Gone Girl



Gone Girl imdb83
2014
Top250 filmi
David Fincher Filmi
2015 yılı bir çok büyük ödülden pasta payını alacak gibi gözüken film
27W54N Golden Globe ve Bafta adayı

2014 yılının en iyi gerilimi
2014 yılının en iyi dramı
Evlilik Gerilimi olan film. Medya eleştirisi yapan film.



- spoiler-
* Filmde karakter değişimine çok önem veririm. Bunda en başarılı film Hitchcock'un Rebecca'sı kuşkusuz. Rebecca filmin adı, her şeyi, fakat biz Rebecca'yı hiç görmeyiz, çünkü ölmüştür. Rebecca filmin başında iyi ve asil bir kadındır, ama filmin ortasından itibaren onun hiç de iyi bir kadın olmadığını anlarız. İşte bu bize tanıtılan karakterin değişmesidir. Rebecca ve bu film bu konuda birer baş yapıt olmuşlardır. = Rebecca
Diğer karakter değişiminin sağlam olduğu filmler:
John Ford - John Wayne Posta Arabası ya da Muhteşem finali ile Olağan Şüpheliler.



Filmin başında, bu karı bırakılır mı dediğimiz hatun, ikinci yarısı "oolm bu kadınla yaşanır mı" dedirtir bize. İşte o kadının bir tradı:
-
"Nick'in sevdiği kız aslında ben değildim. "Havalı Kız" dı. Erkekler kızlara iltifat etmek için hep bu lafı kullanır. "Havalı bir kız." Havalı Kız seksidir. Havalı Kız her yola gelir. Havalı Kız eğlencelidir. Havalı Kız erkeğine hiç kızmaz. Boynu bükük hâlde hep gülümser, hep sevecendir sonra da kocasının aleti için ağzını açar. Kocası neyi severse, o da onu sever. Bir bakmışsın, kadın da tuhaf müzikler dinler ve fetiş manga sever. Adam porno seviyorsa, kız alışveriş yapmayı seviyordur futbol muhabbetine katılıyordur ve Hooters'da kanat yemeye itiraz etmez. Nick Dunne'la tanıştığımda Havalı Kız istediğini biliyordum. İtiraf etmeliyim ki, onun için bunu denemeye hazırdım. Özel bölgeme ağda yaptım. Kutu bira içip Adam Sandler filmleri seyrettim. Soğuk pizza yedim, 34 beden kaldım. Düzenli olarak saksafon çektim. Anı yaşadım. Her yola geldim işte. Bazı şeylerden keyif almadım değil. Nick sahip olduğumu bilmediğim şeyler kattı bana. Hoppalık, espri anlayışı, rahatlık. Ben de onu daha akıllı yaptım. Daha kurnaz. Benim seviyeme çıkması için ona ilham verdim. Hayallerimin erkeğini kendim yarattım."

Tavlama Anı:
İçki konusundaki bilgisini paylaştıktan ve etkiledikten sonra:
- Amy, kimsin sen?
Amy:
A, ödüllü bir süs eşya tasarımcısıyım.
B, oldukça nüfuzlu bir diktatörüm.
C, dergiler için kişilik anketleri hazırlayan bir yazarım.
Nick: Pekâlâ. Ellerin süs yapamayacak kadar narin ve Orta Halli Diktatörler dergisinin abonesiyim. Seni görsem hatırlardım. O yüzden cevabım "C." Ya sen? Sen kimsin? Seni bütün bu keşmekeşten kurtaracak adamım.
Amy: Kim
Nick: Bir erkek dergisinde yazarım.
Amy: Erkekleri iyi biliyorsun o zaman.
Nick: İçki konusunda uzmanım.

* Rosamund Pike'ın Kayıp ilan fotoğrafı aynı zamanda imdb profil fotoğrafı. (enteresan gıcır bilgi)

* Yer yer =Seven'ı hatırlatan film.
David Fincher  sineması zaten başlı başına klostrofobik ve karanlık. Bu filmde de bu atmosferi çok iyi yakalamış yönetmen. Herkes elindeki kozları ortaya yavaş yavaş sürdüğü gerilimli bir kumar masası havası estirmiş.

* Aldatılmanını yıkıcılığı ile Psikopata bağlayan Amy, bunun sinyallerini çocukluğunda okuldu, eski sevgililerinde hep göstermiş Amy. Ama Nick'in de ondan kalır yanı yok. Aldatılmak bir şey değil, dudaktan öperken "sadece seni tatmak istiyorum" dediği için yıkılıyor Amy, onu tavladığı şeyin aynısını yeni sevgilisine söylüyor. Nick, TV'da konuşmasının yalan olduğunu söylüyor, seni getirtmek için yaptım diyor. Amy'de ben biliyorum diyor. Aslında ikimiz de aynıyız beraber olabiliriz demeye getiriyor. Bir de Amy bu kadar profesyonel nasıl olur da iki salağa parasını kaptırıyor, çünkü Amy hırslı biri. Orada da bi an kendi oluyor ve hırsından aldığı puan sonucu bi tarafına sokuşturduğu parasını düşürüveriyor. Bu da sürekli ertelediği planındaki "kendini öldür" kısmını değiştirmesine yol açıyor. Kendini öldürseydi, Nick'in idam olmasına sebep olacaktı.

* Kadın kadının kurdudur: Amy'ye hiç güvenmeyen ve bir kere olayı kaşımak isteyen kadın dedektif Rhonda Boney.


* Filmin hatunlarından Emily Ratajkowski direk Ben Affleck önermiş. O memelere değmiştir eminim. 


Wadjda - Vecide

Wadjda imdb76
2012
Suudi Arabistan Filmi
2012 Yılının En İyi Dünya Filmi
(Hollywood ve Avrupa sineması dışı)
Yılın kadın filmi
Yılın kadın hakları filmi
Yılın Arap Filmi
Ödüller:
En iyi BAFTA yabancı dil adayı.
Venedik Film Festivalinden 3 ödül.
23W24N

* Anne - kız izlenmesi gereken filmler = Brave, Little Miss Sunshine, Pan'ın Labirenti...
Hatta, A Seperation - Bir ayrılık (Şeriatla yönetilen iki ayrı ülkeden iki ayrı kadına bakış)

* Avangart Yapım: Erkeklerin en egemen olduğu ve Kadın haklarının en çok çiğnendiği bir ülke olan Suudi Arabistan'ın ilk kadın yönetmeninin filmi.

= Olayların çocuk gözü ile anlatıldığı filmler
Örn: Tam bir başyapıt olan Pan'ın Labirenti.

= Bu filmin tam tersi o senenin en iyi Avrupa filmi olan Jagten bence.


* 2012 Yılının En İyi Hollywood ve Avrupa sineması dışındaki Dünya Filmi.
2012 Yılının En İyi Filmleri:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search/label/2012%20y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1n%20en%20iyi%20filmleri

* Suudi Arabistan en kapalı kültürlerden biri. Buradaki yaşamı hep merak etmişimdir. Bize bir kız çocuğu gözünden orta sınıf bir aile hikayesi sunuyor bu film. Böylece şeriat hükümlerinin geçtiği filmde kadın olmak, bir kız çocuğu olmanın yaşamsal zorlukları beyaz perdeye taşınmış oluyor.

* Filmde kullanılan kurgu öğeleri:
Bisiklet - Ayakkabı - Wadjda'nın Para biriktirmek için çok cesur davranması - Kuma - Kadınların araba kullanamaması ve şoför sorunu
(Zaten isyankar ve farklı Wadjda'nın bisiklet savaşı ve
Kadınların araba kullanama yasağı filmde örtüşen örf sorunları)



* Filmin yönetmeni bir kadın, Yani bir kadının Suudi Arabistan'da gizli saklı bir film çekiyor. Burada çekerken yaşadıkları bile iyi bir film konusu olabilir. Ama o kızların bisiklet kullanmasının sakıncalı bulunduğu bir ülkede, bir kız çocuğunun bisiklet tutkusunu anlatmayı yeğlemiş. Filmin odağında bisiklet almak için para kazanmaya çalışan çok cesur, diğerlerine nazaran çok zeki bir kız var.

-spoiler-
* Katıldığı Kuran-ı Kerim yarşımasının sonucu, Annesinin evinin terasından Babaannesinin evinden gelen sesler ve görüntüler sonrası yaşadıkları travma filmin yürek parçalayan sahneleri.







* Öğretmenin din konusundaki iki yüzlülüğü, kendi yaptıklarını,
yediği naneleri kapatmak için aşırı tutucu tavırları tüm muhafazakar kesimin ibretle görmesi gereken hareketler, film bu konuda çok iyi bir ayna tutmuş.

* Film kesinlikle bir başyapıt.

- Şşşşt sesini bir erkek duymasın.
- Erkeklerin görüş alanından çıkın.
- 15 yaşındasın, dikkat et evlendirilebilirsin.

* Filmde böyle evlenen bir kız çocuğu var okulda, küçücük. İnsanın kanı donuyor.

* Film Suudi Arabistan'ın en zengin prenslerinden biri yapmış. Filmin Suudi Arabistan adına En iyi yabancı film oscarına aday olması eminim film konusunda araştırma yapan herkesi şaşırtmıştır. Bunun sebebi, Suudlu yetkilililerin batı'nın ne denli insan hakları konusunda duyarlı olduğunu bildiğinden ve onlara

Stoker - Chan Wook Park'ın Hollywood'da ilk filmi -

Stoker 2013
imdb69

* Chan Wook Park adına izlediğim filmdir.

* Chan Wook Park'ın sinema dilini ne kadar güzel kullandığına dair bir filmdir.
Senaryosu yönetmenin bu denli titiz çalışması yanında çok zayıf kalmış.
Chan Wook Park neredeyse basit bir senaryoyu çekimleri ile baş yapıta dönüştürecekmiş.

Ödüller: 7W25N

2013 Yılının En İyi Gerilim Filmi
= 2013 yılının en iyi korku filmi Conjuring'di.
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/12/2013-ylnn-en-iyi-filmleri-pozitia.html




* OldBoy'da da böyle geçişleri vardı Chan Wook Park'ın. Özellikle Mia Wasikowska'nın Nicole Kidman'ın sarı saçlarının savrulan başaklara dönüşümü muhteşemdi. Çocuk parklarında olan dönen oyuncak'ta geçen gece sahnesi ise Mia'yı havalandırmış ve sahneye büyük güzellik katmış. Sahneler çok iyi planlanmış, Planlar özenle çekilmiş. Film hiç konuşulmasa, planlar aksa izlettirir kendini, fragmanında neden bunları göstermeyip, saçma sapan diyaloglara yer vermişler anlamadım.
* Sahnelerin su gibi aktığı, şiir gibi ahenklendiği, inci gibi dizildiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.







* Senaryo 1 Sinematografisi 9 olan filmler.

* Nicole Kidman en küçük rolünde bile aşiftelik yapıyor ya, inanılmazı başardı bu rolle, rekora koşuyor.

* Drakula'nun yazarı İrlandalı yazar Bram Stoker'a saygı duruşu.
- spoiler-
Filmin ana karakterlerindeki öldürme, kan, ve vahşet duygusunu örtüştürdüğümüz bir soyisim stoker.
Prison Break dizisinin senaryosunda oynadığı oyunlar ile bize zekasını ispatlayan senarist, Wentworth Miller, burada Dexter tipli bir katil portresi çiziyor. Vanpir filmlerinde oyunculuğu ile de ünlenmiş senaristimizin böyle bir gönderme yapması, kendi sinematografi açısından gayet tutarlı bir davranış.


* Yönetmen dehşet sahneleri çekmede kısıtlandığını hissettiriyor film. Kore sineması bu konuda çok daha acımasız sahnelere sahiptir ki özellikle Chan Wook Park: Kumun altından çıkan ağır spoiler şey, vahşice öldürülenler, avlanan kuşlar gibi filmin öğeleri daha farklı gösterilebilirdi. Sanırsam yapımcılar biraz daha yumuşak anlatılmasını istemiş.



* Filmin kurgusunda kullanılan ayakkabı ve ayak çekimleri:





=  "It is my nature" filmleri:
Crying Game filminde, Orson Welse'in Şahane Ambersonlar filminde, ve hatta bizim yerli bir filmimizde anlatılan meşhur Ezop'un akrep ve kurbağa hikayesi filmde bir başka diyalogla ifade edilmiş. Film'de doğasında olan değiştiremeyeceği ırsi hastalığı için bunu söylüyor:
"Nasıl bir çiçek olduğu rengi seçemiyorsa, biz de olduğumuz şeyden sorumlu değiliz. Onu özgürleştirdiğimizde bunu anlarız."

* Çocuk Üzerine hep düşündüğüm hep yazmak istediğim tiradı atıyor Nicole Kidman:
Biliyor musun, çoğu zaman neden çocuk yaptığımızı merak ederdim. Ve vardığım sonuç şu ki bir noktada hayatlarımızdaki bazı şeylerin geri getirilemez bir biçimde zarar gördüğünü fark ediyoruz.
O yüzden biz de her şeye tekrardan başlıyoruz. Geçmişe sünger çekiyoruz. Sil baştan başlıyoruz. Sonra da çocuk yapıyoruz. "Benim yapamadığım şeyleri yapacaksın." dediğimiz küçük kopyalarımızı. "Başarısız olduğum konularda başarılı olacaksın." Çünkü bu sefer her şeyi doğru yapan birini istiyoruz. Ama ben hariç. Şahsen ben, hayatının altüst olmasını görmek için sabırsızlanıyorum.
India (bu nasıl bir isimdir ya) kimsin sen?
Senin beni sevmen gerekiyordu, öyle değil mi?

The Congress

The Congress 2013
imdb66

* Stanislaw Lem’in çok iyi bulduğu temanın (romanın) olmamış denilecek filmi.

*  Geleceği kimyasallarla şekillendiğini anlatan bir distopik film.

* Yılın yetişkinler için animasyon filmi.

* Yılın en farklı bilim kurgusu.






* Film iyi bir bilimkurgu fikri üzerinden kurgulanmış.
Uyuşturucuyu tercih eden insanların bir çoğunun nedeni hayattın acı veren gerçeklerinden kaçmaktır. Sefalet içinde olanlar, acı çekenler, huzursuz mutsuz olanların kaçı böyle bir ilaç olsa ve hayatının gerikalanını böyle bir rüyanın içinde yaşamak istese kabul etmez ki.





Yönetmenin Vals in Bashir filmini seven biri olarak bu filmden çok hoşlanmadım.
Animasyonlarda geçişler hiç yaratıcı değildi. Bilinen şeylerle bu hayal dünyası şekillenmiş, kuşa dönmek, gökkuşağı. Çok fazla renkli olması farklı bir uyuşturucu ilaç kullanımını ifade edebilir.
= Robin Willams'ın What Dreams May Come filmindeki cennet tasfiri bence çok daha başarılı, özellikle uyuşturucu kullanımı söyrası böyle bir animasyon daha şık olabilirdi.
(Buradaki Cennet kavramında herkesin cenneti kendi istediği gibi olması iyi düşünülmüş
Robin Williams bir empresyonist hayranı olduğu için cenneti de empresyonist bir tablo)

Gökkuşağı yol, yanda rengarenk dalgalarda yüzen yunuslar...
Uyuşturucunun etkisi ile renk cümbüşü bir dünyaya geçiş.
Herkesin istediği ünlüde gözüktüğü, isterse elvis, isterse ingiltere kraliçesi olduğu salonlar. Ari Forman burada kendi çizgi dünyasının tadını çıkarmış. Vals in Bashir'de de böyle bir fantazi sahnesi mevcuttu. Ama filmin geneli savaş, zulüm, katliam kasvetinde geçtiği için bu filmde biraz daha özgür takılmış rahatlamış gibi.






Robin Wright’nin kendi sinematografisinden ve sinemada eriyip gitmesinden yola çıkılması filme farklı bir orjinallik katmış diyebilirim (Sinema da epik tiyatronun yabancılaştırma efekti kullanımı). Film Robin’in sinematografisi ve yapıncılarla ilişkileri üzerinden sinema endüstrisine hafif bir eleştiriyel bakış da getirilmiş.

= Benzer film simone (bunu seven bunu da sevdi)
= Matriks hafif tadı bu dünyanın bir sanal dünya olduğu, gerçeklerden kaçtığımız bir yaşam yeri olduğu iması vardır ya, işte buradaki insanlarda bir hapla gerçeklerden kaçıyorlar.

Herkesin herkes olduğu bir sanal dünya ile anlatılmış bu filmde, Robin ise her tarafta genç hali olmasına rağmen yaşlı bedeninle barışık ortalıklarda gezinmekte. Buraya en büyük defansı gösteren kişi o, zaten para söz konusu olmasa bedenini de kiralamayacaktı ya.
Oğlunu da bu konuda iyi yetiştirmiş bir anne o. Ki oğlu sağır ve körlüğe doğru giden bir hastalıkla mücadele etmesine rağmen bu sanal, uyuşturucu dünyasını kabul etmiyor. Annesi gibi duruşunu korumak istiyor.

* Filmin sonu bu duruş'u koruyup korumama üzerine.

* Gerçeklikten çıktıklarında açlık ve sefalet tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar, bu geçiş fena değil. İleride çok kullanılacaktır gibi geldi bana, bu konunun avangartı olacaktır.

* Paul Giamatti'nin sakalı nasıl sakaldı öyle ya. Koca doktoru hacı bakkal yapmışsınız. 


* Film ne popüler sinema seyircisine yaranabilmiş, ne de sanatsal filmseverlerin düşük ritimli filmi izleyebilme sabırlarını değerlendirebilmiş. Yani yönetmen biraz zaman kullanımı konusunda daha bağımsız olabilseymiş bence daha iyi bir film ortaya çıkabilir miş.
= Belki de bir "Bir Zamanlar Amerika" filmi gibidir, uzun versiyonu çıksa bir baş yapıt olabilir. Belki. 

Filmin Hatunu:
Robin Wright
* Nudografisi olmayan ve sinematografisinde çok seçici davranan aktrist bu filmin animasyon sahnelerinde vücudunu sergileme konusunda cüretkar davranabilmiş.

Don Jon VS Sex Tape

Don Jon -  Kalbim Sende
2013
imdb67


Sex Tape - Kaset İşi
2014
imdb51






* Don Jon olmuş Sex Tape olmamış dram ağırlıklı seks komedisi.

* Don Jon çok iyi bir bıçkın çapkın delikanlı karakteri olmuş,
Jason Segel ise Marshall tiplemesinden çok uzağa düşmediği karakterini bol slapstik sahnelerle bile kurtaramamış.

* Scarlett Johansson da Cameron Diaz ablamıza bin basar seksilikte. Cameron Diaz epey bi çıplak olmasına rağmen üstelik.

Don Jon filmi ekstradan, Alexis Texas, Jenny Hendrix,  Jynx Maze  Mia Malkova,  Maria Ozawa,  Sasha Collins  gibi bir çok pornocuyu da filminde kullanmış.


* Don Jon, Scarlett Johansson gibi bi hatun varken gizli gizli porno mu izlenir oolm!
* Sırf reklam filmi kokan Sex Tape ise i - cloud muhabbeti i - cloud olayları ile aynı zamanda çıkıyor, insan şüpheleniyor.

* Don Jon, ne kadar gerçekçi ise, Sex Tape o kadar yapmacık ve suni bir film ...
Ve hatta ders niteliğinde, imdb de dersini iki filme vermiş.




Snowpiercer

Snowpiercer 2013
Kar Küreyici
imdb70

2013 yılı Kore sineması Hollywood'a sağlam bir çıkartma yaptı,
Old Boy'un yönetmeninden sonra The Host'un da yönetmeni Snowpiercer'i çekmiş.
The Host'ta olduğu gibi bilim kurgu üzerinden yaşadığımız dünyayı eleştirmiş üstelik.

Yılın distopik filmi.

* Alt metninde sınıf farklılıklarını anlatan, vagon vagon ilerleyerek oyun tadındaki bilim kugularla örtüşen lakin karakterlerin sağlam hikayelerinin olduğu güzel bir distopik bilim kurgu filmi.

Filmden çıkan sonuç:
* Tren başka yaşama alanımızın olmadığını bize dikte eden her şeyi temsil ediyor gibi.
* Devrimleri de otorite organize eder.
* Sistemi yönetenler bir kısır göngünün içindedir, sistemin başına geçtiğin an sistemin parçası olursun.
gibi çıkarımlar yapmam belki de üst üste çok fazla festival filmi izlemenden olabilir.

Sinema Tarihinin en iyi tiratlarından biri atılmıştır:
''YOLCULAR!
Bu bir ayakkabı değil. Bu duzensizliktir. 42 numara kargasadir. bunu goruyor musunuz? bu olumdur.
bu lokomotife biz evimiz diyoruz. sicak yuvamiz ile dondurucu soguk arasinda tek bir sey var. pantolon mu? kiyafet mi? hayir, duzen.
duzen, bizi olumcul soguktan koruyan tek seydir. hepimiz, trende bize tahsis edilen yerlerimizde kalip, bizim icin belirlenmis ozel islerimizle mesgul olmaliyiz.
kafaniza ayakkabi giyer misiniz? tabi ki kafaniza ayakkabi giymezsiniz. ayakkabi kafa icin degildir. ayakkabi, ayak icindir. sapka kafa icindir. ben sapkayim, siz ayakkabi. ben kafa icin varim, siz ayaklari icin. aynen oyle iste.
en basindan, bu duzen, biletlerinizin verdigi haklara gore siralanmisti. birinci sinif, ekonomi ve sizin gibi belesciler. ebedi duzen, kutsal lokomotif sayesinde saglanmistir. her sey kutsal lokomotif'ten gecer. her sey yerli yerindedir. tum yolcular kendi bolumundedir. suyumuz akiyor, isiniyoruz. kutsal lokomotif'e saygi gosterin. ozellikle de tahsis edilmis yerleriniz icin.
ta basindan beri, ben on taraftayim. siz arka taraftasiniz. ne zaman bir ayakkabi kafaya cikarsa, kutsal sinir gecilmis olur.
yerinizi bilin! yerinizde kalin. ayakkabi olun.''

ida


Ida 2013
imdb75
Yılın Fotografik Filmi
Yılın Bol Ödüllü Filmi
36Wins22N
- En iyi avrupa filmi ödülü -
Golden Globe Adayı

Yılın ikinci dünya savaşı - nazi - yahudi katliamı
(olmasa da göndermeleriyle bunları bize bir kere daha hatırlatmıştır)


- Yemin törenine gelecek misin Teyze
- Hayır, ama senin için içeceğim!

Kısa düz kendi çapında etkileyici bir film olmuş.

- SPOİLER -

Wanda, Ida'nın teyzesi bizi iki kere şaşırtıyor filmde, birincisi onu hayat kadını sandığımız, ida'nın onu ilk tanıdığı sahnede, halbuki kadın sağlam bir savcıymış. (Karakol sahnesinde bu pekişiyor)
İkincisi ise sinema tarihinin en acayip intihar sahnesini gerçekleştirdiği anda...



Dışarıdaki hayatı hiç bilmeyen ida, onu hiç görmek istemeyen teyzesinden bundan sonra bekaret
yemini edeceğinden icazet alması gerekir ve baş rahibenin emriyle onu görmeye gider. İlk olarak Hristiyan olmadığını Yahudi olduğunu öğrenir. Ailesinin katledildiğini ise teyzesi ile çıktığı serüvende öğrenecektir. Saçlarının sarı olması, abisinin sünnetli olduğu gibi bir handikabı olmadığından kiliseye bırakıldığını ve yaşayabildiği bilgisi onu ağlatmaz. O yemin töreninde ağlayacaktır.

Hala Wanda, bu ve benzeri binlerce dava yürüttüğünden bıkmış, bunalıma girmiş, içkiye ve gece hayatında hiç tanımadığı insanların koynunda yatmaya adamıştır kendini. Ama ida'nın çıkıp gelmesi ile öfkesini tekrar yaşar, İda ile kız kardeşi ve yeğeninin akıbetini öğrenme yolculuğuna çıkar. Onlar sığındıkları evde onları koruyan ve besleyen ailenin büyük oğlu tarafından öldürülmüşlerdir.





Hala Wanda, terk ettiği bu ailenin topraktan çıkartılan bedenlerini görmeye dayanamaz, ida ile

vedalaştıktan sonra intihar eder.
Filmin sonunda ida, intihar etmiş olan teyzesinin odasında onun şuh elbisesini ve ayakkabısını giyip aşık olduğu saksafoncu çocukla yattıktan sonra hayatın zevklerinin işkencelerinin yanında sıfır olduğuna kanaat edip kiliseye yemin etmeye geri döner.




* Cesur Kamera kadrajları ve hareketleri olan film:

Filmde Görüntü Yönetmenin kadrajlarında doğal olmayan çekimler vardı... Kuralları bilerek çiğnediğini düşünüyorum.

Film boyunca kameranın sabit oluşu, ama ida'nın kararlı klise yolunda ise hareketli kamera kullanımı yönetmenin ida'nın hayatı bu andan itibaren başlıyor mesajı büyük ihtimalle.


Filmin Hatunu Agata Trzebuchowska
Filmin oyuncusu ilk oyunculuk denesi
Ateist olduğunu özellikle belirtmiş röportajlarında

Filmin karakter oyuncusu, Teyze Wanda'yı oynayan Agata Kulesza
Filmin Seksapeli, barda şarkı söyleyen ve nudografisi olan:  Joanna Kulig

La Vie D'adele - Blue Is the Warmest Color - Mavi En Sıcak Renktir





La Vie D'adele
Blue Is The Warmest Color
Mavi En Sıcak Renktir
2013
       2013 Yılının En iyi Fransız filmi
      2013 Yılının bol ödüllü başyapıtı
      Karakterlerin ince ince işlendiği, duru, sade filmler.
      Yılın LGBT filmi.




      * Müslüman bir ülkede doğmuş, Müslüman bir yönetmenden böylesine cesur bir film çekmesi. Bu filminde samimi olması, Gerçekçi çekmesi. Detaylara gereken özeni göstermesi.

       *  Yönetmenin senaryoyu bir kere okuttuğu, ardından oyuncuların sahneleri doğaçlama olarak oynadıkları, toplamda 800 saatlik çekimlerden kurgulandığı söylenen, tüm set ekibinin bir daha onunla çalışmayacağını deklare ettiği filmdir.
       
             *   Adele’nin 5 yıl boyunca kadınlığa geçişinde cinsel kimliğinin keşfetmesine dair bir film. Hiç konuşmuyor, günlüğüne içini döküyor belki de, lakin aşık olduğunda mutlak sevişiyor.
      
         Aşkın bambaşka yöntemlerle anlatıldığı filmler vardır, Mesela Wall E’nin aşkını ne kadar yürekten hissedebiliyoruz EVA’ya karşı. Evet aşk filmde de çok yalın anlatılmış. Bunda yönetmenin sete makyöz ve kuaför sokmamasının da etkisi var elbet... 
= Yılın en en çok konuşulan seks sahnelerine sahip filmi:
Bu konuda olay yaratan filmler: 

= Kameranın hikayemezin odağındaki karakterin aurasından hiç çıkmayan filmler 
Roman Polansky’nin Rosemary's BAby

        
   - Spoiler - 
     
Kurgu’da kullanılan MAVİ:
        Film sadece bir aşkı anlatmıyor, arka planda gerçek bir entelektüel alt yapısı işlenmekte… 
      Sınıftaki okuma derslerinde işlenen konular metinler film ile bütünlük sağlamakta.
        Mavi ikisinin arasına en sıcak renk, film boyunca bu verilmiş. Ama Emma’nın artık kırmızıyı tercih etmesi ile Adele’de oluşan kırmızı rengin soğukluğu ile perçinlenmiş.
        Emma ile Adele’yi birbirine ilk bakışta bağlayan rengin sıcaklığı Mavi
        Adele’nin çocuklardan sıkıldığı bi an denize girip sulara uzandığında saçlarının denizin mavisine boyandığı sahnede hepimiz Adele’nin Emma’yı düşündüğünü anlarız.

Kurgu’da kullanılan MAKARNA:
Toplumun Genel geçer değer yargıları konusunda önemli bir kurgu malzemesi olarak kullanılmış Makarna...
Emma’nın ailesi onun bu halini kabul etmiş. Sofrada deniz mahsulleri eşliğinde entelektüel şeylerden bahsediyorlar. İçinde samimiyet ve dürüstlük olan bir sahne bu.
Adele’nin ailesi ise her zamanki gibi domates soslu makarna yiyorlar. Konuşulan şeyler Adele’nin geleceği, sıkıntılar.  Herkes maskelerini takmış. Yalan dolu bir sofra.
Emma ve Adele, Emma’nın arkadaşlarını ağırladıkları sahnede ortamda buram buram sanat tartışılırken Adele, özenle hazırladığı yemekleri sunmaya çalışıyor. Halbuki Emma’nın eserlerinde tüm çıplaklığı ile gördükleri, maviye bezenmiş Adele kanlı canlı karşılarında. Onunla konuşmak istiyorlar, o ise böylesine entelektüel bir çevrede söyliyecek kelimesi olmamasından gergin. Emma onun yazdığını falan söylemek zorunda kalıyor...

        İlk okudukları kitap sinema tarihinde olmasa da türk sinema tarihinde ne çok işlenen temalardan biri çıktı... Hani şu evleneceği adam görücü usulü köşke gelince hizmetçi ile yer değiştiren şımarık ev kızı hikayesi...

Adele’nin Sartre’ın Bob Marley ile anlatması, Emma’nın resimlerine müdahale eden, bir takım önerilerde bulunan küratörünü fırçaladığı sahnenin sonunda ben de bazen sınıfta beni kızdıranlar oluyor diye empatiden yoksun cevap vermesi, Adele'nin bomboşluğuna dair kalın çizgiyle çizilmiş sahneler...


La Passe - Bir Asghar Farhadi Filmi


La Passe - Geçmiş - 2013
imdb79
Yılın Romantik Dramlarından
Kendine özgü üslubuyla tam bir Asgar Farhadi Filmi
14W27N

İletişimsiz temalı sanatsal filmler
Fransız kadınlarla evli İranlı erkeklerin birbirinden farklı aşkları

Fransa sineması bu sene iki müslüman kökenli yönetmen tarafından temsil edildi:
La Passe (Asghar Farhadi)  ve La Vie D'adele (Abdellatif Kechiche)

* Asghar Farhadi, Sağlık ile ilgili sinema günlerine davet ettiğimiz ve telefonda konuştuğum (tek oscar almış üstat) büyük bir sanatçı,
* Asghar Farhadi'yi daha sonra tekrar aradım. Başımdan bir çok insanı ilgilendiren bir olay geçti. Benim için büyük ama insanlık için detay bir sorundu bu. Ondan ricam, Sharlock Holmes soruşturması gibi bu olaydaki her paydaş ile görüşmesi, bunları kameraya alması ve seyirciye bu konuda en az suçsuzun ben olduğumu ispatlaması. 
- İşte Asgar Farhadi'nin keşfettiği sinema bu, gerçekten küçük insanın, çok paydaşlı sorununu enteresan gelişmeler katarak bizi heyecanlandırması, ve bunda ikinci defa çok başarılı.

Lakin yönetmenliğinde de ustalığına hayranım, bunu son filminde daha da net görebildiğim.
Bu tip filmlerde gerçekçilik bizim farkında olmadığımız, ama sanatçı bize gösterdiğinde içimizi bir hoş eden detaylarla verilir, örnek:

* Ahmet, Marie ile arabaya bindiklerinde bir sessizlik oluyor. Marie onu otele götürmeyeceğini söyleyince Ahmet şaşırıyor, o an arabanın camı buğulanıyor. Çünkü daha derin nefes almaya başlıyo Bunu çok sık araba kullanan herkes bilir, yağmurlu havalarda, eğer heyecanlanırsanız araba camları hemen buğu yapa. Ve biz buradan anlıyoruz ki bu iki insan hala daha birbirlerini seviyorlar.

* Filmin başı buyken, yönetmen çok daha kör göze parmak bir finalle hiç ummadığımız iki kişinin birbirlerini hala sevdiklerini ifade edişleri ile bitiyor. Yönetmen artık burada riske girmek istemediğini anlıyoruz.

* Bir oyunda başta riske girersin ama sonlara doğru asla! Film de böyledir...

* Film, ikinci yarısında, kişilerin söyledikleri yaptıkları ve sonuçları bunların doğru olup olmadığı üzerine tatlı bir ritme giriyor. Bu da seyirciyi heyecanlandırıyor, yönetmen bir önceki filmindeki dantel gibi işlediği ve keşfettiği üslubunu bırakmadığını öğrenmiş oluyoruz.

Filmden geçmişi değiştiremeyeceğimize dair bir diyalog:
   -          4 yıl önce gitmemiş olsaydım
   -          Bir sonra giderdin


   *   Sıradan insanların da kahraman olduğu, olağan olaylarında olağanüstü deşilirse farklı sonuçlar
çıkabileceği, antikahramanların düşündüğümüzden iyi olabileceği, yüksek sesler, abartılı efektler, hızlı kurgular olmadan da seyirci heyecanlandırılabileceğini ispatlayan bir yönetmen Asgar Farhadi… Gerçi İran sinemasını İran sineması yapan da kapalı kültürde, sınırlandırılmış sanatçılardan oluşması değil midir.

* Evin boyanıyor olması, sürekli boya bulaşacak diye kadının adamı uyarması, evin eşyalarının bu yüzden dağınık duruşu ayrı bir hava vermiş filme... 

* Yönetmen günlük hayatta ikili ilişkilerin bizleri ne kadar yorduğundan dem vurmakta son iki filminde de!

* Bu sene Fransa'yı temsil eden iki Müslüman kökenli yönetmende çok güzel kadın aktristlerle çalıştılar:
Filmin Hatunları:
The Artist'ten tanıdığımız Berenice Bejo

The Incredible Burt Wonderstone L'illusionniste

The Incredible Burt Wonderstone
2013
imdb59

* İyi Kadro, Özellikle Steve Carell ve Jim Carrey mayası tutmuş.


* Yılın en iyi  komedilerinden
imdb puanına aldanmamak gereken filmlerden, gerçekten komik
Puanı 60-70 arası olan harika filmler arasına girmiştir.
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/08/imdb-puan-60-70-aras-super-komik-filmler.html

* Komedisinin yapılması ilk akla gelebilecek konulardan olmasına rağmen, içinde gizem olduğundan mütevellit büyük ihtimalle daha çok buna yoğunlaşılır Sihirbazlık filmerinde:
The Prestige
The Illusionist

* Sihirbazlık konusu çizgi film bile yapılsa dram daha çok yakıştırılıyor:
Bir Animasyon Baş Yapıtı diyebileceğimiz L'illusionniste

* Ya da devasal bir şova: Now You See Me 2013

= Komedi olarak ilk aklımıza Cem Yılmaz'ın Hokkabaz'ı geliyor. Filmler iki kişilik sihirbaz ekibi olmaları ve ekipte yardımcının biraz alık olması babında örtüşüyor hatta.


-spoiler-

* İş aramak için otel otel gezerken, bir otelin yıkıldığı sahne çok komiktir.

* Jim Carrey'in daha çok Jack Ass tadındaki sihirbazlığı, her sahnede neredeyse yarmıştır.

* Eyecandy: Bunlar tehlikeli oyunlar, ya çocuklar seni taklit etmeye kalkarsa
Jim Carrey: O zaman onlara dava açarım.

* Patron: Sizi tanıdığımdan beri aynı boktan numaraları yapıyorsunuz, şarkınızı bile değiştirmediniz.
Steve Carell: Abrakadabra modern klasikler arasına alınması planlanıyor.
Patron: Çok Boktan!

* Jim Carrey'in çok acayip gösterisini görünce:
Ouuv bu hayatımda gördüğüm en iğrenç şey, üstelik iki çocuğumun da doğumunu izlemiştim...

* - Lesbiyen misin?
- Seninle yatmadım diye lezbiyen mi olmam gerekiyor?
- Yooo çok fazla lezbiyenle yattım ki ben!

* Ortak ondan ayrıldıktan sonra kendini sosyal yardımlaşmaya adaması,
- Afrikadaki çocuklara sihirli dokunuşlarda bulunuyor!
(Salak gerçekten aç insanlara sihirbazlık gösterileri yapmaya çalışıyor)