Latin Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Latin Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Que Horas Ela Volta?

Que Horas Ela Volta?
The Second Mother
İkinci Anne
imdb80
2015

* Brezilya sinemasının:
Cidade De Deus - Tanrı Kent
Central Do Brezil - Merkez İstasyonu
filmlerinden sonra gördüğüm en önemli ve etkili filmi.


* 20w 8n : Brezilya sinema ödüllerini silmiş süpürmüş. Altın Ayı ve Sundance'ten ödülle dönmüş.

* Paris'te Brezilyalı bir çift ile karşılaşmıştım. Hemen sinema üzerine bir muhabbete girdik. Ben sizin
Yılın en iyi Brezilya filmi
"Tanrı Kent" ve "Merkez İstasyonu" filmlerinizi çok beğeniyorum, dedim. Sevgililerden bayan olan, "The Second Mother" filmini de çok beğeneceksiniz o zaman. Bu yılın en Brezilya filmi, diye cevap verdi. Evet, Que Horas Ela Volta:
Yılın en iyi Latin filmi
Yılın en iyi Hollywood ve Avrupa sineması dışındaki sinemanın filmi


* Filmekimi 2015'te gösterimi yapılan en iyi film.

* Film seyirciyi sürekli tetikte tutuyor, kafalarda sürekli soru işaretleri bırakıyor, yarattığı ihtimaller devamlı insanı geriyor. Çözümlemelerin ise gayet net ve akıcı sunulması, sürprizin ise hiç umulmayan bir yerden gelmesi hepimizi rahatlatıyor.

* Çok basit insan ilişkileri ve hayatın rütinine dair bir Baş Yapıt!


* "Havuz" filmin en büyük metaforu ve hatta kurgu olarak ara ara gösterilerek ve olayları havuzun çevresinde gerçekleşmesini sağlayarak iyi bir sürdürülebilirlik , devamlılık sağlanmış.

* Sadece 5 kişi üzerinden insan ilişkilerine dair çok güzel çarpışmalar yaratılmış ve seyircide binlerce olay örgüsü ihtimalinin sinyali verilmiş. Tiyatrovari basit bir mekanda, az bir kamera hareketliliği ile kotarılmış. Çok başarılı...

 * Eksi sözlükte film hakkında mükemmel bir yazı yazılmış:
dip not: Sözlüğe kızıp entrylerini siliverebiliyor yazarlar. Ben buraya kopi-pastlayarak bu filme dair değerli bir yazının en azından bende kaybolmasını engellemek istiyorum:

Ne yönetmenliğinde ne senaryosunda bir gram show off olmayan, hiçbir şeyi direkt olarak söylemeyen ama anlatmak istediklerini öyle derin, net ve güzel anlatan bir film ki, bence ders niyetine okutulsun. İzlerken formüller çözmenize ya da büyük analizler yapmanıza falan da gerek yok. Çok garip bir şekilde filmin her sahnesi gizliden gizliye açık açık konuşuyor. Sınıf farkı, modern hayat, annelik, aile kavramlarını çok basit bir konu üzerinden ama etkileyici anlatmış.

Başrol oyuncusu regina case , sanırım yeryüzündeki tüm meslektaşlarını cebinden çıkarır. Kendisi brezilya'nın oprah winfrey'i imiş bu arada. Kolay kolay gizli kameradan birinin hayatını izliyormuş hissine kapılmaz insan ya, işte o kadar doğaldı oyunculuğu.

Filmin tekrar başına otursam her dakika durdurup bir şeyler konuşabilirim sanırım üzerine.




--- spoiler ---

Fabinho'nun çocukluğunu görüyoruz misal film başlayınca. çalıştığından dolayı kızının yanına gidemeyen bir anneye, kendi annesini neden göremediğini soran ve “çalıştığı için” yanıtını alan bir çocukla tanışıyoruz. Çocuk havuza çağırıyor bakıcısını. mayom yok diyerek reddediyor val. Bu sahnede bu havuzun ve bu yanıtın bu kadar önemli olduğunu anlamıyor insan. ta ki val, Bir gece yarısı dizlerine kadar o havuza girene kadar. Val sanki özgürlüğüne kavuşmuş, sanki hak ettiğini almış gibi. sanki onların alanına girerek kızının intikamını almış gibi.

Film boyunca anlıyoruz ki annelik, çocuğunun iyiliğini düşünmekten, ona güzel imkanlar sağlamak için canını dişine takmaktan daha farklı bir şey. Çünkü fabinho annesinin değil, Val'in yanına gidiyor gece uyuyamayınca. Val'in öz kızının yatmayı reddettiği odaya geliyor yani. Fabinho için val, öz kızından daha çok anne oluyor. annesi kaza geçiriyor ama fabinho bir şey hissetmiyor.

Val'in çocuğun başını okşaması sanırım filmin en kilit noktası. çünkü “annelik” o saç okşamayla tanımlanıyor gibi. Fabinho sınavı kazanamayınca val “aslında sen hepsini biliyordun ama çok heyecan yaptın" diye teselli ederken, öz annesi barbara ise jessica'nın iyi puan aldığını duyana kadar ona şefkat göstermeye çabalıyor. fabinho, Val'i daha çok seviyor.

öte yandan val de, fabinho'yu daha çok önemsiyor. fabinho'ya dondurma kalmayacak endişesiyle kızına o dondurmadan yedirmiyor misal. zaten val'in evden ayrılmaya karar vermesinin sebebinin de fabinho'nun evden ayrılması mı yoksa kızının yanında kalmak istemesi mi olduğunu da hiçbir zaman öğrenemiyoruz.

o tepsideki fincan takımı ev sahibi ve val arasındaki sınıf farkının altını çizen bir sembol gibi duruyor aslında ama aynı zamanda siyah fincanın beyaz tabakta durması da çok manidar. zıt renkler birbirine garip bir şekilde uyum sağlıyor. ama en son kızıyla kahve içtikleri sahnede fincanları aynı renk tabaklara koyduklarını görüyoruz val ile jessica!nın. sanki herkes kendi renginin yanına dönmüş gibi.

Eksi Yazarı Odetojoy

7 Cajas




7 Cajas - 7 Boxes - 7 Kutu

2012
2012 yılının en iyi latin amerika filmi
Bir Latin Amerika Pulp Fiction'ı
Paraguan sineması başyapıtlarından.







32. uiff seçkilerim arasında
http://www.kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search/label/uiff32
6w8n Toronto'dan ödülle dönmüş
Sebastian Gençlik festivali ödüllü.



* Hayatımda izlediğim ilk Paraguay filmi diyecektim, zaten Paraguay sinemasının da o kadar zengin olmadığını öğrendim. Buna rağmen bir yönetmen, ülkenin fakirliğini ve özellikle dolar karşısında ekonomisinin nasıl ezildiğini bundan daha güzel anlatamazdı.
Konuyla ile ilgili önemli not: en azından hayatımda izlediğim ilk ve son Uruguay filmi Wisky'den açık ara iyi bir film.  Wisky tam bir fiyaskoydu:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2008/02/11.html










* Filmin bir Korsan DVD satış yerinde başlaması babında Cem Yılmaz'ın Pek Yakında filmini hatırlatır.

* Film tıpkı Türkiye'deki bir pazar yerinde hamallık yapan bir çocuğun hikayesidir. Kendisinin herhangi bir ekranda gözükmesi konusunda hayalleri vardır.

* 7 Kutu tipik bir bir çanta dolusu merak edilen şey - mafya - polis üçgeni aksiyon sineması örneklerinden. Ama plato ve ülke çok farklı olunca bambaşka bir tat veriyor. Hatta hem özgürleşmiş hem de özgün bir hikaye örgüsüne sahip olmuş. Latin sineması olarak daha fazla ödül ve daha yüksek bir imdb puanı hak ettiğini düşünüyorum.



* Latin amerikadaki fakirlik, uyuşturucu ve bunun genç bir insanın çevresi üzerinden anlatılması babında  Cidade de Deus  City Of God - Tanrı Kent filmine benzemekte. (Tanrı Kent Latin amerika sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmidir. Hollywood ve Avrupa sineması dışında dünya sinemasında da ilk ona girer.)

Sinema'da yedi uğuru:
- Yedi Samuray
- Seven
- Yedi kardeşe yedi gelin






Wisky



KILavuzkarga utançla sunar:
Whisky (2004)
Bir Uruguay Filmi


imdb:74
* boşyapıt
* Bu filmin ne kadar kötü olduğuna dair bir anım var... Sanırım onu yazmam yeterli:


Tuuba hanımla henüz evlenmemişiz bohem takılıyoruz. Kadıköy'de aha bu filmin afişini gördüm... Hiç Uruguay filmi izlememiştim bahanesini şeettirerek bu filme girmeye sevgilimi ikna ettim (Ben sanat filmlerine takılıyorum, amerikancık filmleri izlemiyorum cakası satıyorum bir yandan da) ... Sinema salonunda sadece ikimizin olması filmin dipliğine dair beynimizdeki çanları çaldırsa da; İstanbul film festivalinde daha yeni izlediğimiz 3 berbat filmin beklenti borsamızı taban yaptırmasından kelle, bu filmi beğenceğimizi umuyordum... Bir yandan da "Aha Kerem'in konti garanti ıskaladığı bir film, izler havamı atarım" şeklinde düşünüyordum... Filmin 10 dakka arasında ışıklar yanıp, büfeye de bakan ağbi çıkış kapısı perdelerini açmaya kalktığında, sinemadan yükselen demokratik bir çığlıkla filmin devam etmesini istedik... Ezici bir çoğunluğa sahiptik: iki oyumuz vardı... İkinci yarıya: "Ne on dakka 'ara'sı abiciğim biz 'ara'dığımızı bulmuşuz" romantik esprimle girmeyi uygun gördüm ... Ne de olsa sinema kapatmıştım... İzlenmesek de olur derecesinde koca bir ikinci yarı bizi bekiyordu... Bla bla... Sayılı dakikalar çabuk geçiyor; Filmin en güzel yerine yani kemaline erdik... Ben büyük bir saygıyla ve ayakta oynayanları tek tek okudum... "Lan ben bu filmde topu topu 3kişi gördüm, bunlar kim, uyudum mu?" şeklinde bağırarak jeneriği okumayı yarıda kestim... (imdb'de şimdi bakıyorum da, afişte üç oyuncu var ama yüz kişi oynamış yazıyor... Sanırım 3 saniyelik bir savaş sahnesi vardı bizim kaçırdığımız ya da sansürlenmiş) Kerem'i aradım: "Oolm Uruguay filmi izledim" şeklindeki sevindirik girişgahım kursağımda kaldı... Kerem "Whisky" mi dedi... "Geçen iş yerinden sekiz arkadaş bizim evde bu filmin karşısında sızmışısız" diye de benden daha komik bişii söyledi... Sustum tabii... Umarım filmi izlemenize mani olmam... Hani yanlış anlaşılmak istemem ... Kalasınız Saalıcanan...