Sinama üzerine mizah: Bavul

Filmlerde oyuncu bavul hazırlarken kilot ve çorap koymaz sinir eder beni...
Bilakis ne kadar önemli kilot ve çorap...

Bavullar özellikle türk filmlerinde bazen boş olur... Oyuncu trenden iner elinde bavul savura savura koşabilir onunla... Bu sa bi acaip...

Para dolu bavullar konusunu hiç açmak bile istemiyorum...

Prince of Persia: The Sands of Time



Prince of Persia: The Sands of Time 2010

* Hedef kitlesi belli ve bu hedef kitlesinin hayak k

ırıklığına uğratmamış... Gayet başarılı... Ben filmi şahsen beğendim...

-eksi-
* Filmden zamanına uymayan bir türklü replik:
"O da bir türk haremindeki zührevi hastalıklar gibi yayıldı."
Filmin ismi pers prensi olsa da selçuklu dönemini anlatıyor gibi. nizamülmülk var, alamut kalesi var, hasan sabbah var, haşhaşiler var. kostümlere filan bakıldığında selçuklu'yu andırıyor.

Anakronik hata: (zamana uymayan)

Film tanıtımındaki yazıdan: ...batıda fırat nehri, doğuda indus nehri, kuzeyde kaf
kasya, hazar denizi ve aral gölü ile güneyde basra körfezi ve umman denizi arasında kalan bölgeyi kapsamaktaydı. iran dışında imparatorlukta, azerbaycan, afganistan, pakistan, türkmenistan, tacikistan, özbekistan gibi günümüz modern uluslarıyla ile türkiye ve irak’ın doğu kısımlarını da içine almaktaydı... bu yazının tarif ettiği ülke selçukluya uyuyor. oysa pers imparatorluğunda mısır, yunanistan filan da var.

Walt Disney olunca yapımcı firma biraz çakma alaattinin sihirli lambası gibi olmuş...

Sinema Tarihinin iyi çöl filmleri:
İngiliz Hasta
Mumya
Prince Of Persia


* Ölüm kalım meselesi anında işi gücü bırakıp öpüşen çift klişesi...

Filmin Hatunu :
Gemma Arterton





super 8



Super 8 2011


* 80'ler kadar berbat bir film...

* Çok af edersiniz JJABRAMS gene sıçmış sıvamış...
Bu yılın en şitten bilim kurgusu

http://www.super8-movie.com/

bunu izleyeceğinize Limitless'ı izleyin ya da Source Code'u ya da ne biliim Unknown'u falan izleyin... Deemez... Berbat diyorum kardeşim...


* Dünyalar Savaşı filmini sinema izledikten sonra acaip küfrederek çıkmıştım... Ama sonra öğrendim ki bilim kurgu tarihinin ilk uzaylı istilası romanının üstelik neredeyse 150 yıllık bi eserin sinemaya aktarımı... Spielberg bir saygı duruşu filmi çevirmiş... Biri bunu yapmalıydı... İşte bu seferde yapımcısı olduğu bir filmle bu saygı duruşunu devam ettiriyor... 80'lerin bilim kurgularıyla büyümüş bir nesli anılarına götürüyor... Bu bağlamda film mükemmel... Ama dönemdaşlarıyla mukayese ettiğinde içi çok boş kalıyor MUAlesef...
dtcibay

* Filmin en güzel tarafı sonradan kurgulanmış olan çocukların çektiği kısa film.... O bir harikaydı...

* Kızın film içinde film oyunculuğu ise nefes kesici ...

* Filme dair tek olumlu yazılabilecek şey -eksi- de biri yazmış...
amca ile alisamiyen'de mac izlemeye gitmenin, ailece beykoz ormaninda piknik yapmanin, yegane hafta sonu eglencesi oldugu yillarda. vhs ve beta kasetler ile izledigimiz, minik zihnimizi, hayal dunyamizi sekillendirmis filmler vardi. buyuduk de nice filmler izledik, eskilerin yerini hicbir zaman tutamadi ya. hani hep aklimizda "back to the future"lar.. "komsum bir vampir"ler.. "indiana jones"lar .. iste bu filmin tadi ayni eskiler gibi..
Fright Night (1985)
(Komşum bir Vampir)
bu sene tekrar çekildi...

film hakkinda en ufak fikrim yoktu. sahura kadar 1-2 saati gecirmek icin izlemeye basladim.. yonetmenin farkli aci kullandigi her kucuk kare, cocuklarin rol aldigi her sahne, bir baska hatira canlandirdi gozumde.. filmin ilk 1 saati beni 90'lara dondurmeye yetti.. kaset kiralayan amcadan bi vhs alip arkadaslarimizla izliyorum gibi geldi. bostanci suadiye arasinda 1 tek "beyaz saray" apartmaninin 3-4 kattan yuksek oldugu yillar.. simdilerde 4 bir yana dagilmis cocukluk arkadaslarimizla bos/terkedilmis/yakinda ustune kat kat apartman yapilacak, mustakil evlere, geceleri el feneri ile girip hayalet aradigimiz inanilmaz gecen cocukluk yillari..

80'li mecmualardan firlamis canavar, abarti bombali patlamali sahneler, tanklardan toplardan cikan lazer isinlari vs vs elbette benim de hosuma gitmedi. son 20-30 dakikasini tam izlemedim bile. ama sirf birkac sacmalik yuzunden bu filme kotu diyebilmek, filmin ilk 1 saatini izleyen, istanbul'da dogmus 80'lerin cocuklari icin imkansizdir.

* Bi de Ella Fanning amma hızlı büyüyor yauv

Türk Sinemasında Candarma Gerçeği


copipast fakat önemli




Sinema Tarihinin İlk Filmi



Bir sinema sever olarak bir film çekmeyi, oynamayı, bu filmi yayınlamayı, izletmeyi vs. ilk kez düşünen ve gerçekleştiren insanları hep merak etmişimdir. Sonunda bilgisayarın başına geçtim ve bu konudaki merakımı gidermek için bir araştırma yaptım. Benim gibi bu konuya ilgi duyan arkadaşlarımın ilgisini çekeceğini ve bu konuda değişik bilgileri olan arkadaşların bilgilerinden faydalanabileceğimi düşündüm. Şimdi gelelim araştırmamın sonuçlarına...





"The Great Train Robbery" yani "Büyük Tren Soygunu" isimli 1903 yapımı, on dört sahne içinde bir tren soygununu ardından kaçışı ve soyguncuların yakalanışını anlatan filmin Dünyadaki ilk film olduğu görüşü hakimdir. Şöyleki sinema tarihçileri bu filmi hem ilk "konulu film" hemde ilk "Western" olarak nitelendirmiştir. Edwin S. Porter' ın Yönettiği bu film sadece ve sadece 10 Dk sürer...









Yönetmenliğini Auguste Lumière ve Louis Lumière kardeşlerin yaptığı “Arrival of a Train at La Ciotat” (bir trenin la ciotat garına gelişi) 1895 Fransız yapımı bir filmdir.Bu film ise bir trenin la ciotat isimli bir tren garına gelen trenden inen ve trene binen insanların yaklaşık 1 dakikalık görüntülerinden oluşmakta. Bu filmde trenin gelişi sırasında kamera açısı ilk kez bilinçli olarak kullanılmış olup kamera hafif sağ çapraza yerleştirilmiştir.





Yönetmenliğini Georges Méliès' ın yaptığı 1902 Fransız yapımı "Le voyage dans la lune " (Ay'a Seyahat) isimli filmde ise Ay ve oradaki ilginç dünya anlatılmaktadır. Dünyanın iki makara uzunluğundaki ilk filmi olarak kabul edilen Ay’a Seyahat, aynı zamanda ilk kurgulu ve ilk Bilimkurgu filmi olarak kabul edilmektedir.

Bazı kaynaklarda yine "The Great Train Robbery" nin ilk Western olduğu söylenmekte ve bu filmin yönetmeni Edwin S. Porter' ın Değişik çekim ölçekleri (uzak ve yakın çekim vb.) ve kamera araçlarını (kameranın sağa veya sola hareket ettirilmesi vb.) kullanan ilk yönetmen olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan ilk film gösteriminin yapıldığı mekanı “Arrival of a Train at La Ciotat” isimli filmin ilk kez gösterildiği mekan olan Paris’teki “Grand Cafe” olarak belirten kaynaklarda mevcuttur. İşte burada bir tartışma noktası oluşuyor. İlk film gösterimi denildiğine göre gösterilen film olan “Arrival of a Train at La Ciotat” Dünyadaki İlk Film olarak kabul edilmiş oluyor. Yönetmenliğini James Williamson’ ın yaptığı 1901 İngiltere yapımı, 5 dakikalık "Fire" (Yangın) isimli filminde Dünyadaki ilk Kurgulu Film olduğu söylensede, Edwin S. Porter'ın, hareketli ve gerilimli sahnelerde yakın ve kısa çekimleri kullanması, kamerayı hareket ettirmesi ve arka gösterim tekniğini uygulaması nedeniyle, The Great Train Robbery Dünyadaki ilk gerçekçi film olduğu görüşüne katılmakla beraber yine de o zamana ilişkin % 100 güvenebileceğimiz bir kaynak mevcut olmadığı için Dünyanın İlk Filmi şudur diye bir şey de söylemek çok doğru gelmedi bana. Hatta bu araştırmam sonunda “Dünyadaki İlk Film”in aslında bahsi geçen isimlerden başka kayıtlara geçmemiş veya geçirilmemiş olan bir film olabileceğini düşünmekteyim. Siz ne dersiniz?...


All time the best 100 film (Time dergisinin seçtiği)



Liste:

A - C
1-Aguirre: the Wrath of God (1972)

2-The Apu Trilogy (1955, 1956, 1959)

3-The Awful Truth (1937)

4-Baby Face (1933)

5-Bande à part (1964)

6-Barry Lyndon (1975)

7-Berlin Alexanderplatz (1980)

8-Blade Runner (1982)

9-Bonnie and Clyde (1967)

10-Brazil (1985)

11-Bride of Frankenstein (1935)

12-Camille (1936)

13-Casablanca (1942)

14-Charade (1963)

15-Children of Paradise (1945)

16-Chinatown (1974)

17-Chungking Express (1994)

18-Citizen Kane (1941)

19-City Lights (1931)

20-City of God (2002)

21-Closely Watched Trains (1966)

22-The Crime of Monsieur Lange (1936)

23-The Crowd (1928)

D - F
24-Day for Night (1973)

25-The Decalogue (1989)

26-Detour (1945)

27-The Discreet Charm of the Bourgeoisie (1972)

28-Dodsworth (1936)

29-Double Indemnity (1944)

30-Dr. Strangelove: or How I Learned to Stop
Worrying and Love the Bomb (1964)

31-Drunken Master II (1994)

32-E.T. The Extra-Terrestrial (1982)

33-8 1/2 (1963)

34-The 400 Blows (1959)

35-Farewell My Concubine (1993)

36-Finding Nemo (2003)

37-The Fly (1986)

G - J
38-The Godfather, Parts I and II (1972, 1974)

39-The Good, The Bad and The Ugly (1966)

40-Goodfellas (1990)

41-A Hard Day's Night (1964)

42-His Girl Friday (1940)

43-Ikiru (1952)

44-In A Lonely Place (1950)

45-Invasion of the Body Snatchers (1956)

46-It's A Gift (1934)

47-It's A Wonderful Life (1946)

K - M
48-Kandahar (2001)

49-Kind Hearts and Coronets (1949)

50-King Kong (1933)

51-The Lady Eve (1941)

52-The Last Command (1928)

53-Lawrence of Arabia (1962)

54-Léolo (1992)

55-The Lord of the Rings (2001-03)

56-The Man With a Camera (1929)

57-The Manchurian Candidate (1962)

58-Meet Me in St. Louis (1944)

59-Metropolis (1927)

60-Miller's Crossing (1990)

61-Mon oncle d'Amérique (1980)

62-Mouchette (1967)

N - P
63-Nayakan (1987)

64-Ninotchka (1939)

65-Notorious (1946)

66-Olympia, Parts 1 and 2 (1938)

67-On the Waterfront (1954)

68-Once Upon a Time in the West (1968)

69-Out of the Past (1947)

70-Persona (1966)

71-Pinocchio (1940)

72-Psycho (1960)

73-Pulp Fiction (1994)

74-The Purple Rose of Cairo (1985)

75-Pyaasa (1957)

Q - S
76-Raging Bull (1980)

77-Schindler's List (1993)

78-The Searchers (1956)

79-Sherlock, Jr. (1924)

80-The Shop Around the Corner (1940)

81-Singin' in the Rain (1952)

82-The Singing Detective (1986)

83-Smiles of a Summer Night (1955)

84-Some Like It Hot (1959)

85-Star Wars (1977)

86-A Streetcar Named Desire (1951)

87-Sunrise (1927)

88-Sweet Smell of Success (1957)

89-Swing Time (1936)

T - Z
90-Talk to Her (2002)

91-Taxi Driver (1976)

92-Tokyo Story (1953)

93-A Touch of Zen (1971)

94-Ugetsu (1953)

95-Ulysses' Gaze (1995)

96-Umberto D (1952)

97-Unforgiven (1992)

98-White Heat (1949)

99-Wings of Desire (1987)

100-Yojimbo (1961)



Martin Scorsese
Goodfellas, Raging Bull ve Taxi Driver

Robert De Nero -5- film ile başı çekmekte...

* Önemli: Listenin yarısına yakını Hollywood dışı filmlerden oluşması...


2000'lerin abartı 30 filmi

sinema dergisinin ağustos sayısında listelediği 2000 li yılların 30 abartılmış filmleridir.

sırasıyla:

1.slumdog millionaire
2.a beautiful mind
3.paranormal activity
4.twilight serileri
5.sweeney todd
6.inception
7.saw serileri
8.crash
9.juno
10.babel
11.ıssız adam
12.dancer in the dark
13.black hawk down
14.mamma mia
15.the passion of the christ
16.united 93
17.the kidsare all right
18.der untergang
19.the curious case of benjamin button
20.the notebook
21.güneşi gördüm
22.chicago
23.what do we know
24.türev
25.star trek
26.die falscher
27.mutluluk
28.the devil wears prada
29.erin brockovich
30.tropa de elite

-eksi tepkileri-

Herkes Hemfikir :
Twilight Serisi
Paranormal Activity
(bu ikisi film bile diil deniyor)
Diğerleri:
The Notebook
Passion Of The Christ
Erin Brokovich
Slumdog Millionere

Tepki gelen filmler:
Inception 18
Beautiful Mind 6
Der Untergang 6
Dancer in The Dark 5
Star Trek 5
Juno 3
Babel 2
Black Hawk Down 2
Sweeney todd 2
Saw 2
Slumdog Millionere 2
Issız Adam
Tropa De Elite


Olmalıydı
Black Swan 6
Eternal Sunshine Of The Spotless Mind 3
Zodiac
500 days in summer
Çoğunluk
The Hurt Locker
jeux d'enfants 2
donnie darko 4
twelwe monkeys
dogville
dark knight 2
avatar
requiem for a dream 3
İncir reçeli
no country for old men
p.s. i love you
titanic
127 hours


Güzel Bir -eksi- yorumu:
twilight - genç kızlar tarafından - deli gibi vidyoları paylaşılarak
the curious case of benjamin button - academy tarafından - 13 adaylık 3 ödül verilerek
inception - izleyici tarafından - heryerde, her konuda hakkında konuşularak
chicago - izleyici tarafından - dünyanın en iyi müzikaliymiş gibi gösterilerek
juno - eleştirmenler tarafından - sayfalarca övülerek
ıssız adam - izleyici tarafından - salya sümük havuçlu kek tarifi paylaşılarak
star trek - fanatikleri tarafından - fanatiklik yapılarak
a beautiful mind - internette - sanki kötü filmmiş gibi her anıyla dalga geçilerek

... abartılmıştır. örnekler çoğaltılabilir.

böyle olunca bile gene boşluklar kalıyor. tropa de elite, dancer in the dark, mutluluk gibi filmleri kim abartmış neden abartmış merak konusu


Orjinal hikayesine ihanet eden filmler

orjinal hikayesine ihanet eden filmler ve orjinal baş yapıtları

mr jones - shine

kirli hanry - david fincherın çektiği

Çook af edersin bullshit gibi film


Unbreakable 2000


Shamalan'ın dibe doğru gidişinin ilk sinyallerini vermiş bir film

* Sinema tarihinin en düşük ritimli süper kahraman filmi!

- eksi - den süper bir yorum:

filmi izlemedin mi? sağdan soldan filmi duydun da bi fikir olsun diye mi bakıyorsun ? o zaman kulak ver bu sese;
öncelikle herhangi bi film için kolay kolay kullanmam bu tabiri ama, yarrak gibi film afedersin.
kendimi fransız filmi izler gibi hissetdiğim, sikko filmler sıralamasında üstlere oynayacak filmlerden birisi.2 saat boyunca esneme krizleri eşliğinde bi paket sigarayı bitirdim. aksiyon,macera mı bekliyordum; yoo,alkası bile yok ama film bildiğin yavan ekmek,doyurmadı beni.filmin bu kadar pohpohlanmasının sebebi brus vilis abimiz.
ama müzikler, kamera açıları? he yavrum he.zevk işte tartışılmıyor.

* Sinemada yansımalarda kullanılabilecek örnek sahnelerden biri var:
Televizyon ekranındaki görüntüden yansıma sahnesi:
Tıpkı, Contact, Tarkovskinin İvan'ı gibi
Altın ayı ödülünü aldıkları Bal filmindeki gibi güzel bi yasıma enstantanesi...

* Sonu vasatın üstünde iyi filmlerden... Final filmleri arasında da ilk 100'e kesin girer:
Final filmleri:
6. His
Usual Suspects
Vertigo

Sinema Tarihinin en iyi Kara Komedisi


Dr. Strangelove or:
How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb

"Better dead then Red"

Filmi canlı tutan: Savaş manyağı paranoyak General Ripper

* Uçakta ciddi pilotların gayri ciddi şeyler yaptığını görmek:
Pilot'un Playboy okuması - İletişimcinin kağıt oynu oynaması...

* Kara komedi temelini aldığı noktalar: "ölüm, silahlanma, idari beceriksizlik ve insanoğlunun kötü karakteri"

-eksi-
* hava kuvvetleri komutanına hayran oldum, senin genaralin dünyayı yok edecek bireysel bir hata yapsın, sen gel bunu ağzında sakız çiyneyerek başkanına anlat. olur şey değil.

Udaan
Yılın hint filmi 2010
Ağır bir Baba (baskıcı şiddet yanlısı) - Oğul ilişkisi filmi
(Son dönem Danssız Hint Filmleri)


* Hint sinemasının o arabesk anlatımının kurbanı olmuş ve uzuuun planlarıyla baymasına rağmen kendini izlettirebilen nadir dramlarından...



imdb83


* Doğu kültüründe yazar demek şair demek olduğunu daha iyi anlıyorsun... Film boyunca yazar olmak isteyen çocuk, anlıyorsun ki aslında şair olma derdinde...
* Ama arada hikaye anlatıyor o biraz kırılma noktası gibi...

= Bu türün harikaları : Shine kat be kat daha iyi bir film...
Tiyatrocu olmak isteyen yatılı öğrenci babında da "Ölü Ozanlar Derneği" ni hatırlatmadı diil ...

Wo hu cang long


Wo Hu Cang Long
Crouching Tiger Hidden Dragon
imdb:80

Avangart Yapımlar
= Hero
Shinobi
-eksi- "zemine pek temas etmeyerek dövüşen asyalı savaşçılar filmi" furyasının başlangıç taşı.

Uzak doğu filmlerinin aksiyon sahnelerini direk etkilemiştir...

Bastırılan şey daha da güçlenir" vurgusu olan filmler...

* Dövüş Sanatı filmi... Ama Dövüşten çok (vurdulu kırdılı film) Sanat filmi olabilmiştir...
Bunu güzel manzaralarda uçmalara, olağanüstü güzel hikayesine,
harika müziklerine, dekorlarına, kostümlerine, yaratılan atmosferine borçlu...

'' bu dünyada tutunabileceğimiz hiçbir şey yok. ancak kendimizi salıvererek gerçek olana sahip olabiliriz. ''

Hero'daki göl sahnesi buradaki ağaçların üstündeki sahne sinema tarihinin en iyi kılıç düello sahneleridir...

* Sinema tarihinin en uzun flashback'i

* Tatar şarkısı:
Çöl kurdu zuagirli sevgilinin "güzel kız havalı kız" diye türkçe bir şarkı söylüyor olmasıydı. Onun için gitmeye değmez tabi.
(Mağara Spasında kıza söylenen türkü)

inside man


Inside Man
2006
Spike Lee


iyi bir soygun filmi

* Genelde aptal yerine konduumda çok sinirlenmem ama sen sabrımı zorluyorsun...

- eksi -
başlangıçta bir soyguncunun ağzından dinlemeye başladığımız hikayenin, klasik ve havalı bir dedektifin yatak odasında bitmesi de ayrı bir tat bırakıyor ağızda. etkileyici sahneleri ve değindiği harika noktalara rağmen kan gölü izlemeye alışmış beyinleri sıkabilir.




Source Code



Source Code
2011

Krzysztof Kieslowski abi sağolsun öyle bir tema bulmuş ki Hollywood bunu da sonuna kadar sömürecek...

* Komedi olarak bu teme zirve bir şekilde işlendi
= Groundhog Day

* Cinayet versiyonu da bir tabii bilakis mevcut:
12:00

* Bu da bilimkurgu versiyonu...

- eksi - colter'ın konuşmalarının ekrana yazı olarak gelmesi zaten olağandı.
ancak goodwin'in önündeki kameranın kaydettiği görüntü ve sesini colter'ın beynine anlayabileceği bir sinyale çevrilerek gittiğini düşünmüştük. bu bilim kurgu için bile basit bir teknoloji, zaten goodwin'in önüne eşşek kadar kamerayı koyarak bunu bize düşündürüyor. kaldı ki doktor rutledge kameranın önünden geçerken klavyeye birşeyler yazıyor, colter onları goodwin'in sesinden mi duydu ? e goodwin'in görüntüsü görüntü olarak; konuştukları ise klavyeden iletiliyorsa colter goodwin konuştukça klavyeye birşeyler yazan birini görürdü karşısında.
filmin sonundaki döngü saçmalığı ile yukarıdaki kurgu saçmalığı aynı şeyler değiller. bu bilim kurgu; bilimle ilgisi olmayan şeyler gerçekmiş gibi ya da gerçekleşebilirmiş gibi kurgulanabilir, buna saçma diyemeyiz o zaman bu tür olmazdı. ama yukarıdaki kurgu hatası kötü puan; çünkü bu bu film oyunculuğa dayanmıyor, hikayeye dayanmıyor, gerilim yok, tren patlayacak biliyoruz, bu örgülere dayanacak o da hatalı.

* Harika, başlangıç jeneriğinin arka planında çalan müzik, tarz itibariyle fazlasıyla Bernard Hermann'ın Hitchcock filmlerine yaptığı müzikleri hatırlatmaktadır.

* = hafif inception biraz deja vu hadi bir de Cell'i ekleyelim ...

Filmin Hatunu:
Michelle Monaghan
kiss kiss bang
1:11
0:35
1:00

unknown



Unknown
2011

* Film kendi türdeşleri arasında iyi bir film olabilir,
= Lakin bir macar animatörün bulduğu tema'yı Holly
wood
"Burn" serisiyle çok çok iyi işledi... Bu filmle beraber artık temanın suyunun suyunu çıkaracaklarını anlıyoruz...

* Filmdeki senaristlerin kullandığı bir "zorlama tesadüf" çözümlemesi mevcut... Bu da hoş olmamış...

* Türkçe konuşulan filmler
* Karakterin türk kökenli olması...

= Liam Neeson aksiyonları (renkler ve aksiyon ritmi babında Taken)

-eksi-
* Plato Almanya ise taksici türk olmalıydı... Evet türk :)

= Frantic (Harrison Ford Paris'e bir seminere giden doktordur ve
karısı kaybolur - Polonski filmi)

* "Delilik nedir, biliyor musunuz doktor? Kim olduğunu söyledikleri kişi ile olduğunu bildiğin kişi arasındaki bir savaşın ortasında bulunduğunu bilmektir. Sizce hangisi kazanır?"

Filmin Hatunu:
Diane Kruger
nudografi:
Troy 15'
Whatever you say 34'
The Target 9'


Sinema Tarihinin Stüdyo Batıran filmleri




Heavens Gate
1980
Benim notum: 3

* Sinema Tarihinin Stüdyo batıran fimleri

* 45 milyon dolar harcanmış olan film
(deli bir figüran kullanılmış- Beyaz yere kadar uzanan pardesülü kiralık katiller)
1,5 milyon dolar kazandırmıştır
* Isabelle Huppert ı kazandırmışlar piyasaya...
En fazla Cannes Film Festivali en iyi oyuncu ad
ayı ve alan oyuncusu...

* Bir film kötüyse güzel bir aktristi soyacaksın en azından düsturuna uymuşlar...

* Film boyunca " Esas Oğlanın" "yemini mi bozdum uleyn" sahnesini bekliyorsun olmuyor...

- Bir kadın iki erkeğe aşık olmaz mı sence
(filmin özeti gibi)

* Bi de bu filmde Huppert çok çok güzel...

nudografik
@ 1.10
@ 1:15







Limitless


Limitless imdb73

Şimdiden yılın en iyi bilim-kurgusu diyebilirim!

* Mide bulandıran sahneler ... Yerdeki kanı içme ... bööğğhk!

* Hangoverdan sonra abimiz bu kez başka bir hapı yutuyor...

* Son sahnesinde "Borsa" filmine selam çakmış ...

* Zekiysen Borsadan parayı bulursunun şişirildiği filmler... Ben buna inanmıyorum kardeşim... Bir 21'den para kazanalıcağına bir de borsadan para kazanalıcağına ... Şunları şişirmeyin artık...

Once


Once

Avrupa sinemasının en iyi müzik filmi...
(ikincisi de Farinelli falan olabilir)

*Böylesine şiir gibi müzik dolu bir film zor bulursunuz...

* Eğer Lost in Translation bu filmden sonra çekilseydi büyük lanetler yağdırırdım Sofia Coppolla ablamıza...

* Babanın ilk demoyu dinledikten sonraki tepkisi, destek olması ve tekrar çalmasını istemesi ...

* Bittiğinde insanın yüzünde gülümseme bırakan filmler...

-eksi - önemli

okyanusa baktıkları sahnede kızın adama verdiği çekce cevap:
'hayır,seni seviyorum'muş.

gece gece bir kez daha izledim ve daha çok mutlumsu oldum.

adamın kıza sürekli tekliflerde bulunması ve hayaller kurması beni hatırlattı.

Terms of Endearment


Terms of Endearment
1983
Çok sevdiğim James Brooks'un baş yapıtlarından biri...
Sonunda izleyebildim...

Kynodontastan sonra aşırı korumacı anne baba hiç bir anne babaya diyemem herhalde...
Lakin gene bunu şizofrenik derecede takıntılı olan bi anne görüyoruz ilk sahnede...
Bebeği yaşıyor mu diye, uykusundan uyandıracak kadar obsesif...
Düğününe gitmeyecek kadar kindar...

* Nefret dolu Kaynana -Damat diyalogları...

* Ağlatan filmler

-eksi-

Oscar ödüllü müthiş film. filmin içinde " sabırsız erkekler bazen lokumdan olurlar" gibi diyalogların mükemmelliği göze çarpar. aile kurumuna çok önemli görevler yükleyen filmde kadını edilgen bir yapıda gösterir. zira emma kadının ev içinde hapsolmuş sadece çocuk yetiştiren tarafıyla gösterilir. annesi aurora da kendini yıllarca bir ilişkiye kapatmış evinden ve bahçesinden çıkmayan çitlerle sınırları belirlenmiş bir yerde yaşayan ancak beyaz atlı birisi tarafından kurtarılmayı bekleyen bebeklikten beri kızını koruyan anne rolündedir. filmde özellikle anne ve kızı ilişkisini dikkatle incelemek gerekir. bununla birlikte kent/ kırsal kod ayrımı da göze çarpar. markette parası yetmeyen emma ya kötü davranan kasiyer kıza "new york lu olmalısınız" denmesi büyükşehirde yaşayanların meta odaklı ve insanların kötü duruma düşmesini anlamayan kişiler olarak gösterilir. bununla birlikte serbest cinsel yaşantıyı da onaylayan bir filmdir. emma nın kocasını aldattığı kişi tarafından baştan çıkarıcı olmanın övgüsü ile karşılaşır. burada zina vurgusuna rağmen yapılan eylemi olumlu gösterme hareketi vardır. en yakın arkadaşı tarafından new york a tatile götürülen emma burada büyükşehir yaşamını eleştir. her kadının çalışıyor olması ve yaşadıkları olaylar emma yı çok şaşırtır ilgi çeken iki nokta emma nın en yakın arkadaşının onu new yorklu arkadaşlarıyla tanıştırırken kullandığı cümledir "onlar senin gibi arkadaşlarım değil" diyerek büyükşehir yaşantısında ilişkilerin yapay sürecine bir göndermedir. film boyunca kırsal yerleşim yerlerinde dış mekan çekimlerde meydana gelen sessizlik new york ta yapılan dış mekanlar çekimlerde yerini adeta vuvuzela sesine bırakır. filmin sonlarına doğru insan ruhunu acıtan bir yapıya dönüşen filmde ilk olarak aurora nın ve sevgilisinin ayrılma sahnesinde esen rüzgar ruhunuzu yakar. buna ek olarak emma nın ölüm döşeğindeyken oğullarıyla vedalaşma sahnesinde göz yaşlarınız akmaya başlar. izleyiniz, izlettiriniz.




Çoğunluk


Çoğunluk 2010


Hayatımın üç-dört mottosundan biridir:

"Dünyada en zararlı varlık insandır, insanın en zararlısı zengin piçidir" sözüm... İşte bu sözümün filmini yapmışlar peeee !



* Bir hekim arkadaşım "ben o çocuk buzdolabından şişeyi ağzına diktiğini gördüğümden beri böyle su içmiyorum" demişti... Filmin özeti gibi lan ... Acaip oldum...

* Filmde direk diğil endirek anlatılması (Türkiyeki sosyolojik çarpıklığının) filmi bir sanat filmi olmasında çok etkin...

-eksi-

* otobüs ya da minibüse binmekten bile kaçınarak araba yoksa ille taksiye binme durumu da rahata alışmanın ötesinde bir şey bence. nasıl ki gül'ün mahallesine giderken tedirginlik yaşıyorsa avamın içine karışınca da rahatsız olmak zorunda hissediyor kendini. iyi bir hamburger çocuğu profili ve ne yazık ki bunlardan da epeyce çok var etrafta. yesin, içsin, tv izlesin, oyun oynasın, seks yapsın, askere gitsin, vatanı korusun, vatan için savaşsın, iyi bir iş sahibi olsun, evlensin, çocuk yapsın ve gebersin..

cinsiyetçilik, militarizm, faşizm ve erki temsil eden her türlü giydirme fazla gibi gözükse de bence yerinde giydirilmiş. zaten bunlar birbirini doğuran/besleyen şeyler değil mi? sağında solunda yani çoğunluğunda
erkek arkadaşı var diye kızının ense köküne yumruğu yerleştiren, oğlunu askere gönderirken konvoyda başı çekip “en büyük asker benim oğlan” diye kendinden geçer naralar atan, ardından “şerefsiz kürtler, vatan hainleri, bölücü komünistler” diye laf başı ama koyan herifler yok mu? kendi suçu olmasına rağmen gariban gördüğü adama saldırıp suç bastıran, tekme tokat dalan, araba aynası kıran, kendini haklı gösterip işini bir şekilde hallettiren adamlar değil mi bu adamlar..

peki ya böyle adamlardan olan çocuklar?



-eksi-
aslında ülkemizdeki farklı sosyal sınıfların tespitini yapabilmek, bunların hayatlarını en basit anlamıyla bile gerçekçi bir gözle aktarmak, meselenin çözümüne büyük katkı sunar bence. katkıdan kastım, insanların durup bir anlık bunun böyle olduğunu düşünmelerini sağlamak. diğer filmler gibi, sinema çıkışında anlık tebessümlere, hüzünlenmelere ve ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi yine aynı robotik hayatlara devam etmekten ziyade, insan zihninin çok ufak bir bölümünü uzunca süre işgal etmek bile büyük katkıdır. zaten her izleyende ufak bir zihin işgali yaratmak demek, duyarlılığın artmasına büyük katkı demektir. insanların birbirine daha duyarlı olduğu, üstüne basıp geçmeden önce bir düşündüğü ülke her zaman daha yaşanılasıdır.


Kynodontas





Kynodontas imdb:72
Köpekdişi
Dogtooth
2009
2010 29. istanbul film festivali en dikkat çeken filmleri

2009 yılının en iyi ikinci Avrupa filmi
(maalesef o yıl ejderha dövmeli kız kat be kat daha iyi bir filmdi)







* Yunanlılardan böyle bir başyapıt beklemiyordum... Filmi çok beğendim...

* Cannes'ten (onlarda bu filmle ödül almışlar) Bu film Cannes'den sonra bir de Oscar adayı oldu.
Yani Nuri Bilge Ceylan'ın bir tık önüne geçebildiler. Çünkü yönetmene Hollywood kapısını açtıracak nitelikte bir başyapıt olmuş.
(Cannes'den bir iki ödül aldılar ama o sene en iyi film ödülünü Haneke aldı)

* Bu sene yabancı dil oscarını alan film dışındakiler +18 temalı filmler...
Bu yüzden oscarı alan filmden kat be kat iyi olmalarına rağmen alamamışlar:

Bu yılın en iyi yabancı dilde oscar'ı
Danimarka kazanmıştı... Heavnen
Bence hak etmedi... O yılın diğer adayları arasında:
Incendies muhteşem bir filmdi..
Biutiful gene iyi bir film ve bence o bile hak etmişti bu oscar'ı...
Hors La Loi bir diğer adaydı (Arjantin)

Lakin o yılın en çarpıcı sinema eserleri arasında yukarıdakileri de sollayacak Köpekdişi - Kynodontas yer almaktaydı...





* Bir babanın çocuklarını korumacılığının en üst şizofrenik türevini almışlar...
Haliyle mükemmel bir film olmuş...
Eğreti gelin sahnesiyle başlayan +18 planlar daha sonra da devam ediyor...
Bu bağlamda pek aile filmi olmasada Yunanlıları bu konudaki cesaretlerinden ötürü de tebrik etmek gerekir...

Filmin bir süper sahnesi'de bağımsızlığını koparmak üzere olan kızın kareografinin dışına çıkıp, şehvetli ve vahşi dansını devam etmesi... Buradan itirbaren kayış kopuyor anlıyorsun ...

Kontrol manyağı olmuş çocuklar ve dansta kopuş...



* Dambılla kendi ( Canine) köpek dişini uçurduğu

sahne ...

Dış dünyadan tamamen kopartmak için sanırsam kelimelerin yanlış anlamlarını öğreniyorlar:
Kuku: büyük lamba demek!
Zombi: Sarı çiçek demek ... vb...

* Hollywood'a saygı Rocky ve Jaws

Eğreti Gelin Sahnesi:



-eksi-

altmetin:
sadece şunu söylemek istiyorum; filmde kurulan yalan dünyada bile oradan bir kaçış bileti var, köpek dişinin düşmesi. büyük kız, meyvenin olgunlaşmasını bekleyemeden ısıran. bizim dünyamızın o evin büyük halinden bir farkı olduğunu düşünen beri gelsin.


ben bu filmi izlerken nedense "yalama-seks-aile içi saçma sapan duygusal ilişkiler-porno" gibi şeylerden daha çok "şiddetin basitleştirilmesi" daha rahatsız etti beni.dahası insanın göbek bağı kesildiği andan itibaren "öyle ya da böyle" özgür olduğuna ve anasının babasının itaatkarı değil de silah arkadaşı olduğuna inanan ben için " belki bu çocuklar evlatlık, belki de bu insanlarla alakaları bile yok manyak mı lan bunlar" dedirtti bana...


*****
çocukların dedesi olan FRANK SİNATRA nın yunan HANEKE ailesine yazdığı nasihat şeklindeki parçanın sözleri:

fly me to the moon---babamız bizi sever
and let me play among the stars---annemiz bizi sever
let me see what spring is like---biz onları sever miyiz? evet, severiz.
on jupiter and mars---kardeşlerimi çok severim
in other words hold my hand---çünkü onlar da beni sever
in other words darling kiss me---ilkbahar evmize dolar
fill my life with song---ilkbahar kalbimden taşar
and let me sing forevermore---ailem benimle gurur duyar
you are all i hope for---çünkü tüm gücümle çalışırım
all i worship and adore---ama hep daha iyisini yapabilmek için uğraşırım
in other words please be true---evimiz çok güzeldir ve onu severiz
in other words i love you---seni asla terk etmeyeceğiz.


Çocuk Korku - Gerilim Filmi Danimarka

Vikaren 2007
benim notum:3

= Çocuk gerilim filmleri
Çocuk 6.hissi "The Lovely Bones
" kipin bi film işte
* Filmde tek iyi sahne çocuklar hakkında sonsuz bilgiler bildiği sahne...
Yani ilk tanışma sahnesi...





Filmin Hatunu :

Nudografisi:
Fear Me Not
54'
56'


Essential Killing 2010


Essential Killing 2010

Vasat bir kaçış filmi...

Polonya filmi diyebiliriz...
Noz w Wodzie - Sudaki Bıçak filminin senaryosunu da yazan (bu filmi Roman Polonski'yi şöhret etmişti) Polonyalı Yönetmen Jerzy Skolimowski'nin her şeyini üstlendiği bir film...

güneşin karanlığında


The Lincoln Lawyer
2011

* Yılın adalet - mahkeme -hukuk filmi

* = Law Abiting Citizen

* Karizmatik, yakışıklı ceza avukatı mick, karakter tanıtımında işlerini hiç de öyle usulüne uygun yürütmemektedir... Onu tutmak isteyen zengin piçi ile başı derde girer... İyi bir kurgusu, hikayesi ve gerilimi var...

* Zekice çözümlemeler finalde izleyicinin hoşuna gidiyor...


Zeytin Ağaçlarının Altında


Zire darakhatan zeyton 1994

Bu izlediğim kaçıncı epik tarzda İran Filmi... Ve gene çok başaralı bir film!

* Çocuk aşkına karşılık bulamayınca yakın plan çekimde her an bir arabesk şarkı patlatacak havası vardı... Ama bu kadar arabesk bir film olmasına rağmen yönetmen sanatından taviz vermemiş... Açık kapıyı sonuna kadar daraltarak bizim de içimizi sıkıyor, kalbimizi söküp alıyor...

* Şu ana kadar 5-10 tane iran filmi izlemişimdir... Hiçbirinde bir propaganda malzemesi görmedim... Hepsi de gayet duru ve etkileyiciydi... Aşksa aşk, kardeşlik ise kardeşlik, mücadeleyse mücadele, gerilim ise gerilim... Pek de temasının dışına çıkmıyorlar... Anlatımları düşük ritimli olabilir ama derdini uluslararası normlarda anlatmasıyla da çok başarılı...

Bu filmi film yapan diyalog:
Eğer...


"Toprak sahibi toprak sahibiyle, zengin zenginle cahil cahille evlenirse, hiçbir işe yaramayacağını düşünüyorum. Eğer okuyanlar cahillerle, zenginler fakirlerle, evsizler toprak sahipleriyle evlenirse çok daha iyi olur. Böylece herkes birbirine yardım etmiş olur.
Bence en iyisi bu.
Eğer iki insan evlenir ve iki evleri olursa kafalarını birine, ayaklarını diğerine sokamazlar!
Doğru muyum, yanlış mı? Bunu yapamazlar!"

(Martin Eden'in meşhur kodamanlar masasında
Bir kişi 100 kişinin ekmeğini pişirebilir, Bir kişi 250 kişinin ayakkabısını yapabilir ... gibi bişiile devam eden meşhur nutuğundan sonra duyduğum en samimi sosyalist kelamı bir iran filminde duydum...)

Yönetmen: Doğrusu bunu yapmazlar. Birinde yaşayıp,
diğerini kiraya verirler...

ayçiçek denilince akla ilk gelen film! (teomanın filmi diil herhalde)


Everything Is Illuminated 2005

*Eğer ki yahudilere yapılan zulümlerle ilintili katrilyon tane film olmasaydı, ya da ben ilk dafa bu filmi izleseydim filmi çok çok sevebilirdim...

* Filmin müzikleri filmden kat be kat etkileyici. Paul Cantelon ve Gogol Bordello harikalar yaratmış:

- Neden adına 69 demişler pekii?
- 1969 yılında keşfedilmiş de ondan!
- 1969'dan önce bu
pozisyon hiç denenmemiş mi?

* Filmin sonuda figüranların çok alakasız ve çok farklı yerde
görülmeleri çok güzel olmuş...

* Ukraynanın çok verimli topraklara sahip olduğunu ve harika yapılarının olduğunu anlıyoruz. Tren istasyonu mesela süper bir bina!

-eksi-
* - görsellik şahane. manzara çekimleri ve renkli görüntüler hoş.
- müzikler şahane.
- oyunculuk doğal.


* Yol Filmi:
Saçları, gözlüğü ve takım elbisesiyle dikkat çeken iyi aile çocuğu Jonathan
(ukraynadan neden göç etmişler ve kökleri hala orada mı)
tüm zencilere hayranlık duyan dansçı Alex ,
Alex'in kendini kör sanan büyükbabası (Boris Leskin) ve
büyükbabasının çok sevdiği köpeği Sammy Davis Jr. Jr. eşlik ediyor.