktır.

* Polislere yapılan rap gönderme gibi benim anlamadığım bir takım gaglar olabilir ama bütününde bir ti film değil. Sadece sonundaki Alienvari bir son için kurgulanmış. (dişlerinin fosforlu olması (alien'nında farklı bir ağzı vardır ya) - kafa tipi ve finalinden anladığımız yaşam formu tipi olarak zaten Alien'a deli benzemekte)

Fikrin orjinalliği: Uzaylılar ile Sokak çeteleri hiç çatışmamıştı...





Sharlock Holmes: A Game Of Shadows 2011
imdb75

* Çok yaşlı sebonun hizmet sektöründe acınası emekli olamayışı filmin gaglarından.

* Bir öncekinde dt Watson bana çok ters gelmişti... Alışılagelmişin dışında... Bu filmde ise Sharlock Holmes'in karakter olarak dışına çıktığını, disiplininden şaştığını ve daha komik olduğunu (amerikanlaştırıldığını) düşünüyorum. Hırt biri yapmışlar, soğuk bir ingilizdir orjinalinde.

Rachel McAdams' ablamız bir önceki filmden kalma gereksiz bir ablamızdı, filmin başında uçurmak mantıklı geldi bana... Lakin önemli bir sahne yaşattılar bize... Kötü adam tanıtma sahnesi olarak derece alabilecek bir sahne (lokanta sahnesi)


* Bekarlığa veda ve Düşün sahnesi süperdi...

* Düvüş sahnelerinden sinema olarak sıkılan ben bu filmde hiç ummadığım kadar zevk aldım.

* Endüstriyel olarak kaçınılmaz bir savaşı, birinci dünya savaşını engellemeye çalışmaları.

* Birinci Dünya Savaşı'na neden olduğu iddia edilen yahudi silah üreticisi Krupp ailesine bir gönderme niteliğindedir...

* Hans Zimmer'in müziklerini harikulade hazırladığı filmdir.

* Tren (hele hele Bayan Watson'a Holmes'un yaptığı sahne)
Tiyatro - Orman ve Satranç sahnesi müthişti...


Kötü Listeler

Fransız Filmlerinden Nefret Edenler İçin 11 Fransız Filmi:


Film School Rejects
Çeviri şeklinde yazısı: Kalemsuare

1. Amelie (Le Fabuleux destin d’Amelie Poulain)

Le fabul eux destin d'Amélie Poulain 2001 
imdb:85
Top250'de ilk 50'de
Sinema Tarihinin en iyi filmleri arasında
Avrupa Sinemasının en iyi 10 filmi arasında

1001film






2. Hate (La Haine) 1995
imdb:81


3. Brotherhood of the Wolf (Le Pacts des loups)
imdb70  2001


Amerikalılar Iron Chef'e bayılır! Bu film size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek. Masum insanları parçalayan kıyak bir canavarı, ''Chairman'' Mark Dacascos sayesinde güzel bir dövüş sanatı aksiyonu, ortalıkta kaçışıp duran seksi çıplak kızları, Fransa tarihi (sayılır veya sayılmaz ama kulağa ilginç geliyor), ve tecavüze uğramayan bir Monica Belluci'si var. Daha ne isteyebilirsiniz ki? İnsanı içine çeken bir hikâyeye, güçlü karakterlere ve sizi üzecek en az iki ölüme ne dersiniz? Brotherhood of the Wolf  cidden ilginç bir ''genre-bender''.



4. Them (ils) 2006
imdb66

Amerikalılar korkudan altlarına sıçmaya bayılır! Geçen bahar gösterime giren aynı temalı korku filmi The Strangers tansiyonu yüksek tutmayı başardı sayılır fakat Them bunu ondan bin kat daha iyi yapıyor. The Stranger'ın neredeyse bütün sahnelerinin Them'den araklama olması hiç şaşırtıcı değil gerçekten... Ne mutlu ki, bir Amerikan filminin üç zayıf özelliği olan gereksizce vahşi bir son, stres altındaki çiftin artık klişeleşen aptal davranışları ve kötü karakterlerin doğaüstü uyanıklığı bu yüksek kaliteli Fransız filminde yok. Bu filmi gece ışıkları kapatıp... ve altınıza bez bağlayıp seyredin.



5. Leon

6. That Obscure Object of Desire

7. High Tension (Haute Tension)

8. Women (8 femmes)

9. Tell No One (Ne le dis a personne)

10. Maelstrom

11. Irreversible

NEDEN KÖTÜ

Ben yapmaya kalksam çok zorlanmam:
Jean-pierre Jeunet filmleri, bir kaç Luc Besson filmi ve yabancı dil oskar'ına aday olmuş fransız filmleridir.
intouchables mesela bu sene yabancı dilde oskar'a aday kesin olur ve de bence alır.

Bakın Gasper Noe'nin filmlerini bile bu listeye almam...

Çünkü nasıl türk sineması denilince dünyada düşük ritimli fotografik filmler, ufka saatlerce bakan insanların dramları akla geliyorsa bir dönem fransız sinemasından ötürü, fransız filmi denilince akla entelektüel dul kadın dramlarının çok çok düşük ritimle anlatıldığı filmler akla gelmekte...

Fransızlar o dönemde bir de kendi gibi düşük ritimli filmlere deli paye verdiler ve hala vermekteler... Cannes bunun abidesi gibi...
İspanyol sineması denilince akla Almadovar geliyor! Adamı ayyuka çıkarmışlar: (4 adaylık 2 ödül)
Tesis (1996), Mar adentro (2004), Abre los ojos (1997) filmlerinin yönetmeni Alejandro Amenábar gibi yönetmenlerin ise esamesi okunmaz maalesef.
(Cannes de en iyi film ödülünü alan bir tai filmi vardı bulamadım... bir film 15 kerede zorlamayla bitirilebilir mi... o filmi sinemada izleyen insanlara yazık...)

İran sinemasına deli ödül yağdırıyorlar, ya da kore sinemasına ama bakıyorsun Oldboy, Cennetin Çocukları gibi filmlerin yönetmenlerine değil ritmine göre bir tercihleri var...

İtalya'nın tornetore ustasına değil de... aman neyse derdimi aşağı yukarı anlattığımı düşünüyorum...
(bkz: ekşi sinema top 250) filmleri gibi düşük ritimli filmler seven bir eküri oluşturmuşlar...

Fransız yüksek ritimli filmler de kökenini Belmondo ve Alain Dellon'un kötü ötesi filmlerinden (iyi filmlerini de zaten italyanlar çekmiş) temelini aldığı için kütle halinde çöpe atıyorum... (ben bir tane Alain Dellon filmi seven sinemanyak tanımıyorum mesela)
Komedileri çekilmez çile... Bi ingilizlerin o kalıp soğuk "cambridge" mizahları yok (Monty Python serisi)
Sinemanı mucidi olsalar da bir hollywood'un slapstik geçmişi gibi bir köklü komedi geçmişleri de yok...
İtalyanların mesela köklü bir mizah geçmişi var: commedia dell'arte
bizim orta oyunuzmu gibi bir şey gerçi o da ama adamlar sahip çıkmışlar sinemalarına bir şekilde yansıtmayı başarmışlar...
Fransız sineması ise bir çiçek ile baharı yaşamayı çalışıyor: Francis Veber
Linkteki dosyanın bir bölümünü ona ayırdım... eyvallah adam çok komik... ama koca fransız sinemasının Komedisini tek başına omuzlarında taşıyor ve o kadar filmi hollywood tarafından tekrar çekilmiş ki :
Dinner for schmucks
The birdcage
Pure luck
Three fugitives
Adamı fransız sinemasının komedi filmlerinin yönetmeni olarak kabul etmekte zorlanıyorum.

Sonuç olarak fransız filmlerinden nefret etmenin sebebi ritmleridir...
İtalyanlar Sergio Leone'lerle,
Almanlar çok çok yıllar önce Fritz Lang'lar ile,
Avrupa diğer ülkelerindeki Roman Polanskisi, Milos Forman'ı, Emir Kustururica'sı ile aştığı şeyi onlar deviremediler.
Rusları Andrey Tarkovskiy nasıl elini kolunu bağladı ise bunları da François Truffaut çok etkiledi...
Bu yönetmenlerin mükemmel filmleri var... Derinlik var... Anlatmak istedikleri çok önemli şeyler eyvallah ama kendinden sonraki yönetmenlere sadece ritm olarak örnek olmuşlar bu kötü.

Fransız sinemasından nefret ediyorum diyen adama da Jean-pierre jeunet filmlerini söylemek de ayıptır
(Luc Besson demek kavga konusu zaten)...
adamın acayip iyi, mükemmele yakın bir Alien filmi bile var... kapiş?

Coupling

Coupling 2000 - 2004
imdb:87
2w2n

Format: İç içe geçmiş kadın erkek ilişkileri
En büyük Gag'ları: Jane ve Jeffrey'in salaklıkları
Patrick'in çapkınlıkları ve Penis büyüklüğü
Cinsellik üzerine geliştirilen Kuramlar

Ülke: İngiltere

SEZON 1

s1b1 Flushed 7


* Seks erkekler için çok stresli olabilir! Tekniğimizi, duyarlılığımızı, dayanıklılığımızı ölçersiniz. Biz ise sizi soyduğumuzda bile mutlu oluruz. Yarı çıplak bıraktığımızda.


Kızlar arasında:
- Şunu hiç düşünmedin mi yaş bilgelik ve özgüven getirir!
- Yaş sana traş edecek daha çok bölge getirir

- Mary senin salak olduğunu düşünüyor.
- O zaman neden konuşurken dudaklarıma bakıyor.
- Çünkü sağır - sadece dudak okuyabiliyor.

Bu bölümün devamlılık mizahı: Tuvalette basıyor ama bilmiyor, başkasına sorduğunda sifonla gitmeyen bir sorunu var argosunu gerçek anlıyor... (Argo: Bizde Yapışkan - Onlarda Sifonla Gitmeyen)
2- Susan'ın sol göğsü çirkin sağ göğsü güzel tartışması ve Jeff'in hayır hayır güzel olanı görmek istiyoruz demesi...
Susan: Tamam bunu yapacağım, Hepinizin ne kadar zavallı, itici, çaresiz insanlar olduğunuzu başarmak için bunu yapacağım.
Jeffrey: Başardık!


= Aşağıdaki diyalogdan Larry David  - Curb Your Enthusiasm'da bir bölüm çıkartmıştı Porno Gil olabilir!
- Steve'i ne kadar zamandır tanıyorsun? Yakın mısınız?
- Yakın mı? Biz porno partneriyiz.
- Porno partneri mi?
- Evet.
- Bu bir şifre mi? Birlikte hapis falan mı yattınız?
- Hayır. Bu bir güvenlik tedbiri.
- Tıpkı tüplü dalış gibi. Dalgıç, havası biterse diye mutlaka partneriyle birlikte dalar.
-Porno partneri derken, partnerin yanında oksijenle mi bekliyor?
- Hayır.
- Uzun yıllar önce Steve ve ben birbirimize ev anahtarlarımızı verdik.
- Bunun bir şifre olmadığına emin misin?
- Şifre değil.
- Sleve'in ölmesi durumunda, yapacağım ilk şey ne kadar üzgün olsam da doğruca onun evine gidip insanlar bulmadan bütün pornoları kaldırmak.
- Şaka yapıyorsun!
- O da aynı şeyi benim için yapacak.
- Açık dergilerinizi yok etmek için cidden organizasyon mu yaptınız?
- Kim yok etmekten söz etti? Ortadan kaldıracağım.

s1b2 Size Matters 7

- Bir kadınla sevişirken birinci kural mesela sen hep Mariella Frostrup'u hayal ederek sevişiyorsun ya, işte yine de seviştiğin kadının adını söyleyeceksin (Mariella ünlü bir haber spikerli)

- Çoraplı ve çıplak bir adama tahammül eder miydin?

- Aşık olduğun adam muhafazakar...
- Hayıııırr!
- Tamam ne kadar muhafazakar?
- Tamam ne kadar büyük (Petrick'in penisinin büyük olduğunu söylemişti önceden)

s1b3 Sex Death & Nudity 8

Jeff'i Mülakat Heyecanı Sarmıştır:

- Bir numaralı tavsiyem. Bu önemli. Mülakatı yapanları çıplak hayal et.
- Çıplak mı?
- O zaman onları gözünde büyütmezsin. Bilinen bir tekniktir.
- Yani mülakatı yapanlar bu tekniği biliyor olacak.
- Evet.
- Yani misilleme yapabilirler.
- Misilleme mi?
- Onlar da beni çıplak halde hayal edebilir!
- Mülakatı yapanların seni çıplak halde hayal edeceğini mi düşünüyorsun?
- Jeff, sen paranoyanın öncülerinden birisin.

Gülme Döngüsü (Kara Mizah olarak Siyaset Meydanında yaşadığımız, ciddi ortamda birbirini fişekleme... Bunlar o ciddi ortamda gözleri kör olmuş insanların göremediği komik durumları görüp patlama eşiğine geliyorlar cenazede)

Hatunları cenazeden buluyormuş izlenim yaratıyor
(Bundan film çıkar be Wedding Crashers)
Yan Foto'da komşunun tabi tabii bakışı:




   Eski sevgilisi onu teyzesinin cenazesine davet ediyor, o yeni sevgilisi kızar diye red ediyor... yeni sevgilisi ayıp etmişsin kıza diyor onu ara ve geleceğini söyle diyor... eski sevgilisi ailen seni çok severdi onlara ayrılmadığmızı söyleyebilir miyiz diyor... yeni sevgilisi benim de geleceğimi söyle diye araya giriyor... ve olaylar batlıyor: Susan, cenaze çok ama çok küçük bir kilisede olacakmış ve çok az insan davetliymiş!




Hey! Bırakın şu rezervuar köpeklerini oynamayı cenazeye kaçırıcaz!


Tabutun arkasında erekte kalmak!
Jane, Steve'i işkence etmektedir, üçlü hatta dörtlü yapabilirdik şeklinde
Jeff, zaten herkesi çıplak görmektedir...



s1b4 inferno -9-
Sezonun en iyisi diyebilirim

Erkeğin Büyük Problemi:
Annen, kızkardeşin ya da sevgilin senin odanı ya da evini toparlıyor...
Sorun ne?
Her yeri toparlıyor, yatak altlarını, vidio kolleksiyonunu!
Ooouv!

- Saçlarını yeni mi kestirdin
- Evet, bir toplantıya gidicem, ondan sert erkek imajı istedim...
- Homo imajı vermiş ama

(Finale doğru iyi kar topluyor)

Sevgilisinin bulduğu video'nun adı: Lezbiyen Tokatlama Çılgınlığı!

Kadınlar tartışır: Ön koşulsuz mu oral seks yapıyorsunuz?
Erkekler tartışır: Ona sevdiğini söylemişsin ve çıplak bile değilmişsiniz!

Bunu en çok Jane sorun eder... Eski sevgilisi yeni sevgilisine seviyorum demiştir ve psikiyatristine koşar... Seans ortasında onu rahatsız ettiğini cümle sonunda anlarız... Onu zorla akşamki yemeğe davet eder!


Klasik yanlış anlama Jane'nin lezbiyen sevgilisi sanırlar Psikiyatristi. Steve bir sürü pot kırar. Bu sırada video'yu ikisinin de bildiği öğrenilir. Patrick'i saçından dolayı eşcinsel sanır Psikiyatrist, Patrick bunu bile kullanarak ona asılır...
- kadın erkek ilişikisine dair bir sürü diplomam var!
- ama sadece akademik şeyler
- anlıyorum (sen erkek erkek ilişkilerini biliyorsun babında)

Bölümün yaran diyaloğu da Jeff'ten:


- Neden öyle diyorsun? Gerçek bir hikayesi olmadığını nereden çıkardın?
- Olsa da bilemezsin ki. Biri giyinikse hemen ileri sararsın.
- Teşekkürler, Jeff.
- Bazen unutup bunu normal filmlerde de yapıyorum. Bir gecede bir sürü film seyredebildiğim oluyor.
- Lezbiyen Tokatlama Çılgınlığı erotik sayılmaz.
- Evet, sayılır.
- Tabii ki sayılır.
- İçinde on beş kadar lezbiyen var.
- O bir porno.
- Ben ona porno demiyorum.
- Bardayken porno demiştin.




- Erotik filmi pornodan farklı kılan şey nedir biliyor musun?
- Şemayla açıklayamayacağın bir konu.
- Mesela, hangi film erotiktir?
- Ben Piyano'yu çok erotik buldum.
- Yapma. Piyano mu?
- Bütün erkekler o filmden nefret eder.
- Ben beğenmiştim. Holy Hunter filmin çoğunda çıplaktı.
- Tek bir sahnede çıplaktı.
- Bu nasıl izlediğine bağlı.

Lezbiyen Tokatlama Çılgınlığı'nın konusunu anlattığı sahne Steve'in çok komik. Normal bir film gibi anlatıyor... "kendi filmine çok kızmış" "kadın dayanışması" "yardımlaşma duygusu" gibi film için getirdiği yorumlar resmen yarıyor!


Steve'in tradı harikadır:
Psikiyatrist: Böyle bir filmden nasıl zevk alabilirsin?
- Çünkü içinde çıplak kadınlar var! Ben erkeğim. Onları sevmem gerek. Hepimiz böyle doğarız. Doğar
doğmaz çıplak kadınları severiz. Doğum kanalının yarısında manzaranın tadını çıkarmaya başlarız. Heteroseksüel erkek mantığı dört şeyden oluşur. Kadınlar, jartiyerler, lezbiyenler ve James Bond'u en iyi oynayanın Sean Connery olduğu. Çünkü erkek olmak bu demektir. Bu hoşuna gitmiyorsa hayatım, lezbiyen sinemacılara katıl. Hayatımın kalanını masanın karşısındaki kadınla geçirmek istiyorum ama bu öleceğim güne
kadar binlerce çıplak popo daha görmek istememi engellemez. Çünkü erkek olmak bu demektir. İnsan oğlu ateşi keşfettiğinde "Haydi yemek pişirelim," demedi. Dedi ki "Artık karanlıkta da çıplak popoları görebileceğiz!" Caxton baskı makinesini icat ettiğinde çıplak popoların resmini basmaya başladık.
İnterneti dev bir çıplak popo arşivi haline getiren de bizdik! Size küçük gelse de, erkeklerin
çağlar içindeki başarısı popolara daha iyi bakma mücadelemizden ibarettir. Doğrusu kızlar, bunu hakaret
olarak görmenizi anlamıyorum.

s1b5 The Girl With Two Breasts 5

Patrick Yeni Porno Film isimleri bulmaya çalışır, bölüm adı aynı zamanda punch line'dır bu muhabbetin.
Jeff dilini bilmediği bir hatunla karşılaşır, onun tahta göğüs bir arkadaşı getirmiştir oraya, Jeff ondan hoşlanmaz ama kızdan hoşlanır, dizinin tek esprisi bunların farklı dillerde konuştukları sahnenin tamamen tersinden tekrar vermeleri.

Hatun'un bir kayıp olduğunu düşünenler için:
http://www.tersmeditasyon.com/2008/05/girl-with-two-breasts_29.html



s1b6 The Cupboard of The Patrick's Love 8

İşte bir bomba bölüm daha, Patrick'in bir seks dolabı mevcuttur.
= How i Met Your Mother'da Barney Stinson karakteri aynıdır... Yattığı kadınların videosu vardır elinde...
= ilk bunu Flatliners filmindeki tıp öğrencileri arasındanki  William Baldwin'in canlandırdığı karakter Dr. Joe Hurley'in yaptığını görmüştüm... Hatta bunu yaptığından dolayı cehennemde cezalandırıldığını görüyordu.

Jane bunu yakalıyor ve bu kadınlar nasıl hissederdi söyler misin, örneğin Barbarella diyor.
Barbarella gerçek bir film diyor Patrick (Jane'in salaklığı üzerine komik bir sahne)
Barbarella Jane Fonda Ablamızın ortalıklarda fora gezdiği bir film.

- Seks bi hayvansal hareket değil, bir çeşit iki insanın sohbet etmesi gibidir.
- Yüz yüze mi?

* Jane, Patrick yalnız diye terapiye gelmiştir... Halbuli Patrick Piç'in önde gideni... Ama Steve, Jane'in herkesi öyle gördüğünü iddia ediyor: Yanlızlar için sohbet odası kurmuş ve haftalarca kimsenin girmediği o odada bekledi diyor...
- Sadece Yanlızlığını gidermek istiyorum (seksi ve istekli söyler bunu)
(yatak odasından bir başka kadının sesi gelir) Patrick: Bunu çabuk yapmalıyız o zaman.

* Jeff'in ideal kadın tanımlaması: bir otobüs dolusu manken kaza yapar ve senin o modeller arasında en iyi yerlerinden yeni bir model yapma şansın olsa: (kullandıkları Helen Mirren biz daha önce çıplaklığından bahsetmiştik) sonra aklına Claudia Shiffer geliyor ve nasıl copperfield ile yatar lan bu karı diyor, inanamıyorum önüne gelen salakla yatan bir güzellik tanıyorum ve adresini bilmiyorum diye hayıflanıyor.

* Götü bir kadının en büyük düşmanıdır, arkasında durur ve sürekli büyür!

Ve sezon Susan'ın göğüslerini göstermesiyle başlar, Patrick'le olan seks kasetinin toplu izlenmesiyle sona erer.
Son sahne gag'larla dolu!


Aslında bunun bir nedeni var Susan'ı oynayan ablamız,
Sarah Alexander bir çok filmde ve dizide sanat için soyunmuş:


SEZON 2

s2b1 The Man With Two Legs 7

Sevgiliye Dair Yalanlar

* - Sanki Ursula Andress ve Pamela Anderson'ın bebeği.
- Bir bacağı mı tarif ediyorsun?
- Tek gördüğüm bacağı.
- Trene bir sürü insanla biniyor, yüzünü hiç görmedim. Ve benim ilerimde çaprazımda oturuyor. Sadece bacağını görebiliyorum.
- Bir bacağa mı âşık oldun?
- Harika bir bacak.
- Böyle birşey görmemişsindir.
- Sol mu sağ mı?
- Ne?
- Bir bacak, başka ne sorabilirim ki?
- Sol.

- Hoşlandığımız birini görmek ve onunla yatmak arasına biz buna konuşmak diyoruz.
- Jeff'in durumunda, bu on yıla kadar sürebilir.
- Kadınlarla konuşmadığımı mı söylüyorsun ? Kadınlarla konuşurum.
- Ya onlar seninle?
- Konuşuyor olmalılar!
- Onu nasıl tanımlarsın biliyor musunuz?
- Naomi Campbell'ı al ve Jenny Agutter'ı ve onları büyük bir kâsede karıştır, Davina McCall'ın kalçasıyla.
Ondan hoşlanmam şaşırtıcı değil.
- Ondan hoşlanmıyorsun.
- - Kalçasını görmedin.
- Evet, görmedin...
- Ne?
- Trendeki kızın kalçasını görmedin ve nasıl olur da Davina McCall’ınkine benzediğin söyler misin?
- Davina McCall'unkini de görmedim ki? Hayal gücü dostum.

Kadınlar:
- Adam mükemmel, her şeyi var... Yakışıklı, zengin, entellektüel... sadece küçük, miniminnacık bir sorunu var!
 - Ouv bu en kötüsü!
- Hayır düşündüğün gibi penisi ile alakalı değil!

* Hep bir jinekologla beraber olmak istemişimdir, ne kadar özel olduğumu söylemesi için.

- Sürekli takip ediliyorum
- Polise gittin mi?
- Bana güldüler
- Nasıl bir tipi var?
- Her seferinde değişiyor. Ama çok iyi organizeler. Sürekli farklı kişiler, bazen yolun yarısında farklı biri takibe başlıyor.

* Bacaklarınızı birleşmiş görmek çok güzel (bayan bacak karşısına oturuyor) Ben onları genelde ayrı ayrı seviyorum... Bana inan bacaklarını ayırmak istemiyorum.
- Hangi ayağın ampute
- Özür dilerim çok zaman oldu

* Çok güzel bir kadınlasın ve o seni çok seviyorum, bu sefer sorun ne?
- Çok fazla ayağım var!

* Cerrah dediği adam kasapmış
- Çıkardığınız parçalarla, hayatınızın kadınını yaratabilirsiniz ( o etten bahsediyor onlar onu cerrah sanıyor)

* kız arkadaşımla aynı evde kalıyoruz... o bir iç çamaşırı tasarımcısı ve evde çeşitli iç çamaşırlarını deneyeceğiz, gelip görmek ister misin?
- Cennetin anahtarına sahibim ama çok fazla ayağım var...

s2b2 My Dinner in Hell -10-

üçleme mizah - Steve ve Susan Koltukta tv izliyorlar:

BBC Belgeseli: İnsanlar için seks yalnız üreme iç güdüsü değil, önemli bir yaratıcılık biçimidir.
-  Bu doğru.
- Bir erkek için testosteron gelişimi tehlikeli davranışlara yol açabilir.
- Bu da doğru.
- Sosyal normların devamı için düzenli seks erkekler için bir ihtiyaçtır.
- Çok doğru.
- Fakat düzenli seks hayatı olan|erkeklerin birçoğu düzenli mastürbasyona devam eder.
- Olamaz. -  Felaket.- Biliyorum.

Mastırbasyona isim arıyorlar:

- Frostrup. Steve’in bütün fantezileri Mariella Frostrup üzerinedir.
- Jeff lütfen.
- Mariella Frostrup'la tanışsa sağ eli anne diye bağırır. Filmin sonunda E.T'nin uzay mekiğini görmesi gibi. Org müziği çalar.
- Açıklaman için sağ ol.
- Organ müziği de diyebiliriz.
- Evet Jeff.
- Frostruplama yapıp yapmadığını sordu mu?
(sezon bir bölüm birdeki haber spikeri)

Frostrup bunun üzerine içkisini döküyor
Pantolonunun önünü silmeye başlıyor
O sırada sevgilisini adını hatırlıyamıyor, tanıştıracak:
Beyninde bir sessizlik, Güzel kurtulamışlar.

Sinema tarihinin en iyi mastırbasyon esprilerine yenisi:
Elimi çıplak gördüğümde bile heyecanlanıyorum!

* Müzik aşkın gıdası ise, mastırbasyon öğün arası atıştırmalar gibidir.

* Anne babasını yemeğe çağırır Susan... Steve şikayetçidir çünkü muzur konuşabilen insanlar...

Vodvile dönüşen bir bölüm... Yanlış anlama mizahı


s2b3 Her Best Friend Bottom 5

- Her yere baktın mı?
- Evet vur beni, her yerine baktım!
- Anahtar için her yere baktın mı (diyorum)

- Bir kadının götü düşmanı gibidir.
Arkasını döndüğünde hemen bir erkekle flört eder.

* Sen yasak bölgenin kalbine kadar girmişsin!

Oyuncu Kate Isitt... Nudografisi sadece 1998 The Tribe filminde soyunmuş:



Kaptan ima - Captain Suptex
birinci aşama: Karıncalanma - yüzünde karıncalanma hissedersin...
ikinci aşama Kızarma- trafik lambasına dönersin
üçüncü aşama Geveleme...
Sonra en büyük hatayı yaparsın: Kahkaha!

* Annem yalan söylersen pipin düşer diye beni tehdit ederdi. Her yalan söyledikten sonra kontrol ederdim:
" daha fazla yalan söyle jeff, hep bi kızım olmasını isterdim" derdi.

* Erkekler gerçek konuşmaları:
benimki daha büyük ben patronum tren gibidir...
Kadınlar: Benden söz edelim, ben ben ben...


* Jenny Agutter çok sık konusu geçiyor nudity olarak daha önce işlemiştik.

s2b4 The Melthy Man Cometh 5


- Bazı erkekler şanslı doğarlar, bazılarıysa çok şanslı doğarlar.
- Patrick?
- Tripot

- Dostum biliyorsun boyutu önemli değil... Biliyorsun kadınlar ne der?
- Auçç (Off - Ah)

* Adını söyleme (Voldemort kokusu alıyorum) Melthy Man! (Pelte Adam)

* Seks öncesi: Sakın The Crying Game'i düşünme (Adam güzel bir kadınla birlikte olacağını sanırken erkek çıkıyor)

* Pelte adam,  o kadına değer verdiğin için pelteliyorsun!

s2b5 Jane And The Truth Snake -5-
* Üçlü Hüsranı

* Çok fazla ilaç aldım (parasetemolden 2 tane almış)

* Çocuklardan ne kadar hoşlandığımı bilirsiniz.
-hayır sen çocuklardan nefret edersin.
- profesyonel çevrede baş edebilirim herhalde.

* Jeff projeleri: üsttüzler plajına altermatif popolar plajı
* çok klişe bir şey kullanmışlardı. Alfte hatırlıyorum bunu en son ama en çok kullanılan şekliyle yapmışlar, kişiler hakkında söyleyemediğin şeyleri söyleyen kukla... Kontrolden çıkıyor daha sonra... Ama ilk penis denmesi komikti, Steve'in ama dudakların oynuyor demesine Jane'ni salak cevabı bi de... "konuşan bir penis tarafından eleştirilme kabusundan kurtulmak için üç yıl psikiyatriste gittim"



s2b6 Gotcha 3

En kötü Coupling bölümü...

Patrick'in ilişkiye girdiği anne kız olayı eh işte... Anne olan ben değildim kız bendim demesi tek süpriz!

* Sürekli arkadaşlarımın düğününe gidiyorum ve erkekler birer birer azalıyor bu gidişli lezbiyen olucam.

s2b7 dressed
fil adama ağlamıştım

astroloji

yan dairedemi oturuyorsunuz
hayır siz yandairede ot

elbise para
penis

s2b8
penis giyotini

sana işaret vericem

doğum günü partisi ... anne

s2b9

biraz kötü söylemiş olabilirim
ne kadar
hayır
bir kelimeyle ıskaladım

uzmanlar iç çamaşırların uzama ve yayılmasına göre ilişkinin süresi hakkında tahminde bulunabiliyorlar

her taraf ayakkabı dolar... acaba bizim bilmediğimiz fazladan ayakları mı var diye düşünmeye başlarsın

kurgusu fransız biç ciselleriyle tekrarlanan esprisi... ve nereye gidiyorsun sana kalmış'ın sonunda kontrasta dönüşmesiyle en iyi bölüm diyebilirim ...


3. SEZON

sahneyi ikiye böl  birer saat ara koy
blow



The Hunger Games

The Hunger Games 2012
imdb70

* Bir reality show eleştirisi. Kitabı iyi olabilir, kendisi berbattı.

= Batoru Rowaiaru 2000 imdb78 Kat kat daha iyi ve daha başarılı...
Gerçi bir The Running Man var buna benzer...
Eser olarak: 1984, Fahrenheit 451 tarzında bir distopik eser... Bunların da iyi kötü filmleri çevrilmişti...

* Gençler için iyi gelebilir ama vasat, sonu tahmin edileybıl ve klişe yumağı...

Winter Bone da Jennifer Lawrence tüm filmi götürmüştü, burada da tüm yük ondaydı ve gene kotarmış... Winter Bone daha iyi film bittabi bilakis...

Hunger Games'in Müsabıkları:





Sinemada ok atanlar ve Ok atma sayıları:



Recall Repro

Total Recall Repro 2012
imdb:63

* filmin en büyük fenomeni üç memeli hatun, bu filmde de bir öncekine saygı duruşu şeklinde aynı espri ile foralamışlar... zaten ilkiyle arasında tek benzerlik bu gibi durdu...

* İlk filme göndermeler de vardı:
Total Recall şirketine girdiğinde Marsa gidip kafayı yiyen oldu dedi mesela ... Kimdi o Arnold abimiz bittabi

* Bir de kaçak olarak diğer filmde şişman bir kadın kılığında idi, burada da plan atladığında abla önden bize bir feyk attı, arkadaki çıktı esas oğlan...

* iki filmde birincisinde dekor, bu filmde ise efektler ile klostrofobik havayı çok iyi vermişler bence...

* izleneybıl ama bir önceki bilenler için hayal kırıklığı diyebilirim ...

Ölmek isteyene Ölmek Yok

The Grey 2011
imdb69

* Ölmek isteyen, Babanın yazdığı ölüm şiirini kafaya takmış (bu gün yaşa ve öl), Eşini büyük ihtimalle kanserde kaybetmiş... Ama bir uçak kazası sonrası Alfa Kurda dönüşmesi ve hayata sarılması, yaşama mücadelesi vermesi...

Kesinlikle altta adı geçen, avam "Safe" filminden görüntü, casting, anlatım ve derinlik olarak üst bir filmdir... Ama bu iki filmi üst üste izledim ve lanet olsun bana ben Safe'i tüm klişelerine rağmen daha çok sevdim...

* Jack London'ın Beyaz Kurt'u da (çok eskiden okudum) böyle bir şey değil miydi!

* Filmin en bombası, Alfa Kurdun gönderdiği Omega kurt "dışlanmış kurt" ile, Bizim ekibin Alfa Kurdunun devirdiği adam (Omega sayılır o da, çünkü diğerleri de ona karşı tavır alıyorlar) örtüşen ve birbirine göndermelerin olduğu sahne çok çok iyiydi...

* Filmin devamlılık (duygusallık) malzemesi toplanan cüzdanlar...

* (Önce Yönetmen Sonunu seyirciye bıraktı sandık) Filmin seyirciye bırakılmayan finali 8 dakikalık sırf yazı akan jenerikten sonra (bu da moda oldu... hadi jererikten sonra filminle dalga geçersin eyvallah, küçük bir espri eklersin tam not, çıkarılan sahneleri, çekim hatalarını koyarsın o da olur... sen koca filmin sonunu neden yazıların arkasına saklıyorsun... Hangi kanal bunu sonuna kadar verir şaşarım!.. Alt yazıda uyarmadığı sürece izleyenler de bilemez!... Sinema Salonu zaten boşalır... Sevmedim!









Safe 2012
imdb66

= The Leon'un Tetikçi ve Kız fenomeni, Cehennem Silahı serisinin İntihardan dönem ölüme karşı pervasız Dedektifi, İki Mafyayı birbirine düşürerek sıyırma babında Akira Kurusawa abimizin bulduğu, Sergio Leone'nin geliştirdiği ve benzerlerini gördüğümüz şu yapımlar:

Bin klişeli filmde bir tane klişe acımasızca katledilmiş, iyi de yapılmış:

Şu finale yakın esas oğlanla ile en kötü'nün uzun uzun dövüştükleri bir sahne olur ya (bunun temelinde de Bruce Lee ile Chuck Norris'in falan olduğunu düşünürüm yoksa kovboy filmlerinde düellolar birkaç saniyedir) bu filmde böyle bir ortam olur ama tıpkı İndiana Jones'un Kılıç çeken adam karşısındaki süre kadar çabuk geçer sahne... İşte buna bayıldım resmen ...

* Filmin devamlılık esprisi "Sayılarla aranızın iyi olup olmaması"