yabancı film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tristram Shandy! Baba Sen Ne diyon Allaanı seven


A Cock and Bull Story (2005) 70 -1000-500-500-
Tristram Shandy: Uyduruk Bir Öykü 76
z801065005

2006 İstanbul Film Festivali En iyi film ödülü

Film Tristram Shandy'nin romanını kendi mizahına yakın bir üslupla uyarlıyor... Tıpkı Man On The Moon filminin başında filmi özetler gibi bir Andy Kaufman mizahı olması, Chaplin filminin ortasında chaplin filmlerine gönderme bir kısa slapstik çekim yapılması, American Splendor filminde karakterin çizgi roman karakteri olarak düşüncelerini söylemesi gibi... (ben buna kekemeyi anlatan romanın kekeleyerek yazılması gibi diyorum)

Filmin iç içe iki film olması bana Noises Off... (Oyunun Oyunu)u anımsattı... Ama filmin bütünü daha çok Adaptation filmine benziyor... Anlatıcının olması ve yabancılaştırma efektinin çok olması baabında bir epik film denilebilir... Ama postmodernzmin temel edebi eseri olarak görüldüğünden kelle sanırsam filmi de postmodern olarak adlandırmayı yee ...

Filmin başında rob dişlerine dair bi yorum yapıyor.... Steve onun bu takıntısıyla dalga geçiyor... Ama filmin sonu da böyle, saçının ne kadar kısmı dökülmüş onu anlatıyor... Saçlarıma dokun, dişlerime dokun karşı tarafından bundan tiksinmesi... Filmin içinde ise Steve'in boy takıntısı var... Film başıyla ve sonuyla bu babda bi bütünlük arzetmiş...

* Groucho Marx'tan espriler aktaran filmler:
Anni Hall

insanın sinirlerini bozan bir mizaha sahip olması : karadeniz fıkrası gibi bi esprinin bu denli üzerinde durulması neyin... pavlovun köpeği ile kadının seks arzusunun özleştirilmesi ... adamın soğuk esprileri .. çocuum var bunu anlatırım... anlatıcı olması ve sonradan problemler yaşaması... filmin çekimlerinin değiştirilmesi ve tartışılması... sonunda figüranların koca otelin bahçesinde komple yayılmaları...




Film içindeki filmin savaş sahnelerini nasıl çekeceklerine dair kamera arkasındakilerin tartıştığı sahne, çekilen savaş sahnelerini yorumlamaları çok komikti : "sırıkla atlamacılar dizilmiş"

Bilirkişi olarak çağırılan profesörün savaşta savaşan askerlerin tek tek isimlerini önlerine yazmaları gerektiğini söylemesi beni yardı resmen... Adamın en önemli çalışması buymuş... Brecht'in hani çin seddedini yapan hanedan diil işçilerdir, pramitleri inşa eden mimar diil ustalardır, savaşı kazanan general diil askerledir şiirine bi gönderme yaparcasına bunun mücadelesini verir profesör... Ama daha komiği dışarda askerlere tek tek isimlerini verir ve kim olduklarına dair ipuçları sunar... Çok önemsiz!

Sinema manyağı asistanın sinemadan verdiği örnekler de acaip uçuk:
En savaş sahnesini anlattığı filmi kimse bilmiyor... Orada kendisinin keşfettiği alegoriler aslında filmde de yok gibi...
Gissmayer adındaki alman bir yönetmenin filmlerinden dem vuruyor sürekli mesela... Lola adındaki filminden bahseder Steve'e... Steve "o porno diil mi" dedi!
Zenci Asistan Kız bu lafa büyük bir refleks göstererek: "Hayıııır, hatta filmde Lola öyle güzel bir hayat kadınıdır ki, müşterileri onu çıplak görerek orgazm olur... Onunla birlikte olmaz... "der...
Steve filmdeki seks sahneleri hatırlayarak boş boş bakar,
Asistan Kız: "Lakin hayatın kirlenmesi karşısında o da zayıf kalır ve insanlarla seks yapmaya başlar"...


Bu da beni çok güldüren bişiidi... Rob'un X files oyuncusu kadını seks objesi olarak görmesi... Ondan çok etkilenmesi ve onunla oynuyamacağını falan söylemesi... Nerenden yaralandın (ki tam çevrilemiyor) burada tekrarlanması!



* Filmin müziği fellinin 81/2 a bir gönderme mi... Bööle ööle hissettim...



Post Modernizme Dair Bişiiler

Kralı ısıran köpek haberdir- Postacının ısırdığı köpek haber değildir! (vö)


Broadcast News - Haberler (1987)
imdb:70 (1000 1000 2000)
z701070020
1988 Yılı Türkiye Sinemalarında Gösterilen Filmler
James L. Brooks

* Güzel insan afinitesi... (bunda yakışıklı)

- Nasıl geçti
- Benim için güzel
- Kamera arkasındakiler
- Onlar berbat buldu!
- Seyircilerin tepkileri...
- Sanırım onlar da çok kötü buldular!
- Peki sen? Sen niye güzel olduğunu düşünüyorsun!
- Tam 5 kilo verdim

* Sahne heyecanı!

* O kadar terlemişimki bir seyirci aramış
- Seyirci terlediğinden şikayet mi etmiş?
- HAyır iyi niyetinden aradığını söylüyor... Kalp krizi geçirdiğini sanmışlar!

* Hep söylenen bir klişe vardır ya: Ali Kırca yarı maaş alsa arka planda çalışanlar atılmaz ya da daha iyi para alırlar... Bu bu filmden arak bi kelammış... Jack Nickolson'a bu ima ediliyor... Bir bakışı var...

Ayın Filmleri 3 Haziran Salı


The Rocky Horror Picture Show (1975)
imdb:69 (10 000 - 5 000 - 5 000)
z510065050
GOLDmax:23 30
GOLDmax:01 30

interaktif bir film... Bir kült.... Bir tabudeviren

içinde eşcinsellik olan filmleri bi türlü beğenemiyorum...
Tim Curry nin oyunculuğunu sonuna kadar gösterdiği film...

* Dr önce Susan Sarandon nın odasına kocası sesinde ve kılığında geliyor... Yeni gelin kocama saklıyorum kendimi dese de kandırıyor... Aynı şeyi yeni kocaya yapması filmin en büyük gag'ı desem! Gerisini siz anlayın

Goldmax Tekrar: 15 Haziran Pazar gecesi

28 Mayıs çarşamba


Everything is Illuminated (2005)
Her Şey Aydınlandı
imdb:77
(3000-2500-5000)
moviemax:22 15
moviemax:00 15

Gülecek Bir Şey Yok! Bertolt Brecht filmlerindeki Kara Komedi


The Savages (2007)
imdb:76 (1000 - 1000 - 2000)
z701075020
Philip Seymour Hoffman
Laura Linney -cm - - cp -

27. İstanbul Film Festivali Filmi

* Philip Seymour Brecht Epik tiyatrosu ile Dramatik Tiyatroyu mukayese ediyor... Akılcı- duygusal, Tartışmacı- Çatışmacı falan diye...

* Çok ağır ilerleyen, festival filmi tadında...

* Babası bir beyazın zenciyi oynadığı, zencileri aşağılayan bir filmi seviyor sanırsam... Tüm hasta bakıcılar hemşireler zenci... Çok bozuluyorlar o filmi izletmelerine...

* Filmlerde verilen bilgiler:
- Babanız yaşayacak, parmakları daha içe bükülmemiş... İçe büküldüğünde ölüm yaklaşıyor demektir...
- Bu bir jamaika inancımı...
- Hayır ben hasta bakıcıyım.. burada elde ettiğim bir tecrübe... Sanırım içindeki hava boşalıyor... Öyle bişii! Üstelik Nijeryalıyım!

* Öyle görünmese de buranın bir düzeni var...
* Kanepe rahattır - Hmm öyle mi peki nerede?

* Neden Arizona .. Çünkü sıcak... Yaşlılar kenti kurulmuş...
Hemen ardından Beyaz Meleği izlemek lazım...

* Wendi hep TV karşısında egzersiz yaparken filmin sonunda ötenazi yapılacak olan köpekle koşuyor... Son söz filmlerinden diil son bir görüntüyle seyirciye mesaj verilmiş...

* 2008 en iyi senaryo adaylarından...

oldboy ve bağlantılı filmler


Oldboy 2003
imdb:83 (20 000 - 15 000 - 10 000)
z920080100
* Filmdeki koldan karınca çıkan kabus sahnesi bunuel sinemasına gönderme gibi... Tıpkısı Endülüs Köpeğinde mevcut...

* Taşta kumda suda aynı hızla düşer sözüde filme anlam katanlar arasında...

* Kanlı filmlerden (rezervuar köpekleri)

Un Chien Andalou 1929
imdb:81 (3000-2000-2000)
z803080020
Luis Buñuel
Salvador Dalí
* Bir de filmin sonunda adamın müneccim'e hipnozla hafızasını sildirdiği sahne ve o karlar üzerindeki görüntüsü ne kadar Eternal Sunshine And Spotless Mind'a benziyor...
Charlie Kaufman buradan çıkarmış olabilir mi acaba hikayeyi !

Eternal Sunshine And Spotless Mind
Sil Baştan - 2004
imdb:85 (60 000 - 40 000 - 25 000)

z960085250

Pek de öyle şeytan doldurmuyormuş... Bildiğimiz insan bunları dolduranlar...


Lord Of War- Savaş Tanrısı 2005
imsb:77 (10 000 10 000 15 000)
z810075150

* Film silah kaçakçılığı hakkında bildiğimiz gerçekleri, çok iyi bir teknik ve hikayeyle anlatıyor...

* Filmin son cümlesi harika: En fazla silah satan ve en büyük silah üreticisi ABD - Rusya - Çin - UK - FR Birleşmiş Milletlerin daimi güvenlik konseyi üyeleri... Budur

* Kendi mahallesinden iki ünlü çıkıyor... Biri eyalet güzeli... Ona hep aşık ve onu elde etmek için büyük bir oyun oynuyor:
- İlişkiler ya yalan ve aldatmcayla başlar ya da öyle biter...

* it's my nature filmleri doğam bu değiştiremem ... Akrep - kurbağa hikayesi

Gülmenin


Chaplin 1992
imdb:71 (1000 - 1000 - 2000)
z901070020

Otobiografiyi mizah üstadının uslubuyla anlatıldığı sahneler

Man On The Moon - Aydaki Adam - Andy Kaufman
Chaplin The Kid filmini avukatlardan kaçırıyor... Yargı el koymak üzere... İşte bu sahne Chaplin slapstik mizahıyla anlatılmış...
Trişman adındaki o ingiliz filmi

Chaplin'in eşleri

Eşlerini Oynayanlar
Moira Kelly - cf - sd
Penelope Ann Miller - blg - cf -cf2 -
(eşi diil ama filmlerinde oynattığı çok zengin bir kadın)
Marisa Tomei - cf -
Maria Pitillo- cf -
Milla Jovovich- cf - sc-
Diane Lane - cf - sc
Nancy Travis - cf - sc

15 mayıs perşembe


Metoroporisu- Metropolis 2001
imdb:73
1000
1000
1500
z801070015
cnbce:
22 00
cnbce:
02 00

Bu japonlar'ın reprodüksiyonlarına da akıl sır ermiyor... Bize Metropolis'i bir de böyle izleme şansını veren Rintaro, Mimar Fritz Lang'ın maketinde küçük oynamalar yapmış :)...

Metropolis imdb:84 (10 000 5 000 5 000)
Yönetmen Fritz Lang
Queen'in Radio Ga Ga Müziği eşliğinde okuyabilirsiniz... Çünkü Fredy Mercury kardeşimiz bu şarkısının klibinde Bu filmin hafif raylı sisteminde gezinirken sizi de metropolis'te dolaştırıyor...


Fritz Lang'ın metropolis'ini festivalde orkestra eşliğinde izlemiştim... Eski ve yeni Ahit'de yer alan Babil kulesinden ilk o zaman haberdar oldum... Tanrıya ulaşmak için yapılan bu kule ilahi bir güçle yıkılır ve yapanlar farklı dillerden konuşmasıyla cezalandırılır... Kulenin adı Zigurat sanırım ya da bu filmde öyle geçiyor... Daha sonra çek bir animatör grup çok daha dehşet verici bir Babil Kulesi kısa animasyonu yapmışlardı...

Metropolis'ten etkilenen filmler:
Bu alttaki bilim kurgularda bir yeraltı insanlarından bahsedilir... Bunlar düzene karşı kımak üzere olan anarşistlerdir... Ama daha sonra otoritenin kafayı sıyırdığını anlarız... İyi örnek olarak Total Recall'u ve Blade Runner'ı sineye çekebilrim ama Stallone'nin rezaleti nedir öyle... bir de tuvallette kullanılan midye ne?... Adamı sinir ediyorsun Stalone böyle filmlerle... Bitir şu sinema hayatını...

Total Recall
Blade Runner
iirenç rambo gelecek filmi...

Fritz Lang'ın diğer izlediğim ve beğendiğim filmleri: (ikisi de linç'e dair başyapıtlardır)
M imdb:86 ( 10 000 7 500 5 000 )
Fury - Öfke imdb:79 (500 500 1000)
= Woody Allen'in bir oyunu var ... Çıplak'ta sanırım işte bu Fury'de anlatılan linç'in hicivi gibi...
Yurttan seslerin bir bölümünü bu hicve ayırmak istiyorum...
Ama izlediğim en iyi Linç filmi Henry Fonda'nın:
The Ox-Bow Incident imdb:83 (1500 1500 1500)

Hırgız (çocuk olduğu için hırsız)



Breaking and Entering
Hırsız (2006)
Moviemax: 20 30
Moviemax
: 22 30

imdb: 6.6 (500 500 1000)
z600565010
beyazperde: 65
nisan filmleri yazısı
ingilizce hırsızlar için kullanılan bir argo: kırmak ve girmek

-nasıl dürüst olunur bilmiyorum. belki bu yüzden metaforları seviyorum.

Final Baabında= Eyes Wide Shot
Moviemax tekrar
20.04.pazar sabahı 10:00 - 12:00

Jude Law, The Princess Bride'ın Prensesi,
Forrest Gump'ın Jenny'si Robin Wright Penn'i mi yoksa
Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği 'nin Tereza'sı
Trois couleurs üçlemesinin Julie Vignon 'sı
The English Patient'ın Hana'sı
Mükemmel oyuncu Juliette Binoche'u mu tercih edecek gerilimi!

İkisinin de sorunlu çocukları var... Ben Juliette Binoche'yi tercih etmesini istedim film boyunca... Çünkü çocuk hırsız olsa da mimariye bir yeteneği var... Onu kendi gibi mimar yapabilir...
İkincisi oyunculuk baabında... Rolleri değiştirseniz Binoche güzel bir elit kadını oynayabilir, ama Robin, Bosna'dan gelmiş yüreği yaralı müslüman bir kadını oynayabilir mi?

Dreamers

,
The Dreamers (2003)
Düşler, Tutkular ve Suçlar

imdb:71 (2500-2500-3500)
z802570035
beyazperde: 77
Bernardo Bertolucci
6. Uluslararası Sinema-Tarih buluşması açılış filmi
Film 68 olayların yaşandığı fransada Sinematek'in kapatılmasıyla başlıyor...

Sessiz Sinema Oynamak: Filmde çok farklı cezalandırmalı, canlandırmalı bir sessiz sinema oyunu var... Cezalar çok ağır...
= Fight Club (Sinema Manyaklarını doyuran filmler)
= Sinema Geyiği yapılan filmler
(Arizona Dream- When Harry Met Sally)

*Filmden Bir tartışma: Neden Fransadan iyi bir rock grubu çıkmıyor!

68 kuşağı

* Her zaman başkalarının anne-babası bizimkilerden daha iyiymiş gibi gelir bize... ve dedelerimiz ninelerimiz hepsinden iyi...

Bernardo Bertolucci bir gün muz yerken şunu keşfeder, ortadan parmağınla bastırınca zort diye üçe ayrılmaktadır... filminde bunu kullanır...

Bertolucci'nin Godard mastırbasyonu denebilir bu filme...

Eva Green:

Bertulliccinin Godard hayranlığı onu Eva ile çalışmaya itmiştir
Godard'ın gözde oyuncusu, Evanın annesidir de ondan...

Tıpkı hayran oldukları yönetmen Jean-Luc Godard'ın
Le Mepris (1963) imdb:78 (1500-1000-1000)
filmindeki Brigitte Bardot gibi bir arzu nesnesine dönüşür...

Godard'ın Dreamers'ta gösterilen filmleri:

Bande A Part (1964)
imdb:80 (1000-1000-1000)
Jean-Luc Godard filmin anlatıcısı aynı zamanda
Filmde Louvre müzesinde koşma sahnesinin
rekor denemesi hoş bir enstantane:
Bande A Part Louvre Uzun Mesafe Koşusu (youtube)
Dreamers'ın 1968 de kırdığı rekor (youtube)
çok komik birebir örtüşüyor çekimler...

A bout de soufle-Breathless
(serseri aşıklar) (1960)
Eva Green'in ben 1958'da Herald Tribune
satarak doğdum demesi bazılarının bu filmi
milat almasına gönderme...
imdb:81 (4000-3000-3000)
Filmden alınan bölüm (YouTube)

Teo'nun odasında asılı afişlerde:
Godard'ın maocuları hicvettiği
La Chinoise (1967) imdb:71 (100-50-100)
Michelangelo Antonioni nin
sonunda pandomimle tenis oynayanlar
sahnesini sevdiğim,
Blow Up (1966) imdb:75 (2500-2000-2500)
gerçekle düş arasındaki ayrıma gönderme yapan filmlerdir...

İntihar sahnesinde gördüğümüz planlar ise yönetmen Robert Bresson'ın
Mouchette (1967) imdb:81 (500-300-300) filmine aittir...
Modern Toplumun: 'eğitim şart', 'çalış senin de olur', 'büyüklerini saymalısın küçüklerini sevmelisin' söylevlerine sessizlikle ve bakışlarıyla cevap veren bir kızdır Mouchette (az ama öz konuşur) ve çevresinin onu hor görüşü ve ikiyüzlülüğü onu intihara sürükler... Çalılara takılsa da intihar etmekten vaz caymaz... (yt)
Bu filmde Eva Green'in intihar etmesi amaçsızlıktandır ve anlamsızlığa tepkimiz büyürken cam kırılır ve üç genç sokaklara dökülür...

Buster Keaton - Charly Chaplin tartışması
Diğer filmleri bulursam yazıcam

* Greta Garbo'nun filmini bulamadım

* Filmin Annesi Hugh Grant'ın 4 nikah 1 Cenaze töreninde beğenmediği sevgilisi...

* Bertolucci Kızları (linki hazırlamadım daa)

Filmin Hatunu Eva Green







Bıre Pezevenk Adam (büyük, ulu adam manasında)

Hustle & Flow (2005)
Sahne Ateşi

imdb:75 (2500-2500-4000)
z702575040
beyazperde: 76
Moviemax: 20 30
Moviemax
: 22 30

* En iyi şarkı oskarı (2006)
It's hard out here for a pimp
Nakarat kısmı bir harika...
Şarkı tamamen bir pezevengin yaşam derdini anlatmasıda filmle örtüşüyor... Epik olmuş... Sevdim öldüm olsaydı saçma olurdu...
Elemanı böölesine şarkıcı olmaya iten ise kilisede şarkı söyleyen
Jennifer Bynum Green nin sesi... Ya nedir bu kiliselerdeki zenci gırtlakları...

* Kızım seni bulduumda kamyoncu yalıyordun... Seni o hayattan kurtardım...

* Kızın bir adamı redetmesi beni filmden koparttı... Niye yaa... Hem de onu beğenmiş ve orospu görmemiş biriyle... çok saçma.. Mesai dışında bir erkekle beraber olmam duruşu mu ne? Ama sonra radyolar çalsın diye her DJ ile beraber oluyorsun...

* Filmin en güvel repliği: Evet orada yalan söyledim... Ama hayallerim için bu yalanı söyledim... Bir gün o orospunun kızı gelse bana ve "ben ABD'nin ilk kadın enci başkanı olucam" dese... ona, anan bir orospu baban belli diil mi derdim... Yalan söylerdim... Hayalleri için ona yalan söylerdim...

Filmin Fragmanından:
"it is not about the size of the dog in the fight.
it's about the size of the fight in the dog" Mark Twain...

"Dövüşen köpeğin ne kadar büyük olduğunun bir önemi yok.
Önemli olan köpeğin içindeki kavganın büyüklüğü" Mark Twain...

"Türk versiyonu olsaydı Nuri Alço, Ahu Torbaya 'kızım daha fazla çalışmalısın bak türkü kaseti çıkarcam' derdi" ekşi

=8 mile "eminem" filminin kaliteli versiyonu

= Hayat kadınları, pezevenklerinde yaşamları bizimki gibidir... duyguları vardırı anlatan filmler baabında

Boogie Nights (1997)
The People vs. Larry Flynt (1996)
The Notorious Bettie Page (2005)
Hele Bettie Page (pin up girl) en komiği... Yaptıklarının çok masum şeyler olduğunu kanaat etmiş... Sonunda sokakta incil satan bir muhafazakara falan dönüşüyor...

Filmin Sansür yeme ihtimali olan sahnesi:

Taryn Manning

Moviemax tekrar
03.05.cumartesi 07:30

95'in en şarkı oskarı da fena diildi...
1995
Diarios de motocicleta (2004)
Al Otro Lado Del Río

Ölmeden Önce Yapılacaklar 1-Bu filmi izle!



The Bucket List (2007)
Şimdi Ya Da Asla

imdb:77 (5000-3500-5000)
beyazperde:82

* Bucket: Kova demek - Kick The Bucket: Nalları dikmek demek


Film hakkında bir şeyler anlatmak isteseydim mısır piramitleri üzerindeki sahneden yola çıkardım... Bazı filmlerde filmin özeti gibi sahneler oluyor... Onlara bayılıyorum... Sanırım Afişteki sahne de orası:
* Mısırlılar şuna inanırdı... Öldükten sonra tanrı olnara 2 soru sorar bu bu sorunun cevabına göre onu içeri alırmış:
1 Mutlu oldun mu?
2 Etrafındakiler senden dolayı mutlu oldu mu?
Evet... Birincisi hayatı boyunca mutlu olmuş birisi... Egoist... Ama etrafındakiler hiç mutlu olmamış... İkincisi hayatının tamamını etrafındaki insanların mutlu olmasına adamış biri... Gerçekten mükemmel bir sahne...

* Göndermeler: Morgan abimiz "ilk zenci başkan" olmak diyor Jack abimiz ise mişel fayfırla randevum var diyor... Bence bunlar filmin hafif göndermeleri...


* Filmin senaryosunun kurgusunda kullanılan şeyler: Bir ölmeden önce yapılacakların listesi...
İkincisi ise Kahve:

Morgan Freeman Kahvenin tarihini şöyle bir kısa geçerken bize büyük haksızlık etmiş... Bütün dünyada böylesine keyifle içilmesinde çok büyük katkıda bulunan Osmanlı'yı es geçmiş... Hikayeyi anlatırken çocanın keçilerini çoşturduğu bitkiyi de köyün bilgesine götürdüğünü söylüyor... Burada da imam demekten imtina etmiş... Biraz kasti bir davranış olarak algıladım bu durumu... Ama bizi kopartan bilgiyi sonunda patlatması ve "ölmeden önce ağız dolusu gülücem" maddesinin üstünü çizmesi:

Kopi Luwak dünyanın en beğenilen en üst seviyede kahvesi olarak biliniyor... Jack Nicholson bunun nasıl elde edildiğini bilmeden içiyormuş... Ve çok severek överek devamlı içiyor... Elde edilişi ise: Kilosu 1200 dolara satılan bu kahve, luwak adlı kediye yediriliyor ve kopi denilen kahve daha sonra kedinin bokundan ayıklanıyor... Yani Lavuğun bokunda boncuk buluyorlar afedersiniz beni konuşturuyorlar... Kedi içinde nasıl bir aroma ekliyorsa dünyanın en pahalı kahvesi ortaya çıkıyor... Morgan bunu jack'e anlattığından acaip kopuyorlar:

- o süslü kahveden hala içiyor musun?
- Ben obsesif miyim (as good as gets'e gönderme gibi)
-Sana onun neden yapıldığını söyliim...

Filmde son kahve esprisi ikisinin de külleri kahve kabına konuyor...




* Morgan Freeman çok zeki bir ototamircisi... Çocuklarında kendi hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışmış... kendisi kazanmasına rağmen üniversiteye zenci olduğu için alınmamış... "şimdi zenciler başkan adayı" falan diyor... Çok zeki olduğunu Jeopardy sorularına cevap vermesinden anlıyoruz...
(içinde Jeopardy olan filmler: Groundhog Day- White Man Can Not Jump...)


* Jack Nicholson huysuz bir ihtiyar, hastaneler zincirine sahip... Daha çok para kazanmak için 2 kişilik odalar konusunda ısarcı... Kendine özel oda verilmediğinden dolayı şikayetçi hastaları onu mahkemeye vermiş: "Biz kaplıca işletmiyoruz" diyor... Ve ciddi bir rahatsızlık sonucu kendini kendi hastanesinde çift kişilik bir odada buluyor... Hem de çok fakir bir zenci hasta ile birlikte...

İkisinin de "kick the bucket" olmak üzere oldukları söyleniyor...

Morgan Freeman ölmeden önce yapmak istediklerinin listesini yapmaya başlıyor:Bir bilge edasıyla ilk olarak "Hiç tanımadığın birine yardım et" yazıyor...
Jack Nicholson bu yere fırlattığı şeyi görünce gülüyor ve o ilk olarak
(Film içindeki çapkınlıklarından da anlayacağımız gibi):
"Dünyanın en güzel kızını öp" yazıyor...

Sonra ikisi de bu listeyi şişiriyorlar... Ama bu iki madde bizi filmin sonunda ağlatıyor...
İlk yazdıkları bizim içimizi burkuyor...

* Hızlı bir araba kullan... Hatta dostunla yarış:


Uçaktan paraşütle atla:

Safariye çık:
Ve Tabikii Dünyayı gez:

Mısır Piramitlerindeyken Morgan: Biliyor musun Kuzey Afrikada en çok yağmur buraya düşüyormuş...
* Bilinen tek bir köpeğin üzerine yıldırım düşmesi vakası burada yaşanmış...

* Mısırlılar şuna inanırdı... Öldükten sonra tanrı olnara 2 soru sorar bu bu sorunun cevabına göre onu içeri alırmış:
1 Mutlu oldun mu?
2 Etrafındakiler senden dolayı mutlu oldu mu?


- Ben herkes diilim diyordun ya.. herkes herkestir


= karma felsefesinin de olduğu bi dizi vardı onun gibi

inkar devresi etik devre ona baksana

koministler = yahudiler

Radyo Tesla marconiden aldılar onu


* Nasılsın: doktor çok ironik bir soru

Japardili filmlerden

Piramitler: Mısırda bütün piramitler yağmur buraya düşüyormuş

hindistan reenkarnasyon bi aşağı bir yukarı katlarda doğduklarına inanıyorlarmış
zenginin fakire zulmetmesini .. fakirin kaanaat etmesini sağlayan bişii

Sarı mavi filmi oluyor gene

Cappe luvacci filmin başında koklattığı kediler bu kahveyi yer ve sıçarlar
bundan bir kahve elde edilir en güzel kokan en iyi kahve..

hiç sormayacaksın sanmıştım

- dünyanın en güzel kızını öp
"kiss the most beatifull girl in the world"


havyar elde etmek zordur.. balık yakalanacağını hissederse strese girer ve havyarı zehirli olur
3. karıma çok benziyor

* filmin karakter tanıtımı çok iyi

* Jack Nickolson ile uşağı arasındaki muhabbetler de çok iyi:
- o şey için ne yapmamı istersiniz
- ölümüm için mi?
- evet
- kendin için ne yaparsan benim için de onu yap
- tüm paramı uşağıma bırakırım
* uşağına gerçek ismiyle hiç hitap etmemiş
arada sıradaki aşağılamalar müthişti...

Kaldırım Serçesi - Minik Serçe


imdb:76 (2500-2500-2500)

beyazperde:77
26. İstanbul Uluslararası
Film Festivali

Bu ses... bu ses meğer çilenin sesiymiş...
hüznün melodisiymiş

Şansonların Kraliçesinin Biografisi

* Bu nasıl içki içmek... Sürekli içmesi, etrafındaki insanlarla argo içeren bir mizahla yaklaşması bana Sezen Aksuyu çağrıştırdı... Eee o da bir minik serçe diilmiymiş... Pekii Sezen Aksu'nun hayatını böyle cesurca anlatabilir misiniz? Ben işte işin orasındayım...

Marion Cotillarda: En iyi kadın oyuncu oskarı
= Küçük Emrah'an önce Küçük Piaf varmış... Edith Piaf'a sonradan dönüşüyor... Geçiş dönemi acılı...
= Kerhade büyüyen kız çocuğu baabında Pretty Baby (1978) imdb:64

* Bir film boyunca Edith Piaf'ın nasıl bir çile çektiğini anlıyoruz...
Flashbacklerde babasının küçük bir hediyesiyle mutlu oluyoruz...
Ama büyük acısını filmin sonunda bir flashbackte görerek gene hüzünlere dalıyoruz... Şiir gibi ama acı bir şiir gibi bir film...

Filmde Marlene Dietrich'in göründüğü sahnede Edith Piaf çok heyecanlanır, salonda "ich bin von kopf bis fuss auf" çalmaktadır...

"Non, je ne regrette rien" youtube
Edith Piaf diince herkes La vi en Rose'u bilirken ben hep bu şarkıdan bahsediyorlar sanıyordum... Çünkü benim beynimde Edith Piaf ile özdeşleştirdiğim tek parça buydu... Film başlamadan önce farenksten hep bu şarkıyı hırıldadım... Ordamdakileri tilt ettim... Bu şarkı Edith Piaf'ın kariyeri ve sesi bittiği bir dönemde Olimpia'da "hırıldadığı" unutulmaz eseriymiş... Filmde sonuna kadar söylediği tek şarkı olduğundan gurur duydum...

Hayır hayır hiçbişiiden pişman diilim...
Bana iyilikler de yapıldı kötülükler de...
Hepsi unutuldu... Anılarımı yaktım...
Hiç bir şeyden pişman diilim...
Hayır hiç bir şeyden pişman diilim...
Yaşamım ve zevklerim seninle başlıyor BUGÜN!


Non, je ne regrette rien filmografisi:

Keiner Liebt Mich (1994)
No body loves me
Kimse beni sevmiyor
imdb:76 (150-150-100)
"La Vie En Rose" için "Jeux d'enfants" filmi ne ise "Non je ne regrette rien" için de "Keiner Liebt Mich" filmi odur... Film boyunca bu şanton çalar... Film Bridget Jones Günlüklerine kapı aralar...
Benim sevdiğim alman filmlerinden biridir...

The Dreamers (soundtrack'ında da var)
filmin finalinde çalar

La Haine

Er Ryan'ı kurtarmak


La Vie En Rose'un Sinematografisi

(hayat toz pembe-al beni kollarına)

Jeux d'enfants (2003)
Cesaretin var mı aşka
imdb:74 (2500-1500-2000)
beyazperde:88
Asıl bu filmin adı La Vie En Rose olmalıymış... Film boyunca La Vie En Rose'un bin bir çeşidi çalınıyor... Edith Piaf'ın hayatını oynayan güzel kardeşimiz Marion Cotillarda'da ilk bu filmle büyük çıkış yapıyor... Tamam Taxi üçlemesinde de oynuyor ama bu film onun kendini gösterdiği ilk baş yapıt (romantik filmler arasında benim ilk onunda)

Sabrina (imdb:77) filminde Audrey Hepburn teyzemiz arabada Humphrey Bogart bıçkın abimize söylüyor: Youtube

Saving Private Ryan'da yıkılmış fransız kasabasının tezatlığıyla sürreal bi durum yaratır bu şarkı...

Jack Nickolson da söylemiş ii mi? Diane Keaton'a
Something's Gotta Give (2003)
imdb:68 (2000-2500-5000)

007 Bond için Grace Jones söylemiş : yt
A View to a Kill (1985) imdb:60 en kötüsünden

Natural Born Killers'ın başında kısacık duyulur...


Müzik:
Çok kişi söylemiş La Vie En Rose'u ama sanki Louise Amstrong'un trompetinde bir başka annam taşımış... Ben bu şarkıyı zaten böyle duydum ilk, böyle bildim... Kusura bakmasın Edith Piaf yengemize (tunuslu bir boksörle şeettirdik te kendisini ordan yengemiz olur)

Soylu ingiliz kızlarının, soysuz şımarıklıklarını çeken proleteryaYA dair filmler desem beni anlar mısın?


Atonement - Kefaret 2007
fragman
imdb:79 (10 000 10 000 10 000)

beyazperde:81
daktilo ritminde akan, yazmaya dair destansı bir aşk filmi...
kısa bi an öncesine sık sık dönen flashback anlatımını ilk defa gördüm...
çok etkileyiciydi

= Başkalarının Hayatı
(kitaba dair konuşmayla ağlatan filmler)

= English Patient
Kütüphanede ve hatta ayakta sevişme sahnesi olan filmler

Filmin başında olan bir olayı yönetmen unutturarak seyirciyi şaşırtan filmler...

Hikayeyi daha gerçekçi kılabilmek için dev prodüksiyonlu sahneler yapmak...

*2. dünya savaşının ayırdığı insanlara dair filmler
(say say bitmez)

Film iyi kadrajlarıyla; oyunculuklarıyla; küçük yönetmen oyunlarıyla; daktilo sesi ritminde ilerlerken, final konuşmasıyla insanın içini burkuyor... "ağladık ne var"

Ufak tefek mantıksızlıklar bulsamda filmin büyüsüne kapılıp izledim... izlettirdi(m)...

+18
* Cunt: Şimdi bu filmin kilit kelimesi "cunt"... Bizim argomuzda "cık" la biten bir kelimeye tekabül ediyor... Elin adamı böylesine sosyetik başlayan pahalı bir prodüksüyonunda gerilimi, böylesine avam bir kelimeyle pazarlıyor! Üstelik film elit bir kesim tarafından da el üstünde tutuluyor... Filmin zıplama noktasının unutulmaz kelimeleri şunlar: "Senin o sırımsıklak 'cunt' cıını yirim"
Şimdi biz yapsak ne biliim Kartal Maltepe'nin Sibel Gökçe'ye olan tutkusunu filmin gerilim unsuru olarak kullansak... O unutulmaz "Senin O 'Cunt'ın var ya, Bal nedir ki Şeker nedir ki" sözünü kameranın gözüne gözüne soksak... Noolurdu... Olay olurdu a.q.

Clerks (1994) - Clerks II (2006)

Clerks (1994)
Tezgahtarlar
imdb78
beyazperde: 79
1001 Film Kitabı son 500 film arasında

* Bağımsız sinemanın bu en ilgi çeken filminin siyah beyaz olmasının nedeni (şehir efsanesi de olabilir) yönetmenin gerçekten çalıştığı markette çekim için sadece geceleri izin verilmiş olması... (kepenkler bu yüzden inik olabilir)

* Sinema Tarihinin En komik Erotik esprileri:
- Kız arkadaşım 37 kişiye sakso çekmiş...
- Adamlar aynı sırada mıymış?
Sinema Tarihinin en komik erotik esprileri.


* Ben de arkadaşlarımla yaptığım geyikleri filme çeksem gazı veren bir film..
= Geyik Baabında: Jay and Silent Bob Strike Back (aynı yönetmenin)
= Seinfeld Geyikleri
"benim hayalimdeki filmi benim düşündüğümden daha iyi yapmış"
dedirten filmler- (yılmaz erdoğan cinema paradiso için demişti)

= Müziklerine verilen telifin filmin maliyetinden daha çok olan ilk film
(The School of Rock)

Filmin Unutulmaz Death Star geyiği:
(Star Wars Filmine dair bir geyik)

işçi tulumlu biri kapıdan içeri uzanır:
İşçi tulumlu adam: Açık mısınız?
Dante: Evet, buyrun.
(kahve makinesine gider ve bir kahve alır)
Randal: Return of the Jedi hakkında başka neyin farkına vardım biliyor musun?
Dante: Dahası mı var?
Randal: Başka bir ölüm yıldızı daha yapıldı değil mi?
Dante: Evet.
Randal: Şimdi, ilk inşa ettikleri asiler onu imha etmeden bitmişti ve çalışır durumdaydı.
Dante: Onu luke havayo uçurdu, herkese hakkını vermelisin..
Randal: İkincisini havaya uçurulduğunda ise hala inşa ediliyordu.
Dante: Lando Calrissian’a teşekkürler.
Randal: ikincisiyle ilgili bir şeyler beni hep rahatsız etmiştir. Bişii yanlıştı.
Dante: Ne olduğunu çözebildin mi?
Randal: Aslında sorun şu ki; ilk ölüm yıldızında sadece imparatorluk askerleri ve rütbeliler vardı.
Dante: Kısaca evet.
Randal: Yani onu havaya uçurmalarıyla ilgili bir problemim yok, kötüler cezalandırıldı.
Dante: Ya ikinci sefer...?
Randal: İkinci ölüm yıldızı ise henüz bitirilmemişti, hala inşa ediliyordu.
Dante: Yani?
Randal: O boyutlarda bir şey inşa etmek imparatorluk ordusunun karşılayabileceğinden çok daha fazla bir insan gücü gerektirir. Bahse girerim o şey inşa edilirken bağımsız müteahhitlerle anlaştılar. Tesisatçılar, aluminyum kaplamacılar ve çatı işi yapanlar...
Dante: Sadece imparatorluk taraftarları değil, bunu mu söylemeye çalışıyorsun..
Randal: Kesinlikle. Ölüm yıldızını çabuk ve gizli bir şekilde inşa etmek için bu işleri yapabilen herkesi işe almaları gerekmiştir. Sıradan bir storm trooper’ın tuvalet tesisatı döşeyebileceğini düşünebiliyor musun? Onların bildikleri tek şey öldürmek ve beyaz üniformaları.
Dante: Pekii, bağımsız müteahhitler ve ustalar inşasında çalışıyor olsa bile ikinci ölüm yıldızı’nın imha edilmesi seni neden rahatsız ediyor.
Randal: Sadece işini yapan bu insanlar öldürüldüler. Hiçbir alakaları olmayan bir savaşta.
(dante’nin dalgınlığını farkeder)
Diyelim ki sen çatı işi yapan birisin. Bir gün önüne iştah açıcı bir hükümet işi geliyor. Karın ve çocukların var. Getirileri iyi bir hükümet işindesin. Aniden sol kanat militanlar seni ve üç mil etrafındaki herkesi lazerleriyle buharlaştırıyorlar. Bunu sen istemedin ve aslında hiçbir politik görüşün yok. Tek yaptığın hayatını kazanmak.
(işçi tulumlu adam onlara katılır)

işçi tulumlu adam: Özür dilerim kesmek istemezdim ama neden bahsediyorsunuz siz?
Randal: Return of the jedi’nin sonundan.
Dante: Arkadaşım beni, asiler tarafında havaya uçurulan ikinci death star’ın inşaatında çalışan işçilerin masum kurbanlar olduklarına ikna etmeye çalışıyor.

işçi tulumlu adam: Ben de anlaşmalı çalışan bir ustayım. Çatı ustası.
(elini cebine atar ve kartvizini çıkartır.)
Dunn and Reddy home improvements.
Ve bir çatı ustası olarak konuşmam gerekirse, bir çatı ustasının politik görüşleri iş seçimi konusunda büyük önem taşır.
Randal: Nası?

işçi tulumlu adam: Üç ay önce bana bir iş geldi. Büyük bir ev.. Basit bir kiremit yenileme işiydi. Bana işi bir günde bitirirsem fiyatın iki katını vereceklerini söylediler. Birden evin kime ait olduğunu farkettim.
Dante: Kimin eviydi?
işçi tulumlu adam: Dominick bambino'nun.
Randal: "bebeksurat" bambino? gangster?
işçi tulumlu adam: Ta kendisi. para iyiydi ama risk çok büyüktü. Kim olduğunu biliyordum ve ben de işi bir arkadaşıma devrettim.
Dante: Kişisel politikan yüzünden?
işçi tulumlu adam: Doğru, ve o hafta foresci ailesi bebeksurat’ın evine bir baskın düzenledi. arkadaşım vuruldu ve öldürüldü. Kiremitlemeyi bitirememişti bile.
Randal: Olamaz!
işçi tulumlu adam(kahvenin parasını öder):
Hayattayım çünkü olağandışı bir müşteriden iş aldığımda aynı zamanda risk alacağımı da biliyordum. Arkadaşım o kadar şanslı değildi. Death star için çalışan işçiler eğer öldürülürlerse bunun onların hatası olduğunu biliyorlardı. bir çatı ustası cüzdanını değil kalbini dinler.


* Kedi sahnesine en çok güldüm... Tezgahın üzerindeki kum dolu kutuya öyle sakin işini yapışı vardı ki... O sırada para vermek için bekleyen müşterinin bakışları adamı gülmekten kırıp geçirebilir...

* Cem Yılmaz'ın GORA'sında porno film yapımcısının arka plandaki afişlerde eski porno film adları yer almaktadır... Bunlar arasında

Çıkarmadan Beş (eski bir argo... Arabada beş evde onbeş... iki yapar döner yatarım, doymayan komşuya çıkar, ya da ne biliim futboldaki bir olsun bizim olsun benzeri bişiidir... Beş Dakikada Beşiktaş diye zaten gerçek bir örneği vardır)
Kafası hariç 17
İki Yumurta Bir Sucuk (Vaktiyle Öztürk Serengil 'iki domates bir hıyar- iki bezelye bir bamya' şeklinde söylerdi bir skecinde... Bu kelam argomuzda 'iki yumurta bir sucuk koyarsam olur çocuk ve iki yumurta bir sucuk her yerde iki buçuk burda bedava' şeklinde tekerlemelerde kullanıyordu... Cem Yılmaz bunları iyi toparlamış)

Bu filmde ise Bir kadın şirin kızıyla video evine girer... "Happy Scrappy Hero Pup" adlı filmin olup olmadığını sorar... Videocumuz Randal (ki bir başka video kiralanan markette gider ve oranın güzelliğine hayran olur... oradan kiraladığı video bir hermafrodit pornosudur... Dante neden böyle iğrenç bişii aldığını sorunca da 'Hey, I like to expand my horizons' der)
Randal: Bayan ben de toptancımızı arıyordum yeni siparişler için der ve hangi filmi istediğini sorar tekrar...
Kadın: Happy Scrappy Hero Pup
Randal, toptancısına kendi dükkan numarasını söyler ve o şirin kız ve annesi önünde şu filmlerin siparişini verir... Bu sahne GORA'daki porno film yönetmenin arkasındaki afişlerden daha iğrenç bir listeyi barındırıyor:
"Whispers in the Wind", "To Each His Own", "Put It Where It Doesn't Belong", "My Pipes Need Cleaning", "All Tit-Fucking Volume 8", "I Need Your Cock", "Ass-Worshipping Rim-Jobbers", "My Cunt Needs Shafts", "Cum Clean", "Cum-Gargling Naked Sluts", "Cum Buns III", "Cumming in Socks", "Cum On Eileen", "Huge Black Cocks and Pearly White Cum", "Girls Who Crave Cock", "Girls Who Crave Cunt", "Men Alone II: the KY Connection", "Pink Pussy Lips", and, uh, oh yeah, "All Holes Filled with Hard Cock". Uh-huh... yeah... Oh, wait, and, what was that called again?

* mükemmel yumurta paketini arayan adam (hani marketlerde açarlar da tek tek yeni paket oluşturan kadınlar vardır ya bu onun sonsuz türevi gibi) ... Tuvaletinizi kullanabilir miyim diyen yaşlı adamın bitmez istekleri... Öbür dünyayı boylamamasına rağmen tattığı zevk ve son olarak polisin "buna benzer neler gömedim ki, bi salakta penisini yalamaya çalışırken boynunu kırmıştı" filmin ortalarına doğru yapılan bir geyiğe gönderme oluşturması... komik film işte...

Clerks II (2006)
imdb:78 (15 000- 7 000- 8 000)
beyazperde:63
z715075080
* Clerks'in ilk bölümünü izlemediyseniz bi anlamı yok bunu izlemeye... Tamamen ilişkili...
* Film en dip sex diyaloglarıyla dolu... İnanılmaz...
- Ass to Mouth pozisyonu mesela...
(lafı götünden anlamanın gerçek versiyonu gibi)

* Gene filmlere göndermeler vardı:

- Randall'ın Yüzüklerin Efendisi 1-2-3 özeti bir harika...
-Jay'in Kuzuların Sesizliği Buffalo Bill dansı...

* Zencilere Porch Monkey (Bizdeki mahalle önünde çekirdek çitleyen tiplere benzer verandada işsiz güçsüz oturan zencilere denir) denmenin ırkçı bişii olmadığını iddia eder Randall... Babaannesinin çok sık kullandığı bir kelimeymiş... Babaannesi yahudilere de pis dermiş... Irkçı olduğunun yeni farkına varıyor... Ama porch monkey konusunda ısrarlı... Onu sıradan bir argo yapmak için montunun sırtına yazdırıyor falan... Bu da başına bela oluyor elbette...

* Sırf muzur bir film... burada kendini kız gibi yapmış manyak...