türk kelamının geçtiği filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk kelamının geçtiği filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pieces of a Woman filminde Türkiye'ye ait YANLIŞ bilgi verilmesi

Sinema'da böyle keşifleri seviyorum.

Youtube Sinema KANALIMDA 

Türklere Türkiye'ye ait TAKIK Sahneler diye bir bölüm olacak... 


Mesela I am Legend ve Snatch filmlerinde THY 'nın AŞAĞILANMASI:

https://kilavuzkarga.blogspot.com/2010/02/sistemli-olarak-thy-asaglanmas-i-am.html



Pieces of a Woman imdb71 filminden bir kare bu:


AĞIR DRAM bir film bu. Bebeklerini kaybeden bir çiftin BUNALIMI üzerine. Vanessa Kirby Oscar - BAFTA - Golden Globe hepsinde hep aday oldu. Her neyse... 


 1940'larda rezonans yüzünden çöktüğünü ve Amerika'daki 3. en büyük köprü olduğundan bahsediyor. fakat gösterdiği tabloda Ortaköy camii ve köprü manzarası resmedilmiştir.


İndiragandi ile izleyecek olanlar için tam 1. saatinde gerçekleşiyor. 


Ben TAM diyalogları da yaziim: 


- Bu köprüyü biliyor musun? Duvardaki köprü.

- Hayır.

- Bu köprünün hikâyesi ilginçtir.

- 1940'larda birdenbire yerle bir oluyor. Kıyamet kopuyor.

ABD'nin en büyük üçüncü köprüsü. Golden Gate, George Washington, üçüncü de Tacoma.

40'larda yapı çöktüğünde nedenini çözemiyorlar, uzmanları çağırıyorlar.

Matematikçiler, bilim insanları, kimse çözemiyor.

Temele, çelik halatlara bakıyorlar, sorun yok.

Her şey normal.

Sonra bir bilim insanı "rezonans" diyor.

- Ne?

- Rezonans. Biliyor musun?

- Hayır.

- Rezonans... Her katı nesnenin bir titreşimi vardır.

Dış titreşimle iç titreşim aynı olursa rezonans olur.

Bazen o kadar güçlü olur ki koca bir köprüyü bile indirir.

-  Sık olur mu?

- Hayır, mesela, salıncaklar kendi başına hareket eder ya,

işte o rezonans. 

- Sağ ol. Her şey için.

ZARDOZ


Zardoz 
Taş Tanrı Zardoz
1974
imdb59







Filmin etkileyici sürükleyici sıradışı bir konusu var.
24. Yüzyılda insandan daha hızlı evrimleşen bir tür dünyaya hakim olur. 
Bu tür Homo Sapiens'i yani bizleri hayvanlarla kendi arasında bir canlı olarak görür. 
İnsan dini ve inancı olduğundan zayıftır. Bu tür bunu kullanır. 
Bence bizlerinde hayvanları onların tanrıları gibi davranmamıza inceden bir eleştiri var burada. 
Memelidirler hatta çok güzel memelidirler ama üreme ilkel bir şey olarak evrimleri tarafından üreme ve ölme gibi zayıflıklar elemine olmuştur. Yani ölümsüzdürler. 

Tanrı olarak kendilerine yakın olan insanları kendi pis işlerinde kullanıyorlar. Sean Connery de onlardan biri. Hatta bu kendilerine yakın olanları diğelerini avlamaları öldürmeleri ve köleleştirmelerini belgesel izler gibi izliyorlar. Tıpkı bizlerin aslanları avlayan antilopları avlamasını izlemesi gibi. 

Evrim olarak bir üst varlıkların ölümsüz olmaları ve hatta kendilerini öldürememeleri onlarda çok farklı ceza sistemlerinin gelişmesine yol açmış. YAŞLILIK. Sürekli aynı yaşta kalıyorsunuz ama kötü bir şey yaparsanız komün oy birliği vererek size yaş cezası veriyor. En ağır ceza alırsanız, yaşlı ve yatalak olarak sonsuza kadar yaşacağınızı düşünün. Cezanın büyüklüğü karşısında dehşete kapılıyorsunuz. Ölmek istediğiniz bir yaşta sonsuz yaşamak. Adam bulaşık yıkamayı ret edince bile vücudunun dikey olarak yarısını falan yaşlandırıyorlar.  Tam bir BLACKMİRROR bölümü tadı. Ayrıca duygularınızı da tek tek alarak cezalandırılabiliyorsunuz. 
Filmin keşifleri anlatmakla bitmiyor. Pek çok Alacakaranlık - Blackmirror ve hatta gizem temalı yapıma avangart bir eser olmuş. 

Tabi çiçek çocuk döneminde çekildiği için filmin, günümüzde de natüralistlerin düştüğü bir yanılsama var.... "Modern düşün ama eski tip yaşa mutlu ol" mottosu. TAŞ Değirmende buğday sağlıklıdır mantığı. Oolm dişini kırınca o taştan gelen bir parça görürüm o natüralist kafanı... MALLIKTAN başka bir şey değil. Filmin çiçek çocuk döneminin etkisinde bir takım bize hitap etmeyen görsellikleri ve anlatım bozuklukluları var.

Bence Bergman sinemasında çok daha dinleri sert eleştiren, Tarkovski sinemasında çok daha iyi yansımaları kullanılmış PK tadında sert bir din eleştirisi yapan baş yapıttan bahsediyorum. Tabi bunu tüm çıplaklığı ile verdiği, simgesel anlatmadığı, alagori içermediği için sanat filmi severler tarafından çok sahip çıkılmamış... 

Zardoz Homo Sapiens olarak aydınlanan birisi. Tanrı olarak gönderilen TAŞ KAFA ki tüm tek tanrılı dinlerde tanrılar TAŞ KAFA mesajı verilmiş bence... Zardoz TAŞ KAFA için,
"Biz avcı ve toplayıcı olarak çok mutluyduk. TAŞ KAFA bizi tarım toplumuna zorladı." diyor.
Harari de bunu demez mi Sapiens kitabında. Biz et yiyerek mutluyduk, TAŞ KAFA yüzünden buğdayın kölesi olduk diyor. 

Filmi izlerken bir OZ BÜYÜCÜSÜ göndermesi tadı aldım ben. Oz Büyücüsü filminin Bergman'ın 7. Mühür'den ve hatta pek çok varoluş filminden çok daha etkili bir TANRI Eleştirisi olduğunu hep düşünmüşümdür. Filmi benim gibi izlerseniz büyük bir sürpriz de sizi bekliyor. Müthiş bir gönderme var. 

* Kült sinemanın İngiliz başyapıtı ZARDOZ. 

Derleme yapmayı çok seviyorum. Bu film üzerinden bir Bethoven'ın 7. Senfonesinin çok sevdiği bir bölümü var. Bunun değerlendirmesini  yapıcam. 
* Bethoven'ın 7. Senfonisi ile başlayan filmleri seviyorum. 
- The Fall
- Zardoz 
7. Sanat Sinema'nın uğurlu sayısı da 7'dir bana göre. 7 sayısını içeren filmler şans eseri mi bilmen klasikler arasına girmeyi başarmıştır. Bethoven'ın da 7. Senfonisi "Ay ışığı sonatı"ndan sonra en fazla filmin müziği olarak kullanılmıştır. 
- Ready or Not 
- X-Men: Apocalypse
- Irréversible (Dönüş Yok) 
- The King's Speech
- Ai no mukidashi (Aşka Maruz) 
- The Darjeeling Limited
- Das schönste Paar
- The Road Within
- The Family Fang
- White House Down (Beyaz Saray Düştü) 
Bunun dışında Cosmos belgeselinden Seinfeld dizisine kadar pek çok yerde duymuşsunuzdur. 

TÜRKÇE kelime geçen filmler:
Filmde Öz Türkçe bir kelime olan "TAPINAK" kelimesini sık sık duyuyoruz. 
Umut Sarıkaya'nın bir karikatürü vardı, bunu kasti yapıyorlar bizim ilgimizi çekmek için temalı. O yüzden bir filmde böyle bir şey varsa mutlak bloguma not düşüyorum. 

Film pek çok gizem temalı filme ilham olmuş avangart bir yapım. 

* Sean Connery 'ye böyle bir kırmızı deri Borat tipi monakini giydiren KADER bize ne yapmaz. 


* Sean Connery 'ye böyle bir kırmızı deri Borat tipi monakini giydiren KADER bize ne yapmaz. 
Sean Connery "Bond" filmleri ile yakaladığı bir karizmanın hemen sonrasında oynadığı bir filmdir. 
https://kilavuzkarga.blogspot.com/2015/11/sean-connerynin-oynadg-7-007-james-bond.html

Ağır Spoiler:

Sean Connery onlara ölüm güzelliğini getiriyor. Sapiens'in evrim geçirmemesinde en güzel şey ölmesi gerektiğinde ölmesi vurgusu müthiş. Final olarak da bence harika bir film. 


Karşılaştırmalı Sinema: Der Himmel über Berlin - City of Angels

Bu akşam iki filmi üst üste izledim. Alman başyapıtından sonra Hollywood filminin her karesine küfrettim... Uzun yıllardır izleme listemde olan City Of Angels filmini gerçek yüzü ile izlemenin sinema sanatı sevisi huzuru içinde yazıyorum bunları.
SİNEMA TARİHİ SİZİ AF ETMEYECEK !
Bu iki filmi mukayeseli izleyen herkes benimle aynı fikirde olacağını düşünüyorum. ve bir gün karşılaştırmalı sinema diye bir şey olursa ve bu ikisi orada işlenirse belki o boktan City of Angels filmi işe yarar... Hak eden hak ettiği gibi anılır...


KARŞILAŞTIRMALI SİNEMA


Karşılaştırmalı Edebiyat, batı'da Comparative Literature adında ağırlığı olan, bizde hem kamu üniversitelerinde hem de Murat Belge'nin kurduğu Bilgi Üniversitesindeki gibi örnekleri olan 18. yy Divan ve 18. yy İngiliz edebiyatının mukayese edildiği, acaba ismi kadar ağır mıdır dedirten akademik bir şeydir.
Keşke şu örnekleri olduğu gibi bir çalışma ortamı olsa:

Dostoyevski:''tutulmak,sevmek demek değildir,kişi nefret ettiği birine de tutulabilir.''
Kibariye:''seviyorum kahretsin!''

Karl Marx: “Toplumsal konumu gereği proletarya,
sınıflı toplumsal yapıyı sona erdirecek olan iradedir”
Müslüm Gürses: “Yakarsa dünyayı garipler yakar”

Dostoyevski: 'Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa, sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir.' '
Daha samimisi bir Türk Atasözünde var: ''Aylak bakkal testislerini tartar.'' - testis daha kibar diye şeettirdim yoksa t.şş..kkllrn diince biraz edebiyattan uzaklaşıyor ya da Bukowski'ye yaklaşıyor ...
Karşılaştımalı Edebiyat anlaşılmıştır umarım...

Bu kallavi ağır abi konunun sinema dersi olarak planlasaydım şu iki filmi ilk ders tartışırdım:




Wim Wenders'in baş yapıtı
Der Himmel über Berlin
1987
imdb:81


Ve bunun iğrenç hollywood reprosu





City of Angels - Melekler Şehri 1988
imdb:67


Böylesine bir başyapıt nasıl sığlaştırılır net örneği resmen.

Şiirsel bir filmin - Kapitalist bir firma reklamına dönüştürülmüş.
(Subniminal reklamlar çok fazlaydı filmde)

Wim Wenders'in meleği yıllarca Berlin'de yaşamış ve Berlin'in cadde cadde nasıl tüm acılarını çektiğini geçmişe yönelik belge film kareleri ile anlatmış.

Bruno Ganz, baş rolünü büyük bir titizlikle çıkarmış, çapaksız oynamış, bir Brecht oyunu anlatıcısı gibiydi, Bruno Ganz'ın Hollywood suni meleği versiyonu Nicolas Cage o kadar kötü banal sığ bir taklit olmuşki, izlerken onun adına utandım...
Zaman iki oyuncunun kaderini şöyle uçurum yarattığını görünce insan biraz olsun rahatlıyor:
Bruno Ganz, Hitler'i oynadığı Çöküş "Der Untergang" filmi ile bir kere daha kendini ispatlamıştır. Nicolas Faşisti ise sistem yalakalığı ile sanatını ve kariyerini resetlemiş kepaze olmuş dibe doğru hızla ilerlemektedir.

Bruno Ganz Berlin'in tüm acılarını bilen yüzyıllardır şehirde yaşayan bir melek olduğu için tüm adresleri bildiğini bir sahne ile anlatır. Bizim Nicolas Cage insan olduğunda ne kadar oksijen israfı olacağını "Hastane nerde uleyn " diye aval aval dolanmasından anlıyoruz.


City Of Angels bir Ti komedi olsaydı derdim ki Hollywood en azından Wim Wenders'in filmini yüceltmiş. Ti film olacak kadar da avam espriler mevcut.
Meg abla: nereden geliyorsun diyor.
Melek: yukarıdan diyor.
Melek'in insan olmuş Melek arkadaşı: Kanada'yı kast ediyor diye durumu kurtarıyor...

Daha önce melekten insana dönüşen adam, yükseklik korkum olmadığı için gökdelen sektöründe bir numara oldum diye Winder's in yüksek kulelere - uzun abideler üstündeki heykellerin omuzlarına oturan melekleri ile dalga geçer gibi konuşuyor.

Eski Melek: Meg Ryan'ın Doors filminden de gördüğümüz gibi,
"Memeleri küçük ama yüzü güzel" demesi de asıl filmin ti si gibi avam bir film havası estiren repliklerden.

Der Himmel über Berlin

* Sinema Tarihinin belkide Siyah - Beyaz - RENKLi geçişleri en anlamlı filmi... 6 yıl sonra Spielberg bu anlamlı geçişi Schindler's List'te kullanarak ustaya saygı göstermiş.

* Alman film'de Türk kadının kafasından geçenlere kim gerçek bir TÜRK KADINI bunları düşünmez diyebilir. Filmin küçücük bir kaç saniyesi Türk kadınının özeti gibi.

* Ayrıda Hollywood versiyonunda Türk Aile'nin versiyonu zenci dikiş diken bir işçi kadın olması da acı verecek bir izdüşüm olmuş.

* Melekler sürekli kütüphanede toplanıyorlar. Almanya'daki kütüphane ile Amerika'daki kütüphane


Tavsiyem: Berlin Kanatlarım Altında filmi düşük ritimli bir film. Sabır gösterilebilirse bir başyapıt izlemiş olursunuz. Filmin mesajları çok anlamlı. Ve filmi izledikten sonra filmden daha da keyif alabiliyorsunuz. Ama bu filmin Hollywood reprosunu hemen üstüne izlediğinizde sadece Hollywood'un değil kapitalizmin de ikiyüzlülüğünü beyazperdede net görebiliyorsunuz...
arasında da çok büyük fark var. Filmi izlerken Hollywood'un epey bi bazal metebolizmaya hitaben film çevirdiğini avamlaştıkça avamlaştığı hissine de kapılıyorsunuz. Bu kütüphane de bunun göstergesi. Zencilerin kütüphaneden kitap çaldığı Hidden Figures filmine tezat bir yazar saptırması da vardı filmde... Hollywood filmindeki karakterlerin Recep İvedik tadında olanlarını da (kural tanımayan - özgür bir üülke  - istediğimi yaparım) havası da bir aydınlanma yaşamamızı sağladı.

Sunset Blvd.



Sunset Blvd.  - Sunset Boulevard
imdb:85
Top250 film
Ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film
BKNZ
1950

* Bir Hollywood eleştirisi



* Ölmüş bir kişinin ağzından hikayeyi dinlemek.
Bu konuda bir başka meşhur film American Beauty
Orhan Pamuk'un "Benim adım Kırmızı"

* Filmden anlıyoruz ki eskiden eczanelerde sigara satılıyormuş. Ve başrol oyuncumuz Türk sigarası istiyor. Abdulla diye bir türk tütününden yapılma sigara satılıyormuş o dönem bir de bunu öğrenmiş oluyoruz filmden.

* Film eski bir yıldızın tekrar sahneye dönmek için verdiği mücadeleyi anlatır. Aynı zamanda Hollywood'da dönen entrikaların bir yansımasıdır. Başında havuzda ölü olarak gördüğümüz kişi ise keşfedilmemiş belkide yeteneksiz bir senaristtir. Eski star onu sevgilisi yapar.
- Sen büyük starsın. Eskiden sessiz filmlerdeydin. Eskiden çok büyüktürn...
- Ben hala büyüğüm... Asıl küçülen filmler!

* İçinde charlie chaplin taklidi olan bir film.

Victoria

Victoria
imdb79
2015
11Win9N

* Yılın Alman ve Almanca filmi
* Alman film ödüllerini toplamış - Altın Ayı'da ödüller kazanmış.

* Sinema Tarihinin iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki Baştan Sona Plan Sekans filmlerinden biridir.



Sinemada kurgu'nun keşfi büyüktür. Kısacık makaralarla çekilen bir itfaiye ve yangından kurtarma filminde çekimler sonrası film kurgulanırken, itfaiye çekimini araya yerleştirilmesi ile paralel kurgunun ne kadar etkili olduğu keşfedilmiştir. Eisenstein'in "Potemkim Zırhlısı" filmi en fazla plan atlayan film olarak uzun yıllar hafızalara kazınmıştır. İmdb'nin olmadığı yıllarda elit bir sinema eleştirmeni güruhu yıllarca bu filmi gelmiş geçmiş en iyi film demişlerdir. Planların sık değiştiği sinema filmleri üst üste uzun yıllar  keyfini sürerken, zamanla inandırıcılığını kaybettiği anlaşılmıştır,
İlk gösterilen film La Ciotat garına giriş sinema tarihinin en korkunç filmi derim ben hep. Çünkü izleyenler tren geliyor sanıp pencerelerden atlamıştır.
Yani  Plan sekans filmlerden en etkileyicisi sinema tarihinin ilk filmidir diyebiliriz.

Peki Plan Sekans Sinemanın bu kadar etkileyici olduğu bilinirken günümüz sineması neden bunun üzerine hiç gitmemiştir?

Aslında Avrupa sineması bunu çoktan keşfetmiştir, Yeni Dalga'nın kurucusu yönetmenler, uzun uzun planlarla bize yaşamın gerçekçiliğini hatırlatmışlardır. Gene imdb olmadığı zamanlarda Yeni Dalga'nın en önemli baş yapıtı Bisiklet Hırsızları sinema tarihinin uzun yıllar en iyi 5 filmi arasında gösterilmiştir. Ve Bisiklet Hırsızları filmi işte böyle bir filmdir.
Yeni Dalganın en sevilen yönetmenleri, Truffaut - Godard v.b. ellerinde uzun süreli çekim
yapabilecek makaralar olsaydı onlar da plan sekans filmler çekerlerdi büyük ihtimalle. Onlar makara süresi olan 10 dakikaya sığdırdılar plan-sekanslarını.
Hitchcock çok zeki bir sanatçıydı.  10 dakkadan 8 makara kullanarak ve bunları çok güzel karanlık noktalarda geçişler yaparak ilk gerçek zamanlı tümü plan sekans gibi gözüken ip filmini çekti. Ve bunu başaran ilk yönetmen oldu.
Plan Sekans filmin seyirciyi daha fazla gerçekçilik yaşattığı fark edilse de çok tercih edilen bir yöntem olmadı. Bu film biraz bunu başarmışa benziyor.Bu bir banka soygunu filmi değildir diyor yönetmen bu bir banka soygunudur diyor olayı vurgulayarak. Bu filmin Plan Sekans çekilerek başarı kazanması bu bakımdan büyük önem arz etmektedir.
Ayrıca Yeni Dalga'nın yapmak istediklerinin günümüz sineması tekniğiyle başarmış olduğundan avrupa sineması çok başarılı temsil etmiştir.


Sinema Tarihinin Baştan Sona Plan Sekans Filmleri:

1 - ROPE - İp 1948
Hitchcock'un bu 80 dakikalık başyapında plan sekans yapabilmek için küçük hilelere başvurulmuştur. Sinema tarihinin yine de ilk Baştan sona Plan Sekans olan filmidir. Bir takımın karanlık noktalara odaklanıp makara değişikliği seyirciye hissetirilmemiştir.

2 - RUSSIAN ARK - Russki Kovçeg 2002
Aleksandr Sorkurov'un 2000 kişilik dev figüran ordusu ile üçüncü çekiminde gerçekleştirdiği Rus Kültürünü derinlemesine anlatan bir başyapıt. Büyük emek verilmiş bir eser.

3 BIRMAN - 2014
Innaritu'nun en iyi film de dahil 4 Oscar'ı götüren bir plan sekans film daha.
İçinde fantastik öğelerin olduğu ve çok ünlü oyunculardan oluşan dev kadrosu ile 120 dakikalik muhteşem bir plan sekans filmidir.

4 - TIMECODE - 2000
Her biri aynı zaman ve konumdan başlayan 4 hikaye plan sekans devam ederken yer yer karakterler ve zaman kesişir. Mike Figgis'in değerli bir çalışmasıdır.

5 - Nokta - 2008
Derviş Zaimin bir plan sekans filmi. Film tek plan çekilmese de Hitchcock tadında planlar birbirlerine bağlanmıştır.

6 - La Casa Muda 2010
7 - Manakama 2013
8 - PVC-1 2007

* Film festivali filmlerinden.

* Kendini gerçekleştirmek ile güvende kalmak arasında kalan bir kızı filmin odağına koymuştur bu film. Bu çatışmayı çok iyi işlemiştir.



* Üç hafta boyunca provalar alınmış.
Film 10 dakikalık planlar halinde çekilmiş ilk.
Sonra da Plan Sekans denemelerine başlanmış. 120 -130 dakikalık çekimlerden sonra 140 dakikalık son çekim kabul görmüş.





* Filmin bir Trivia'sı var: O da banka soygunu sonrasında Laila arabayı yanlış bir yöne sokuyor. Buradan filmin ekibi gözükme ihtimali var. Bütün arabadakiler gerçekten panik oluyorlar. Kameraman sahneyi kurtarmak için kadraj değiştiriyor. Ve koca bir 2 saatlik çekimi kurtarıyor.





* İçinde Türkçe Faruk falan denilen film. Zaten bir de Türk oyuncu var.
- Abii kusura bakma.

* Yılın avrupa filmi olmaya aday.




Sean Connery'nin Oynadığı 7 - 007 James Bond Filmi


SEAN CONNERY'NİN 
OYNADIĞI YEDİ BOND FİLMİ 

007 OLARAK 7 BOND FİLMİNDE OYNAMAK
VE DEFTERİ ÖYLE KAPATMAK


D R.   N O -6-
F R O M   R U S S I A  W I T H   L O V E -8-
G O L D F I N G E R -8-
T H U N D E R B A L L -7-
Y O U   O N L Y   L I V E   T W I C E -5-
D I A M O N D S   A R E   F O R E V E R -5-
N E V E R   S A Y   N E V E R   A G A I N -6-


Genel Değerlendirme:

Sean Connery'nin oynadığı çoğunun Fleming'in kitaplarından uyarlandığı Bond filmleridir. Bir iki kitap beğenilmemiş, eksiklikler bulunmuş ve senaryo yazılırken major değişiklikler yapılmıştır.
Bond karakterinin yaratıcısı Ian Fleming aslında gerçekten bir casustur. Çocukluğunda yaşadığı kadın travmasını ve ajan olduğunda yaşadığı mesleki hayal kırıklığını atlatmanın yolu olarak hayalindeki ajan tipini kelimelere dökmüş, öfkesi ve hayal gücü sayesinde sinema tarihinin en uzun soluklu karakteri ortayı çıkmasını sağlamıştır.
 Ajanken İstanbul'da da çalıştığı için konusu yoğunluklu İstanbul'da geçen 
"From Russia With Love" adında Bond eseri mevcuttur. Belki de Bond filmlerinde Türkler ve Türkiye hakkında bu kadar çok malzeme olmasının nedeni budur.






Biraz melankolik bakmanın dışında Bond filmleri insanların ülkelerin staratejilerinde ne kadar piyon oludklarını anlatır. Son Suriye olayından da anlaşılacağı gibi bizler satranç tahtasında yerimizi ve ölmemizi beklerken bu tablanın başındakiler bizlerle istedikleri gibi oynamaktadırlar.
Eksi Sözlük Fenomenlerinden Baranba son dönem büyük başların oynadığı oyunda ne kadar piyon olduğumuzu çok güzel anlatmış:
http://baranbaa.blogspot.com.tr/2015/11/batya-meydan-okuyan-yeni-aktor-brics.html




İstanbul'da konusu geçen Skyfall filmindeki kapalıçarşı kargaşası, The World is not Enough filmindeki iğrenç kız kulesi duvarları görüntüleri İstanbul için kötü reklam olmuştur. Halbuki ikinci Bond filmi epey bir turistin İStanbul'a gelmesine neden olabilecek kadar iyi bir İstanbul övgüsü içerir. İstanbul'un güzelliklerini bizlere 60'ların nostaljisini sunarak gösterir Sean Connery'nin oynadığı ikinci Bond filmi.

En iyi Bond filmleri listesine en çok giren Bond filmleri bunlardır.
Benim için en iyi Sean Connary Bond filmi Goldfinger'dır.
Mesela bir sinemanyak eksi yazarı top250 film listesine soktuğu tek Bond filmi reprosu'da yapılan
https://eksisozluk.com/1965-2014-arasi-imdbye-alternatif-en-iyi-150-film--4917100
Thunderball filmidir.
İstanbul'da geçen Bond filmleri bu listelerin zirvelerini zorladığını da hatırlatmakta fayda var. 



Bond Kızları:

Ard arda 5 film sonunda



Ve iki araya giren Sean Connary Bond Filmi



Bond Kızlarının Kıyafetleri.




Kadınlar
Adam Öldürme
Martini icme babında
 film başına ortalama sayıları olarak vasat bir Bond'dur Sean Connery
Film başına en fazla adam öldüren Bond: Pierce Brosnan
En fazla hatun kalbi kıran: Roger Moore
En fazla Martini içenise Daniel Craig'tir

İlk filmin ilk repliği olmasına rağmen "Bond - James Bond" Tüm filmlerinde 3 kere söylemiştir bu kelamı Sean Connery


Bunu en çok söyleyen Roger Moore olmuştur.
Roger Moore 10 kere
Pierce Brosnan 5 kere
Sean Connery 3 kere

Hatun öpme konusunda hatırı sayılır bir rakama ulaşsa da Sean Connery,

Roger Moore: 20
Sean Connery: 18
Pierce Brosnan: 12










Öldürme yetkisini en az kullanan bonddur. Büyük kırmızı toplar öldürdüğü 10 kişiyi yeşiller bir kişiyi simgeliyor.



* Bond filmleri onun için büyük bir kariyer başlangıcıdır. Bond karakterine kattığı her şey ekol olmuştur ve bu konuda Bond'un avangart oyuncusudur.

* Oynadığı ilk Bond filminde perukla oynamıştır.

* Çok kaslı olmamasına rağmen fit vücudu ile daha fazla seyircinin onunla özdeşleşmesini sağlamıştır.

* Dokunulmazlar ve Gülün Adı filmlerindeki hali ile bende ayrı bir hayranlık bırakmış oyuncudur.

* Bu kadar ünlü bir ingiliz kahramanın en unutulmazının İskoç kökenli olması ayrı bir ironidir.

* Bond'a kızlar teklif ediyormuş. Bu nasıl bir kalıptır arkadaş.


* 007 Rusya'nın telefon kodudur. Bond Rusya'dan sorumlu ajan olduğu için bu kod verilmiştir.

* Sean Connery Bond'larının Bond Gadgetları hem dönemine göre aşırı fantastik olmarı babında hem de bu kadar fantastik olmalarına rağmen günümüzde mucitlerin yapmasına ramak kalmış Gadgetlar olması babında enteresan bir dolu alettir. Aşığıda film film Sean Connary Bondlarının Gadgetlarına da yer ayrılmıştır.

Sean Connery filmlerindeki M Q ve MoneyPenny
M Q MoneyPenny
Dr No'daki Q ve
Never Say Never Again filmindeki M Q MoneyPenny farklı kişiler oynamıştır.



Bond Hakkında en önemli Genel Temayül şudur:
(kendinsen sonraki bir çok aksiyon filminde de bu kullanılmıştır Mission İmpossible gibi...)
Bond'un Licence To Kill yani öldürme yetkisi Fifa Kokartı gibi bir şeydir.
Hata yaparsa memlekette kimse onu tanımaz.
-eksi tespiti-


* Bond Klişesi:
Bond'a yardım eden erkek öldürülür...
Bond'u öldürmek isteyen kötü adamın kadını bile Bond'la sevişir...






Dr. No





Dr. No 1962
imdb73

* İlk Bond filmi.
* Sean Connery'nin oynadığı 6 Bond filminden biri.
* Yazar Ian Fleming
* Avangart Yapımlar - En çok Ti'si çekilen filmler.
* Ana tema Jamaika'da geçer.


Filmde kullanılan Bond Gadgets:
Geiger Sayacı (radyoaktiviteyi ölçüyor)
Burada meşhur Rolex'i görüyoruz ama marifetlerini diğer bond filmlerine saklamışlar bu meşhur Bond Rolex'in
Q daha ortalarda olmadığı için bunu direk görüyoruz.
Düşmanının Gadget'ı
Siyanürlü Sigara


* Bond saçından bir tel koparır ve dolap kapaklarının buluştuğu yere yapıştırır. (yağlı jöleli saç löngürst diye yapışır düşmez) Ve böylece dolap o yokken açıldı mı açılmadı mı anlar Ajanımız.

* Film'de Bond'un karakter tanıtımı iyi kumar oynaması şeklinde start almıştır.
Vee o meşhur lafı eder Bond kumar masasında düdüklediği ve daha sonra evine düdüklenmeye gelecek olan Leydi adını sorduğunda: Bond... James Bond

* Kötü adam Kırma bir Çinli - Spectre'nin başı - Jamaika'da bir adada devasal bir üssü var.
Spectre son bond filminin adı aynı zamanda - Hem bond'un düşmanı hem de ingilizce hayalet demek.
Kötü adam ellerini kaybetmiştir lakin daha kuvvetli bir protez el yaptırmıştır.
(İleriki filmlerde güçlendirilmiş başka organları olan kötüler de olacaktır)

* Bu filmden öğrenilen ajanlığa dair önemli bir trik:


* Kötü adam karakter tanıtımı başarılı olan filmler.
Bond'u öldürmeye gelenler başarılı olamayınca intihar etmeye kalkışırlar. Bu da kötü adamın ne kadar acımasız biri olduğu konusunda seyircinin bilinçlenmesini sağlar.


* Bond filmlerinde Türkiye ve Türk kelamının yoğun bir şekilde geçtiğini biliyoruz.

İlk filmde Bond'u Dr No'nun ilk ağırlamasında sigara olarak üç seçenek sunulur:
- Amerikan - İngiliz - Türk sigarası...




* Örümcek - Dev Balıkların olduğu akvaryum diğer filmlerde de sıklıkla kullanılacak Bond klasik figürleri

* Bond filmlerinde kötü adama ait mekanın muhteşemliği  Bond filmi klişesidir. Bu filmde de kötü adam çok büyük yatırımlar yaptığı bir ada üssünde yaşamaktadır.
olarak bu filmde de boy gösterir.

* Kötü adamın tehditi:
Amerika'nın uzaya fırlatacağı füzeyi vurmak.

Bu filmin Bond Kızları:

Ursula Andress - Tesadüfen karşılaştığı ve filmde aşık olarak seviştiği Bond Kızı
Zena Marshall - Kötü adam adına çalışan ve Bond'u öldürmek istemesine rağmen Bond'un oyuna gelmediği ve düdüklediği hatun kişisi
Eunice Gayson - Kumar masasında yendiği zengin dul. İkinci filmin başında da hali hazırda bunu düdüklemeye devam ettiğini anlarız. Histerik hatun kişisidir ve Bond'un işi çıkınca falan üfler püfler.

Ursula Andress



Zena Marshall



Eunice Gayson














From Russia With Love
1963
imdb75

* Ana tema Türkiye'de geçen Bond filmi.
Bir zaman makinesi edasıyla bizi 60'ların Türkiyesinde gezdirir film.
Ayasofya hakkında verilen bilgiler gayet enteresandır mesela...
Bond M'in sekreterine İstanbul'u bilmekle hava atar
(seni o boğazın maviliğini görmeye götüreceğim sözü falan bile veriyor- süper bir reklam olmuş...)


* Biz de bu kadar gösterilmemesinin tek nedeni Türkiye'de iki çingen kızının meşhur CatFight'ı ve belki de bir Türk kızının edepsizce!!! dans etmesi olabilir. Onun dışında bizi çok öven, turistik yerleri gayet iyi bir şekilde vermiş.
Ayrıca bond bu iki kızla Treesome yapmıştır. Bond tarihinde tektir.
* Bond'un düşmanı bu sefer Spectre'nin Rus ayağıdır.
* Filmin kötüsü bu sefer bir kadındır. Lezbiyen bir albay: Rose Klebb
* Kötünün Amacı:
Spectra Rus Teşkilatının bir numarası (satranç great major) iki numaraya emir verir.
Amaçları Ruslara ait Şifreleme makinası Lector'u ele geçirmek.
Bu ele geçirirken İngilizlerle Rusların arasını açmak.
Ve Mr. No'yu öldüren Bond'dan intikam almak.



* Bond filmlerinde daha sonra bu çok tekrarlanacak ama Bond'u öldürecek süper güçlü ve eğitimli ajan seçimi filmin başında küçük bir süpriz yapar bize. Bu maske kullanımı daha sonra Hollywood'un en popüler ajan filmi Görevimiz Tehlike'nin en çok kullanılan ters köşe esprisi olacaktır. Bond bunun avangartını yapmasına rağmen daha sonra kullandığını hiç görmedim.
= Bond filminde Hitchcock'un meşhur ajan filmi North By Northwest'e şaşırtıcı derecede benzer bir hava saldırısı sahnesi vardır.

Graham Kennedy'nin Bond filmlerini özetlediği çalışması:






* Şişlide gökdelenler arasında kalmış Şişli Bulgar Ortodoks Kilisesi, Rus Konsolosluğu olarak gösteriliyor film boyunca. Oralarda uzun süre yaşadığım için görünce şamşırdım..




Filmin Bond Gadget'ı



* Filmde daha sonra tam bir fenomen haline gelen Bond Çantasını görürüz. İlk filmde tam fonksiyonel gözükmese de bu filmde kendini yavaş yavaş hissettirmeye başlamıştır Q. Çanta onun tasarısıdır ve tam bir isviçre çakısı tadında özelliklere sahiptir.

* Bug Dedektör







İngiltere'ye bile ses kaydı gönderebilen özel bir fotoğraf makinası görünümlü gadget.


* Kötü'nün Gadget'ı Zehirli bıçak çıkartan ayakkabı.




Diğer Bond filmlerinde de görmeye alışacağımız Parçalanabilir Dürbünlü Tüfek ilk bu filmde Bond
Tüfeğin tam adı: AR-7 .22 Survival Rifle With Scope
Gadget'ı olarak kendini göstermiştir.


* Filmde Bond ile konuşan tek türk oyuncu Nusret Ataer'dir.






* Nuber Terziyan bir sokak satıcısı, Hülya Koçyiğit'in de trende görüldüğü filmdir.

(Şehir efsanesi yok öyle bir şey)
Ne Hülya Koçyiğit Bond Kızı mı?






* Türkiye'de yaşayan ingiliz ajan Ali Kerim Bey kral adamdır. Çingene dostları vardır. Bond'u inanılmaz bir alemin ortasına sokar. Periskopla Rus konsolosluğunu gözetler. Yerebatan sarnıcı kullanılmıştır bu sahnede. Yerebatan sarnıcından kaçarak Sirkeci garına çıkarlar.
(Ve sinema tarihi açısından önemli bir tren hattına binerler - Doğu Eksprei - Orient Express)
(Sırf bu trende geçen meşhur bir Agatha Christie romanı uyarlaması var be - Doğu Ekspresinde Cinayet)








Türklerin çoğunu yabancıların oynamasına alınmamak lazım.
Ali Kerim Bey'i de meksikalı Pedro Armendariz canlandırır.
Rus güzel ajan bile italyandır. Lezbiyen şiddet yanlısı Spectre üyesi albay Rose Klebb karakterini bile ünlü bir alman tiyatro oyuncusu canlandırmıştır.


* Satranç turnuması gerçek bir müsabakadan alınmıştır.

Film italyada aksiyonların başladığı - İstanbul tandanslı ve gene İtalya'da Venedik'te son bulan bir bond filmidir. Rus Güzelin sevişme kaydını da Bond yok eder. Evlilik yüzüğü konusunda da bir kaç soğuk espri geçer aralarında.

Filmin Bond Kızı:

Daniela Bianchi















Goldfinger
imdb78 
1964

Ölmeden Önce izlenmesi gereken 1001 film arasındadır.
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2007/12/lmeden-nce-izlenmesi-gereken_24.html
Aynı zamanda Empire dergisinin 500 film arasınadır.
http://www.kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2009/01/imdb-top-250-empire-top-500-mukayesesi.html

* Ana Teması Amerika'da geçen Bond Filmi

* Kötü adam karakter tanıtımı, kötü adamın badigartının orjinal saldırı silahı (şapka), kötü adamın niyeti açısından Dr. NO'dan ve ikinci filmden daha çok beğendiğim filmdir.

* İlk iki filme nazaran finaldeki altın operasyonu ve koca amerikan ordusunu uyutma fikri seriyi bence sağlam zıplatmış.

* İlk Oscar alan bond filmi aynı zamanda.

* Bu bond filmini diğerlerinden çok daha başarılı buldum.

* Biraz zorlama olacak ama bu filmde de Bond'un kaldığı otel (başlangıç sahnesi) önündeki bayraklarda türk bayrağı bulunmaktadır. (Her Bond filminde Türkiye veya Türklere dair bir şey olması)

Goldfinger filmindeki Bond Gadget'ları

Sinyal gönderen takip bond gadgetlarının ilk defa kendini gösterdiği filmdir.

Kötü Adam Bond Gadget'ı ise: Bıçakların olduğu şapkadır.

Bu filmde Bond Gadget olarak Omega saat ilk defa inanılmaz bir fonksiyonla kendini göstermiştir.



* Q'nun ilk araba modifiye ettiği filmdir (Aston Martin). İlk filmde isviçre çakısı Bond çantadan sonra bu filmden itibaren artık Bond arabaları da önem kazanmaya başlıyor.
Bond: Şaka yapıyorsun...
Q: İşim hakkında asla şaka yapmam bay Bond!

* Bond filmlerinde artık sıkıntı vermeye başlayan diyalog:
- Martini, asla sallamayın!

Ekşi sözlükte Hallugu film hakkında çok güzel yazmış:
"From russia with lovedan sora Thunderballdan önce 1964 yilinda cekilen ucuncu bond filmi. Bicoguna gore bond serisinin en iyisi. Efekt ve ses dalinda 1965 akademi odulunun de sahibi. aston martinin koltugunda edinburghun gururu sean connery karsisinda ise kotu adam auric goldfinger ki kendisi boyle hafif kel, dombili, alman aksanli bi arkadas ama aldanmayin sakin efendim. Bu goldfinger'in dis goruntusuyle karizmasi arasindaki korelasyon kafadan eksi bir. neyse efendim film shirley bassey tarafindan seslendirilen su intro ile acilir:
http://youtube.com/watch?v=RftxesXRPtE&mode=related&search=

Konuya gecelim. altina zaafi olan bizim goldfinger dunya altin rezervlerinin bi kismini satin aldiktan sora
havadan bes tane afedersiniz tas gibi bayan pilotun kullandigi pirpirli ucaklarla yaydirdigi 3 saniyede ben diyim 500 siz diyin 1000 feet asagi inebilip hemen etkisini gosterip koca kolorduyu bayiltabilen sinir gazi sayesinde fort knoxu soyup dunya altin fiyatlarina tavan yaptirmak amacindadir*. ancaak bu fantastik plan yardimcilarinin buyuk cogunlugu cinli oldugundan sekteye ugrar. neyse olsun.

Şimdi buraya dikkat. filmin ortalarinda bond'u yakalayip masaya baglamis lazeri de tam bond'un apisarasina denk gelicek sekilde acmis goldginger tam meseleyi kokunden halletmek uzreyken su efsanevi diyalog yasanir:
jb: do you expect me to talk?
ag: noo mr. bond i expect you to diee (boyle alman aksaniyla hafif dalga gecerek)..
buyrun hep beraber seyredelim:
http://youtube.com/watch?v=U1TmeBd9338&mode=related&search=


efendim odd job diye bi yardimcisi var goldfinger’in. bu eleman sofor olur, caddy olur, ayak islerine bakar,
her ise kosar, yok odd job abi hucredeki mahkumu kaybettik buluver, yok odd job abi kiz ormana kacti yakaliyver, odd job abi zik oldu zuk oldu, gonul adamidir, gorev adamidir. 200 metre menzilli sapkasinin keskin kenarlari sayesinde yakin ve orta mesafede affetmez, indirir. gece gunduz dinlemez.



ve tabi bond kizimiz pussy galoredan bahsetmeden gecmeyelim. kendisi ucak pilotudur*, hatta isbu entrynin yazari tarafindan daha evvel tas gibi seklinde betimlenmis pilot kizlara hocalik yapar. karakter gelisimi acisindan hala en basarili bond kizidir zannimca. casino royalein vesper lyndi kendisine bu acidan rakip olabilirse de pussy'nin kurnazligi kimsede yoktur.."


* Film bir çok sektörde marka olmuştur:  arabası Aston Martin DB5 'in oyuncakları o yıl en çok satan oyuncaktır. Bir kadının tamamen altınla kaplanması fikri oyıl bir çok dergiye kapak olmuştur. Şarkısı hit olmuştur.



Bond Goldfinger Cast
http://www.listal.com/list/goldfinger-dereko

Bond'un kadına bakışına dair filmden bir sahne:


Filmin Bond Kızları

Margarita Nolan
Bond'un filmin başında gördüğümüz tıktık'ıdır.


Jill Masterson





















Tania Mallet



Ve Filmin en önemli bond kızı. Bond Kızları tahine geçen Honor Blackman











Thunderball
1965
imdb70

* Konusu ağırlıklı olarak Bahamalar'da geçen filmdir.

* İlk defa tüm 00'ları bir masa etrafından gördüğümüz filmdir.
* Oscar alan ikinci bond filmidir.



* Biraz zorlama olacak ama bu filmde de Bond'un kaldığı sağlık merkezinde (başlangıç sahnesi) Türk Hamamı denilen bir yer dikkatimizi çeker. (Her Bond filminde Türkiye veya Türklere dair bir şey olması)











* Bond'un bond kızı ile sevişmesi de dahil yoğunluklu olarak su altında geçen bir filmdir. Su altı çekimleri konusunda zamanının ötesinde bir teknik kullanılmıştır.
Spectra adamları ile ordu arasındaki su altı savaşı görmeye değer (lakin gereksiz uzun)

* Soğuk kanlı Bogart tipi mizah yavaş yavaş Bond'u da sarmaya başlamış.
- Bu tüfek daha çok kadınların kullandığı bir silahtır.
- Silahtan anlıyorsunuz bay Bond.
- Hayır kadınlardan iyi anlıyorum...

Yandaki Resim:
Orada şapşal duracağına giyebileceğim bir şey uzatır mısın?
(Bond sadece terlik verir - Lan bu espri ben yıllarca yaptım bencen çaldınız lan bu espriyi...)

* Şu ana kadar izlediğim en düşük ritmli bond filmiydi. Uflaya puflaya tamamlayabildim.

* Açılış sahneleri ile de Bond kalıbı yavaş yavaş oturuyor. En efsane açılış sahnelerinden birine tanık oluyoruz bu filmde. Bond cenaze törenine gittiği adamın dul kalmış eşini asıl ölen kişi olduğunu kapıyı açmasından anlar!!! o kadın değil erkektir. Neyse Fransa'da bir malikanede geçen kovalamaca sahnesi Bond'un efsane olmuş ve daha sonra çok fazla tekrarlanmış tüplü bir uçuş aracıyla kaçması ile sonuçlanır.









Filmde Unutulmaz bir Bond Gadget'ı vardır : Tüplü Uçuş Bond Gadget'ı

Filmi de Bond hem havada hem denizde tüplü kaçışlar yaptığı filmdir. Ayrıca sadece burna takılan bir apare ile su altında 4 dakka kalma aleti de bulunduğuna dair geçenlerde bir şey görmüştüm.
(denizde oksijen varsa biz niye boğuluyoruz sorunsalı)

Filmde bir çok gadget vardır. Bond'u ve kızı bottan uçuran Skyhook gadget'ı ya da otelde kitap içinde ses kayıdı yapan teyp gadget vb.


Filmde bir önemli Bond Gadget'ı ise su altında kısa süreliğine hava solutan küçük nefesliktir.
Mini Scuba Tank.

Mini Scuba Tank daha sonra icat edildiğine dair bir şey görmüştüm:


Filmin Bond Kızları:
Luciana Paluzzi : Kötü Bond Kızıdır. Bond bunu düdükledikten sonra ülkem için seviştim, bana hiç zevk vermedin diyerek aşağılar. Banyo'da terlik vererek çıplak çıkmasını istediği hatun kişisidir. Sahne bond tarihinin en iyi erotik esprisi olabilir.

Martine Beswick: Kötü adamın sevgilisi olsa da, bi şekilde bond'a gönlünü kaptırır. Kötü adam da onun kardeşinin Nato savaş pilotu olması babında yanında tutmuştur. Bond su altında bu hatun kişisi ile sevişir.

Molly Petters: Bond'un sağlık merkezinde bir şekilde punduna getirdiği hemşiredir. Tabi sık bağlanır. Gece giderken nereye gidiyorsun diye sorgular.



Luciana Paluzzi


Martine Beswick:


Molly Petters:

Claudine Auger













You Only Live Twice - İnsan İki Kere Yaşar
imdb:69
1967

* Ağırlıklı olarak Japonya'da geçen Bond filmidir.

* Fleming'in son bond kitabının uyarlamasıdır. Kitap büyük hayal kırıklığı yarattığı için yakın yazar dostlarından birine senaryo düzelttirilmiştir. Bu yüzden Dr.No ve Goldfinger'a yer yer çok benzeyen bir konusu vardır.

* Bond tıpkı From Russia With Love filmindeki gibi ölür. Bunun ingiliz istihbaratının bir oyunu olduğunu anlarız.
(soğuk kanlı soğuk bond esprileri: Tabutla denizaltıya sokuyorlar askeri giriş izni istiyor)

Spectra'nın başı Blofeld ile Bond arasında geçen diyalog:
Blofeld: Bay Bond kendimi tanıtayım. Ben Blofeld. Sizin Hong kond'da öldüğünüzü duymuştuk.
Bond: Evet öldüm bu ikinci hayatım.
Blofeld: You Onlu Live Twice... (Sadece iki kere yaşayacaksınız)

Sigara üzerine atışmalar:
Tanaka: Bu sigara sizin hayatınızı kurtaracak.
Bond: Bu reklam sloganını sevdim.

Bir sonraki sekansta

Bond: Sigara içebilir miyim.
Blofeld: Nasıl olsa sigara ile ölmeni beklemeyeceğiz bay Bond içebilirsiniz...

İki erkek Geyşa geyiği yaparlar:
- Kural 1: Asla başkasının senin için yapabileceği bir şey yapma!
- Kural 2?
- Japonya'da erkekler önce gelir, kadınlar sonra (hem mekana giriş hem seks babında ima ediyor)


Spectra'nın başı Ernt Stavro Blofeld'in ilk defa gözüktüğü bond filmidir:
Blofeld'i bundan sonra Bond filmlerinde de görücez.. Kedisi aynı kalsa da kendisi estetik olarak tipini değiştirecektir.

Uzayda geçen ilk bond filmi.



Helikopter ağırlıklı bond filmi diyebilirim. Bond için Q tarafından tasarlanan helikopter ve Bond'u takip eden kötü adamların japon istihbaratının helikopteri ile yakalanmaları gibi...


Filmin Bond Gadgetları:
Bu filmde bond film tarihinin en fantastik Gadgetlarından biri vardır.
Mini bir roket atan sigara filmin unutulmaz Gadget'ıdır.
Roket atan amatör gibi duran küçük helikopter de filmin gadgetları arasındadır. 


Kötü adam Gadget'ı ise krater görünümlü hatta göl illüstreli koca uzay üssü kapağı.






Bond filmlerinde kötü adam mekan tasarısı:



* Bond helikopterle gezerken krater ile metal platform arasındaki farkı anlayamıyor. Lakin gölün dibine kadar geldiğinde anlaması çok saçma değil mi. Tamam yukarıdan ikisi arasındaki farkı anlamadın eyvallah da dibine gelmişsin göl ile boyalı çelik kapağı nasıl ayırt edemiyorsun.

* Ninjalar girerken de bunun plastik bir kaplama olduğu anlaşılıyor. Göze batan çok çapak vardı buralarda.



Bond Kızları:













Mie Hama : Bond kızlarının isimleri de seksi. Bunun adı mesela Kissy. Daha önce Pussy vardı hatırlarsınız. Bond'da kızlar teklif ediyor ya, bu ablamız da faso bonda sırnaşır. Hatta havuzdan hatun atar, masaj yapan kızı kış kışlar. Hep bond'a vermek için bin türlü nane yer. Sonunda aynı yatakta yatarken bir ninja Bond'u zehirlemek isterken yanlışla onu zehirler.  Japon istihbarat şefi de ajanını peşkeş faso peşkeş çeker.










Akiko Wakabayashi: Bond'a adada bir balıkçı kamuflajı olması için adadaki japon istihbaratına ait bu ajanla evlendirilir. Şef Tanaka seni domuz yüzlü bir kadınla evlendiriyoruz şeklinde alay eder. Tabi hatun daş gibin bir japon güzelidir. Bond gerdek gecesi hemen sevişmek ister ama hatun kişisi bu görev evliliği olduğunu hatırlatır. Lakin bond bir kaç sahne sonra hatunu tuş etmeyi başarır.



Karin Dor: Spectra'nın 11. adamının sağ koludur. Bond'u öldürmek için bin kere eline fırsat geçer. Ama en saçma yöntemi uygular. Bu fırsatlardan birinde Bond ile sevişmeyi de ihmal etmez.
Spectra'nın başı Blofeld Bond'u öldüremediği için onu piranalara atar.













Diamonds Are Forever 
imdb67
1971

* Vegas'ta geçen Bond Filmidir.

* Bond ilk defa sirke gittiği (daha sonra da bir çok filmde gidecek) filmdir.




* İçinde bond güzelleri gibi iki yanında yarı çıplak hatunla stand up yapan bir adamın olduğu filmdir.
* Tüm Sean Connary Bond filmleri arasında Kötü adam tetikçileri babında en sevdiğim bu filmdeki iki tiptir. Bond bu iki acımasız katili şarap konusundaki bilgisizliğinden anlar tetikçi olduğunu.





Bond Gadgetları:
Parmak izi tespit eden bir Gadget kendini göstermiştir.






* Sean Connary'nin Bond filmleri arasında en zor durumda kaldığı filmdir.


Blofeld (Bond'un bir numaralı düşmanı ve Spectra'nın başı bu filmde de bol bol endam gösteriyor.)
Bu konuda sağlam bir ters köşe yapmış filmdir.




Bond Kızları
Lana Wood: Bol O'Toole Bond tarihinin en seksi en fora kızlarından. Belki de en iri memelisi.




















Jill St John: Tiffany Kılıf  - En salak bond kızlarından.













Never Say Never Again
imdb62
1983

* Thunderball filminin biraz farklı bir reprosudur.
Thunderball'un daha fazla su üstünde geçen versiyonu diyebiliriz.

Sean Connery'nin çok büyük bir aradan sonra tekrar döndüğü bir bond filmi olduğu için bir başka bond dosyasında ele alınacaktır. Asla bir bond filminde oynamaycağım diyen Sean Connery yıllar sonra bir Bond filminde oynadığı için filmin adı buna gönderme yapılarak Asla asla deme olmuştur.

Bu filme has bir M - Q - MoneyPenny kadrosu mevcuttur:


Bond filmlerinde sağlam komedyenlerde oynadığını görüyoruz. İşte onlardan biri Mr Bean.
- Bay Bond Bay Bond... Şey biraz heyecanlıyım. sizin deşifre olmamanız gerekiyor bir ajansınız.
- Bu yüzden mi ismimi bağırarak yanıma geldin!


* Spectra'nın başı bir kere daha gözükür.

* Kitaba daha uygun başlar. Bond zor bir görevi atlatmıştır. Başlangıçtaki testi de geçemez. Onu dinlenme tesislerine gönderirler. Orada tanıştığı hemşireyle aşna fişna yaparken Spectra'nın büyük planını tesadüfün iğne deliği oradan başlamaktadır. Ve Bond'da bunu tesadüfen öğrenir.


* Bond filmleri nadiren komedyen kullanır. Bu filmde Mr Bean oynamıştır. Zaten yıllar sonra Bond filmlerinin Ti bir film serisinde de oynayacaktır.



Bond'un karşısındaki Spectra'nın bilmem kaç numaralı adamı rolündeki Klaus Maria Brandauer rolünü güzel çıkarttığını düşünüyorum. Lakin senaryodaki similatörlü bilgisayar oyunu tasarısı konusunda erken bir film olmuş gibi duruyor.



Kötü adam badigartı kadın olan Bond filmlerinden.
İlk kez Thunderball filminde Kötü adam Bodygartı kadındı.
Kötü adam rolünü de


Filmin unutulmaz Bond Gadget'ı bomba fırlatan kalemdir.
Bir de Sırta takılan roketlerden vardır.


Bond Kızları:

Araplara peşkeş çekilmeye kalkılan Kim Basinger dilberimiz de Bond Kızı olmuştur.



Bond filmleri Testesteron seviyeleri en üst seviyede olduğun sinema tarihinin en uzun soluklu kahramanın filmleridir. İşte İspatı.
Bond  Kızları:

Bond kızları Nudografileri:
http://www.o9l.com/threads/16052-Nude-Bond-Girls-James-Bond-Movies-Nude-Actresses/page6

Me: My watch says you were left unsatisfied.
Her: But we haven't even had sex yet.
Me: My watch is a few seconds fast