1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Alıntıdır - Full kopi past hatta -

Guardian gazetesinde yer alan değerlendirmeye göre gelmiş geçmiş en iyi 10 bilim-kurgu filmi şöyle:




1. Blade Runner (1982) Yönetmen: Ridley Scott

İster tiyatro versiyonunu tercih edin (arkadan sıkıcı bir sesle verilen anlatım vardı fakat ünlü unicorn sahneleri yoktu) ister bundan bir kaç yıl gerçekleştirilen sinema versiyonunu öne alın, Blade Runner açık ara önde.

Hikayenin ana ekseninde Harrison Ford'un canlandırdığı polis Rick Deckard karakteri yer alır. Bu polis karakteri, 'kopyalar' olarak adlandırılan dört klonlanmış (insansı) humanoid'in peşindedir. 'Kopya'lar kanundışı ilan edilmiş olup peşlerindeki 'Blade Runner' Deckard'ın onları yoketme planından kaçmaktadırlar.

Film genel olarak Philip K Dick'in "Androidler Rüyalarında Elektronik Koyunlar mı Görürler?" adlı kısa hikayesine dayanıyor. Londra'daki King's Collage'de çalışan kök hücre biyologu Stephen Minger "Blade Runner şu ana kadar yapılmış en iyi film..." saptamasını yapıyor "...kendi zamanının çok ilerisindeydi. Hikayenin temelinde yatan 'İnsan olmak ne demektir? Biz kimiz ve nereden geliyoruz?" soruları ise asırlardır kendimize sorduğumuz sorular."

İnsanı makineden ayırt etmek için bir formül geliştirebilme çabasıyla birlikte bu film aynı zamanda 'bilinç' kavramını da sorguluyor. Sonradan yerleştirilmiş anılara ve programlanmış yapay duygulara sahip kopyaları saptayabilmek için polis tarafından Voight-Kampff empati testi uygulanıyor filmde. "Voight-Kampff empati testi, nörologların günümüzde uyguladıkları testlerden pek de farklı değil" diyor University College London öğretim üyesi Chris Frith.

Deckard karakterinin de bir kopya olup olmadığı yolunda tartışmalar yaşandı. Yönetmen Ridley Scott bu karakterin olduğunu söylerken Harrison Ford ise film çekimleri sırasında Scott'un kendisine "Deckard karakterinin insan olduğunu söylediğini" iddia ediyor. Cevap ne olursa olsun, film müziklerinden senaryo içinde yer alan çarpıcı diyaloglara ve geleceğin Los Angeles'ını tasvir eden sinematografiye kadar her açıdan kaliteli bir film bu.





2. 2001: A Space Odyssey (1968) Yönetmen: Stanley Kubrick

Kubrick ile ünlü bilim-kurgu yazarı Arthur C Clarke arasındaki işbirliğinden ortaya çıkan çarpıcı ve gizemli bir hikaye. Yapıldığı dönem için devrimci sayılacak nitelikteki özel efektleriyle müthiş bir ün kazanmıştı bu film.

NASA'da çalışmakta olan uzay aracı uzmanı Harry Lange ve Frederick Ordway, bu filmde kullanılacak prototipleri ve teknik araçları sağlaması için Boeing ve IBM gibi şirketleri ikna ettiler. Borehamwood'taki seti gezen astronotlar ise orayı "Doğu NASA" olarak nitelendirmişlerdi.

Edinburgh'lu doğa tarihi profesörü Aubrey Manning bu filmi şu sözlerle övüyor: "Simülasyonlarda kullanılan zekanın parlaklığı bugünkü modern bilgisayar grafiklerine rağmen aşılamadı. Brezilya tapirlerinin 'tarihöncesi hayvanlar' olarak kullanılmasındaki zeka... Ağaç dalından sopa yapılmasından uzay mekiğine kadar sergilenen zeka. Kubrick açıkça gösteriyordu ki alet kullanımı bir kere başlayınca gerisi kaçınılmaz olarak geliyor. Doğu kıyısının o tatlı aksanıyla konuşan süper bilgisayarların ilki Hal'a kadar..."




3. Star Wars (1977)/Empire Strikes Back (1980)

Orijinal Star Wars triolojisinin bu ilk iki filmi, bilim-kurgudan öte 'nostaljik' nedenlerle listeye girmeye hak kazanıyorlar.

Temelde uzayda geçen bir kovboy filmi konseptini işlerken bu iki film bir yandan iyi ile kötünün arasında ezelden beri süregiden mücadeleyi anlatırken bir yandan da başrol oyuncuları Harrison Ford, Mark Hamill ve Carrie Fisher'ın akıl karıştırıcı bir tarzda teknolojik terimlerle konuşmaları izleyicide olağanüstü bir etki bırakıyordu.

Bu filmlerde işlenen mistisizm ise Star Wars serisini filmi diğer bilim-kurgu filmlerinden bariz şekilde ayırıyor: Belli kişiler tarafından iyi veya kötü amaçlarla kullanılabilen ve evrenin her yerine yayılmış bir "güç" kavramı o kadar derinlere işledi ki ABD'de bir takım insanlar bu inancı gerçekten bir "din" olarak kabul edecek kadar ileri gittiler.

Filmin konusundaki ana eksen ise epik bir efsane: Herkesi kendi kölesi yapma arzusundaki İmparatorluk (ki bunun başındaki İmparator, güç tutkusuyla kendinden geçmiş bir manyak. Yardımcısı ise yarı insan yarı makina korkunç bir yaratık: Darth Vader) ile küçük bir isyancı grubu arasındaki savaş.

Bilim tarafından değerlendirecek olursak, ışık hızında yolculuk konusu "hiperuzay" olarak adlandırılan ve normal fizik kurallarının geçerli olmadığı bir kavramla birlikte ele alınıyor. Bir de "gücü kullanabilen" Jedi'lar arasındaki ışın kılıcı dövüşleri var ki fizik teorisi açıdan ışın kılıçları imkansızdır. Ama tabii ki burada vurgulanmak istenen asıl konu daha farklıydı.

Bu iki filmin bir diğer özelliğiyse; oyuncak, bilgisayar oyunu ve replikaların ticari markalaşmasını başlatması oldu ki günümüzde yapılan bilim-kurgu filmleri için "franchising" vazgeçilmez bir özellik ve gelir kaynağı oldu.




4. Alien (1979) Yönetmen: Ridley Scott

Hep o ikonlaştırılmış sahnesiyle hatırlanır: John Hurt'un göğsünden kanlı bir şekilde fırlayıp çıkan bebek Alien yaratığı. Ama alien filmi bundan çok daha fazlasıydı. Gezegenler arası yolculuk yapan bir madencilik aracına giren bir yaşam formunun damarlarında kan yerine asit dolaşmaktadır. İki ayrı sıralı çeneye sahip olan bu yaratık, gemideki mürettabatı çok kanlı bir şekilde parçalamaktadır.

Gotik set tasarımı ve Sigourney Weaver'in canlandırdığı 'gönülsüz kahraman' Ellen Ripley karakteri üzerinden Alien filminin arka planında annelik, penetrasyon ve doğum temaları işlenir. Ancak UCL'deki uzay p***ologu Kevin Fong açısından bakılacak olursa bu filmin asıl öne çıkan noktası, filmdeki mürettebatın gayet sıradan olan hayat tarzı.

"İlk defa bu filmle birlikte düşünmeye başladık ki, uzak bir gelecekte uzayda yaşayıp çalışacak olan insanlar, yedikleri pizzanın artıkları etrafında sigara içecek ve vakit geçsin diye iskambil oynayacak sıradan insanlar olacak..." diyor Kevin Fong "uzun süreli bir uzay yolculuğunun nasıl bir şey olacağını anlatıyordu bu film: Kirli, terli ve klostrofobik bir ortamda çok uzun zamanlar boyunca çekilecek can sıkıntısını erteleyecek tek şey insanın kanını dondurcak cinsten bir dehşet ortamı olacak."




5. Solaris (1972) Yönetmen: Andrei Tarkovsky

Steven Soderbergh tarafından 2002'de tekrar çekilmiş olmasına rağmen, bu orijinal versiyon, Stanislaw Lem tarafından yazılan romanın hayranları tarafından hala hayranlıkla hatırlanıyor.

Uzak bir gezegendeki üste garip bir şekilde ölen bilimadamının yerini almak üzere bir p***olog söz konusu gezegene gelir. Orada bir kısım tuhaf kişilerle -bu arada kendi ölmüş karısıyla karşılaşacaktır. Gezegende bulunan akıllı varlıkların yarattığı ve giderek daha çekici hale gelen sanal bir tasarım, insanların beynine 'gerçeklik' olarak yansıtılmaktadır.

Timescape adlı kitabın yazarı ve Kaliforniya Üniversitesi'nde fizik Profesörü olan Gregory Benford şu yorumu getiriyor: "1972 tarihli Solaris; bizim insani algılarımız, buna uygun yarattığımız kategorilerimiz ve karşılaşacağımız varlıkları 'insansı' olarak düşünme eğilimimizle ortaya koyduğumuz 'bilim' anlayışının sınırlarına hitap eden belki de tek filmdir. Bu filmde yalnızca görsel bir hikayenin değil aynı zamanda çok trajik ve üzücü bir dramanın sergileniyor oluşu bu filmin önemini daha da artırmaktadır





6. Terminator (1984)/T2: Judgment Day (1991) Yönetmen: James Cameron

Robotlar 2029 yılından 1980'lerin Los Angeles'ine acımasız bir cyborg (Arnold Schwarzenegger) göndererek gelecekteki isyancı insanın annesini öldürmeyi planlamışlardır. Terminator filmi, zaman yolculuğundaki sözgelişi büyükbaba paradoksu gibi sorunları ele alan az sayıdaki filmden biridir. Söz konusu paradoks şöyle: zamanda yolculuk ederek eski bir tarihe gider ve büyükbabanızı öldürürseniz, siz de var olmayacaksınız demektir, o halde zamanda geri de gidemezsiniz...

İkinci Terminator filminde 'şekil değiştirebilen' bir metalden yapılan bir başka cyborg kavramını ileri sürüyor. Oxford'da Kuantum fizikçisi olarak çalışan David Deutsch şöyle diyor: "Bu filmde işlenen bilimselliğin biraz tutarsız olmasına rağmen kendi türü içinde mükemmel bir parça olduğu söylenebilir ama ben buna 'bilim-kurgu' yerine 'aksiyon filmi' demeyi tercih ederdim çünkü aslında 'bilim-kurgu' olarak adlandırılmayı hakeden çok sayıda film var."





7. The Day the Earth Stood Still (1951) Yönetmen: Robert Wise

Soğuk savaş paranoyası içindeki Amerika'da çekilen bu filmde Washington'a bir uçan daire iner. Uçan dairenin içinden insansı bir uzaylı Klaatu ve onun robotu Gort çıkacaklardır.

Aptallığa tahammülüm yok! Benim halkım aptallık yapmadan yaşamayı öğrendi" diyen Klaatu dünya liderlerini -liderler kendini dinlemeyince bu sefer bilimadamlarını- ikna ederek insanlığı birbirini yok etme hevesinden vazgeçirmeye çalışır.

"Filmin gösterimi sırasında sinema salonunun müdürü kla*** bir Orson Welles numarası çekerek, filmi durdurmuş ve az önce bir uzay gemisinin dünyaya indiğini bildirmişti." bilgisini ileten Beagle 2 proje lideri Colin Pillinger bu filmi en iyi bilimkurgu filmlerinden biri olarak niteliyor.



8. War of the Worlds (1953) Yönetmen: Byron Haskin

Soğuk savaş döneminde çekilmiş bir diğer film. Bu filmin temelini oluşturan HG Wells'in "dünyayı işgal eden Marslılar" temasını işleyen hikayesini Orson Welles radyoya uyarladığında show dünyası ve yayıncılık tarihine geçmişti.

Kaliforniya'daki Dünyadışı Akıllı Varlıklar Araştırma Projesi SETI'de çalışan kıdemli astronom olan Seth Shostak bu film için "Asla tanıyamayacağınız tamamen farklı bir dünyada tamamen farklı şartlar altında gelişmiş başka bir tür hayat formu olabileceği fikri, çok çarpıcı bir fikir." yorumunu getiriyor.



9. The Matrix (1999) Yönetmen: Andy & Larry Wachowski

Özel bir felsefe sistemi, elbise fetişizmi ve inanılmaz derecede etkileyici özel efektlerin bir araya geldiği bu filmde insan yapısı (yapay) zekanın gezegeni köleleştirmesi anlatılıyor.

Bu filmde işlenen konunun arkasında yer alan bilimsellik oldukça ek*** olduğu için bunu telafi etmek anlamında "sürekli kafası karışık durumdaki Keanu Reeves'in kaşıklar hakkındaki bir takım laflar karşısında bocalaması ve binaların tepesinden atlaması" gibi unsurlar önplana çıkarılıyor. Ama bunun pek de önemi yok çünkü bu filmde sağlam bir film şablonu var: Gelecekteki iyi adamlar, gelecekteki kötü adamlarla savaşıyorlar.




10. Close Encounters of the Third Kind (1977) Yönetmen: Steven Spielberg

Filmin afişinde "Yalnız değiliz" yazmışlardı. Richard Dreyfus'un uzaylı ziyaretçiler hakkında giderek artan takıntısı ve olayın arkaplanında 'herşeyden haberdar' gizli bir hükümet örgütünün çabaları.

Uzaylıların 'ters çevrilmiş bir Noel ağacı' şeklindeki devasa bir gemiyle ortalığı sallaması veya kozmik bir sintisayzırla çalınan Jean Michel Jarre eşliğinde ortaya çıkması pek muhtemel olmamakla beraber bu film 'uzaylı ziyaretçiler' hikayesini çok klas bir şekilde anlatıyor.

NTV izlenmesi gereken 555 434-450

Taste of Cherry - Kirazın Tadı - 1997 - Abbas Kiarostami
Taxi Driver - 1976 - Martin Scorsese
Teorema - 1968 - P.P.Pasolini
Terminator - 1984 - James Cameron
Terminator 2: Judgment Day - Terminator 2
1991 - James Cameron

Terms of Endearment - Sevgi Sözcükleri - 1983 - James L. Brooks
-440-
The 400 Blows - 400 Darbe - 1959 - Francois Truffaut
The Abyss - 1989 - James Cameron
The Apartment - Garsoniyer - 1960 - Billy Wilder

-The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford
Korkak Robert F’un Jesse J Suikastı - 2007 - Andrew Dominik

The Baby of Mâcon - Macon Bebeği - 1993 - Peter Greenaway
The Belly of an Architect - Mimarın Göbeği - 1987 - Peter Greenaway
The Big Chill - 1983 - Lawrence Kasdan
The Bird People in China - Çin'in Kuş İnsanları -1998 - Takeshi Miike
The Blues Brothers - 1980 - John Landis
The Bourne Supremacy - 2004 - Paul Greengrass
The Breakfast Club - Kahvaltı Kulübü - 1985 - John Hughes

istanbul film festivali 2010

İYİ BİR BAŞLANGIÇ:
30 YILIN EN İYİ İLK FİLMLERİ

Simple Blood. 1984
Coenlerin filmi
imdb78 (30bin)
4w5n

Kanın aktığı ve yatağını bulduğu bir kara film
Öldüren ve öldürmeyi düşünen herkesin öldüğü bir kara film...
Joel ve Ethan Coen kardeşlerin bu ilk filmi, sürprizleri ve kara mizah öğeleriyle Hitchcock'u anımsatan bir gerilim. Aksi bir Teksaslı bar sahibi, karısının kendisini aldattığına emindir ve karısını takip etmesi için özel bir dedektif tutar. Karısının sevgilisi barmenlerinden biridir. Adam dedektiften ikisini de öldürmesini isteyince işler karışır, komikleşir ve tuhaflaşır. Zhang Yimou'nun 2010 yapımı yeniden çevrimi de festivalde gösterilecek:
çinden hasılat rekoru kırmış
San qiang pai an jing qi - Kadın, Silah ve Erişte.
imdb53

Der siebente kontinent - Yedinci Kıta 1989
Haneke Filmi
imdb78 3bin
2w
Çağdaş bir Avusturya ailesi: bir baba, bir anne ve küçük kızları. George mühendistir, Anna gözlükçü. Aile görünürde sakin, ama aslında monoton ve tecrit edilmiş bir hayat sürer. Eva kör numarası yapmaya başlayınca tuhaf bir şey yüzeye çıkar: Anna ve George bankadaki paralarını çeker, kızlarıyla eve kapanırlar. Önce eşyalarını, sonra kendilerini yok etmeye başlarlar. Kent yaşamının hissizleştirici tekrarlarıyla modern ailenin içinin boşalmasına dair rahatsız edici, soğuk bir Haneke filmi.
* Hayatın anlamsızlığı, bireyin çırpınışı

Forbrydelsens element - Suç Unsuru 1984
Lars von Trier
imdb:67 4bin
11w3n
"Suç Unsuru hangi ülkede olursa olsun en içi geçmiş izleyicileri bile serseme çevirecektir" diye yazıyor Variety dergisi. Danimarkalı sinemacı Von Trier'in ilk filmi, fütüristik bir gerilim, Avrupa üçlemesinin de ilk filmi. Kahire'de sürgünde yaşayan Fisher adında bir İngiliz dedektif, hipnoz altında son görevini hatırlar. Anılarındaki Avrupa çok değişmiştir; bir terk edilmişlik ve çürümüşlük içindedir. Dedektif genç kızları öldüren Loto Katili'ni yakalamakla görevlendirilir.

kafkavari bir anlatım, kanallarda yaşayan insanlar, balçıklarda at leşleri, çinli fahişeler...
Kirli bir sarı, kara bir kırmızı, uyuşturucu, cüceler ve kız çocukları...


en sevdiğim 100 hollywood filmi


Once Upon a Time in America 1984
imdb:84
(25bin 15bin 10bin)
z925085100
11w3n
top250films

ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film (son 500)

En Sevdiğim 100 hollywood filmi

Terminator 1984
imdb81
(50bin 50bin 50bin)
z950080500
top250films
5w6n

ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film (son 500)


Terminator 2: Judgment Day 1991
imdb85
(100bin 75bin 50bin)
z999985500
top250films
20w18n



Terminator 3: Rise of the Machines 2003
imdb66
(10bin 10bin 20bin)
z710065200
1w17n




Terminator4: Salvation 2009
imdb70
(10bin 10bin 20bin)
z810065200
6n

Indiana Jones 3 (1989)


indiana Jones 1981
Raiders of the Lost Ark
imdb87 250bin
(100bin 75bin 50bin)
z999985500
top250film

ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film (son 500)


Indiana Jones 1984
and the Temple of Doom
imdb75 100bin
(15bin 15bin 30bin)
z715075300

Indiana Jones 1989
and the Last Crusade
imdb83
(50bin 50bin 50bin)
z950080500



Indiana Jones 2008
and the Kingdom of the Crystal Skull
imdb66
(15bin 15bin 25bin)
z715065250










ö
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l
l

en sevdiğim 100 hollywood filmi 71


Amadeus 1984
imdb84
30bin 30bin 20bin
32w13n
8oscarwinner
top250films

Sinema Tarihinin en iyi başlangıç hikayesi...
Salieri akıl hastanesinde bir doktora bestelerini dinletir ve onları tanıyıp tanımadığını sorar...