2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Love And Other Drugs



Love And Other Drugs
2010
imdb67

* Sinema tarihinin ilk Fuck Buddy - Cima Yarenliği - Seks Arkadaşlığı üzerine Romantik Dram...

* 2010 yılının nudografik filmlerinden .




* İlk yarısında seks sahneleri ile dikkat çeken, ikinci yarısında ise bir hastalık filmi hali almaya başlayan iki yarısı bambaşka olan filmlerden. (iki yarısı bambaşka olan filmlerden  zirve olanı Kayıp Otobandır herhalde. Tabi bu film öyle bir film değil... )
İkinci bölüm: Hastalık filmi - Romantik Dram
- Belki Paralel evrende tek dertleri temizlikçi kadını hangi günler getirmek olan sağlıklı ve mutlu bir kadın ve mutlu bir adamdan benzerlerimiz var. Ama ben onlardan olmak istemiyorum. Ben biz olmak istiyorum. Sana ihtiyacım var... Senin de bana ihtiyacın var.
- Benim sana daha fazla ihtiyacım olacak. Bunu senden isteyemem.
- İstedin bile...




* Filmde o kadar çok çıplak sahne var ki Jake GYLLENHAAL bu sahnelerin çekim sırasında rahatsız olmuş. Yönetmen oyunculara bu sahnelerde rahat oynayabilmeleri için soyunmuş ve onlarla çıplak kalarak onlara güven vermiş. 


* Çapkınlık Trikleri:
- Oolm o kızın adını her selam verdiğinde yanlış söylüyorsun.
- Bir gün o gelip ismini yanlış söylenmesi konusunda serzenişte bulunacak. Ben de "Aaa öyle mi? çok beğendiğim ve sevdiğim dünyalar güzeli bir sevgilim vardı. Ona o kadar benziyorsunuz ki" falan deyip onu tavlayacağım...


Filmdeki Repliğin orjinali:
- Hey Lisa
- Her Name is not Lisa
- I know, but if everytime I say "hey Lisa" she thinks that I dated a girl who look just like her.

Pohwasogeuro - 71: Into The Fire



Pohwasogeuro - 71: Into The Fire
2010
imdb:74

* Güney Kore Savaş Filmi

* Bir okulu korumak için bırakılan herhangi askeri eğitim almamış, aralarında öğrenciler ve hapisten savaşması için çıkarılmış suçluların da olduğu 71 kişilik disiplinden açık ara uzan bir taburu mücadelesini anlatıyor.


Karşılarındaki düşman ise (filmin başından da anladığımız gibi) üstün bir savaş başarısı göstermiş, sert bir komutana sahip sayıca teçhizat bakımından kat be kat üstün bir birlik.

  * Filmde hoşgörü ile karşılayabileceğiz bir hamaset var. Güney Koreli komutanın  sağ koluna "dikkat et" diyor - öldüğünde arkasında yas tutuyor. Kuızey Koreli komutan ise küçücük bir emre itaatsizlik karşısında hemen yaverini öldürüyor gibi...


* Savaş sahneleri dev prodüksiyonlu Hollywood filmlerini aratmayacak kalitede olan yılın en iyi silah filmlerinden.





* Kore sinemasının oyunculuğunu çok beğeniyorum. Bu filmde de oyunculuk hiç sırıtmamış. Filmin
sertliğini almak için mizahi bir iki kişi konmuş senaryoya. Kore sineması o kadar ciddi bir sinema ki mizah olduğunda illa sırıtıyor. Burada o da çapaksız bir şekilde halledilmiş.






Hot Tub Time Machine

Hot Tub Time Machine 2010
imdb65

80'leri yaşamış, 80'lerden kafa olarak hızla uzaklaşamamış gençlerin komedisidir.

Bol cinsellik içeren fakat komedi sever biri olarak mizah yönünün zayıf olduğunu düşünüyorum. Filmin en seyirciyi bağlayacak ve güldürecek kısmı en son jeneriğin aktığı an neredeyse.

* İnternet ve Cep telefonu öncesi ve günümüz arası farklılığa dair bir kaç diyalog fena değildi. Ben sana bağlanırım, cepten ararım falan demenin beyhude olduğunun farkına varıyorlar.

* Filmin devamlılık objesi: Kominin kolu!

* LOOGLE

* Filmin tek komik yeri, Webber'in kendini ileride aldatacak olan ve o zaman diliminde 9 yaşında olan eşini arayıp, o dokuz yaşındaki kız çocuğunu azarlaması!

- Bakar  mısınız Michael Jackson ne renk
- Siyah
- Hayırrrrr!

Beginners

Beginners 2010

Mutluluğa dair bir film. Gerçek mutluluğu ancak ve ancak hayatının son yıllarında yaşayan ama bu mutluğuna kanser gölgesinde devam etmeye çalışan bir baba.
Oliver: Neden insanlara kefeni yırttığını söylüyorsun? kanserin dördüncü evrede.
Hal: göründüğü kadar kötü değil.
Oliver: Baba, beşinci evre diye bir şey yok.
Hal: Bunun anlamı o değil.
Oliver: Öyle mi, neymiş peki?
Hal: Sadece bundan önceki diğer üç evreyi geçtiğini gösteriyor.

Mutluluktan hep korkmuş ve bir türlü karar veremeyen genç aşıklar.
Pencere kenarındaki şu diyalog filmi özetliyor gibi:
- Bu bir ağaç
- Eveet!
- Ve bunlar arabalar...
- Oooo!
- Ve karşıda bir apartman var, tıpkı bizim bulunduğumuz bu apartman gibi.
- Tamam...
- O apartmanda bizim gibi insanlar yaşıyor:
Yarısı her şey kötü gidecek diye düşünüyor, diğer yarısı ise büyüye inanıyor...

Yılın Bağımsız Filmlerinden
Yılın Eşcinsel Filmi

* Sinema tarihinin filmin sonuna kadar tekrar eden en çok kurgu elementlerine sahip filmidir, tartışmam.

* İzleneybıl güzellikte 3 paralel kurgunun yağ gibi aktığı, sulu mizah yerine daha hayatın içinden ve gerçekçi, bi o kadarda ironik, alaycı, öfke mizahı serpiştirilmiş... Kahkahalar attırmasa da yer yer çok güldürüyor.

* Bağımsız sinema ya da türdeşlerindeki en belirgin özellik olan:
- enteresan, dikkat çeken, seyirciyi koltuğa yapıştıran başlangıç
- Durağan, buğulu, akmayan gelişme bölümü.
- seyriciye bırakılan, çok da süpriz olmayan, sıradan final
bu filmde de kendini göstermiş.

* Filmin en komik karakteri, bunalımda olan anne. İçindeki bu hıncı vandal yaparak çıkartıyor. Entel Dantel ortamlarda heykellerle (onların şekline girerek) resim yorumlayan kokana'ların arkasına geçip onlar gibi görmeye çalışarak bunu yapıyor. (anne oğul arasında bir de tabanca ile vurma üzerine beden dili oyunu var... tekrar eden bir mizah gibi filme renk katmış.)
* Bizim eleman büyüyüp bir tişört tasarımcısı olunca da oradaki arkadaşları onu yasa dışı duvar slogan atma işlerine bulaştırıyorlar. Buradaki sahneler de çok komik:
Sloganlardan biri: Britney Spears ablamız şu tarihte en çok google'lanmış ablamızdır gibi banal bir şey.
Tişört tasarımı sırasında yaşadığı haftaya dair bunalımlarını ve mutluluklarını karamalara taşıması filmin sıcak, insanın içini gıdıklayan güzel kurgulardandı.



* Filmin tek gerilimi:
Filmin en önemli gerilimi, fransız aktrist ile birlikte yaşamaya karar verdiklerinde adamın ona sadece bir kaç çekmecelik alan açtığı ve güzeller güzeli ablamızın mekanı terk ettiği an. Buradaki köpek ile yaşanan gerilim de çok güzel bir enstantane olarak filme yedirilmiştir. (köpeğin arada fikrini söylemelerini de ben çok beğendim... kendisine istemeyerek de olsa miras kalan bir köpeğin üstün yetenekleri olduğunu bilmek mümkün değildir tabi ki: "konuş" dediğinde köpek "150 kelime anlayabiliyorum ama konuşamıyorum" diyor içinden. Aslında çok komik.

* Tabi ki bağımsız bir filmin finali nasıl olur. Oğlan ya da kız otobüs, tren ya da uçak kovalayacak değil ya.
İşte böyle olur!
- what happens now?  (şimdi n'olcek)
- l don't know. (bilmem)
- how does that work? (sence yürütebilecek miyiz?)
Vee Filmin adı girer: "Beginners" (başlangıçlar)

* Filme renk katan bir başka şey ise tarihi fotoğrafların akması. Ve olaylarla tarihi karışık olarak vermesi.
Benim annemim mektupları hep böyledir.

* Tanışma sahnesi iyiydi. Farklı, esprili. Kostüm balosuna Freud olarak katılan bizim oğlan ve faranjit olduğu için konuşamayan fransız bir aktrist.

* Filmde en çok şuna güldüm. Son günlerinde baba delirir. Gece gündüz bir şeyler yapmaya çalışır. Bir gün bir hikaye yazmıştır. Hikaye İsanın hikayesi.
- Ne yani İsa'nın ölüm şeklini mi değiştirdin!

The Way

The Way
2010
imdb74
Yılın en iyi yol filmi olabilir
Baba - Oğul birlikte izlenmesi gereken filmler (bu sefer büyükler için)

* Disiplinli baba, özgürlükçü oğul arasındaki gerilimi acı bir travma sonrası ile çok güzel anlatmış bir yol filmi The Way.
Charlie Sheen'den çok farklı bir karaktere sahip oğlu Martin Sheen'in Emilio Estevez. 2010 yılında Charli Sheen zirvedeyken o böyle güzel bir filme hem senaryosu hem de yönetmenliği ile imza atmış. Martin Sheen'de bu oğluna sonsuz destek vermiş ve çok iyi bir oyunculuk çıkarmış.

* İçinde Türk lafı geçen filmler: (uyuşturucu olarak en iyi mal olarak Türk Malı denmesi bu bir de akdeniz filminde vardı sanırsam)

* Film bizim Likya Yolu gibi bir yolda geçiyor:
 * Bu tür filmler aynı zamanda iyi bir reklam özelliği de taşıyor.
Bizde Likya Yolu üzerinden iyi bir film çeksek ki bence The Way filminin yolundan çok daha etkileyici manzaralara sahip bizim yürüme yolumuz Likya Yolu için, süper bir reklam olur.

= Benzer bir yol filmi:
The Straight Story (Yön: David Lynch)


* Filmde geçen yol Camino Way - Camino Yolu
http://www.thomryng.com/camino/wp-content/uploads/2012/05/CaminoMapOSB.jpg

*  El Camino (2008) isimli bir  film var
imdb69




Exit Through the gift shop

Exit Through the gift shop
2010

2010 yılının en iyi belgeseli, sağlam bir mizahı var filmin...

Ben bu adamı bir yerlerden tanıyorum: Şehmuz!




Filmin yönetmeni:
Banksy
Banksy'nin en ünlü eseri
Grafitinin en usta sanatçısı, eserlerindeki ince zeka örnekleri çok etkileyicidir

Aynı zamanda Guerrlilla Art - Gerilla Sanat'ının öncülerindendir...

Graffiti onun sayesinde görüntü kirliliğinden çıkmış ve bir sanat eserine dönüşmüştür...

Öncelikle ingiltere olmak üzere 10 yıldır dünyanın her yerinde çarpıcı duvar resimleri yapmaktadır...
Hayalet bir sokak sanatçısı olan Banksy'nin gerçek kimliği bilinmemektedir...
Banksy eserlerinin altında imzaladığı mahlası- takma adıdır...
Çalışmalarında insan hakları, hayvan hakları, çevreci, savaş karşıtı, tüketim çılgınlığı eleştirisi mesajlarına yer vermektedir... Banksy " tek istediğim iyi resimler yapmak" olduğunu ve "kimliğini hiçbir zaman açıklamayacağını" ifade ediyor...

Bulgaristanda ona ait olduğu iddia edilen olağan üstü bir çalışması mevcut...

* çok zeki olduğunu bu filmiyle resmen ispatladı, evet eserleri de çok zekiceydi ama bu filmle başka bir zekaya da sahip olduğunu anladık... ünlü olmayı reddettikçe daha da ünlü olması da, planlanmış bir şey gibi duruyor buradan yola çıkarsak...

* efsanesi git gide yayılan bir fenemon



Filmden öğrendiğim Banksy'nin büyük bir cesaret örneği göstererek Beyruttaki duvarlara yaptığı savaş karşıtı grafitiler


Filistinde yaptıklarına dair bir yazı:
"Banksy is a graffiti/street artist out of London, England.  His work often has a political or social message or commentary to it, and can be found in many cities around the world.  What makes him so special?  No one, save one or two people, know who he really is.  He has only given a select few interviews, and on any of the video interviews, his face and voice are distorted to protect his identity.  Despite this, his art has gone for millions of dollars at auction, and such big celebrities like Brad Pitt and Angelina Jolie have purchased this art.  Banksy commented on their purchases on his website with a sketch of an art auction selling one of his works, which read, “I can’t believe you people buy this s!#%."
Someof the works I want to highlight stand out as vocak against current political situations, such as the Israeli/Palestinian feud ragind to this day. To speak his mind, Banksywent to the Wall in the West Bank to speak his mind...

Banksy Tüketim Çılgınlığı Eleştirisi
 Banksy'nin bir başka eseri:

Banksy anti-medya 



























Akmareul Boatda 2010
imdb:78

Yılın kore filmi
Yılın şiddet filmi

bi takım nedenleri - gerekçeleri sunulmamış, zorlama kurmacalar filmi efsane kore intikam filmleri arasına girmesini engellemiş... 
The Crazies 2010
imdb66
Yılın en iyi slasherları arasında...
Gene bir salgın hastalık ve gene zombiye dönüşen insanlar... Film vasat konuyu vasat anlatmış... Gene de yönetmeni sürükleyicilik babında kutlamak lazım...

= Day Of The Dead (Ölülerin Şafağı bu tür filmlerin sanırsam avangart yapımı... )

Hastalığın olduğu yerde aşk ve dostluğun biraz daha yoğun işlenmesiyle farklılık yaratılmaya çalışılmış... yoksa film baştan aşağı bir klişe...

Sound Of Noise



Sound Of Noise 2010
imdb:72
Yılın kuzey avrupa filmi
Yılın müzik filmi...
Yılın ironik komedisi...,

Filmin play listi bi şekilde epistoları:
1 - doctor doctor gimme gas in my ass
2 - money 4u honey
3 - fuck the music kill! kill!
4 electric love


Sound Of Noise harika bir ti film:
neyi ti'ye almış, hollywood'un tüm dedektiflik filmlerideki klişe öyküyü,  "müzik" platformuna taşımış...
Gönderme Sahnesi:
Dedektifin bir baterist'i çatıda kuşlara yem verirken  (ki bu da brando abimizden al pacino'ya kadar sağlam bi gönderme) yakalar sıkı takip sonrasında bir tır kornasıyla yaralanır...
süre olarak da tam polis - çete takibinin de çeteden birinin yakalanma süresine denk gelir diğer filmlerin...

Çeteyi toparlama karakter tanıtımı, hayatımda gördüğüm en iyi dalga geçmeydi...

Çete'nin bir kapatılmış fabrikada çalışması falan... süper ya!

Sound Of Noise aynı zaman da harika bir anaşist hicvi:
anarşist bir grubun peşinden koşan müzik faşisti bir adamın yavaş yavaş saf değiştirerek, müzikten nefret eder halinden müzik sever'e dönüşmesi
faşist düşünceden - sosyalist düşünceye geçen bir kamu üst düzey güvenlik yetkilisi gibi durmuyor mu?

Sound Of Noise harika bir sarkastik - ironik film:
müzikle böyle inceden dalgasını geçen başka bir film yoktur:
hayd'ın bir eserinde sadece bir davul notası var...
ve davulcu onu yanlış çalıyor... önündeki notaya bakması... orada duran tek nota... çok komik ya...

sound of noise tüm zamanların en içinde animasyon bulunduran dramalardan: böyle filmler var: kaç lola tut'tan çok çok önceki danikeyl'in izindeki denizcileri anlatan filmine kadar... ama en güzeli dünküydü sanırsam...

Bla bla... filmi sevdim... hayır izledikten bir süre sonra daha çok sevdim...

Kuzey Avrupa sinemasında kendi içinde çok orjinal bir mizah oluşturmak üzere: Adam'a Aedler'lere bezer bir mizah var bu filmde... biraz daha bu adamları deşmek lazım... yok böyle bir mizah!

When in Rome





When In Rome 2010

* Kötü ötesi, vakit kaybı, başarısız bir romantik komedi...

* Olay roma'da neredeyse hiç geçmiyor...


* Film Romadan çok Guggenheim Müzesi NY reklamı gibi . Bu ara müze de harika be kardeşim...

* filmde tek bir komik sahne vardı, o da italyanların o küçük arabaları var
ya onunla yaptıkları koşuşturma sahnesi bir harikaydı ve komikti...


Filmin Hatunu:

Kristen Bell

(Bence güzel diil ama bu bacaksız bir şekilde seksi olmayı dergi çekimlerinde başarmış)



Tucker and Dale vs Evil


Tucker and Dale vs Evil

* Hafta sonu izlediğim 5 film arasında en çok beğendiğim film oldu...

Sinema Tarihinin en iyi Korku Ti Fimleri:
1 Shaun Of The Dead (Edgar Wright)
2 Tucker and Dale vs Evil
3 Young Frankenstein (Mel Brooks)
4 Scary Movie serisi
5 From Dusk Till Down (Tarantino)

* İki sıkı dost arasında birinin insan ilişkileri ve diğer bir çok konuda ekspermiş gibi konuşması ama onun da sefil bir adam olması çelişkisine bayılıyorum sinemada...

* Sırf şüphelendikleri için iki tane dünya tatlısı adamlara malak gibi saldırırken kendini öldüren üniversite öğrencilerinin gayet eğlenceli hikayesi...



Trust



Trust 2010

* Topluma ders olsun amaçlı çekilen sosyal filmler
* İnternetten küçük bir kızın aşık olduğu kişinin yaşıtı sanması... Ama onun sapık bir yetişkin olmasıyla gelişen olaylar

* Clive Owen harika bir oyunculuk sergilemiş...

* Film iki şeyi çok iyi veriyor:
Babanın reklamcı olarak gençlerin seksi pozlarını kullanmasının acı hesabı...
Babanın kızının tecavüzünden sonra, voleybol oynayan kızların fotoğrafını çeken bir adamı bile sapık olarak görmeye başlaması sardırmasını (şizofrenik tavırlarını)

-eksi-
"bir baba olarak, o güçlü, güven veren, dirayetli adamı yerle bir etmenin tek koşulu evladının güvenini kaybetmektir. yeryüzündeki her şeyden daha çok sevdiği çocuğunun güvenini kaybeden bir baba için yaşamanın artık bir anlamı yoktur."

Liana Liberato

Lorenzo'nun Yağı II - Extraordinary Measures

Extraordinary Measures
2010

* Filmde

bana en çarpıcı gelen sahne, Adam çocuklarının hastalığıyla ilintili bir dernek kurup fon o

luşturuyor...
Bununla ilgili araştırma yapmış dünya çapında bilim adamlarını bir araya getiriyor ve ekipler oluşturuyor...
İlaç bulunuyor ama sağlık bakanlığının yasalarına göre sadece yeni-doğanlarda uygulanabilir... Adam bu kadar çabası sonucu kendi ürettiği ilacı neredeyse çalmak zorunda kalıyor... Yakalanıyor falan... Bu ne yaa diyorsun... Uydurulmamışsa acaip bir disiplin... Başhekime "Çocuklarım


ın hayalleri var" diye duygu sömürüsü yaptığında: " sen kendi
çocukların için bu hastalığa sahip yüzlerce çocuğun geleceğiyle oynuyorsun" diyor... İyi bi çatışma... (kötü
nün de haklı olduğu esas oğlan - kötü adam çatışmaları)

Pompe Hastalığı: Genetik bir hastalık... Kas hücreleri glikojen'i parçalaya
mıyorlar ve yavaş yavaş büyüyorlar... Kalp kası belirli bir büyüklüğe ulaşınca (9 yaş) çocuk ölüyor...

Filme çok rahat: Lorenzo'nun Yağı II denilebilir...
Konu neredeyse aynı...
Lakin Lorenzo'nun yağı hem anlatımıyla hem de hikayesiyle çok çok daha başarılı bir film...


Lorenzo'nun Yağı
Lorenzo's Oil
1992


* Filmde küçük bir aldatmaca var... Bir pempe yalan...
İşin gerçeğini de zaten Harrison Ford abimiz söylüyor...
"Çocuklarını yaşatabilirsin ama eski haline döndüremezsin diye..."
Yapımcılar bun izin vermemişler ve filmin sonunda
çocukları iyileşmiş göstermişler...
Fotoğraflarında işin aslını görüyorsun...


* Amerikanın ilaç sanayisinde iyi olma nedenlerinden biri gibi bu iki film...

* Bilim başarı hikayerleri ile süslüyorlar sinemalarını... Tarihleri yok diye diil, tarihi filmlerle hamaset yapacaklarına böylesinin daha aydınlık nesinller yaratacağını düşündüklerinden bence...