An American in Paris - Paris'te bir Amerikalı
1951
imdb72
Ölmeden Önce izlenmesi gereken 1001 film arasında
En iyi film dahil 6 dalda oscar almış.
* Eğlenceli bir film.
* Bir şehir ve aşk hikayesi.
* Arka planda çizilmiş olan şehir portleri stüdyoda çekilmesine rağmen büyük estetik katmış filme...
* Kemer yok bu elbiseyi ne tutuyor
- Tevazu ...
* Forget Paris sinema tarihinin en iyi 10 romantik komedisi arasındadır.
Bu filmde çok güzel bir espri var An American in Paris filmine gönderme yapan:
- Burası orası... O filmin meşhur dans sahnesinin olduğu plato...
- General Patton mı?
- General Patton!... Hayır An American in Paris...
(arada şarkısını ve dansını yapmasına rağmen kadının General Patton demesi çok komik)
1001 film kitabı (ilk 500) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1001 film kitabı (ilk 500) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A Streetcar Named Desire - İhtiras Tranvayı
A Streetcar Named Desire - İhtiras Tranvayı
1951
imdb80
Ölmeden Önce izlenmesi gereken 1001 film
Eski Top 250 filmi - Empire 500 filmi
All time the best 100 film arasında
NTV en iyi 555 film listesinde
Vivien Leigh en iyi kadın rol ile bir çok ödül almış.
En iyi film oscarını almış.
Hemşerim Kayserili Elia Kazan'ın tiyatrodan sinemaya aktardığı eserde, bir kokoş'un annesinden kalan evini kaybedip evli olan kızkardeşinin evine gelmesi, kızkardeşinin de yontulmamış meşe odunu eşi ile yaşamaya çalışmasını anlatmaktadır.
Bir tiyatro oyunu uyarlaması olduğu için ağdalı lafların uzun tiradların olduğu bir film İhtiras Tranvayı... En meşhur tiradını da Vivien Leigh atar kız kardeşine:
doğru yollanan ölüler alayı benim gözlerimin önünden geçti. Babam, annem, Margaret, birbiri
ardına o korkunç yola düştüler. Tanrı öylesini göstermesin kimseye. Tabut bulmak bile
mesele oldu. Neredeyse, çöp gibi yakmak gerekiyordu onları. Sen tam cenaze törenine
yetiştin, Stella. Ölüme göre cenaze töreni ne güzel şey. Cenaze törenleri sessizlik içinde geçer.
Ama ölüm öyle mi? Ben onların, kimi boğuk boğuk hırıltılar halinde, kimi sayıklama gibi,
bazen “Bırakma beni!” diye haykıran iniltilerini, can çekişmelerini kulaklarımla duydum.
Hayatta tatmadık zevk koymamış doksanlık yaşlılar bile son nefeslerinde “Beni bırakma!”
diye bağırırlar. Onları gitmekten alıkoymak elindeymiş gibi. Ama cenaze törenleri renk renk
çiçekler arasında sessiz geçti. Tabutlar debdebeli idi. Başuçlarında bulunup da onların
“Bırakma beni!” diye haykırmalarını duymadıkça, geçirilen ölüm ve kalım didişmesini nasıl
anlayacaksın? Senin rüyalarına bile girmeyen bu sahneleri ben gözlerimle gördüm. Şimdi
karşıma geçip bana, “Evi barkı yitirdin!” diye çıkışmak kolaydır. Bütün o hastalıkların,
ölümlerin masrafları nereden çıktı sanıyorsun? Ölüm ucuza mal olmuyor, Bayan Stella!
Margaret’in hemen arkasından Jessie’nin hastalık ve ölüm masrafları, sonra ötekiler. Azrail
çadırını eşiğimize kurmuştu. Belle Reve’i karargâh seçti kendine. İşte Stella, Belle Reve böyle
çıktı elimizden. Gidenlerin hangisi servet bıraktı? Geçtik servetten, bir kuruş bırakan oldu
mu? Yalnız zavallı Jessie… kalan yüz doları ancak tabut masrafını karşıladı. Bu ağır külfetin
karşısında benim küçücük aylığımdan gayri ne vardı? Şimdi beni kınıyorsun. Geçip karşıma,
çiftliği elden çıkarmışım gibi şüpheli şüpheli bakıyorsun. Peki, bütün bunlar olup biterken sen
nerelerde idin? Yatakta değil mi? Sevgili Polağınla...
Bu oyunda ışık kullanımı ders niteliğindedir. Evli kızkardeşe canlı ve parlak bir ışık verilir. Dul psikolojik sorunları olan ablaya ise silik ve sönük ışıklar vurulur...
Tennessee Williams oyunun adını "Poker Oyunu" koymak istemiş. Oyunu yazarken kız kardeşlere doğru kaydırınca gerilimi farklı bir ambians oluşmuş ve Arzu Tranvayı olmasına karar vermiş. Gene de oyun kız kardeşler ve bir erkek arasında tam bir poker oyunu olmasıyla pek de ilk planlamasından uzağa düşmemiş.
Etiketler:
1001 film kitabı (ilk 500),
1951,
imdb 250 - empire 500
Sunset Blvd.
Sunset Blvd. - Sunset Boulevard
imdb:85
Top250 film
Ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film
BKNZ
1950
* Bir Hollywood eleştirisi
* Ölmüş bir kişinin ağzından hikayeyi dinlemek.
Bu konuda bir başka meşhur film American Beauty
Orhan Pamuk'un "Benim adım Kırmızı"
* Filmden anlıyoruz ki eskiden eczanelerde sigara satılıyormuş. Ve başrol oyuncumuz Türk sigarası istiyor. Abdulla diye bir türk tütününden yapılma sigara satılıyormuş o dönem bir de bunu öğrenmiş oluyoruz filmden.
* Film eski bir yıldızın tekrar sahneye dönmek için verdiği mücadeleyi anlatır. Aynı zamanda Hollywood'da dönen entrikaların bir yansımasıdır. Başında havuzda ölü olarak gördüğümüz kişi ise keşfedilmemiş belkide yeteneksiz bir senaristtir. Eski star onu sevgilisi yapar.
- Sen büyük starsın. Eskiden sessiz filmlerdeydin. Eskiden çok büyüktürn...
- Ben hala büyüğüm... Asıl küçülen filmler!
* İçinde charlie chaplin taklidi olan bir film.
Breakfast At Tiffany's
Breakfast At Tiffany's
1961
imdb78
* İki Seks Kölesinin "Tutunamayanlar" tadında hikayesi.
* Sinema Tarihinin en overrated filmleri arasındadır.
* Filmin şarkısı unutulmaz film müzikleri arasında yerini almıştır. Moon River:
Kezban Filmi:
Mottosu: "Bir erkek salt güzel olduğu için bir kadın ile evleniyor ise
Bir kadın da salt parası için bir erkek ile evlenebilir"
* "Moda ve Sinema" tarihinin ise baş yapıtı - Sinema tarihinin ise boş yapıtıdır.
Moda'ya damga vuran 25 film: http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2010/04/times-gazetesinin-modaya-damga-vuran-25.html
* Romantik komediler arasında ilk 100'e bile girmemesi gerekir.
* Bu sinema klasiğini ilk defa izledim. Yahu nasıl kötü bir filmiş. Sık sık çalan şarkısı hatrına (güzel bir eser gerçekten) sonuna kadar bakayım dedim işkence oldu. 70 öncesine ait en şişirilmiş balon film diyebilirim. 4 tane hatun kişisi kıyafetlere tav olmuştur, bir de dönemin sinema severleri prensesler gibi yaşayan Audrey Hepburn'ü çok af edersiniz orospuyu oynadığı için köşelerinde yere göğe koyamamışlardır, o kadar. Sonuç bir elmas mağazasının adını tüm dünyaya ezberletmişler. Filmin devirdiği tabu'da ana karakterin jigolo olmasıdır, başka da bir nane yok.
(bu filmi döneminde erkek seyirciler açısından yukarılarda tutan Audrey Hepburn'ün ha verdi ha verecek frikik sahneleri değilse ben de bir şey bilmiyorum
* Audey Hepburn'ün bir orospuyu oynamasının merakıyla sinemaya doluşan hayranlarının ha orasını gösterecek ha burasını gösterecek düşüncesiyle giden onun bu iki boyutlu yaşantısına aşık ergenlerin raiting olarak yükselttiği bir filmdir. Filmin gereksiz bir elmas mağazası reklamı yaptığını da belirtmeden edemeyeceğim.
* Sinema tarihinin ilk Jigolo konusunun işlendiği film olması da bu kadar başarılı olmasında etkili olmuş olabilir.
* Yönetmen Pembe Panter serisinin dahi yönetmeni Blace Edwards.* Eksi Sözlükte sadece iki kişinin en sevdiği 10 film listesine girebilmiştir:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2011/04/eksi-sozluk-en-film-seckisi_26.html
* Maalesef ölmeden önce izlenmesi gerekn 1001 film listesindedir:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2010/07/en-erotik-sahne-mrskin-82-numara_03.html
* Maalesef Empire TOP 500 listesindedir.
" Rujumu sürmeden böyle şeyleri okuyamıyorum"
* Filmin tek palyaçosu, Gürültülü partilere ve yağmura aman demeyen kedidir. Hatta filmin en iyi oyuncusu olduğunu da iddia edebilirim.Filmin kötü palyaçosu ise üst kattaki japon komşudur.
* Minority Report filminde hem müzik, hem yağmur ile Alışveriş Merkezi sahnesinde bu filme gönderme yapılmıştır.
Filmin Hatunu ve hatta her şeyi: Audrey Hepburn
Filmin Final Sahnesindeki diyaloglar iç burkar:
- Holly, seni seviyorum.
- Ne olmuş yani?
- Ne mi olmuş? Daha ne olsun? Seni seviyorum. Sen bana aitsin.
- Hayır. İnsanlar insanlara ait olmaz.
- Elbette olurlar.
- Beni kimse kafese koyamaz.
- Ben seni kafese koymak istemiyorum. Seni sevmek istiyorum!
- Aynı şey.
- Hayır, değil! Holly!
- Ben Holly değilim. Lula Mae de değilim. Kim olduğumu bilmiyorum! Şu kedi gibi, isimsiz bir zavallıyım. Kimseye ait değiliz, Kimse de bize ait değil.
...............
Senin sorunun ne biliyor musun, Bayan her kimsen? Sen korkaksın. Cesaretin yok. Hayatı olduğu gibi kabul etmekten bile korkuyorsun. İnsanlar aşık olur. İnsanlar birbirine ait olur çünkü gerçekten mutlu olabilmenin tek yolu budur. Kendine özgür ruhlu, vahşi şey diyorsun. Ve birisi seni kafese kapatacak diye korkuyorsun. Bebeğim sen zaten kafestesin. Kendi kendini kafese kapatmışsın. Ve o kafes Tulip'in batısı, Teksas ve Somali'nin doğusuyla da sınırlı değil. Nereye gidersen git seninle.
S O N F İ N E N D
Etiketler:
* boşyapıt,
1001 film kitabı (ilk 500),
15en iyi 25 moda filmi,
1961
The Big Sleep
The Big Sleepimdb81 1946
Top250 Film
Ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film
Film Noir - Kara Film
* Film noir- kara film sevenler hele Bogart'ın kara filmlerini sevenler için kaçırılmaması gereken bir baş yapıt.
Festival Linki: http://film.iksv.org/tr/film/3068
Filmde çok hoşuma giden ve başlangıçta daha beni ekran karşısını kitleyen bir bölüm var.
General tarafından çağrılır dedektifimiz. Dedektif,
dürüst, çalışkan, karizmatik, ve çok zekidir. General şantaj yediği ve şantaj parasını vermek istemediği için çağırmıştır Dedektifi. Küçük kızının çıplak fotoğraflarını çekmişlerdir. Daha önce bu tür aile işlerini içki kaçakçısı bir irlandalı albay aracalığı ile yürüten general, albay'ın ortalıklardan yok olması sonucu yeni bir dedektif arayışına girişmiş, polis teşkilatından bir komser'in (ki Bogart'ın o da dostudur) tavsiyesi ile Philip Marlowe (yani Bogart) ile anlaşmıştır.
Bogart abimizi başlangıçtaki bu sahneden sonra Hollywood Halk Kütüphanesinde görürüz. Kitap okumayacak kadar avam olan, içki ve karı kız muhabbeti bu kadar sağlam bir ağır abinin kütüphanede ne işi var diye düşünür seyirci. Sonra (fular takıp) bir kitap evine gider:
A.G.Geiger Nadir Kitaplar - Lüks Baskılar yazmaktadır tabelada.
Film boyunca tüm hatunların sarkmaktan kendini alamadıkları abimize güzel hatun kişisi sorar:
- Yardımcı olabilir miyim?- Sizde Ben Hur, 1860 var mıdır?
- İlk baskılarla ilgilenecek birine benzemiyorsunuz.
- Sarışınlar ve şişelerle de ilgilenirim. Ben Hur, 1860 var mı?
- Bir ilk baskı mı?
- Hayır, hayır, üçüncü, üçüncü!
- 1 16. sayfasında tertip hatası olan.
- Korkarım yok.
- Peki ya Chevalier Audubon, 1840, tam set?
- Şu anda yok.
- Kitap satıyor musunuz?
- Bunlar neye benziyor? Greypfurta mı?
- Kitaba benziyorlar. Bay Geiger'ı görsem iyi olur.
- Şu anda burada değil.
- Çok yazık çünkü...
- Bay Geiger burada değil, dedim!
- Sizi duydum. Bağırmanız gerekmiyor.
Bunun üzerine üstat karşıdaki kitabevine gider. Aynı soruları oradaki güzel hatuna sorar. Hatun kişisi saçmalık, bu söylediğiniz tarihler yanlış der. Bogart abimiz "ama sizin karşınızdaki kitap evi bunları bilmiyor" der. Aslında orası bir kitapevi şeklinde Paravan olarak kullanılan Amerika'da yeni yeni ortaya çıkan çıklak kadın dergilerinin basıldığı ve satıldığı bir yerdir. Raymond Chandler'in aynı adlı romanından uyarlanan filmde, diyaloglar birebir kullanılmasına rağmen kitapta uzun uzun anlatılan yozlaşma eleştirisi burada kesilmiş daha da detaylandırılmamış, polisiye öyküye yoğunlaşılmıştır.
Hele hele o cool laf çakmalar yok mu?- Şansını zorluyorsun dedektif
- Paramı böyle kazanıyorum
ya da
- Bu çocuğu sütten kesin, büyümüş...
güzel kadın taksici
- beni her zaman arayabilirsin (kartını veriyor)
- gündüz mü gece mi? (yani hangi zamanlarda taksi olarak seni arayım da ima ediyor)
- tabi ki gece, gündüzleri çalışıyorum.
eksi sözlükte bu kadınlarla yaptığı manevraları çok güzel özetlemiş bir suser:
The Big Sleep’te Humphrey Bogart, çevresinde birçok çekici, erotik ve seksi kadın bulunmasına karşılık, görev aşkıyla yanıyormuşcasına hepsine teğet geçer. kadınların cazibesine genel bir karşı koyuş söz konusudur. Oral dönem’de takılmış (fixation) izlenimi veren, parmağını emen genç kadın Carmen Sternwood (Martha Vickers) en başta olmak üzere, bogart’ın karşılaştığı bütün kadınlar tek tek çemberin dışına çıkarılırlar. bütün bunlar hollywood ölçülerinde en bilindik manevralardır. Çünkü Nihai Telos, Bogart’ı Lauren Bacall ile buluşturmak, Bir araya getirmektir. (Lauren Bacall, Femme Fatale figürü kimliğinde sunulsa bile düz anlamıyla asla ölümcül bir karakter olmamıştır. onu jane greer, ava gardner, barbara
stanwyck ve lizabeth scott’tan ayırt etmek gerekir) gece kulüplerinde, şık ve pahalı malikânelerde karşısına çıkan seksi kadınları geride bırakan bogart, eni sonu kendini bacall’ın kollarına bırakır. bacall, kimi kez erkeğinin aklını çelmeye çalışır, bazen onu yanlış yönlendirir; ama sonuç olarak bogart, öyküdeki bütün kadınların güvenini kazanır; o hep biraz tanıdık gelen cesareti sayesinde. izole yaşadığında, cool takıldığında, alaycı tavrını takındığında, umursamaz havalara girdiğinde bile meydanı boş bırakmayan biridir bogart.Filmi Film Noir hayranları ile birlikte 35 mm izleme şansını kaçırdığım bu baş yapıtı ikinci defa ev konforunda izledim, festival hatırına. Gerçekten muhteşem bir film.
Paths Of Glory
Path Of Glory 1957
imdb85Top250 Film
Ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film arasında
NTV 555 film listesinde
Film Eleştirmenlerinin seçtiği
Entel Dantel 100 film listesinde
- Baş Yapıt -
Uzun zamandır izlemek istediğim, bir kaç kere başlayıp sonra vaz geçtiğim, izledikten sonra hayıflandığım bir baş yapıtı sonunda izleme şerefine eriştim.
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi mahkeme filmlerinden
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi savaş karşıtı filmlerinden
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi anti vatanseverlik filmi
Olay Fransa'da geçiyor, Karakterler Fransız - Film İngilizce. Filmin en büyük kusuru bu.
= Filmde esir Alman Kadının Almanca söylediği şarkı iki kültüre ait bir ağıt havası yaratılmış:
Önce kadının aç aç yapacağını sanan Fransız askerlerde duygulanıp eşlik etmeye başladılar çünkü şarkıya, bu bana Salkım Hanımın Taneleri Filminde Türkçe Sarı Gelin türküsünü söyleyen erin yanında, tren işçisi olarak çalıştırılan Ermeni mahkumlarında türkünün orjinali Sari Gyalin'i söylemelerine benzettim.
= Dr Strangelove - Full Metal Jacket filmlerinde olduğu gibi Kubrick burada da sayko bir üst rütbelinin, askerlere ve insanlığa saçtığı zararlar dile getirmiş. Bu filmde bir Fransız General sırf terfi ve prestij için Almanların çok iyi korudukları ant tepesine tam anlamıyla intihar saldırısı emri vermiştir ve bu emre bazı Fransız askerler karşı gelerek cepheden çıkmamışlardır...
wikipedia'da filmin sansür geçmişi çok güzel yazılmış:
"Film ilk olarak Ocak 1958’de gösterime girdi. Gösterildiği Almanya, Münih ve ABD, Los Angeles’da gişe hasılatı olarak başarılı oldu. Film Kubrick’e çok büyük şöhret kazandırdı.
Filmin Avrupa’da gösterimi tartışmalı olmuştur. Orduda görevde bulunan ve emekli askerler Fransız askerlerinin filmde gösteriliş şeklini protesto etmişlerdir. Film Fransa’da yasaklanmamış ancak filmin Avrupa’da dağıtımını üstlenen United Artists firmasına filmi dağıtmaması için yoğun baskı yapılmıştır. Bunun sonucunda film Fransa’da ilk kez 1975 yılında gösterilebilmiştir. Film yayınlandıktan sonra iki yıl boyunca Almanya’da yasaklanmıştır. Film İspanya’da da Francisco Franco yönetimince savaş karşıtı olduğu için yasaklanmış ve ancak 1986 yılında gösterilebilmiştir.
Türkiye'de film ilk kez 1969 yılında TRT’de gösterilmiş, filmde Albay Dax’ın saldırıyı miliyetçilik yaparak savunan General Mireau’ya söylediği Milliyetçilik alçakların son sığınağıdır sözü nedeniyle filmin gösterilmesi için öneri veren, dublajını yapan personel dahil olmak üzere filmin yayına hazırlanmasında görev alan personel hakkında savcılık soruşturması açılmış ancak filmin gösterimi engellenememiştir.
Uygulanan bu sansürlerin etkisiyle film eleştirmenler tarafından yönetmenin en önemli eserlerinden birisi olarak değerlendirilse de önemli hiçbir ödül almamıştır."
-spoiler-
Film "Onur" ile "Savaş" arasında sıkışmış bir subayın hikayesi,
Filmde çok çok iyi bir subay olan Albay, gözetleme mangasının komutanı çavuş'u orada yediği halttan ötürü ölüme gönderdiği askerinin idamını kendi gözleri ile görmesi için idam mangasının da başına yerleştiriyor. Bu yapılabilecek en büyük vicdan cezası o askere....
imdb85Top250 Film
Ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film arasında
NTV 555 film listesinde
Film Eleştirmenlerinin seçtiği
Entel Dantel 100 film listesinde
- Baş Yapıt -
Uzun zamandır izlemek istediğim, bir kaç kere başlayıp sonra vaz geçtiğim, izledikten sonra hayıflandığım bir baş yapıtı sonunda izleme şerefine eriştim.
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi mahkeme filmlerinden
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi savaş karşıtı filmlerinden
Paths Of Glory Sinema Tarihinin en iyi anti vatanseverlik filmi
Olay Fransa'da geçiyor, Karakterler Fransız - Film İngilizce. Filmin en büyük kusuru bu.
= Filmde esir Alman Kadının Almanca söylediği şarkı iki kültüre ait bir ağıt havası yaratılmış:
Önce kadının aç aç yapacağını sanan Fransız askerlerde duygulanıp eşlik etmeye başladılar çünkü şarkıya, bu bana Salkım Hanımın Taneleri Filminde Türkçe Sarı Gelin türküsünü söyleyen erin yanında, tren işçisi olarak çalıştırılan Ermeni mahkumlarında türkünün orjinali Sari Gyalin'i söylemelerine benzettim.
= Dr Strangelove - Full Metal Jacket filmlerinde olduğu gibi Kubrick burada da sayko bir üst rütbelinin, askerlere ve insanlığa saçtığı zararlar dile getirmiş. Bu filmde bir Fransız General sırf terfi ve prestij için Almanların çok iyi korudukları ant tepesine tam anlamıyla intihar saldırısı emri vermiştir ve bu emre bazı Fransız askerler karşı gelerek cepheden çıkmamışlardır...
wikipedia'da filmin sansür geçmişi çok güzel yazılmış:
"Film ilk olarak Ocak 1958’de gösterime girdi. Gösterildiği Almanya, Münih ve ABD, Los Angeles’da gişe hasılatı olarak başarılı oldu. Film Kubrick’e çok büyük şöhret kazandırdı.
Filmin Avrupa’da gösterimi tartışmalı olmuştur. Orduda görevde bulunan ve emekli askerler Fransız askerlerinin filmde gösteriliş şeklini protesto etmişlerdir. Film Fransa’da yasaklanmamış ancak filmin Avrupa’da dağıtımını üstlenen United Artists firmasına filmi dağıtmaması için yoğun baskı yapılmıştır. Bunun sonucunda film Fransa’da ilk kez 1975 yılında gösterilebilmiştir. Film yayınlandıktan sonra iki yıl boyunca Almanya’da yasaklanmıştır. Film İspanya’da da Francisco Franco yönetimince savaş karşıtı olduğu için yasaklanmış ve ancak 1986 yılında gösterilebilmiştir.
Türkiye'de film ilk kez 1969 yılında TRT’de gösterilmiş, filmde Albay Dax’ın saldırıyı miliyetçilik yaparak savunan General Mireau’ya söylediği Milliyetçilik alçakların son sığınağıdır sözü nedeniyle filmin gösterilmesi için öneri veren, dublajını yapan personel dahil olmak üzere filmin yayına hazırlanmasında görev alan personel hakkında savcılık soruşturması açılmış ancak filmin gösterimi engellenememiştir.
Uygulanan bu sansürlerin etkisiyle film eleştirmenler tarafından yönetmenin en önemli eserlerinden birisi olarak değerlendirilse de önemli hiçbir ödül almamıştır."
-spoiler-
Film "Onur" ile "Savaş" arasında sıkışmış bir subayın hikayesi,
Filmde çok çok iyi bir subay olan Albay, gözetleme mangasının komutanı çavuş'u orada yediği halttan ötürü ölüme gönderdiği askerinin idamını kendi gözleri ile görmesi için idam mangasının da başına yerleştiriyor. Bu yapılabilecek en büyük vicdan cezası o askere....
Etiketler:
* başyapıt,
1001 film kitabı (ilk 500),
10Ntv 555film,
1957
La jetée (1962)

La jetée 1962 fr 30'
imdb83 (10bin)
* iyiki yapılmış bu filmden yola çıkılarak 12 maymun gibi bir şaheser yaratılmış...
* Tam fotografik sinema... (reha erdem, nuri bilge ceylan falan görünce çok sevinmişlerdir)
* Ama bu günümüz sineması bakış açısıyla berbat...

* Sadece avangart bir değeri olduğunu düşünüyorum...
* zafer takının yıkık görüntüsü etkil
eyiciydi...
Etiketler:
1001 film kitabı (ilk 500),
1962,
36 avangart yapımlar
en sevdiğim 100 hollywood filmi (spagetti westernler)
The Good, The Bad, The UglyIl buono, il brutto, il cattivo
iyi kötü çirkin 1966
imdb90
75bin 50bin 25bin
top250films
z975090250
1001 film kitabında var (ilk 500)
Per qualche dollaro in più

For a Few Dollars More
Bir kaç dolar için 1965
imdb83
10 bin 10bin 15bin
top250films
z910080150
C'era una
volta il West
Giù la testa
A Fistful of Dynamite
Bir avuç dinamit 1971
imdb77 (2500 2500 2500)
z802575025
diğerlerine nazaran biraz daha bilinmeyen ve reytingi düşük bir
sergio leone spagetti westerni... Ama en az ötekiler kadar iyi bir mizaha sahip bence...
Per un pugno di dolla
ri1964A Fistful of Dollars
bir avuç dolar için
imdb80
10bin 10bin 15bin
z910080150
Akira Kurusawa'nın seven samurai sinin
1960'da The Magnificent Seven olarak çekilmesinden sonra
bir başka samurai filminin "Yojimbo"
hollywood'a aktarılmasıdır bu film...
Bruce Willes'de bu temayı chicago tipi bir mafya filmine adapte etmiştir...
Sergio Leone iyi ki bu temayı çekmiş, spagetti western için bir miyad olmuş
bir avuç dolar için
imdb80
10bin 10bin 15bin
z910080150
Akira Kurusawa'nın seven samurai sinin
1960'da The Magnificent Seven olarak çekilmesinden sonra
bir başka samurai filminin "Yojimbo"
hollywood'a aktarılmasıdır bu film...
Bruce Willes'de bu temayı chicago tipi bir mafya filmine adapte etmiştir...
Sergio Leone iyi ki bu temayı çekmiş, spagetti western için bir miyad olmuş
12 Angry Men (1957)
ry Man 195712 Öfkeli Adam
imdb:88
(25 000 20 000 15 000)
z925085150
top250films
1001 film kitabında var (ilk 500)
Yedinci Sanatın Mührü

Det sjunde inseglet 1957
Yedinci Mühür
Seventh Seal
imdb:84 35bin
top250 films
1001 film kitabında var (ilk 500)
Film bir şövalye'nin ölümle oynadığı satranç oyununu anlatıyor...
Şövalye ve Azrail arasındaki diyalog:
Sen kimsin?
Ben Ölüm'üm.
Benim için mi geldin?
Çok uzun süredir senin tarafındaydım.
Biliyorum.
Hazır mısın?
Bedenim korkuyor, ama ben korkmuyorum... Bekle biraz.
Herkes aynı şeyi söyler. Ama ben asla durmam.
Satranç oynarsın, değil mi?

Nereden biliyorsun?
Tablolarda görmüştüm.
Evet, oldukça iyi oynarım.
Benden iyi olamazsın ama.
Neden benimle satranç oynamak istiyorsun?
Bu beni ilgilendirir.
Haklısın.
Sana karşı dayandığım sürece hayatta kalırım.
Eğer kazanırsam, beni rahat bırakırsın.
Siyahlar senin!
Duruma uygun oldu bu.
Bu sırada sürekli tanrıyı sorgular:
Tanrı bizi yukardan izler ama şeytan bizi yeryüzünde bulur...
* kıza şeytanı sorduğu an çok enteresan... Kız ruhunu şeytana sattığı için işkence edilmektedir...
Etrafına kan ve safra dolu pis bir koku atılır şeytan onun dışına çıkmasın diye... Şövalye ona şeytanı sorar... Tanrı yalnız şeytan bilebilir der... Kız daha sonra korku dolu gözlerle yakılacaktır...
İnsanın duyularıyla tanrıyı kavraması o kadar imkansız mı?
O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklansın ki?
Kendimize inancımız yoksa başkasına nasıl inanç duyabiliriz?
Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlara ne olacak?
Ya inanmayan inanamayanlar?
İçimdeki tanrıyı neden öldüremiyorum?
Onu kalbimden atmak istememe rağmen neden alçaltıcı ve acı verici şekilde içimde yaşamaya devam ediyor?
Neden her şeye rağmen bu gerçeklikten kurtulamıyorum?
= Bir Ingmar Bergman hayranı olan Woody Allen da bir oyununda, ölümle poker oynayan bir adamı yazmıştı... Göndermeyi absürt mizahla süslemiş ve beni çok güldürmüştü...

Film bir varoluş filmiyse en çok Şövalye'nin silahtarı Gunnar Björnstrand 'ın canlandırdığı Jöns karakterinin sözlerine dikkat etmek gerekir... Filmde özdeşlebileceğin, doğru hareketler yapan ama bir yandan da zevk içinde hareket eden en doğru adam... ve hatta acaip de Cool... Bogard gibi hayran bıraktıracak cinsten bir oyunculuk sergilenmiş... MEsela yandaki kötü adamdan (dindar ama mezar hırsızı bir papaz), bu güzel hatunu kurtarıyor... O adamı bir daha kötülük yaparsan seni deşerim diyor... Sonra adamı faça atıyor... Adam veba olduğunda ona hiç acımıyor... falan falan
jöns: neyi temsil edecek bu?
ressam: ölüm dansını.

jöns: peki şu ölüm mü?
ressam: evet, o hepsiyle dansederek alır götürür.
jöns: niye böyle saçma sapan şeyler resmediyorsun?
ressam: insanlara bir gün öleceklerini hatırlatmağa yarar diye düşündüm.
jöns: bu onları daha mutlu kılmaz ki.
ressam: ne diye insanları hep mutlu kılmalı? onları arasıra korkutmak hiç de fena fikir sayılmaz.
jöns: o zaman gözlerini yumar, senin resmine bakmaktan kaçınırlar.
ressaam: yo yo, bakarlar. kuru kafa, çıplak bir kadından hemen hemen daha ilginçtir.
jöns: sen onları korkutursan…
ressam: düşünürler.
jöns: düşününce de…
ressam: daha da çok korkarlar.
jöns: o zaman da papazların eline düşerler.
ressam:o beni ilgilendirmez.
Jöns karakteri, şövalyesine sürekli ölmekte olan insanların gözlerindeki hiçliği ve yolculuklarını karanlığa yaptıklarını anlatıyor...
Filmdeki yedinci mühür meselesi, incildeki kıyameti anlatan kısımdan geliyor:
Demirciile Jöns'ün ilk karşılaştıkları sahne:
- Ben Plog, demirci, sen de yardımcı Jöns'sün.
- Olabilir.
- Karımı gördün mü?
- Hayır, ama görseydim ve sana benzeseydi çabuk unutmaya çalışırdım.
Filmin en komik diyaloğu, Jöns'ün, Demirci'yi teskin ettiği sahne...
Demirci'nin eşi oyuncuya kaçar ve Demirci barda onun arkasından ağlamaklıdır...
Feministlerin isyan edebileceği kadar uzun "kadın dırdırı" üzerine bir hiciv yapar...
Aynı şeyi bir de Demirci ile Karısı arasında, oyuncu ile onları bastıkları andaki atışmada yapar...
Kadının kıvırışını ve o an klişe neler söylediğini kadından önce söyler:
Dırdıra dair: Jöns ve Demirci arasında
- Hala mesele karın mı?
- Evet, onu bulamadım.
- Kadınların varlığı da yokluğu da cehennem. En iyisi onları öldürmek. Hep dırdır...
Bundan sonrasını karşılıklı atışıyorlar... Kadın dırdırına örnekler veriyorlar...
"Bebekler altını ıslatıyor"
"Kayın valide cadalozun teki..."
"Göz yaşları ve iniltiler..."
"Neden beni öpmüyorsun?"
"Neden şarkı söylemiyorsun?"
"Beni artık sevmiyorsun!"
"Yeni elbisemi görmedin!"
"Hep horluyorsun!"
Sayko musun oolm sen ya!

Psycho 1960
imdb87 (50bin 50bin 25bin)
z950085250
imdbtop250/22
1001 film kitabında var (ilk 500)
* Soğuk kanlı mazbut katil tipi filmleri...

* Filmin ilk gerilimi patronundan para çalan esas kızımızın vicdani keman gıcırtısı iç sesleri ve iri güneş gözlüklü yakın takipte arkasından gelen polis üzerine... yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur kendisi yani...
-eksi- de filmi iyi özerlemişler
* Dellenen bir kadın kişi, batronunun parasını çalıp yeni bi hayata doğru yol alırken,
Yolun kenarındaki bi motelde geceyi geçirmeye niyetlenir.
Aha şimdi zçmıştır işte.
Bates motel'in genç, diri
ve yakışıklı sahibi Norman Bates, filme psycho isminin layık görülmesini sağlayabilecek kadar sıyırmış bi insandır,hayır suratına baksan, "efendi, mazlum, utangaç, süt gibi çocuk" de
rsin, katiller belli etmez zaten.Bi dolu filme esin kaynağı olmuş bu filmin, banyo'da ki "gölgeli, atılım sahnesi", karalık çekimleri, içerdiği öğeler beyinlere kazınmıştır.
* Duştaki sahne 8 gün sürmüş... Dönemine göre epey bir fora sahne...
* Copolla, conversation da küvet deliği sahnesine gönderme yapmıştır...
Psycho II 1983imdb61 (500 500 1000)
ilk ikincisi kötü diyebileceğimiz devam filmi
(ikincisi kötü devam filmleri, Blues Brothers, Mask...)
z800560010
* Bence çok başarılı bir ikinci bölüm...
birincisi kadar yalın diil, daha fazla entrika var...
* Daha çok Hitchcock'un bir katil kim parodisi vardı
dizilerinin arasında ona benziyor sonu...Katil psikolog kızın annesi mi, o mu, Bates mi... Annesi başka biri mi... Çorba oluyor... Ama genel bir bakış açısından baktığında ii...
Sinema Tarihinin en iyi korku seriileri:
1 Psycho
2 Testere
3 Halka
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















_08.jpg)


