Blue Ruin
imdb71
2013
* Bağımsız sinemanın "Kore İntikam Sineması"ndan etkilendiği iyi bir intikam filmi.
* Minimalist sinema örneklerinden.
Anne ve Babasının intikamı için (Kan davası) katliam yaratan kişinin hımbıl biri olarak çizilmesi filmi klişelerden uzaklaştırmayı başarmış. Çatışmaların çok güçlü olduğu filmde intikam sahneleri de yeterince insanın kanının çekilmesine yol açacak kadar gerçekçi. Başarılı bir intikam filmi.
2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fruitvale Station
Fruitvale Station
imdb75
2013
Amerika'da büyük yankı uyandıran bir beyaz polisin bir zenciyi suçsuz öldürmesinin son saatlerini anlatan bir film.
Filimde zenci çocuk ilahlaştırılmamasına şaştım. Evet bir takım hayalleri var onu vermeye çalışmışlar, ölen köpeğe sarılması falan vicdanlı olduğunu göstermek için uydurmuşlar belki ama, suçla bağlantısını karısını aldatmasını da anlatarak çok da temiz biri olarak sütten çıkmış ak kaşık olarak verilmemiş hikayede.
Biz de mesela gezi olaylarında polis tarafından öldürülen bir gencin hikayesini çekseler, eminim genç mükemmel biri olarak gösterilir. Bu da acayip ve gerçekçilikten uzak bir biyografik çalışma oluyor ve filmin inandırıcılığını zayıflatıyor. Sonuçta bence iyi film. Polisin cinayetten yargılanması ve 2 yıl hapis verilip 11 ayda çıkması da filmin son yazısı.
imdb75
2013
Amerika'da büyük yankı uyandıran bir beyaz polisin bir zenciyi suçsuz öldürmesinin son saatlerini anlatan bir film.
Filimde zenci çocuk ilahlaştırılmamasına şaştım. Evet bir takım hayalleri var onu vermeye çalışmışlar, ölen köpeğe sarılması falan vicdanlı olduğunu göstermek için uydurmuşlar belki ama, suçla bağlantısını karısını aldatmasını da anlatarak çok da temiz biri olarak sütten çıkmış ak kaşık olarak verilmemiş hikayede.
Biz de mesela gezi olaylarında polis tarafından öldürülen bir gencin hikayesini çekseler, eminim genç mükemmel biri olarak gösterilir. Bu da acayip ve gerçekçilikten uzak bir biyografik çalışma oluyor ve filmin inandırıcılığını zayıflatıyor. Sonuçta bence iyi film. Polisin cinayetten yargılanması ve 2 yıl hapis verilip 11 ayda çıkması da filmin son yazısı.
Starred Up
Starred Up 2013
imdb74
* Yılın Hapishane Filmi
Starred Up festival seçkimdeydi ve İstanbul'da olsaydım festivalde izleyeceğim bir filmdi. İyi ki almamışım bilet. Yani televizyon karşısında bile anca seveni için diyebileceğim filmlerden
Şiddet sahneleri iyi çekilmiş. Sürprizler fena değil. Sonunu iyi bağlamış. Ama işte bu kadar kan eşcinsellik falan... Bilemiyorum.
Bir de ingiliz gerçekçi sineması ekolü deniyor. İngiltere'de hapishanelerde gerçekten bu kadar şiddet var mı, gardayanlar mahkumları asıp, kendini astı diyorlar mı... Çok acayip...
= Beni bu filmi Un - Prophete kadar iyi bir film dendiği için izledim. Evet benzerlikler var.
BKNZ
Fransızların Müslüman bir mahkumun hapishanede yükselişini anlattığı film bundan çok daha iyi bence.
imdb74
* Yılın Hapishane Filmi
Starred Up festival seçkimdeydi ve İstanbul'da olsaydım festivalde izleyeceğim bir filmdi. İyi ki almamışım bilet. Yani televizyon karşısında bile anca seveni için diyebileceğim filmlerden
Şiddet sahneleri iyi çekilmiş. Sürprizler fena değil. Sonunu iyi bağlamış. Ama işte bu kadar kan eşcinsellik falan... Bilemiyorum.
Bir de ingiliz gerçekçi sineması ekolü deniyor. İngiltere'de hapishanelerde gerçekten bu kadar şiddet var mı, gardayanlar mahkumları asıp, kendini astı diyorlar mı... Çok acayip...
= Beni bu filmi Un - Prophete kadar iyi bir film dendiği için izledim. Evet benzerlikler var.
BKNZ
Fransızların Müslüman bir mahkumun hapishanede yükselişini anlattığı film bundan çok daha iyi bence.
Enough Said

Enough Said - Başka Söze Gerek Yok
2013
imdb71
* Başarılı Yetişkin Romantik Komedileri
= Forget Paris bunların başyapıtıdır...
* Yılın başarılı kadın filmlerinden
* Yılın Diyalog Başyapıtlarından
* Komodin denince akla gelen film... (Night Tables)
* Bu kadar sade bir oyunculuk.. Bu kadar yalın ve duru anlatım... Sanki bir pencere açılmış oradan izliyormuş hissi veren bir film. Çiftler.... Yaşananlar çok gerçekçi ve samimiydi...
* Amerika'da bir farklı sosyal aktivite daha öğrendim. Televizyon kütüphaneleri... Düşünün çocuk izlediğiniz bir şeyi gidiyorsunuz izliyorsunuz. Muhteşem bir şey. Türk sinemasında Anne öğretmen baba doktor dramalarından gına gelmişti... Gene farklı meslekten birilerini göremeyiz Türk sinemasındaki karakterlerde... Amerikan sinemasında herhangi bir dramada ve hatta komedide sık sık çok farklı mesleklere rastlamak senaryoya çok büyük güzellikler katıyor. Bu filmde de Televizyon kütüphanesinde çalışan bir adamı oynuyor rahmetli james Gandolfini yani Soprana abi..
Webster'dan Flipper'dan bahsediyorlar...
* Gençlik aşk filmlerinden bıkan ve anlamsız bulan orta yaşlılar için çok ideal bir aşk romantik yarı komedi yarı dramı. Ben naif mizahını da çok sevdim. Yapılan geyikler de tam orta yaş seyircisine uygun....
* Yalnız mafya babamız bariz bu sefer beni oynamış.. O kadar örtüşen yanlarımız vardı ki hayret ettim karaktere.. Çok fazla özdeşleştirdim... Film bütünü bakımından bir kadın filmi gibi duruyor. Yani Seinfeld'den tanıdığımız meşhur Julia Louis Dreyfus filmin tam göbeğinde yer alıyordu. Yer yerde James Gandolfini'in göbeğinde...Filmin konusu: Kızı ile birlikte yaşayan Eva kızınınn üniversitede okumak üzere ayrılacağını bir dönemde panik yapar ve katıldığı bir partide "burada hiç çekici birisi yok" dediği anda "bence de çekici biri yok" diyen tombul adamla çıkmaya karar verir. Bu sırada partide iş olarak şairlik yaptığına şaştığı bir kadınla da tanışır. Kadın ona masaj yaptırmaya karar verir.
Adamın esprileri ve davranışları hoşuna gider. Kadınla da arkadaş olurlar... Lakin tesadüf kadın adamın eski eşi çıkar ve işler karışır...
* Latin hizmetçi sürekli bir şeyleri bir yerlere tıkıyor diye kovmak isteyen ailenin film içindeki yan hikayesi de paralel olarak çok başarılı bir şekilde devam etti. Kaşıkların arasında çıkan top - tabakların arasında çıkan tarak aile ile hizmetçi arasında gerilimi iyice tırmandırır.. Ama diyaloglar çok başarılı.... Kadın ve erkek kim kovacak bunu tartışmaları güldürmüştür. Hizmetçi ise istediğini söyleyebilen duruşunu koruyabilen bir çalışandır.
* Karı koca arasında boş şeylerden kavga çıkarma en iyi diyalogları bence Yılmaz Erdoğan - Demet Akbağ'ın oynadığı "Haybeden Gerçeküstü Bir Aşk" ta çok iyi yazılmış... İnternette de var bir tana boş kavga çıkarma meşhur yazısı... Bu filmde de ekmek üzerine böyle bir diyalog patlaması yaşanıyor.
Eski Koca garsondan ekmek istiyor. Eski eş, "neden ekmek söylüyorsun. sen yemiyorsun sonda ben yemek zorunda kalıyorum" diyor ve masada çok ciddi bir kavga başlıyor. Bir başka karı kocadan bir eş: "Bence adam haklı" diyor. "Şu haklı şu haksız ne ya sen beş yaşında mısın" diye lafı yapıştırıyor...
- ekside de kavga çıkaracak sevgili diyalogları var konuyla alakalı -
- Yatak odasına komodin aldım...
- Gerçekten mi?
- Tabi ki hayır...
- Gene beni kandırdın...
Filmde üç tane genç oyuncu var:
Eva'nın kızı:
Tracey Fairaway
Albert'in kızı:
Eve Hewson... Bona'nın sevgilisiymiş.. Eva'nın kızının kız arkadaşı: Filmin bir başarısı da tüm yan hikayeler başarı ilet tamamlanıyor...
* Filmli beğendim...
* Tam bir diyalog başyapıtı
* Düşük ritimli filmlerden hoşlanan aksiyon ve gerilim beklentisi olmayan eğlencelik orta yaş izleyici kitlesine hitap eden bir romantik komedi.
Bu profil için izle ve izlettir diyebiliriz....
Etiketler:
2013,
41 Diyalog Başyapıtları,
yabancı hatun
Under The Skin
Under The Skin 2013
imdb63
* Yılın en iyi şöhret forası
* Sinemanın bir takım seksist yazılmamış kuralları vardır.
Örneğin:
Sinema'da Erkek: Güldürür
Sinema'da Kadın: Ağlatır
Sinema'da Erkek: Vücudunu çok iyi kullanır.
Sinema'da Kadın: Vücudunu çok iyi sergiler.
* İskoçya filmi.
* Scarlett Johansson ablamız bu güne kadar her ne kadar kadrajlara seksi pozlarla girse de ilk defa bu kadar vücudunu sergiliyor. Bunu yaş problemine giren bir çok oyuncu yapıyor. Mesela bu konuda en büyük dumura Helen Hunt - The Sessions filminde uğratmıştır. Tabi eski hayranların aklına hep şu takılıyor "Be güzel ablalarım, dip diri iken niye bu vücudu sergilemiyorsunuz da, böyle pörsüyünce ortaya çıkartıyorsunuz" bu tür sorular sonunda şuna bile varabiliyor: "Eee porno starları neden normal starlardan daha az kazandırıyorlar ki, hem daha fazla seyircilerine zevk vermelerine rağmen..."
* Kara - Dul temalı filmler: Bir uzaylının seks vaadiyle yakaladığı - ağına düşürdüğü erkekler ana temalı film. Çok ödüllü ve BAFTA adaylı bir bağımsız film olduğu için bunun arkasında metaforlar oldumaması mümkün değil elbet. Bebek sahnesi ile başlayan vicdan silsilesi- Fil adam filmine gönderme yapabilecek kadar yüz deformasyonuna sahip (ki makyaj değilmiş) adamla devam eden - çirkinlik sorgulaması - ve erkeğin kadına şiddetini farklı bir şekilde anlatan finaliyle derdinin bir uzaylı içeren bilim kurgu olmadığını anlaşılıyor filmin.
* Gene de sinematografik değeri Johansson'un sağlam soyunduğu film olarak hatırlanacaktır.
L'image Manquante

L'image manquante
2013
imdb73
33. İstanbul Film Festifali filmi
* Kamboçya'da yaşananlar ile ilgili Ölüm Tarlaları filmi daha iyi olduğu, sorunu daha derinlemesine yansıttığı söyleniyor.
* Dünyadaki zulümleri o ülkelerin belgeselleri ile anlamaya ve tanımaya devam ediyorum.
THE ACT OF KİLLİNG ile birlikte 1970'te Endonezya'da ABD'nin silahlandırdığı ve maniple ettiği dincilerin komünistleri nasıl katlettiğini öğrenmiştik.
Bu film ile birlikte biraz daha kuzey'e çıkıyoruz. Kamboçya. Bu sefer 70'lerin ortasında KAMBOÇYA'da Çin'in desteklediği Komünistlerin ülkeyi nasıl mahvettiklerini anlıyoruz.
Belgesel olarak Oscar Adayı.
Cannes Film Festivalinen ödül almış. Ayrıca İstanbul Film Festivalli'nden ödül almış.
Ödüller: 7W12N
Yönetmen Kızıl Kmerler döneminde şehirden tarlalara sürülen şehir yaşantısına alışmış insanların sürgün hikayesi ile başlıyor. Babasının sinema sektöründe çalışan ve sanata yatkın biri olan yönetmenimiz sürgün sırasında çekilmiş bi fotoğrafı arıyor. Bu fotoğrafı ararken de bir takım filmler görüyor ve bunu belgesel olarak filmleştirme kararı alıyor. Kilden yaptığı heykelciklerle bulamadığı fotoğrafı ve hatta dönemin yaşanılanların fotoğraflarını vermeye çalışıyor ki, filmin en ilginç yanı da bu heykelciklerle gösterilen tatbiki fotoğraflar. Afişlerde ve filmin tanıtımlarında da sürekli görüyoruz bu biblo gibi heykelcikleri.
Önce aileleri bölmüşler. Daha sonra birleştirseler de ağır işlere alışık olmayan aile bireyleri hastalanmaya başlamış. Baba buna dayanamamış ve ölmüş.
Mekong Nehri.

* Anlamadığım şey Kamboçya dünyanın en geniş nehrinin aktığı tropik bir cennet. Bunu Planet Earth belgeseli Nehirler bölümünde gördüm. Burada insanların aç kalması mümkün değil. Ne olmuş olabilir ki bu doğa harikası bir yerde açlık gibi bir sorun yaşamış insanlar.
Kominist Rejim ve Ölüm Tarlaları
Milyonlarca insanın işkence ile ölümü
Hayır fotoğrafları incelerken Harun Yahya'nın bu konuda bir şeyler yazdığını gördüm. Adam tabi işine geliyor Act of Killing'teki Müslümanların katlettiği koministleri anlatacak değil ya, Koministlerin zulm ettiği insanalara değinmiş. Dünya çok iki yüzlü... Herkes kendine göre yontuyor her olayı.
Kamboçya'da POL POT diktatörlüğü dönemi:
Marksist öğretiyi kıçından anlayan Pol Pot, Önce ülkede tüm entelleri öldürüyor. Hatta enteller bitince gözlük takanlar da çok okumuştur diyerek gözlük takanları da öldürmeye falan başlıyor. Böyle acımasız bir diktatör. Kafasındaki kominist yapılanmada ülkenin doktora, mühendise ihtiyacı olmadığını, çiftçiye ihtiyaç olduğunu düşünüyor ve şehirdeki herkesi tarlalara yolluyor. Pirinç üretimi katlanarak artacak diye düşünürken git gide azalıyor ve açlık gösteriyor.
Bunun sebebi : DİMİNİSHİNG RETURNS denilen bir ekonomi savı.
Bir tarlada 5 kişi çalışırken 10 kişi çalıştırmaya başlamak verimi arttırabilir ama 20 kişi çalıştırdığında verim düşer. İnsanlar ne yapacaklarını bilmezler ve ürüne zarar vermeye başlarlar.
Dünyanın en geniş nehrinin geçtiği ülke böylece açlık baş göstermeye başlar.
Film bunları çok güzel anlatmış.
Etiketler:
2013,
Asya Sineması,
en iyi 100 dünya sineması,
uiff33
Fast And Furious Serisi
Kötü başlayan bir ilk üç seri. Klişe konuların araba tandansına yatırılmasının ötesinde bir cacık olmayan ilk üç filmden sonra taşlar yerine oturuyor ve seyir zevki yüksek bir seri başlıyor.
The Fast And The Furious
imdb66
2001
Tüm seri boyunca filmin imzası gibi olacak olan güzel bir kıçı takip eden ve kendini yasadışı araba yarışı manyakları ortasında seri kadrajlar içinde bulan, diğer filmlerde olduğu gibi mini ötesi etekli mini minicik fıstıkların arabalardan slow motion indiklerini zumlamaların ardından her türlü modifasyonu maksimum şekilde aşmış hızın zirvesinde dolanan kız gibi arabaları seri montajlamalarla at avrat seven gürüha sunan ve bu kitleyi kendine bağlayan serinin ilk filmidir.
* Güzel insanlar Güzel arabalar filmlerinden
* "Off, Oolm bu kaç basar" meraklıları için çekilmiş seridir. Başlarda bol yarışılı, bol arabalı film olsa da sonradan aksiyona daha fazla yaklaşmıştır.
Seri'nin imzası gibi olan yarış alanı çekimleri ise:
- bacak göt meme meme göt tampon araba araba göt meme meme araba ekzostan çıkan duman -
ritüeline mutlak uyulmuştur. (Serinin son filminde bunu bir Müslüman Arap ülkesinde yapıyorlar)
* Seri boyunca yapılan espri: Hey Kullanım Klavuzunu okuyabilmene şaşırdım.
* Yönetmenimiz uzak doğuludur ve esas oğlanı önce fıstık yeşili bir Mitsubishi Eclipse'si ardından da kavuniçi bir Toyota Supra'sı oluyor...
Vin Diesel'in ise tercihi dizel arabalar.
adasdaskşdhaskjdash!
Dodge Charger
Mazda Rx 7
Acura İntegra
Bu ara arabalar dışında arabaya dair film boyunca shell'den pirelli'ye her türlü malzemenin reklamı yapılmış oldu. sponsor bombardıma filmlerden.
* İlk film klişe konusu üzerinden ağırlıklı olarak araba yarışlarına odaklandığı için serinin en çok yarış yapılan filmi olmuş.Sade bir senaryo yazıp, araba çekimlerine odaklanmışlar.
* İlk üç film, bu özelliğini bozmadan çekilmiş, daha sonra hollywoodvari kahramanlık öykülerine dönünce arabalar daha zekice planlanmış takip sahnelerine dönüşmüş ve daha fazla bir seyircinin dikkatini çekmeyi başarmıştır (ki ben de bu ikinci üçlü turu beğenenlerdenim, maalesef öyle acayip bir araba tutkum yok)
* Seri boyunca, filmlerin baş rol kadın oyuncuları genelde latin kökenli güzeller.
= Dom And Brian arasındaki ilişki klişe olarak en çok
Point Break filmindeki Kurt Russell & Keanu Reavis'in adrenalin
* Filmin sonundaki tren rayı geçme klişesi, filmin ileriki bölümlerindeki züper tren sahnelerine selam çakmıştır.
* Dom'un sevgilsi ki serinin en önemli hatunu Michelle_Rodriguez
2 Fast 2 FuriousIMDb58
2003
* Vin Diesel'i ve yönetmenini XXX filmine kaptırınca farklı bir kadro ile çekilmiş film.
* İlk filme göre aksiyon sahneleri hem daha iyi hem daha fazlaydı.
* İlk filme göre biraz daha mizah katılmıştı.* Yat sahnesi ileriki seriler için iyi sinyaller veriyordu.

Filmin Arabaları:Nissan-SkylineMazda-RX-7
Toyota-Supra
Honda-S2000
Filmin hatunu Devon Aoki
The Fast and the Furious: Tokyo Drift
Hızlı ve Öfkeli Tokyo Yarışı 2006
imdb59
* Tartışılmaz, serinin en kötü filmi.
* Yönetmen kadrajlarda rekor sayıda japon kızı bacağı kullanmıştır.
* İlk yarış odaklı serinin son filmidir. Bu filmden sonra, daha iyi sernayosu olan ve aksiyonu tatmin edici The Fast And The Furious serisi başlayacaktır. Tabi bunda Vin'in de devreye girmesinin önemi büyüktür.
Genede kolej piçi ile esas oğlan arasındaki diyalog fena değildi:Kız: Güzel araba.
Esas Oğlan: İşimi görüyor.
Kız: Ne işi, pizza mı dağıtıyorsun?
Esas Oğlan: Önemli olan araba değil, arabayı kullanan kişi.
Madara Oğlan: Hey! Benim kızımla mı konuşuyorsun?
Esas Oğlan: Oh, lanet olsun. İşte başlıyoruz. Evet. Sadece arabamı ne kadar beğendiğini söylüyordu.
Madara Oğlan: Arabammış. Büyük annemin Buick'i bile bu hurda teneke yığınına toz yutturur.
Esas Oğlan: (zengin piçi olduğunu vurgulamak için) Peki ya babacığının Viper'ı?
Madara Oğlan: Bu canavar 500 beygir gücünde ve Borla egzoz sistemine sahip. 0'dan 100'e 4.3 saniyede çıkıyor...
Esas Oğlan: Vay canına. Broşürünü okumayı becerebilmişsin.
Filmin Hatunu: Trula M. Marcu
SERİ'NİN DAHA AZ YARIŞ DAHA FAZLA AKSİYON SİNEMASINA YAKLAŞTIĞI İKİNCİ DÖNEMİ
Fast & Furious
The Fast And The Furious 4
imdb: 66
2009
Serinin tamamı bir araba yarışı oyunu olsaydı bu bölümün adı "Tünel" olurdu.
2 Fast 2 Furious'u benzer bir isim uygulaması yapılabilirmiş: "4 Fast 4 Furious"
Ama n'apmışlar birinci bölümdeki "The" ları traşlamışlar: Fast & Furious
Tokyo fiyaskosu sonrasında seriyi sevenler için tam bir dönüş olmuştur.
Seri bununla ilk filme tekrar yaklaşıyor, aksiyonkimliğine geri dönüyor ve hatta yarış konseptinden
biraz daha uzaklaşıyor. Klişe teması ile iyi bir seri daha yakalamayı başarıyor.
Dominic abimizin aşkı ve serinin ilk filminin vamp güzeli Letty Meksikalı bir uyuşturucu kaçakçısı tarafından öldürülmüştür.
Tıpkı ilk filmde olduğu gibi yakışıklı sarı Brian polik teşkilatına geri dönmüştür.
Dominic'in ülkeye geri dönmesi için Letty ile anlaşılmış, fakat mafyanın bunu çakozlaması ile Letty kurban gitmiştir.
Brian ve Dominic farklı amaçlarla aynı anda bu uyuşturucu mafyasının direksiyon ekibine aynı anda girmeye çalışırlar. Dominic'in Letty'nin ölmesinde polis teşkilatının da etkisi olduğunu bilmiyordur. Filmin gerilimi Dominic'in intikam ve Brian'ın tekrar teşkilata kendini ispatlayıp ispatlayamayacağı üzerine kurgulanmıştır. Spoiler'ın allahı olacak ama ikisi de tam manada başarılı olamazlar.
mafya babası: siz birbirinizi tanıyor musunuz?dominic: evet, kardeşimi bafilemişti...
mafya babası: şanslı adammışsın sarı...
brian: ne demek bu şimdi.
mafya babası: hala nefes alabiliyorsun...
Filmin en büyük saçmalığı, Tıpkı Kevin Costner abimizin "No Way Out" filmindeki gibi katilin kim olduğu verisi printer'dan çok yavaş bir şekilde çıkar. Ortalık tekno park mağazası gibi televizyon doluyken iki saatte bi çıktı veren printer ne alaka la, dedirtmiştir.
Süpriz son süpriz değil klişedir. klişe süpriz sondan sonra gene ilk filme saygı duruşunda bulunulmuş ve 5. filmin sinyalleri verilmiştir.
Filmin Hot Girl'leri Her ülkeden, her milletten, her inançtan toplamışlar gibiler.
Naureen Zaim
Becky O'Donohue
Adrienne McQueen
Fatma Hasan
********************************************************************************
Fast Five
Fast And Furious Five
Fast And Furious Rio Heist'da denilebilir.
imdb73
2011
* Film boyunca mantık hataları ard arda dizilse de seyir zevki git gide yükselen seri de trende uyulmuş, tren sahnesi ile heyecam başlamış lakin hiç durmamıştır.
- kasanın ağırlığı - kuvvet orantısızlığı
- kasa açmak için el okuma ekranında sağ el gerekirken, patronun sol el ile kıç yoklaması gibi gibi...
Film 4. bölümün sonunda yer alan Dominic'in kaçırılma sahnesi ile başlıyor. Bu sahne serinin ilk filmine bir gönderme aynı zamanda (Tır Soygunları)
Müthiş bir trenden araba çalma sahnesi ile devam ediyor.
Aksiyonun sürekli tırmandığı ve seriye heyecan katan sahneler hiç bitmiyor.
Filmin daha sonraki kısmı rio'nun varoşlarında ve çatılarında takip sahneleri ile dolu. Rio'nun çok iyi reklamı yapılırken, rio polisinin satın alınmasıyla ilgili bu kaçıncı Hollywood filmi dedirtiyor insana, Brezilya'lı yöneticiler plato kurulmadan önce acaba senaryoyu hiç mi okumuyorlar. Türk polisini bu kadar madara edecek bir filme ülkemizde izin verirler mi dedirtiyor insana. 
Filmin finali ise iki arabanın çektiği banka kasası ve yüzlerce polisin olduğu bir kovalamaca şeklinde
kurgulanmış.
= İtalian Job'a bir adımd daha yaklaşmıştır seri.
Ocean's Elevan ya da Ocean's serisinin herhangi bir filmi tadı vermiştir bu bölüm.
* Ekibi toparlıyoruz (serinin diğer filmleri de bu tandansta devame edecektir.)
Filmin Hatunu Gal Gabot
Ve Gal Gabot'un meşhur sahnesi:
*******************************************************************************

Furious 6
Fast And Furious 6
imdb72
2013
Trendi, maaliyetleri ve senaryosu gitgide artan serinin altıncısı.
Senaristlerin zıvana'dan çıktığı (hiç mi fizik okumadınız kardeşim) ve farkında olmadan onlarca saçma sapan diyalog ve abartılı aksiyon eklemelerine rağmen seyirciyi sinemaya artan bir grafikle çekmeyi başarmaktalar:Dizel arabadan buji çıkartan, havaalanında uçağın kilometrelerce pistte dümdüz ilerlediği onlarca mantıksız şey. Lakin heyecan zirvede gidiyor mu, evet hem de inanılma bir hızda (Faster and Faster).
* Bu filmin bir özelliği de uçan uçana, Moskova sirki akrobatları birbirlerini bu kadar kolay havada yakalayamazlar, o nasıl senkron öyle.
* Tank ve uçak olayına da girdiklerine göre, 9. bölüme kalmaz uzayda mekik yarıştırmaya başlarlar dedirtmiştir.
* Filmin en büyük handikapı, eğer sen diğer ekiplerden farklı isen (ki filmde bu bangır bangır verilmiş) bir önceki filmin hatunu Giselle ablamız olay sırasında ölmüş, hemen ardından o mangal partisi oldu mu şimdi. E, biz bir aileyiz duruşuna uydu mu?
* Malcolm X'in arabası esprileri güldürmüştür.
Filmdeki arabalar:
1967 Chevrolet camaro
1969 Dodge charger daytona
1970 Ford anvil mustang not
1970 Ford escort rs1600 mk1
1970 Plymouth barracuda
1971 Jensen interceptor
2012 Nissan skyline gt-r
2012 F1 custom ramp-car
2012 Lucra lc470

Furious 7
imdb79
2015
* Furious 7'yi izlemeden önce ilk 6 film hakkında en azından yukarıdaki özet kadar bilgi olması gerekiyor. Yoksa film imkansız ötesi aksiyon sahneleri dışında bir anlam ifade etmiyor.
* Filmin asıl izleyici kitlesi, elbette araba tutkunları ve bu insanlar genelde kendi de yapabildiklerini izlemek için bu seriyi izliyorlardı. 3.filmden itibaren daha fazla bir seyirci kitlesini sinemaya çekmek adına bu önemli özelliğini film yitirdi, artık uçurumdan yuvarlanan otobüsten uçarak kurtulan, helikopter ve tank'ı arabayla avlayan bir aksiyon filmi olmuştu.
Filmin Sloganı: Arabalar uçmaz Dom, Arabalar Uçmaz!
Filmin Özeti: Arabalar uçar...
* Kötü adam karakter tanıtımının (one man stand tadı) bu kadar kısa ve öz olduğu bir başka film hatırlamıyorum. Jasom Staham, kardeşinin hastane ziyaretinde ortalığın gereken yerine koymuş, o dağılmış plato'dan "yeminimi bozdum uleyn" diyerek uzaklaşmaya başlıdığı kısa öz bir tanıtım.Uzaklaşırken, bir ingiliz olduğunu vurguladığı seriye yeni katılan bir araba ile kendini gösterdi tabi ki, Aston Martin db9
* Jasom Staham bundan sonra tıpkı Blues Brothers'ta Belushi'yi öldürmek isteyen abla gibi Dom ve Ekibi neredeyse ortaya çıkıp işlerine çomak soktu. İntikamının peşini hiç bırakmaması yer yer güldürdü.
* Daha önce uçaktan arabalar atladı, paraşütler açıldı, hatta gene böyle saçmalamanın zirvede olduğu A Takımı'nın sinema filminde tankla falan atlamışlardı. Gene de paraşütle yola inen arabalar ve sonrasındaki aksiyon görmeye değer güzellikte.
* Dubai'de de mayolu ablaların göt - meme - meme göt şeklinde sıraya dizildiğini seri kadrajlarla gösteren filmde, dünyanın her coğrafyasında ve inancında zenginlerin ve araba tutkunlarının yaşamlarının bir olduğuna gönderme yapılmış gibiydi.
* Filmin tabi ki en uçuk sahnesi burada gerçekleşti. Gökdelenler arası ferrari uçuşu.

* Bu filmde tüm seride olduğu gibi klişe konular, klişe ana tema, klişe diyaloglar ve klişe finali olan sadece tüm aksiyonun yoğunluklu olarak araba tandansı üzerine oturtulduğu bir gişe çalışması. Son zamanlarda moda olmuş b-tibi aksiyon sinemasında star olması gereken tüm sektör starlarını toplamayı başardı.
= Bruce Willes'in starları aksiyon filminde toparladığı Red serisi
Stallone'nin starları aksiyon filminde toparladığı Expentables serisi
Matt Damon'un starları aksiyon filmlerde toparladığı Ocean serisi gibi...
Yalnız Fast And Furious serisi daha çok b - tipi aksiyon starların bu klasmana çıktıkları film oldu.
Expentables'te bence öyle ya, neyse.
Bu filme de Kurt Russell üstadımız eklenir. (Bay Hiçkimse lakabıyla, peh peh peh)
* Filmin palyaçosu (daha önceki serilerde de böyleydi) Tyrese Gibson arada o kadar curcuna içersinde basit esprileri ile güldürmeyi başarmıştır:
Bu sefer operasyonu ben yürütücem
(Tanrının gözü denilen tüm mafyanın peşinde koştuğu dijital alet açıldığında) Bi maillerime bakabilir miyim? Ya da hacker hatun üzerinden çevirdikleri geyikler.
* Bu arada baş örtülü ablalar, dayak yemiştir otel odasında, bu da bu filmi muhafazakar yapımıza ters bir film yapmıştır maalesef.Filmin Hatunu: Nathalie Emmanuel
(Games Of Thrones'tan tanıdığımız)
Filmde gördüğümüz güzeller:
- ağır spoiler -
Filmimiz her şeyin başladığı yere geri döner. Finalde ekibimiz, tüm kötü adamları kendi bildikleri caddelere ve sokaklara çekerler. Burada uzun takip sahneleri ve birebir çatışmalar, dövüşler yaşanır.
Tüm ekibin uzun bir süredir birbirne bağlı olduğunu anlatan, hepsinin kalbinin attığı yerde - bir kalp atışı bile durmaz mesajı verilerek aksiyondaki gerilim mutlu sona bağlanır.
Filmin iyi bir senarist ekibinden çıktığını anladığımız bir sahne ile de son bulur:
Paul ile Dom'un yollarının ayrıldığı sahnedeki sembolik anlatım ile.
ve S O N
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















.jpg)




















