bana bir masal anlat: zamansız olsun, ölmesin, mutlu sonla bitsin


The Fall 2006
imdb:80
(7500 5000 5000)
907580050

= El laberinto del fauno - Pan's Labyrinth
Dünyanın bir batısından bir doğusundan bu denli birbirine benzer ve paralel iki şaheser çıkması çok enteresan...
=Wizard of Oz gene rüya ile reel arasında gidip gelirken iki farklı dünyadaki insanların aynı olduğu filmler...
= Rüyaların etkili olduğu filmler "science of sleep"
= Cinema Paradiso
Cennet sineması nasıl anlattığı döneme kadar olan erotik sahnelerin resmi geçidiyle bitiyorsa,
The Fall da dönemine kadar olan dublörlerin inanılmaz tehlikeli hareketlerinin resmi geçidiyle bitiyor...

* sembolist filmler
çift renkli filmler, hayali kısımlar ne kadar canlı renklerden oluşsa, Hastane sahneleri de o kadar gri ve kasvetli çekilmiş
* 23 farklı ülkeden süper görüntülere sahip
Türklere ait kısmı ise tabikii semazenler... Tıpkı Baraka'daki gibi...

* Filmde Alexandra'nın kötülükleri kaçırmak için söylediği Googly Googly Googly
bir çeşit gizli reklamdır ... tabikii espri... Filmin yapım şirketinin adı...


bana bir masal anlat. zamanını sen seç
- İsmin Alexandra öyle mi? Pekii Büyük Alexandr'ı tanıyor musun?
(çölde kaybolan iskender'e ulak gelir bir kase su ile... herkes susuzdur tüm askerleri... suyu döker iskender)

* Alexandra diş ağacı için, portakal kabuğuna takma dişleri koyacak kadar saf...

= Baraka (baraka filmindeki ritüel'i yapan rahibi aynen kullanmışlar), "Frida"nın beyin ameliyatı sahnesini birebir kopyalamış. Ya da filmin afişi örneğin, Salvador Dali'nin "Il Volto de Mae West" eserinden esinlenilerek yaratılmış.

= Cell'in de yönetmeni olan Tarsem Singh
Bu sahne imzası gibi her iki filmde de vardı

* Alexandrea'nın doğal oyunculuğu ve konuşması:
-Evinizi kim yaktı
- Kızgın insanlar...

- neden maske takmış yeniden
- onu korkutmak istememiş

* Düşler, esrik ama yakıcı, sınırsız ama kısıtlı bir gerçekliliği barındırmakta...

* beni esir aldigini mi saniyorsun?
sen aslinda kurtaricimsin.
altin kafesteki kus gibiydim.
beni salarak, kalbimi esir aldin.

* Anakronik (zamanın dışında) şeylere sahip filmler (kahpe bizans)

= Masalsı bir filmde kalabalık dublör kullanımı (Hero)

inanılmaz Mekanlar:
3 saniyelik bir piramit görüntüsü için arşivden bir resim kullanmak yerine tüm ekibiyle Mısır'a taşınmış örneğin. Arjantin, Bolivya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Fiji, Fransa, Hindistan, İspanya, Kamboçya, Mısır, Namibya ve Türkiye... Görüntülerin büyük bir kısmı "dünyada böyle yerler de mi varmış?" dedirten cinsten mimari harikalar ve büyük çoğunluğu Hindistan'ın Rajasthan bölgesinde. Türkiye'ye ise bir Ayasofya sahnesi için gelmiş Singh ve ekibi
filmin geçtiği yerler:
http://thefall-locations.blogspot.com/

Beni en fazla etkileyen yer burası oldu
Chand Baori in Abhaneri, Rajasthan India
daymış



Kısaca Konusu: roy walker (dublör) uğrunda hayatını hiçe saydığı aşkını (sinema, sevdiği kadın / aktrist) yakışıklı, zengin sinclair'e (aktör) kaptırmıştır. dublör artık tükenmiş, yaşamdan (yürümek, aktristle beraber olmak, tekrar filmlerde rol almak) bir beklentisi kalmamış, ölmeye çalışmaktadır. aktör ise her zamanki gibi istediklerini elde etmiştir ama hala kendisinden başka hiçbirşey (aktrist, sinema, aşk) umrunda değildir.
İntihara sürüklenen Roy, son çırpınışı olan hikayesinde hayattaki tüm renkleri ve unsurları kullanıyor... Hikayesinde yaşama dokundura dokundura acısıyla yüzleşiyor... Kutusuyla fiti fiti etrafta takılan küçük kızımız da kendisinin hikayeye alet edildiğinin farkında olmadan Roy'a yardım ediyor. Roy küçük kızı incitmek istemiyor... Hikayeyi mutlu sonla bitirmeye niyeti de yok... Hikayenin bir yerinde kızdan ilacı alırım giderim diye düşünüyor... Sonra kıza zarar verdiğinin farkına varınca işler değişiyor...

Hiç yorum yok: