uiff33 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uiff33 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

L'image Manquante


L'image manquante
2013
imdb73

33. İstanbul Film Festifali filmi

* Kamboçya'da yaşananlar ile ilgili Ölüm Tarlaları filmi daha iyi olduğu, sorunu daha derinlemesine yansıttığı söyleniyor.

* Dünyadaki zulümleri o ülkelerin belgeselleri ile anlamaya ve tanımaya devam ediyorum.
THE ACT OF KİLLİNG ile birlikte 1970'te Endonezya'da ABD'nin silahlandırdığı ve maniple ettiği dincilerin komünistleri nasıl katlettiğini öğrenmiştik.
Bu film ile birlikte biraz daha kuzey'e çıkıyoruz. Kamboçya. Bu sefer 70'lerin ortasında KAMBOÇYA'da Çin'in desteklediği Komünistlerin ülkeyi nasıl mahvettiklerini anlıyoruz.

Belgesel olarak Oscar Adayı.
Cannes Film Festivalinen ödül almış. Ayrıca İstanbul Film Festivalli'nden ödül almış.
Ödüller: 7W12N

Yönetmen Kızıl Kmerler döneminde şehirden tarlalara sürülen şehir yaşantısına alışmış insanların sürgün hikayesi ile başlıyor. Babasının sinema sektöründe çalışan ve sanata yatkın biri olan yönetmenimiz sürgün sırasında çekilmiş bi fotoğrafı arıyor. Bu fotoğrafı ararken de bir takım filmler görüyor ve bunu belgesel olarak filmleştirme kararı alıyor. Kilden yaptığı heykelciklerle bulamadığı fotoğrafı ve hatta dönemin yaşanılanların fotoğraflarını vermeye çalışıyor ki, filmin en ilginç yanı da bu heykelciklerle gösterilen tatbiki fotoğraflar. Afişlerde ve filmin tanıtımlarında da sürekli görüyoruz bu biblo gibi heykelcikleri.


Önce aileleri bölmüşler. Daha sonra birleştirseler de ağır işlere alışık olmayan aile bireyleri hastalanmaya başlamış. Baba buna dayanamamış ve ölmüş.







Filmin en acayip bilgilerinden biri kendi sektörüne dair söyledikleri yönetmenin. Sinema sektörünü dağıttıklarında oyuncuların yani şöhretlerin hepsini idam etmişler. Sektörde çalışanların hepsini dağlara, tarlalara çalışmaya göndermişler. Daha sonra propaganda filmleri çekmeleri gerekmiş. Bu filmleri toplu olarak gösteriyorlarmış. Bir film sırasında kameraya sızan güneş ışığından film karanlık ve ışıklı bozuk bir frenkansa sahip çekim yapmış. Hemen kameramanı idam etmişler.

Mekong Nehri.


* Anlamadığım şey Kamboçya dünyanın en geniş nehrinin aktığı tropik bir cennet. Bunu Planet Earth belgeseli Nehirler bölümünde gördüm.  Burada insanların aç kalması mümkün değil. Ne olmuş olabilir ki bu doğa harikası bir yerde açlık gibi bir sorun yaşamış insanlar.



Kominist Rejim ve Ölüm Tarlaları


Milyonlarca insanın işkence ile ölümü



Hayır fotoğrafları incelerken Harun Yahya'nın bu konuda bir şeyler yazdığını gördüm. Adam tabi işine geliyor Act of Killing'teki Müslümanların katlettiği koministleri anlatacak değil ya, Koministlerin zulm ettiği insanalara değinmiş. Dünya çok iki yüzlü... Herkes kendine göre yontuyor her olayı.

Kamboçya'da POL POT diktatörlüğü dönemi:

Marksist öğretiyi kıçından anlayan Pol Pot, Önce ülkede tüm entelleri öldürüyor. Hatta enteller bitince gözlük takanlar da çok okumuştur diyerek gözlük takanları da öldürmeye falan başlıyor. Böyle acımasız bir diktatör. Kafasındaki kominist yapılanmada ülkenin doktora, mühendise ihtiyacı olmadığını, çiftçiye ihtiyaç olduğunu düşünüyor ve şehirdeki herkesi tarlalara yolluyor. Pirinç üretimi katlanarak artacak diye düşünürken git gide azalıyor ve açlık gösteriyor.
Bunun sebebi : DİMİNİSHİNG RETURNS denilen bir ekonomi savı.

Bir tarlada 5 kişi çalışırken 10 kişi çalıştırmaya başlamak verimi arttırabilir ama 20 kişi çalıştırdığında verim düşer. İnsanlar ne yapacaklarını bilmezler ve ürüne zarar vermeye başlarlar.

Dünyanın en geniş nehrinin geçtiği ülke böylece açlık baş göstermeye başlar.
Film bunları çok güzel anlatmış.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Bizim Büyük Çaresizliğimiz
2011
imdb69
5W2N Altın Ayı'da yarışmıştır.

* Fillm bana plaza insanlarının halktan kopuk yaşantısını anlatan filmlerden biri izlenimi vermişti izlemeden önce... izledikten sonra öyle samimi, öyle gerçekçi, öyle duru öyle biz olduğunu gördüm oradaki karakterlerin. tematik olarak yukarıdaki tanıma yakın gibi dursa da bu ön yargımı darmadağan ettiğini söyleyebilirim.


= Tutunamayanlar
Filmin başlangıcı o kadar etkiledi ki beni. Muhteşemdi. Selim ile Turgut'un kavgalarını ve dostluğunu gördüm başlangıçta. Film salt bu dostluk ve cevresi ile sorunları anlatsaydı baş yapıt olabilirdi.
= Fareler ve İnsanlar

* Ankara'yı sevdiren filmler.


* * Peynirle reçel yemek - Bulaşık makinasından çıkan bardakların yumurta gibi kokması - iyi yemek su katılmadan yapılırlar...  beni delirtti, aşkla bağlandım bunlar konuşulduğunda filme...
Şunun geyiğinin yapılmadığı ev neredeyse yoktur: "Peynirin üzerine reçek mi sürülür!"





* Hemen hemen her cümleinin sonu "Hatırlıyor musun" diye bitecek kadar güzel şeyler yaşamış dostların filmleri.



* Kız bir çeşit "Şeker Kız Candy" değil miydi?

* Aşka dair büyük ahkamların kesildiği filmler:
"En büyük ahlaksızlık bir aşkı yaşamamaktır. Hayatı mümkün olan en geniş haliyle yaşamak gerekir."
"Aşk eşitler arasında yaşanır."

* Çetinikisalakenderdört!


"Uç bakalım ender, uç! Sözcüklerden kendine kanat yapanları çok gördük biz!"
"Kötü olduğumuzda en fazla susarız biz, birbirimize bakmayız. Karpuz yeriz."

Filmde en sevdiğim monolog sahnesi:




iksv 33. Film Festivali

33. İstanbul Film Festivali

Son bir yılda üç tane sinema günleri düzenleyen ben, artık festivallere bir başka bakıyorum.
Kırklareli ve Lüleburgaz'da Sinema - Sağlık Buluşması,
Kırklareli'nde valilik adına İnsan Hakları Film Günleri
Eskiden sinemaya sadece katılımcı ve arşiv manyağı olarak bakan biriydim...
Son bir yılda, sinemaya fiilen katkı sağlayan biri olmuştum.
Takipçilerim bilir, bundan dolayı blogum daha az çalıştı, ben daha az film izledim, daha az yazı yazabildim.





Sağlıkla Sinema Buluşması adı altında:
Bir Zamanlar Anadolu'da
Intouchables
Barfi
A Separation

Ve en önemlisi Valilik adına
İnsan Hakları Film Günleri'nde şu filmleri gösterdim:
Baraka
Pan'ın Labirenti
Oldboy
Babam ve Oğlum

Sinemanın Beyaz Perde demek olduğunu çok iyi bildiğimizden, Perdemizi gerdik gittiğimiz yere:
https://pbs.twimg.com/media/BZlfHzgCAAAqW8P.jpg
Bölgedeki sinemalardan daha kaliteli sunduk filmlerimizi.


İstanbul Film Festivali Dana Önceki Yıllara Ait Öneri Sayfalarımız:
Daha önceki film festivallerinde ne oldu bitti, buradaki toparlamalarımdan bakabilirsiniz:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2013/03/iksv-32-film-festivali.html
İstanbul 31. Film Festivali şöyle geçmişti:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2012/03/iksv-film-festivali-listesi.html

33. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLM ÖNERİLERMİZ

Bu yılki program:
http://film.iksv.org/tr/film/2858

Festival'in mutlak izlenmesi gereken filmi:
Mandalina Kabuğu: MANDARIINID
17-18 Nisan'da yönetmen yapımcı ve oyuncu ile izleme şansı, 17'sinde ben de orada olmak istiyorum.


http://www.kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search?updated-max=2014-02-18T12:11:00%2B02:00&max-results=30

Mandariinid
2013
imdb86
Film bana Kavkazskiy plennik (1996) - Kafkas Mahkumu
imdb77  Filmini hatırlatmıştır.
İki düşmanın masa muhabbetleri ise En İyi yabancı film oscar'ını da alan Tarafsız Bölge filmine benzettim.
Tarafsız Bölge - No Man's Land imdb80


Savaştan kaçan halk, Gürcistan - Çeçenistan savaşı orasında kalan iki yaşlı adam. Uzak durdukları savaş evlerinin ortasına kadar gelir. Gürcü ve Çeçen iki asker bi yaşlının evinde kalmak zorundadır.

Bilge İvo ikisine de söz verdirir, kendi hanesinde birbirlerine zarar vermeyeceklerdir.
İvo savaşın tüm zararlarını çekmiş biridir. "kimin savaşı" olayını kafada çözmüştür.
Bu iki düşmana savaşın anlamsızlığını pasif direnişi ile anlatabileceğine kesinkes inanır.
Kalın kafalı Ahmet bile bunu anlayacak ve finale doğru tırmanan gerilimde rolünü tamamen değiştirecektir.



Savaş karşıtı filmler:
Gürcü: Ben bir aktörüm
İvo: Savaş bitince Seni izlemeye Tiflis'e geliriz. Ahmet'de yanımda olur. Seni alkışlar.
(İvo'nun Ahmet'in alkışlama taklidi filmde tek gülümseyebildiğimiz sahnesi)

-Oğlunu gürcüler mi öldürdü?
-Evet, ama ne fark eder ki?
-Nasıl yani? oğlunun mezarının yanına bir gürcü gömdün.
-Ahmed, fark eder mi? Cevap ver!
-Hayır, fark etmez.
- Ben ölseydim, beni de oğlunun yanına gömer miydin?
- Evet, ama biraz daha uzağına (Gözler hüzne boğulurken, Ağzınızda bir gülümseme yaratıyor bu diyalog)

* En iyi yabancı film oskar'ına gönderilmeyi Bloom'a kaptırmaları çok yazık olmuş.
Çok daha evrensel ve çok daha dünyayı kucaklayan bir film oysa ki!

Festivalde Mutlak izlenmesi gereken ikinci film:
Prisoners 2013
imdb81
Başyapıt
Yılın Polis Filmi
Yılın Seri Katil Filmi
* Başarı değil, tekrarlanabilir başarı önemlidir.
Denis Villeneuve, Incendies ile ile inanılmaz bir başyapıt çektiğini ispatladı.
Lakin, 3 yılda imdbtop250 iki film sokabilmek bence oscar'dan daha değerli.
Yalnız yönetmen dakika olayına dikkat etmiyor dile kolay 153 dakika Incendies de 139 dakikaydı bir sonraki filmi 3 saat olacak sanırsam.
* Film baştan sona sizi avucunuzun içini alıyor ve soluksuz izlemenizi sağlıyor. Sürekli meraklandırması, ve finale doğru adım adım ilerlemesi çok etkileyici.
= Zodiac
Filmin dedektif karakterinin gene Jake Gyllenhaal olmasından mı yoksa Fincher'i o koyu lacivert kasvetli havasını yönetmen aynen aktardığından mı, film Zodiac'a çok benziyor. Ama tabi ki bu o film gibi ucu açık değil, iyi bir finali olan ve olay örgüsünün nedeni ve nasılı çok zekice bağlandığı bir baş yapıt.
* Sıradan gözüken mahallenin alayının psikopat çıkması filmi: Şarküteri - Hot Fuzz
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/01/prisoners-2013-imdb81-yln-polis-filmi.html

Bu filmi izlemiş olanlar için festivalde yönetmen ve oyuncu olarak aynı olan ikinci bir gala sunduğunu bilmenizi Enemy - Düşman
isteriz:
2013 imdb:77
Filmin konusu Crononberg, Lynch, Nolan filmlerinin gizemliliğiyle boy ölçüştürebilecek kalitede.
Tarih öğretmeni Adam, bir gün izlediği filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir adam görür. Bu oyuncunun izini sürmeye başladıkça da gizemli ve ürkütücü bir dünyanın içine çekilir.
O Homem Duplicado, Kopyalanmış Adam kitabının uyarlamasıdır.




Benim için önemli bir nostalji:
Arabistanlı Lawrence
33. düzenlenen festival'de ilk zamanları Türkiye'de yasaklanmış filmlere ilgi çok büyüktü. Bunlardan iki tanesini net hatırlıyorum festivalde izlediğimi. Hemşerim Kazan'ın Amerika Amerika'sı ve Arabistanlı Lawrence...
İkisinde de Türkleri aşağılayan sahneler vardı.
Benim için Lawrence'ın yayınlanması bir nostalji olmakla birlikte, film sinema tarihinin tartışılmaz en önemli 3-5 biyografısi arasında, TOP250 çakılı baş yapıtlardan 8 Oscar almış, BAFTA ve Golden Globe en iyi film ödüllü 1963'ün tartışılmaz En İyi Filmi.



The Grand Budapest Hotel
imdb:85
2014
Wes Anderson Hayranlarının
Festival Gala'sında sinemayı
Dolduracakları en renkli filmi.
Fragmanı bile hepimizi
heyecanlandırmıştır.
Festivalin en eğlenceli filmi olduğu net!
Bilet Bulabilirseniz seansları:
http://film.iksv.org/tr/film/2683




Groundhog Day: Tartışmam festivalin en komik filmi
(bakın diğerlerini izlemeden kafadan diyebiliyorum)
Bu filmi fanları ile birlikte, gülme krizleri içinde tekrar izlemek istemez misiniz?
İşte size festivalin sunduğu inanılmaz bir fırsat.
Groundhog Day, tartışmasız sinema tarihinin en komik filmleri arasındadır. Çok zekice kurgulanmıştır. Çok derin laf gömmeler sizin içinizi acıtır. İzlememiş olanlar bile izleyip gitsin derim, filmin detaylarında büyük hazineler gizli çünkü.
Top250 filmi, BAFTA ödüllü bir komedi baş yapıtı.



The Master - Usta
2012
imdb72
20w40n
Oscar'a aday olan en iyi erkek oyuncu: Joaquin Phoenix
ve En iyi yardımcı oyuncu: Philip Seymour Hoffman
sonuna kadar bu ödülleri hak etmiş.
Philip Seymour Hoffman'ın hatırına bile izlenir bu film. Büyük bir üstadı kaybettik.
Adnan Hoca gibi tarikatlar nasıl oluşuyor'a dair de bir baş yapıt resmen:
Daha önce blogda yazmıştım:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2013/05/the-adnan-usta.html
Festival'de gösterim tarihleri ve yerleri: http://film.iksv.org/tr/film/2813

SAVAŞIN - DİKTATÖRLERİN 
YIKTIĞI HAYATLARA DAİR ÜÇ BAŞ YAPIT

1

L'image manquante
Eksik Resim - The Missing Picture
2013
imdb:75
Bu sene en iyi yabancı film OSKARına da aday olan ve CANNES'te özel ödül alan Belgesel Film.
Kamboçya filmi.
Yönetmen, 1970 Kamboçya'sında Kızıl Kmer rejimi tarafından dağıtılan ailesinin (5 yaşında ve sadece o sağ kalmış) fotoğrafını ararken hem ağaç heykeller ile komposizyonlar hazırlıyor hem de bir yandan dönemin acımasızlığını belge görüntüler eşliğinde bize sunuyor.
Festival'in insan hakları yarışması'nın önemli ve ödüllü filmi.
Bu Oscar adayı olan filmi sinemada sadece festival'de izleyebiliriz.
http://vimeo.com/71424773



2



The Book Thief - Kitap Hırsızı
2013
imdb:76
Gene nazi almanyası - Gene ikinci dünya savaşı
İyi bir roman uyarlaması
Geoffrey Rush için bile izlemeye değer.

Şiddeti sert bir şekilde değil, ince ince bir naiflikte anlatıldığı bir film.
Markus Zusak'ın 2005'te yayınlanan II Dünya savaşı sırasında Almanya'da Liesel Meminger adındaki bir kız çocuğunun başından geçenleri ölümün ağzından anlattığı eserinin uyalandığı film. Bi yandan savaşın yarattığı kaos, günlük hayatın değişimi, trajedilerine değinirken, diğer yandan olağan ve olağan dışı olayların kurgusu ile yürek parçalayan bir eser. Her nazi filminde olduğu gibi: "bunlar gerçek mi" diye sormadan geçemiyorsunuz:
Ağır Spoiler:
Sözünün eri bir adam bir ömür evinde bir yahudi sakladı
Bir kız çocuğu teselliyi kelimelerde buldu, önce okuduklarında daha sonra yazdıklarında.
Bir oğlan ancak öldükten sonra yaşarken en çok istediği şeye - sevdiği kızın öpücüğüne kavuçtu...

3

Macar Sinemasının En Önemli Baş Yapıtı:
Csillagosok Katonak - Kızıl ve Beyaz - The Red And The White







Eksi Sözlük yazarlarından Bela Tarr, filme dair en güzel kelimeleri dökmüş:
67 yapımı Jancso filmi. savaşın ne derece aptalca bir şey olduğunu görmek için izlenmesi gerekli olan filmlerden. film boyunca her iki taraftan da bol miktarda insan öldürülüyor ve sinir katsayınız her geçen dakika artıyor ve diğer taraftan insan savaş durumunda bende böyle vahşileşebilir miyim acaba diye kendisine sormaktan kaçınamıyor.
Anti militarist filmler arasında apayrı bir yere koyabileceğim bu film kızıl ve beyaz hastaların bir arada bulunduğu bir manastırı basan ve hemşireye "hangileri kızıl, hangileri beyaz; ayır bakalım" diye soran albaya hemşirenin verdiği şu cevap ile aklıma kazınmıştır;
"burada kızıl veya beyaz yok, sadece hasta var."

La Jaula De Oro
2013
imdb78
İnsan Hakları Yarışma Grubundan bir film olması,
Amerika'ya geçmek isteyen iki küçük çocuğun dostluk hikayesini anlatan bir film olması,
Meksika sinemasının da dünya sinamasında esamisi okunan bir sinema olması,
Afişinin bana Türk Dramasının en iyi 10 filmi arasına girebilecek "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmini hatırlatması,
filmi izleme konusunda bende merak uyandırıyor.
Fragman'ı da dikkat çekici: http://vimeo.com/75196510


Uluslararası Yarışmada:
Nick Cave'in 24 saatini anlatan bir belgesel:
Dünyada 20.000 Gün
20 000 Days on Earth
 DÜNYADA 20.000 GÜN | 20,000 DAYS Oa dN EARTH
2014 imdb83





Blind  Körlük
2014
Norveç Filmi

Festivalin uluslararası yarışma kategorisindeki kadın filmleri: Buluşma-Atertraffen (isveç) ve
Tracks (avustruralya çöl filmi dönem filmi) arasında en iyisi gibi duruyor.

Son yılların en iyi yunan filmi Dogteeth - Köpekdişi filminin
görüntü yönetmeni çekmiş. Blind uluslararası yarışma kategorisindeki filmler arasında en izlenileybılı gibi duruyor. (çok az karakterin olduğu filmler, çok iyi çıkabiliyor.)
Film'de şiddet ve cinsellik sahneleri olduğu uyarısı var...
Zaten, Dogteeth muhabbetini de bu yüzden yazdım.
Filmin kendine ait bir kara mizahı olduğu da söyleniyor.

Eğlencelik Bir Film: Cadde Tete Chionois
Bir Fransız Romantik Komedisi - Tüm dünyayı sarıp sarmayalan bir film gibi duruyor.
tekrar ediyorum festivalin eğlenceliklerinden: Casse Tete Chionois
http://www.imdb.com/title/tt1937118/




Lans Von Trier'in Her ülkede olay yaratan fimi SANSÜRSÜZ
İstanbul Film Festivalinde... Festivalinde ancak sansürsüz izleyebileceğiniz bir film. Avrupa Birliği ülkelerinde bile bu filmi sansürlü yayınlayanlar var oolm! Ben öyle Crononberg'in Crash'ini izlemiştim festivalde sansürsüz, sinenamanın yarısı boşalmıştı (böyle geyikler vardır ya, ben de bir tanesini yapıştırıyim dedim fırsat bu fırsat)
Nymphomaniac Vol:1 - İtiraf Bölüm 1
imdb:74

Nymphomaniac Vol: 2 - İtiraf Bölüm 2
imdb:71


Bu Hatunlar için bu filmler izlenir:
Emmanuelle Seigner - Roman Polonsky'nin çektiği tiyatroya dair estetik bir film olan
La Venus La Fourrure - Kürklü Venüs'te izlemek gerek:

İsabella Adjani Kraliçe Margot
Queen Margot