****** etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
****** etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kore sinemasının 2009 harikası

Madeo 2009 Mother
imdb:819w6n

* Hafızaları silen akapunktur...
* küçük mizahi şeyler vardı... ama tezatlığa falan gülüyorsun...
avukatın karaokesi... Joho'nun aha hatırladım, mersedesin aynasını ben kırmamıştım demesi falan...
* Hatırlama akapunkturu...

* karakter tanırımı ne kadar çabuk bitirmiş yönetmen...
Mersedes kısa hikayesinde, golf sahasında bitmiş olay... Annenin oğluna düşkünlüğünü, çocuğun geri zekalı olduğunu, arkadaşının onu nasıl kullandığını falan hemen anlıyorsun, 5 dakkada...

* Çocuğun kendine "gerizekalı" dedirtmemesi
= geleceğe dönüş filminde "korkak tavuk" muhabbetine benziyor...
Çocuk gitgellerinde bazen gerizekalıya yatıp, bazı gerçekleri görebiliyor...

* teknik olarak her karede kompozisyon harikaları vardı...

yılın dünya sinaması filmi


El Secreto De Sus Ojos 2009 Arjantin Filmi
The Secret In Their Eyes - Gözlerindeki Sır
imdb85

Bu sene oskarların bahisleri oynanırken ben bütün paramı Antonia Banderas'a ve House dizisinin yönetmenlerinden Juan José Campanella ya hiç çekinmeden koyarım ... House mu? Banderas mı? Bunlar aday mı? evet aday... Ve oscar'ı Avatar'dan daha garantilemiş durumdalar...

Kılavuzkarga.blogspot olarak kısa animasyon oskarından sonra en iyi yabancı film oskarını alacak filmi de açıklamaktan gurur duyarı

* Yılın Sinema Edeyat buluşması

* Zırıl zırıl güleceksiniz - Kahkahalarla ağlayacaksınız

* Sinema manyaklar için: "stat plan sekans sahnesi" nefeslerini kesecek...

* Yılın Dünya sineması eseri
(Haneke'ye saygı duruşu yapabilir 'oscar' diyenleriniz olabilir... ama ben garanti bu film alacak diyorum)

Sayko musun oolm sen ya!


Psycho 1960
imdb87 (50bin 50bin 25bin)
z950085250
imdbtop250/22
1001 film kitabında var (ilk 500)
* Soğuk kanlı mazbut katil tipi filmleri...


* Filmin ilk gerilimi patronundan para çalan esas kızımızın vicdani keman gıcırtısı iç sesleri ve iri güneş gözlüklü yakın takipte arkasından gelen polis üzerine... yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur kendisi yani...


-eksi- de filmi iyi özerlemişler
* Dellenen bir kadın kişi, batronunun parasını çalıp yeni bi hayata doğru yol alırken,
Yolun kenarındaki bi motelde geceyi geçirmeye niyetlenir.
Aha şimdi zçmıştır işte.
Bates motel'in genç, diri ve yakışıklı sahibi Norman Bates, filme psycho isminin layık görülmesini sağlayabilecek kadar sıyırmış bi insandır,
hayır suratına baksan, "efendi, mazlum, utangaç, süt gibi çocuk" dersin, katiller belli etmez zaten.

Bi dolu filme esin kaynağı olmuş bu filmin, banyo'da ki "gölgeli, atılım sahnesi", karalık çekimleri, içerdiği öğeler beyinlere kazınmıştır.

* Duştaki sahne 8 gün sürmüş... Dönemine göre epey bir fora sahne...

* Copolla, conversation da küvet deliği sahnesine gönderme yapmıştır...


Psycho II 1983
imdb61 (500 500 1000)
ilk ikincisi kötü diyebileceğimiz devam filmi
(ikincisi kötü devam filmleri, Blues Brothers, Mask...)

z800560010

* Bence çok başarılı bir ikinci bölüm...
birincisi kadar yalın diil, daha fazla entrika var...
* Daha çok Hitchcock'un bir katil kim parodisi vardı dizilerinin arasında ona benziyor sonu...
Katil psikolog kızın annesi mi, o mu, Bates mi... Annesi başka biri mi... Çorba oluyor... Ama genel bir bakış açısından baktığında ii...

Sinema Tarihinin en iyi korku seriileri:
1 Psycho
2 Testere
3 Halka

Bak Elimin Tersindesin, Bi Çakarım

Adams æbler imdb:80 8bin 2bin 2bin 5bin
z902080050 Ademin elmaları

* Adında kelime esprisi olan filmler...
Filmde elma ağıcı ile Adem arasındaki ilişki ve Adem Elması bağlantısı esprili olarak ada taşınmış....

İyi film sende bir melodi bırakır ya bu filmde
kahkahalar atarak BiiCii'zin in şu şarkıyı söylüyorsun:
how deep is your love?
how- deep- is- your- love?
i really need to learn...

*Sinema gerçekten bir masal... Bu filmler anlıyorum ki insanoğlu sınırsız bir hayal gücü var...
* Devridaime giren sonları seviyorum (alacakaranlık müptelalığımdan beri)
* Ağır abi, tanrı tarafından dövülen çocuğa sahip çıkar
* Hani bir laf vardır: "aptallarla tartışma, dışardan biri aranızdaki farkı anlamayabilir"
Hayat hakat böyle bişii... Bu filmle anladım ki insan kavga ettiği şeye dönüşebiliyor...
* iki neonazinin arabadaki muhabbet ilk çok güldüren sahne
* Rahibin yemek kitabı getirmesi
* Öksürük şurubunun şarap olması...

* Neonazimizin sinir olduğu kişiye anında pata küte girişmesi kadar
Arap soyguncumuz çatur çutur herşeyde silah kullanması acaip komik:
- n'aaptın!
-Vurdum... Çok saldırgan bir tavır içersindelerdi
Şişman delinin danimarkanın en ünlü tenisçisi olması
Rahibin her duyguğu şeyi olumluya çevirirken, Adem's ı delirtmesi

Süper bir film...

Ya "How deep is your love" şarkısı... Benim gülmekten öldürdü...
inancının ne kadar derin olduğunu da anlatmıyor muydu... inatçı inanca sahip olmak bu herhalde...

Hz Eyüp hikayesi...

bana bir masal anlat: zamansız olsun, ölmesin, mutlu sonla bitsin


The Fall 2006
imdb:80
(7500 5000 5000)
907580050

= El laberinto del fauno - Pan's Labyrinth
Dünyanın bir batısından bir doğusundan bu denli birbirine benzer ve paralel iki şaheser çıkması çok enteresan...
=Wizard of Oz gene rüya ile reel arasında gidip gelirken iki farklı dünyadaki insanların aynı olduğu filmler...
= Rüyaların etkili olduğu filmler "science of sleep"
= Cinema Paradiso
Cennet sineması nasıl anlattığı döneme kadar olan erotik sahnelerin resmi geçidiyle bitiyorsa,
The Fall da dönemine kadar olan dublörlerin inanılmaz tehlikeli hareketlerinin resmi geçidiyle bitiyor...

* sembolist filmler
çift renkli filmler, hayali kısımlar ne kadar canlı renklerden oluşsa, Hastane sahneleri de o kadar gri ve kasvetli çekilmiş
* 23 farklı ülkeden süper görüntülere sahip
Türklere ait kısmı ise tabikii semazenler... Tıpkı Baraka'daki gibi...

* Filmde Alexandra'nın kötülükleri kaçırmak için söylediği Googly Googly Googly
bir çeşit gizli reklamdır ... tabikii espri... Filmin yapım şirketinin adı...


bana bir masal anlat. zamanını sen seç
- İsmin Alexandra öyle mi? Pekii Büyük Alexandr'ı tanıyor musun?
(çölde kaybolan iskender'e ulak gelir bir kase su ile... herkes susuzdur tüm askerleri... suyu döker iskender)

* Alexandra diş ağacı için, portakal kabuğuna takma dişleri koyacak kadar saf...

= Baraka (baraka filmindeki ritüel'i yapan rahibi aynen kullanmışlar), "Frida"nın beyin ameliyatı sahnesini birebir kopyalamış. Ya da filmin afişi örneğin, Salvador Dali'nin "Il Volto de Mae West" eserinden esinlenilerek yaratılmış.

= Cell'in de yönetmeni olan Tarsem Singh
Bu sahne imzası gibi her iki filmde de vardı

* Alexandrea'nın doğal oyunculuğu ve konuşması:
-Evinizi kim yaktı
- Kızgın insanlar...

- neden maske takmış yeniden
- onu korkutmak istememiş

* Düşler, esrik ama yakıcı, sınırsız ama kısıtlı bir gerçekliliği barındırmakta...

* beni esir aldigini mi saniyorsun?
sen aslinda kurtaricimsin.
altin kafesteki kus gibiydim.
beni salarak, kalbimi esir aldin.

* Anakronik (zamanın dışında) şeylere sahip filmler (kahpe bizans)

= Masalsı bir filmde kalabalık dublör kullanımı (Hero)

inanılmaz Mekanlar:
3 saniyelik bir piramit görüntüsü için arşivden bir resim kullanmak yerine tüm ekibiyle Mısır'a taşınmış örneğin. Arjantin, Bolivya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Fiji, Fransa, Hindistan, İspanya, Kamboçya, Mısır, Namibya ve Türkiye... Görüntülerin büyük bir kısmı "dünyada böyle yerler de mi varmış?" dedirten cinsten mimari harikalar ve büyük çoğunluğu Hindistan'ın Rajasthan bölgesinde. Türkiye'ye ise bir Ayasofya sahnesi için gelmiş Singh ve ekibi
filmin geçtiği yerler:
http://thefall-locations.blogspot.com/

Beni en fazla etkileyen yer burası oldu
Chand Baori in Abhaneri, Rajasthan India
daymış



Kısaca Konusu: roy walker (dublör) uğrunda hayatını hiçe saydığı aşkını (sinema, sevdiği kadın / aktrist) yakışıklı, zengin sinclair'e (aktör) kaptırmıştır. dublör artık tükenmiş, yaşamdan (yürümek, aktristle beraber olmak, tekrar filmlerde rol almak) bir beklentisi kalmamış, ölmeye çalışmaktadır. aktör ise her zamanki gibi istediklerini elde etmiştir ama hala kendisinden başka hiçbirşey (aktrist, sinema, aşk) umrunda değildir.
İntihara sürüklenen Roy, son çırpınışı olan hikayesinde hayattaki tüm renkleri ve unsurları kullanıyor... Hikayesinde yaşama dokundura dokundura acısıyla yüzleşiyor... Kutusuyla fiti fiti etrafta takılan küçük kızımız da kendisinin hikayeye alet edildiğinin farkında olmadan Roy'a yardım ediyor. Roy küçük kızı incitmek istemiyor... Hikayeyi mutlu sonla bitirmeye niyeti de yok... Hikayenin bir yerinde kızdan ilacı alırım giderim diye düşünüyor... Sonra kıza zarar verdiğinin farkına varınca işler değişiyor...

Hengaver'e çok güldüm... Traitor da ii film!... Ama Okuribito işte o mükemmel...


The Hangover - Hengaver (2009)
imdb:82 (20 000 15 000 10 000)
z920080100






Traitor (2008)
imdb:72 (2500 2500 5000)










Dünyanın Merkezine Yolculuk - Journey to the Center of the Earth
imdb:60 (1500 1000 2500)








Doomsday








Okuribito Departures Gidişler - Oscar-winner
Hayatımda izlediğim en iyi uzak doğu filmi!
Başına gülmeyen sonuna ağlamayan bizden diil!
"eskiden insanlar birbirlerine taş vererek iletişim
kurarlarmış... Düzgün küçük bir taş iyi haber,
büyük siyah pürüzlü bir taş, kötü haber demekmiş..."

Gidenlere yardım işi

İlk sefeinde kayaya çarptın

"Allahım beni ne ile sınıyorsun" dersin ya burda da benzer bişii diyor... Çok bize yakın buldum ...

* ömür boyu kimsenin istemediği şu adam gibi bir işi yapar mısın?
(kopartan diyaloglar)

* Cv ye kerne attı iyi çalışır mısın evet ... tamam işe alındın...

Filimin ilk cenazesi.. ... transseksüel ... kadın makyajı mı yapalım erkek makyajı mı? diye başlıyor... ama bunun şeyi var.. daha baştan kız olsaydı bööle şeyler olmayacaktı..

Karım 9yıl önce öldü ... O benim ilk işimdi... bu ölü ve sen canlı kalmak için bir ölüyü yersin..

* noel zamanı noelle ilgili bişii çal
başka bir dinin müziğini dinlemek ister misin?
inan bana evlat budizm, hinduizm, islam hıristiyanlık ... bütün dinler burada...

* Babalarının yüzlerine ruj lekeleri bırakan aile... kızlar...
gülerek uğurluyorlar...

* Hiç temizlik yapmaz mısın... ara sıra... iki kere yaptım.. o ara sıra sayılmaz...

* götüne de pamuğu tıkadın mı (reklam filmi)

* teyzesi onun şehirde çello çaldıığını sööleyip kızıyor... kuzan doğru düzgün bi iş yap... sonra teyze ölüyor... çocuğuna mesleğini nasıl anlatacaksın ... mükemmel olduğunu görüp...

* - Cv burada
(cvyi alıp kenara atıyor)
- işini iyi yapar mısın
- evet
- tamam işe alındın
- ama daha maaşı konuşmadık
elinle beş yapıyor
- elli?
- beş yüz
- beş yüz mü?
- az mı?
- hayır hayır...



Brezilya: Última Parada 174 imdb:70 (400)
* Merkez istasyonu filminin senaristininden
* iç karartan bir trajedi
* gerçeğin ne kadar da çarpıcı olabileceğini gösteren film. geçen sene coppa'da tanıştığım birine "favelalara götürsene beni fotoğraf çekerim" dediğimde "orda 13-14 yaşında makineli tüfekli çocuklar var, seni skerler" demişti de dalga geçiyor sanmıştım. o biçim de gerçekmiş meğersem.






The Thirteenth Floor
imdb:67 (1500 2000 4000)
z801565040




Be Kind Rewind
imdb:66 (3500 3500 7500)

Devrin Arabaları


Devrim Arabaları
imdb:85

* senin bildiğin kadarını biz unuttuk evlat!

Biz kendi sanayiimize, bilimimize dair bir film yapabilecek miyiz şeklinde bir bakışla izlemeye başladım filmi... Filmi beğenmeye yüztutmuşken bu sefer de:
"Biz iyi bir film çeksek de iyi bir yan hikayeleri olan bir film çekebilecek miyiz?"
düşünseli beni aldı götürdü...

Aslında filmin ritmiyle yazdışım eleştirinin ritmini bir tutarak epik bir şey patlatmak istedim, vaz caydım... Hani araba yapamayız ile film yapamayız muhabbetini paralel yürütmek hoş bir oyun olabilirdi...

Evet film güzel olmuş... O devrin devrim arabası kadar güzel... Dönemin en iyi oyuncuları taçlandırmıştı filmi... Bla bla...

Film bizim sinema tarihimizin Titaniği gibi... Sonunu herkes biliyor ama gene de bir heyecam var...

Klişe:
Klasik başarı hikayelerinde erkekler bir yola koyulduklarında mutlak çocuğu olmayan bir çift ve hamile bir kadın olur, genelde de astronot filmlerinde...

Batı apoletli kahramanların hikayelerinde yeni yeni sıyrıldığı bir döneme girmiştik... Gravatlı kahramanların hikayeleri de anlatılmalıydı... Amerikalılar, kuzey güney dışında tarihi olmadığından bi ara böyle bilim hikayelerini çekmeye başlamışlardı... Nükleer Bomba yapan mühendis kadrosu onların çanakkale zaferi gibi bir kadro, deli kayıp vermişler, filmi de süper olmuştu... Kan çıkacak, petrol mühendisliği için nasıl teknik ekip harcadıklarını anlatan güzel bir film...

*
Filmde beylik laflar çok boldu:
Amerikalı 1: Bence yapamayacaklar.
Amerikalı 2 : Yapacaklarına inanmaları yapmalarından daha önemli

Bu iş bitince hapse mi atarsınız emekliye mi ayırırsınız sürer misiniz ne yaparsanız yapın ama bitene kadar bizi rahat bırakın

Hiçbir başarı cezasız kalmaz...

Devrim durduğunda halk onu sırtlar demiştim.

Zaten adı devrim olan bir otomobilin sokaklarda dolaşmasına izin vermezlerdi.



* Filmde kullanılan Beyaz Devrim arabası Odtü Teknoloji Müzesinde sergilenmekteymiş...

* Beni en çok etkileyen sahne göstergelerdeki türkçe kelimeler oldu...
"Yağ - hararet -hız" gibi kelimeri görünce "bunlar da türkçe ne iyi gitti" demeleri hoş bir seda idi....

* iyi mizansen: araba bir duvarın arkasından gider gider gider duvarı geçince, mühendislerin arabayı ittiğini görürüz!

* iyi espri:
- üstelik büyük bir avantajımız var, kimse yapacağımıza inanmıyor...

* Filmin en güzel yan hikayesi:
Teknik çizer bişii çizer,
Biri bir resim getirir, "biraz daha buna benzesin" der.
digeri gelir,
"türk ailelerinde 3-4 çocuk olur, arkası biraz daha geniş olsun." der.
tekrardan çizim yapılır.
Motor mühendisi gelir: "önü biraz daha delikli olsun, motor daha kolay soğur" der.
Baştan çizilir o delikler.
"Farlar biraz daha büyük olsun, bizim yollarımız karanlıktır." der başkası.
en sonunda tam bitti derken, Ali düşenkalkar çizimlere bir bakış atar: "yaa diyorum ki acaba..."
cümlesini tamamlayamadan mühendis ona küfreder gibi bakar...

- ama 5 dk durdu araba!. o da benzini yok diye. diğer araba ile nasıl gitti ama paşa?. bu niye görmezden geliyorlar?
- ama bundan 50 yıl sonra devrim denince '' aa şu yolda kalan araba mı'' diyecekler.

ekşiden iyi tespit:

bu filmde türkiye, uğur polat'ın canlandırdığı karakterdir..

Arabanın adı 1960 darbesinden ötürü "devrim", ve görünürde gazetelerin saldırdığı da bu araba üstünden dönemin darbeci yönetimi. ama aslında bu araba atatürk önderliğinde başlatılmış olan devrim'in simgesidir. kösteklenen, değeri bilinmeyen, unutulan, hurdaya çıkan da asıl bu devrimdir maalesef. devrim projesinin açığa alınmasıyla, atatürk zamanında açılan uçak fabrikasının tüm başarısına, hatta yurt dışından sipariş alır hale gelmesine rağmen akıl almaz bir şekilde kapatılması aynı zihniyetin ürünüdür. devrim'in tökezlemesinini, yolda kalmasının sebebi de bu zihniyettir asıl...


Filmde hata: proje kelimesi kullanılmıyordur o zaman bi de konuşma sırasında onu bulucam...

* filmin sonunda Necip'in "benzin var mı" sorusu türk sinemasının en "peeee" sahnesidir kardeşim... Ben uzun bir süre "peeee" ledim...
* keşke haluk bilginer sonunda gitseydi gitseydi sonra girişe çarpsaydı... çok komik olurdu... biz ama hala o kadar pespayeleşemedik kardeşim...
* Filmin yönetmeni görsem: "sen paşa oğlu musun kardeşim?" diye bir sorum var ironik olarak...

Bir çift ayakkabı yollasak da, yanık yanık gülümsetmeselerdi bizi


Uzun zamandır böyle güzel film izlememiştim...

children of heaven1997
Bacheha Ye Aseman imdb:80
(1500 1000 1000)

z901580010

* Baba - oğul (ergen) izlenmesi gereken filmler
(Hayat Güzeldir - Şampiyon)

"Bir çift ayakkabı denilince akla gelmesi gereken film"

Çocukken dünya bir başka üzerine üzerine geliyor insanın... Yumru yumru ellerimizle yaptığımız küçücük hatalar nasıl karabasana dönüşürdü hatırlarsınız... Şimdi onlara gülüyoruz diil mi... Pekii o sorunları çözmek için yaptığımız çözümlemeler... Babamın gümrükten geçerken aldığı viskiyi sırf hava atmak için mahalledeki tüm çocuklara tattırdıktan sonra çakılmasın diye su doldurduğumdaki rengiyle, yakalandığımdaki suratımdaki renk nerdeyse aynıydı mesela.... Bööle binlerce şey... Kırdığımız döktüğümüz şeyleri anne gelmeden önce yapıştırma mücadelelemiz de hep Tazmanya Canavarı Sendromuyla karşılaşmamıza neden olurdu... (tazmanya canavarı annesinin vazosunu kırar... büyük bir özenle tüm parçaları yapıştırır... son parçayı da yapıştırdıında vazo eline de yapışır... ondan kurtulmak için elini hızla sallamaya başlar... vazo bu sefer duvar ve yer arası giriştiği mücadelede tuz buz olur)

Gelelim filmimize... Filmimiz İranlı iki çocuğun yaşadığı bir çift ayakkabı sorunu için ürettiği naif çözümlemelerle bizi hıçkıra hıçkıra güldürüyor... Bu iki sabi'nin mükemmel oyunculuğu ve hikayenin sağlamlığı filmi muhteşem yapmış... İlk kez istanbul film festivalinde izlediğim ve o sene en iyi film ödülünü alan "AYNA" kadar güzel film... İran sineması üzerine brifing verecek bir bilgim yok ama hakat adamlar o koşullarda muhteşem filmler yapmayı başarmışlar...

Filmde önemli bir detay:
Diğer kız deftere yazarken defterde bir alfa işareti var... İşte o beni ilkokuluma götürdü... Acaip hoşuma gitti... Hocanın o sayfaya baktım işaretidir o...

Anne kızına seslenir: "Babana çay ver kızım"... Kızı çayı babasına verirken babası: "Tüm gün insanlara çay dağıtıyorum... ama kızımın getirdiği çay öyle güzelki"... Bi süre sonra kızından şeker de ister baba... Kızı şaşırır... Çünkü babası akşamları caminin kaya tuzu gibi getirilmiş şekerlerini parçalamaktadır... "Baba önünde bi çüval dolusu şeker var ya" der... Baba " kızım o caminin şekeri... bizim şekerimiz diil ki" der...

Filmde iki tane gerilim sahnesi var... Bisiklet sahnesinde "noolur bişii olmasın noolur sevinçleri kursaklarında kalmasın" diye geriliyorsun... İşte gerilim bööle olmalı... İnsanlardan patates püresi ve salça akıtıp, yüksek volümden ani "Bööö!" diyerek diil!

bu babda iki film var: Merkez İstasyonu ... Sevgili Kardeşim... (türk filmi)

oldboy ve bağlantılı filmler


Oldboy 2003
imdb:83 (20 000 - 15 000 - 10 000)
z920080100
* Filmdeki koldan karınca çıkan kabus sahnesi bunuel sinemasına gönderme gibi... Tıpkısı Endülüs Köpeğinde mevcut...

* Taşta kumda suda aynı hızla düşer sözüde filme anlam katanlar arasında...

* Kanlı filmlerden (rezervuar köpekleri)

Un Chien Andalou 1929
imdb:81 (3000-2000-2000)
z803080020
Luis Buñuel
Salvador Dalí
* Bir de filmin sonunda adamın müneccim'e hipnozla hafızasını sildirdiği sahne ve o karlar üzerindeki görüntüsü ne kadar Eternal Sunshine And Spotless Mind'a benziyor...
Charlie Kaufman buradan çıkarmış olabilir mi acaba hikayeyi !

Eternal Sunshine And Spotless Mind
Sil Baştan - 2004
imdb:85 (60 000 - 40 000 - 25 000)

z960085250

Ölmeden Önce Yapılacaklar 1-Bu filmi izle!



The Bucket List (2007)
Şimdi Ya Da Asla

imdb:77 (5000-3500-5000)
beyazperde:82

* Bucket: Kova demek - Kick The Bucket: Nalları dikmek demek


Film hakkında bir şeyler anlatmak isteseydim mısır piramitleri üzerindeki sahneden yola çıkardım... Bazı filmlerde filmin özeti gibi sahneler oluyor... Onlara bayılıyorum... Sanırım Afişteki sahne de orası:
* Mısırlılar şuna inanırdı... Öldükten sonra tanrı olnara 2 soru sorar bu bu sorunun cevabına göre onu içeri alırmış:
1 Mutlu oldun mu?
2 Etrafındakiler senden dolayı mutlu oldu mu?
Evet... Birincisi hayatı boyunca mutlu olmuş birisi... Egoist... Ama etrafındakiler hiç mutlu olmamış... İkincisi hayatının tamamını etrafındaki insanların mutlu olmasına adamış biri... Gerçekten mükemmel bir sahne...

* Göndermeler: Morgan abimiz "ilk zenci başkan" olmak diyor Jack abimiz ise mişel fayfırla randevum var diyor... Bence bunlar filmin hafif göndermeleri...


* Filmin senaryosunun kurgusunda kullanılan şeyler: Bir ölmeden önce yapılacakların listesi...
İkincisi ise Kahve:

Morgan Freeman Kahvenin tarihini şöyle bir kısa geçerken bize büyük haksızlık etmiş... Bütün dünyada böylesine keyifle içilmesinde çok büyük katkıda bulunan Osmanlı'yı es geçmiş... Hikayeyi anlatırken çocanın keçilerini çoşturduğu bitkiyi de köyün bilgesine götürdüğünü söylüyor... Burada da imam demekten imtina etmiş... Biraz kasti bir davranış olarak algıladım bu durumu... Ama bizi kopartan bilgiyi sonunda patlatması ve "ölmeden önce ağız dolusu gülücem" maddesinin üstünü çizmesi:

Kopi Luwak dünyanın en beğenilen en üst seviyede kahvesi olarak biliniyor... Jack Nicholson bunun nasıl elde edildiğini bilmeden içiyormuş... Ve çok severek överek devamlı içiyor... Elde edilişi ise: Kilosu 1200 dolara satılan bu kahve, luwak adlı kediye yediriliyor ve kopi denilen kahve daha sonra kedinin bokundan ayıklanıyor... Yani Lavuğun bokunda boncuk buluyorlar afedersiniz beni konuşturuyorlar... Kedi içinde nasıl bir aroma ekliyorsa dünyanın en pahalı kahvesi ortaya çıkıyor... Morgan bunu jack'e anlattığından acaip kopuyorlar:

- o süslü kahveden hala içiyor musun?
- Ben obsesif miyim (as good as gets'e gönderme gibi)
-Sana onun neden yapıldığını söyliim...

Filmde son kahve esprisi ikisinin de külleri kahve kabına konuyor...




* Morgan Freeman çok zeki bir ototamircisi... Çocuklarında kendi hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışmış... kendisi kazanmasına rağmen üniversiteye zenci olduğu için alınmamış... "şimdi zenciler başkan adayı" falan diyor... Çok zeki olduğunu Jeopardy sorularına cevap vermesinden anlıyoruz...
(içinde Jeopardy olan filmler: Groundhog Day- White Man Can Not Jump...)


* Jack Nicholson huysuz bir ihtiyar, hastaneler zincirine sahip... Daha çok para kazanmak için 2 kişilik odalar konusunda ısarcı... Kendine özel oda verilmediğinden dolayı şikayetçi hastaları onu mahkemeye vermiş: "Biz kaplıca işletmiyoruz" diyor... Ve ciddi bir rahatsızlık sonucu kendini kendi hastanesinde çift kişilik bir odada buluyor... Hem de çok fakir bir zenci hasta ile birlikte...

İkisinin de "kick the bucket" olmak üzere oldukları söyleniyor...

Morgan Freeman ölmeden önce yapmak istediklerinin listesini yapmaya başlıyor:Bir bilge edasıyla ilk olarak "Hiç tanımadığın birine yardım et" yazıyor...
Jack Nicholson bu yere fırlattığı şeyi görünce gülüyor ve o ilk olarak
(Film içindeki çapkınlıklarından da anlayacağımız gibi):
"Dünyanın en güzel kızını öp" yazıyor...

Sonra ikisi de bu listeyi şişiriyorlar... Ama bu iki madde bizi filmin sonunda ağlatıyor...
İlk yazdıkları bizim içimizi burkuyor...

* Hızlı bir araba kullan... Hatta dostunla yarış:


Uçaktan paraşütle atla:

Safariye çık:
Ve Tabikii Dünyayı gez:

Mısır Piramitlerindeyken Morgan: Biliyor musun Kuzey Afrikada en çok yağmur buraya düşüyormuş...
* Bilinen tek bir köpeğin üzerine yıldırım düşmesi vakası burada yaşanmış...

* Mısırlılar şuna inanırdı... Öldükten sonra tanrı olnara 2 soru sorar bu bu sorunun cevabına göre onu içeri alırmış:
1 Mutlu oldun mu?
2 Etrafındakiler senden dolayı mutlu oldu mu?


- Ben herkes diilim diyordun ya.. herkes herkestir


= karma felsefesinin de olduğu bi dizi vardı onun gibi

inkar devresi etik devre ona baksana

koministler = yahudiler

Radyo Tesla marconiden aldılar onu


* Nasılsın: doktor çok ironik bir soru

Japardili filmlerden

Piramitler: Mısırda bütün piramitler yağmur buraya düşüyormuş

hindistan reenkarnasyon bi aşağı bir yukarı katlarda doğduklarına inanıyorlarmış
zenginin fakire zulmetmesini .. fakirin kaanaat etmesini sağlayan bişii

Sarı mavi filmi oluyor gene

Cappe luvacci filmin başında koklattığı kediler bu kahveyi yer ve sıçarlar
bundan bir kahve elde edilir en güzel kokan en iyi kahve..

hiç sormayacaksın sanmıştım

- dünyanın en güzel kızını öp
"kiss the most beatifull girl in the world"


havyar elde etmek zordur.. balık yakalanacağını hissederse strese girer ve havyarı zehirli olur
3. karıma çok benziyor

* filmin karakter tanıtımı çok iyi

* Jack Nickolson ile uşağı arasındaki muhabbetler de çok iyi:
- o şey için ne yapmamı istersiniz
- ölümüm için mi?
- evet
- kendin için ne yaparsan benim için de onu yap
- tüm paramı uşağıma bırakırım
* uşağına gerçek ismiyle hiç hitap etmemiş
arada sıradaki aşağılamalar müthişti...

Katip Arzuhalim Yaz Yara Böyle


27 Şubat Çarşamba
Central Do Brasil
Central Station
Merkez İstasyonu 1998
cnbce: 22 00
cnbce: 02 00

imdb:80 (5000-2500-2500)
z905080025
beyazperde:78 (30)

99' En iyi yabancı film
oskar adayı
99 Ey iyi yabancı film
Golden Globe
99 Altın Ayı
99 Sao Paulo (kendi ülkesinin ey iyi film yönetmen oyuncu)

kul olayım kalem tutan ellere
kâtip arzuhalim yaz yara böyle
şekerler ezeyim şirin dillere
kâtip arzuhalim yaz yara böyle
Pis Sultan Abdal-Aşık Veysel türküsüyle başlıyor bu mükemmel film...

Şaka yapıyorum, amma safmışsın, bu latife de yenir mi, ey derviş!
Sadece bu topraklara ait bişi mi sanırsın arzuhalciliği kafası dumanlı kiriş!
İletişimde her bişii çağ atladı da, mektubun güzelliğini alabildi mi?
Al sana mektuba dair manadar, derin bir film... rubai de burda biter: finiş

"Uzun zamandır kimseye mektup yazmamıştım" repliği beni ağlattı seni ağlatmaz mı sanıyorsun...

Mektup yollamakta Tanrı'yı oynayan bir arzuhalci ile Tanrıya mektup yazabilecek zekada bir çocuğun hikayesi bu...

= Çingeneler Zamanı
Dom Za Vesanje (Time Of The Gypsies) 1988

imdb:83 (2000-1000-500)
beyazperde:92
(Sular üzerinde giden ateşlerle yapılan ayin = Bardaklar içinde yakılan mumlarla yapılan küçük kasaba töreni)

* Kameralara oynamayan bir film: Seyirciyi tatmin etmiyeceksin kardeşim...

* Yalnızlığa dair bir film... "Arzuhalim yaz yalnız halcaazime bööle yani"

*** Ya bu ikinci hayran olduğum Brezilya filmi...

Tanrı Kent'de bir harikaydı...
Cidade de Deus (City of God) 2002 imdb:88 (40 000- 25 000 - 15 000)
beyazperde:87

Hayır kısa film festivalinde de en iyi filmler neredeyse Brezilyalılara aitti... Eee bu adamlar niye dizi sektöründe bu kadar xtiroktan şeyler çıkarıyorlar ki!... Sektörden birileri oraya el atsın ya...

Neşeli Günler



Neşeli Günler (1978)


imdb:91 (200-100-50)

beyazperde:

sinematurk:84 (150)




Türü: Komedi

Tipi: Aile, Kardeşlik

Hababam Sınıfı

Hababam Sınıfı (1974)
imdb:89 (3500-500-150)

beyazperde:95 (1500)

sinematurk:84 (200)


Türü: Komedi

Tipi: Okul, Uyarlama



Okullarda fırlamayız baabında kendilerine verdikleri isim

Unutulmaz Replikler:

(Hababam Sınıfı kopyaları hazırlamıştır)
Mahmut hoca (sınıfa girer): Sözlü yapıyorum.
Güdük Necmi: Hocam, ama biz yazılıya çalışmıştık!

Hafize Ana (Öğretmen kılığında, Sıfırcı Hafize olarak): Çıkarın kağıtları, sözlü yapıyorum!
İnek Şaban (Çömez Ahmet'in kulağına eğilerek): Ne yapacağı hiç belli olmaz, bak yazılı gibi başladı sözlüye döndü.