Cheers 1. Sezon




Cheers 1. SEZON

 "Sometimes you want to go... ...Where everybody knows your name and they're always glad you came."

Unutulmaz sıcacık bir melodi ile bağlandığımız dizidir Cheers.
"Herkesin sizin adınızı bildiği ve sıcacık selamladığı bir yer olsun istersiniz diil mi?" Cheers öyle bir yer işte.



Mizah olarak her karakterin kendine ait bir mizah üslubu var. Bir palyaçonun olmadığı herkesin


Dizi genelde bir "GAG" ile başlıyor ve sonra çok sevilen müziği giriyor. Topu topu 15 dakka'da hr şey olup bitiyor. Dram ağırlıklı bölümleri de var.


kendine özgü mizahının olduğu bu sit - kom tam bir avangart yapım. Tek bir palyaço'nun ya da başrol komedi oyuncusu çevresinde dönem komedilerden değil.


Koç: Dizinin stupidi palyaçosu. Aptallık mizahının zirvesinde gezinen biri. O kadar çok koç denmiş ki kendisine gerçek adını bile bilmiyor. Çirkin ama başarılı bir kızı var. Yalnız birisi. İzin gününde bile geliyor. Genel'de "Norm" bara girdiğinde onun espri yapması için dişi bir söz söylüyor. Ve Norm yapıştırıyor cevabı.
Unutamadığım esprisi:
- Koç senin izin günün yok mu? Hep buradasın...
- Perşembeleri benim izim günüm...
- Eee Perşembeleri de buradasın.
- Evet ama o gün daha yavaş çalışıyorum...


- Koç ilk basketbolu kimler oynuyormuş biliyor musun?
- Maya'lar
- Vayyy koç nerden biliyorsun?
- Bir Maya'lı anlatmıştır büyük ihtimalle.

Koçun bir kitabı yıllardır okuduğunun ortaya çıkması.

MS olan hastanın MIT'de PhD  mi yapmış
Koç: Bakın ben anlamayayım diye kısaltma yapıyorsanız dışarı çıkabilirim.


Cliff:  Çok orjinal bir karakter aslında. Gereksiz bilgilerle ve şehir efsaneleri ile dikkat çekmeyi seviyor. Koç ile muhabbetleri çok komik. "Ağaç devrilirken çıkardığı sesi kimse duymamışsa o ağaç devrilmemiştir" tartışması çok komikti. Kimse görmediyse nereden bileceksin Cliff o ağacın devrildiğini...

Carla: En sert mizaha Carla sahip. Hayatın sillesini yemiş ama bir yandan da gününü yaşayabiliyor. Çok çocuğu var. Onlar aradıklarında ben sizin asıl anneniz değilim falan bile diyebiliyor. Dizinin esas kızına sürekli taktığı lakaplar (çırpı bacak - entel tavuk) gibi arada güldürebiliyor.

En sevdiğim esprisi: 1 sent bahşiş mi? İlk FERRARİ'me senin adını vereceğim.

Norm: Evlidir. Eşini hiç görmeyiz ama sürekli eşinin niye yanında olmadığına dair iğrenç bir espri yapar.
- Hayat nasıl norm.
- Yatakta eşinle basılmak gibi...

- Sana bir bira resmi yapabilir miyim Norm!
- Gerek yok, neye benzediğini biliyorum. Ama bana bir bira doldurabilirsin...

- Çok erken bir saat değil mi?
- Bira için mi?
- Hayır. Böyle salak sorular sormak için!





Dizinin en büyük defekti bana göre "AŞK"
Çok gereksiz bir gerilim ve dram yüklüyor.
Devamlılık için kullanılıyor ama bence çok gereksiz.
Bir avantajı var. Dizi zaten skeç skeç ilerliyor.
Bu biraz diziye akış sağlamış.




Dizinin en büyük çatışması:
Diane ve diğerlerinin arasındaki entellektüel tartışmalar.
Bir tarafın ağır snop olması da diziye bir tat getirmiş. Bir de böylesine donanımlı birinin garsonluğa düşmesi de belki izleyicinin duygularını okşuyor olabilir.

Nostalji sevenler için.
İlk sezonda en komik bölümler:
9 puan verdiğim 4. Bölüm
9 Puan verdiğim 7. Bölüm
10 Puan verdiğim 8. Bölüm

8. Bölüm: Sam iki garsonu Carla ve Diane'i aralarındaki husumeti azaltmaları için bar'ın kapanış saatinden sonra bir süre oturup konuşmalarını ister.
Carla bomba bir içki hazırlar. Ve büyük bir yalan söyler. Sonra olaylar gelişir...




Passengers




Passengers
imdb:70
2016

* Yılın Romantik Dram Bilim Kurgusu

* Tasarımları iyi senaryosu vasat bilimkurgular




* Bazı filmler vardır fragmanı çok etkileyicidir. Sizi sinemaya sürükler. Ama sonra filmin o kadar da muhteşem olmadığını görür ve hayal kırıklığına uğrarsın... Film iyidir ama bu hayal kırıklığı puan kaybettirir...

Filmin en güzel sahnesi Arcturus'dan geçerlerken hayranlıkla seyretmeleri oldu.
Yer yer uzay görüntüleri filme büyük estetik katmış.







Spoiler: Film'de 2,5 kişi oynuyor
Andy Garcia'da afişe adını yazdırmış... Bu nasıl bir aymazlıktır kardeşim!

* Yılın çerezlik izleneybıl eli yüzü düzgün ama başyapıt olmaktan çok uzak filmlerinden.

* Bu tür bilimkurgular artık yerçekimi konusundaki cevabı tamamen çözmüş durumdalar. Bir eksen etrafında dönerek giden uzay gemileri yapıyorlar bilim kurgularda. Bu sene böyle gezegen yapmışlardı Star Trek'te...

* Filmin optimist cevaplar konusunda harikalar yaratan bir de android garsonu vardı.
Gerilimi yumuşatma adına sabun köpüğü mizah yüklemişler ona...

Filmin en etkileyici sekansının olduğu havuz platosu:




Hacksaw Ridge



Hacksaw Ridge
2016
imdb83

* Çavuş'un erlere bağırıp çağırdığı sahne yılın en komik sekansı...

* Film Savaş Karşıtı kisvesi altında Din Propaganda filmi...
* Daha önce de Apocalypto filminde bunu yapmıştı Mel Gibson.

* Yılın En Büyük Overrated filmi...
* Yine de hakkını yememek lazım... Gerçekçi savaş sahneleri ile yılın savaş filmi (o kadar)

Çavuş'un Komik Sahnesi'nin fotoğrafı:




* Mel Gibson Hıristiyan Propagandası sinematografisine Clint Eastwood'un Amerikancık filmlerine de rakip olan filmler yapma derdine düştüğünü düşündüğüm filmi Hacksaw Ridge

* Filmin en büyük defekti... Uçurumdan aşağı inan ipi japonlar neden kesmiyor?
Hele el bombaları ile olan sahne ekstradan uçuktu...
Bir de hem yahudilik hem de hıristiyanlık öğretilerinin karışık bir versiyonunu yaşıyor bu çocuk...

* Mel Gibson ve Clint Easwood Birleşik Devletlenin Acun'u, Rıdvan Dilmen'i falan gibiler. Ellerindeki çok değerli ve zeki beyaz yakalılar sayesinde bizimkiler gibi öküzlemesine mottolar ve eserler vermiyorlar. Tek fark bu.



* Mel Gibson'ın sinematografi olarak bir üslubu oturtturmasını kesinlikle çok taktir ediyorum.
Ciddi bir medeniyet eleştirisi olarak başlayan Apocalypto filmi Mel Gibson'ın en iyi turnusolu.
Film ormanda yaşayanları hayvan olarak gören Amerika eski uygarlıklarını çok sert eleştirirken bu cennet topraklara gelip hepsinin canına ot tıkayacağı BATI gemilerini hıristiyanlığın kurtuluş gemileri gibi göstermişti filmin sonunda. Kapı açık bıraktığı için biz bunu medeniyetin vahşi dediği insanlara yaptıklarının cezasını bir üst medeniyet gelir sizin kafanıza vurarak ödetir demeye mi getirdi demiştik. Ama Mel Gibson'ı tanıdıkça bunun öküzlemesine bir Hıristiyanlık propagandası olduğunu anladık...

Bu film'de çok güzel bir metin ve çekim desteğiyle çok ciddi bir savaş karşıtı filmmiş gibi dursa da alttan alta - inceden  Hıristiyanlık propagandası yapmakta...

Eksi'de çok güzel yazmış bir yazar:

"film olarak iyi film. ama zihniyet olarak, insanlığın aşması gereken bir zihniyeti kutsuyor, bunu da savaş gibi herkesin nefret edeceği bir durumun karşıtı olarak yapıp fikrine sempati toplamaya çalışıyor.
savaş kötü. ama savaşlara neden olan köhne inançlar daha kötü. savaş üzerinden köhne inançları kutsuyorsun, ki savaşın nedeni o inançlar.
iyi insan olmanın karşılığını inançta bulmak dünyaya yapılacak en büyük kötülük. çünkü inanç cehaletle birleştiğinde kan ve şiddet doğruyor. insanlığın iyiliği bilim, birbirine ve hayat hakkına saygı gibi değerler olmalı..."

Mel Gibson'ın yönettiği filmler:


Doctor Strange



Doctor Strange
imdb78
2016

* Ateist - kibirli ve çok yüksek fiyatlarla ameliyat yapan doktorumuzu imana nasıl geldiğini anlatan samanyolu tv filmi...

* Bilim kurgu olarak ilk defa bu tür görsellerle karşılaşacaksınız dendi. Şehrin eğilip bükülmesi Nolan'ın İnception'ın da vardı... Star Wars'ın ilk defa ışın kılıcı ile yarattığı büyük sansasyon, Alien serisindeki çok farklı mekan olgusu, Matrix'teki kurşunların yavaşladığı sahne gibi bir sahne yoktu Doctor Strange'de... Gene de etkileyici efektlerin olmadığını söyleyemem....

* sinema hep yeni seriler yaratma derdine düştü. Ekibi kuralım. İlk bölümde biraz acı çekelim sonra da voliyi vuralım. Bu yıl bunların suyu çıktı artık.
Doctor Strange
Fantastic Beasts
Warcraft... Daha da vardır.

Ben bundan artık hoşlanmama başladığım için Doctor Strange'e patladım.
Meraklısı için iyi bir film... Ben görselliği dışında çok daha beğenmedim....

Il Racconto Dei Racconti



Il Racconto Dei Racconti
Tale of Tales
2015

imdb64 /15b

* Bir düş filminin bu kadar düş kırıklığı yaratması...

* Yılın en iyi Avrupa Fantastik Filmi

* Yılın kostüm - efekt - fantastik bakımından en başarılı Avrupa Filmi



* Üç Krallık - Üç Masal - Üç istek - Üç isteğin insanı nasıl uçurma süreklediğinin hikayesi






Her ne olursa olsun bir çocuğu olsun isteyen Kraliçe...

Pire fetişistliğini kızını harcayacak kadar ilerletmiş bir başka Kral...




Vajina - Salak bir Kral






* Bu tür otokrasi saltanat masallarında iyi krallar geçmişlerinde çok acı çekmişlerdir uydurmalarından hep rahatsız olmuşumdur. Bu filmde de krallar tutkuları - istekleri - arzuları yüzünden büyük acılar çekerler... Bunu biz ayak takımı ya karakterle özdeşleşip "ulan hayatta mutlu son diye bir şey yok" diye yorumlarız ya da "bak para da - iktidar da mutluluk getirmiyor" deriz.




Spoiler:  Vajinasalak kral sarhoş hatunları dürterek sevişcek kadın araması ama sonunda bir kapı deliğinden geçen bir parmağa hallenmesi... Pire fetişisti prensesin üç oda bir salon yapmış ayının hak ederek alması ama buna rağmen en büyük kötülüğü onun görmesi.... (bir de çok güçlü ve zeki birini isitiyorum demiş ti - nesini sevmiyorsun Volkan gibi bir AYI işte bu da) .. Yalnız bu kızın yöneteceği krallıkta kimse yaşamak istemez - her an saykoya bağlayabilir...

Sırf kardeşinle yaşamak için dersini soyduran yaşlı kadın sahnesi de çok anlamsızdı...
Hikeyeler de bir bütünlük yoktu...

Otokrasiye karşı da çok büyük Oss çekilmiş. Bir Taht Oyunları da otokrasi üzerinden çeviriyor masalsı fantastik hikayesini. Ama yeri geliyor genç ve güzel prensesi bir ayı becerecekse onu da sansürlemeden veriyor... Burada halktan kişilerin her türlü gördüğü zulüm ve çıplaklık full sergilenmiş... Ama sıra küçük prensese gelince sansür yemiş...


Çocuğuna düşkün sayko kraliçenin de son derece absürt bir fedekarlığı vardı... Eşini çocuğu yüzünden kaybetmesine tınlamayacak kadar cadı bir kraliçeden bahsediyoruz... Bir de su altında eski hortumlu tip dalgıç kıyafetinde neden hortum yoktu!

Tavsiye etmediğim bir film....

Dangal





Dangal imdb90
2016
Başyapıt

Körü soslu Feminizm

Yılın Başyapıtları arasında

Yılın Hollywood ve Avrupa sineması dışındaki en iyi filmi

Baba - Kız izlenmesi gereken filmler

Yazıda Bahsi Geçen: PK filmi için BAKINIZ
Yazıda Bahsi Geçen: 3 idiot filmi için BAKINIZ






Türk sineması aptal saptal komediler,
Türk dizileri de Brezilya tipi düşük seviyeli ve ağır aksak diziler çekmeye devam etsin...
Hindistan gibi kapalı kültür ve muhafazakar bir ülke bile toplumsal mesajlar veren başyapıtlar ortaya koyabiliyor. Kültür ve Eğitim'de ne kadat tökezlediğimizin ispatı bu Dünya Sineması başyapıtları.

Aamir Khan bence günümüzün en önemli sinema dehası.
Hindistan'da "din" eleştirisini öyle güzel işledi ki hem gişe  yaptı hem de tüm dünya'da izlenme başarısı gösterdi.  Lakin böylesine güzel işlenen "Dinler" eleştirisinin çok daha ses getirmesini isterdim.

Daha önce de Disleksi hastalığını anlattığı bir baş yapıta imza atmıştı üstat:
Filmin adı: "Taare Zameen Par"

Elbette iyi ve entellektüel bir ekiple çalışıyordur ama şu an biz Aamir Khan'ı görüyoruz bu değerli eserlerin vitrininde.

Mütevaziliği ile tavan yapan karakterler çizen, 3 İdiot filminde gördüğümüz gibi başarıları bile kendi için değil başkası için gerçekleştiren ve buna rağmen mutlu bir hayat süren basit yaşayan, küçük hayat kuran Aamir Khan filmlerinde mizah da üst seviyede olduğunu söyleyebilirim.
Gayet güldürüyor...

Bu filminde de inceden inceye kız çocuklarına çok az değer verilen Hindistan'da kadın haklarına dair hafiften de feminist bir takım mottoları da arkasına alarak bir film yapmış. Aşırı muhafazakar, feodal yapı ile kapitalizm arasında sıkışmış ülkede böylesine derin mevzularda ülkenin en çok izlenen filmlerini kültürel olarak önemli mesajlar vererek çekmek her baba yiğidin harcı olmasa gerek.
Ki Hindistan'da ultrasonla kız çocuğu olacağını öğrenen annelerin küçük de olsa bir kısmının çocuklarını düşürdüğü gibi çok acımasız olayların olduğu bilinmekte ve hala gündeme gelmekte...

Ekşi Sözlükte Aamir Khan'ın oyunculuğunu Türk Sinemasının Altın Çağındaki Sadri Alışık'lara - Kemal Sunal'lara Şener Şen'lere benzetmiş bir yazar: Ertem Eğilmez'in de Münir Özkul - Adile Naşit filmleri gibi aileler kurduğunu ben ekleyebilirim...

Halkın içinden gelmeHalkın sesi olma

Dürüstlük
Küçük bir Dünya'da mutlu olma anlayışı
Mütevazi bir dünya algısı
Etrafında gelişen trajedileri mizahi açıdan değerlendirme...

80 darbesi bu tip halk kahramanlarını tüketti.
90 sonrası brezilya dizilerinin türkleştirilmiş versiyonları da bu tip sinemanın sonu oldu.

Bugün ülkemizde en çok izlenen 10 film arasına en az 8 Türk filmi girse de ve ortalıkta yüzlerce Türk dizisi olsa da Halk Kahramanı olabilecek jönlerimiz yok. Yazar burada çok güzel bir not düşmüş:
"Halk kahramanı olmak siyasi bir ideolojiye tabi olmak değil bu arada, Herhangi biri olmanın tevazusunu omuzlarında taşımak. Üstelik bugün değişen sosyal değerlerimiz ve Türkiye'deki politik yapı nedeniyle o eskileri tut yapıştır yapmak da hemen hemen imkansız."



Yazar işte bizim 80'lerde yaşadığımız ve sevdiğimiz halk kahramanlarına çok benzeyen Aamir Khan'ı şöyle tanımlamış:
"aamir khan'ın böyle bir boşluğu hafiften doldurduğuna inanıyorum. aamir khan, melodram ve komedi genre'ındaki filmlerin yeni nesil halk kahramanısı. ve ortaya çıktığı bir numero özellik ney? bana kalırsa tevazu. bir halk kahramanı herhangi biri olmanın tevazusunu her daim taşımalıdır diyorsak ve diğer halk kahramanı olma potansiyelindekilerle mukayese edersek bu. aamir khan tevazusuyla sıyrılan bir celebrety kişisi. hali, tavrı, konuşmalarından, yapımlarındaki karakterlerin temel özelliklerine kadar. mesela başarıyı çok takıntı haline getirmiş bir karakteri bile canlandırıyorsa, bu karakterin 'ben başardım' demek için değil, bir şey uğruna, bir şey adına başarmış olmak gibi özellikleri vardır. fazla tevazunun kibirle olan ilişkisine girmeyeceğim, benim de kendimce fikirlerim var... fakat yukarıda belirttiğim durum aamir khan'ın bir aktör olarak hem screen persona'sında, hemde medyada yaygın olarak bilinen karakterinde ortaya çıkan özellikleri ifade etmeye yöneliktir. "

* Ülkemizin ciddi bir kısmında Batı'ya karşı bir öfke olmasına ve hatta iki jenerasyon öncesine kadar Hint sinemasına büyük sevgi beslenmesine rağmen bu gibi Hint Başyapıtlarına neden yeni nesil bir ilgi göstermiyor ya da bu filmler vizyona dahi girmiyor çok enteresan bir dumur. Ama bir gün o iliklerimizi işlenmiş hint müziği ve sineması bu kalitede devam ederse tekrar depreşebilir...

Ve Filimi kesinlikle herkese tavsiye ediyorum.

* Filmde beni üzen tek şey:
"İngiliz Milletler Topluluğu" nedir arkadaş.
Sen bağımsız bir ülkesin...
Hala bu çatı altında anılmak acı vermiyor mu?
Olimpiyatlara nüfusuna göre minimal sporcu yetiştirme gibi bir utanca imza atıyorsun....
Ama İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları gibi bir organizasyonu ülkende yapıyorsun...
Hatta,
Hindistan'da düzenlenen oyunlarda Hindistan'ın bu Oyunlara olimpiyat açılışı kadar yatırım yapması nedir?
Gerçekten çok acı...

= Benzer şeyie Persepolis filminde şaşırmıştım... Persepolis diye şehir mi olur İran'da...
Üstelik Mustafa Denizli'de bunların futbol takımının teknik direktörlüğünü yapmıştı o zaman da çok şaşırmıştım... Pers'lerin bir şehrine ancak İskender bu ismi vermiştir ele geçirdiğinde. Peki sen bu batı buralardan elini ayağını çektiğinde hala daha o şehre Persepolis demen?
Bana saçma geliyor....

Dünya İngilizlerin mi?
* Hintlilerin bu kadar Güreş merakı olduğu ve hatta kültür olarak benzer bir güreş yaptıklarını bilmiyordum.
Dünya'da büyük nüfuslar:
Hintliler
Türkler
Araplar
bu derece güreş ilgilenmelerine rağmen olimpiyatlardan güreş sporu çıkartılması reva mıdır?
http://aa.com.tr/tr/spor/gures-olimpiyatlardan-cikarildi/275459

Ama İngilizlerin bulduğu Futbol
Amerikalılar'ın geliştirdiği Basketbol ise dünyanın en popüler sporları.
Evet bu dünya İngilizlerin mi? Yoksa WASP ingiliz kökenlilerin yönettiği Amerikalıların mı?
Kim karar veriyor böyle dünya çapında sporların olimpiyatlardan çıkarılmasına.

Arrival



Arrival
imdb81
2016

Yılın Hollywood filmi

Yılın en iyi bilim kurgu filmi

Başyapıt



* Filmin türüne dair:
Gerçekçi Bilim Kurgu
Her yıl bu konuda başarılı bilim kurgular üretilmeye başlandı:

Moon - Gravity - Interstaller - Marslı gibi her yıl dev bütçeli ve insanı düşüncelere sevk eden bu tür bilim kurgular çekilmesi bir sinemasever olarak beni çok heyecanlandırıyor. 

Hard Science Bilim Kurgu
Benim gerçekçi bilimkurgu dediğim şey, Carl Sagan ekolü tarafından ortaya atılan Hard Science Fiction türüne çok yakın bir türün ürünü Arrival. Bu konuda Contact filmi avangart bir yapım denilebilir. Zaten iki film birbirine benzerlikler içermekte. Interstaller sinemaseverler ve eleştirmenler tarafından Hard Science Bilim Kurgu'nun baş yapıtı olarak gösterilmektedir. .

Felsefi Bilimkurgu

"Felsefi Bilimkurgu" diyebileceğimiz bir klasmana da girebilecek tatda bir felsefesi de var filmin. Bu konudaki unutulmaz bir film örneği vermek gerekirse "Man From Earth"  filmini örnek gösterebiliriz.

Sonuçta bu film de türdeşleri ile yakın ilişkiler içindedir ve benzerlik oluşturmaktadır. 


Diğer Bilim Kurguların sorunlu oluşu:
Bakın bu sene Star Trek'in yeni filmi yayınlandı.
Adamlar 726 bölümlük bir serinin bir de 13 bölümlük dev bütçeli sinema macerası var.
Bunların %99'ında ışınlanma diye bir şey var. Nesiller boyu da kullanılan bir teknoloji ışınlanma.
Cem Yılmaz'da bu ışınlanma ile epey bir dalgasını geçmişti.
Yahu o zaman neden bunların gittikleri en son teknoloji bir sırf şehirden oluşan gezegende trenler toplu taşıma araçları falan var. Oolm siz ışınlanmayı bulmadınız mı? Halka yasak mı yani bu teknoloji.
... gibi.



* Sunay Akın'ı kızdırdığını düşünüyorum filmin.
Sunay Akın'ın kitaplarında görmedim ama toplantılarında çok sık anlattığı James Cook - Kangru - "Bilmiyorum" hikayesini buradaki dünyaca ünlü dil bilimcisi hatun'un yalanladığına tanık oluyoruz.

* Uzaylılarla bilimsel olarak kelimelerle iletişim kurmanın gerçekçi yaklaşımı...
- Filmin Felsefesi -

Sapir Whorf Hipotezi: - eksi - 'den açıklaması
Sözcükler dünyayı nasıl algıladığımızı belirler. her dilin kendi içinde farklı bir mantığı ve algılama biçimi vardır. Dolayısı ile dünyaya kelimelerle bakıyoruz desek yanılmış olmayız.
1. (bkz: dilsel belirlemecilik ) dilin; düşünceyi, kişinin dünyayı kavrayış biçimini belirlemesidir.
2. (bkz: dilsel görelilik ) farklı diller, farklı düşünceleri kodlar.
Örnek: Aborjinlerin dilinde sol sağ ön arka diye yönler yok. kuzey güney doğu batı diye yönler var. yani "önündeki tuzluğu uzatır mısın?" demek yerine karşındaki doğuya doğru oturuyorsa "doğudaki tuzluğu uzatır mısın?" demen gerekiyor. Bu ilginç bir probleme yol açıyor. Aborjinlerin daimi olarak hangi yönün neresi olduğunu bilmesi gerekiyor. Yapılan çalışmalarla adamların bir süre sonra içsel pusula geliştirdiklerini fark ediyorlar. Adamlar "nerem hangi yöndü" diye düşünmüyorlar. Bizim için ön arka kadar doğal. Bu hipotezin en çarpıcı örneklerinden biri bence bu.

Buna benim de verebileceğim bir örneğim var:
Barış Manço'ya kaç dil biliyorsunuz diye sorduklarında, o ülkenin siyasi bulmacasını çözebilecek kadar iyi İngilizce - Fransızca ve Türkçe biliyorum demişti. Ama iyi Japonca da dahil 16 dil bildiğini iddia etmişti. Bu diller arasında en iyi bildiği dil ise güney amerikada 80 -90 kelime kadarlık çok primitif bir dil olduğunu iddia etmişti. Bunun üzerine bir soru geldi, bu kadar kelime ile ancak sayıları toparlayabilirsiniz...
Barış Manço o dilse sayıları şu kelimelerle anlattıklarını söylemişti: 1 ... 2... ve çok... O kadar basit bir yaşam sürüyoralardı ki... 2'den fazla olan her şey onlar için çoktu...


* Hayatı doğrusal lineer yaşayanlarla buradaki uzaylılar gibi doğrusal yaşamayanların da filmde bir çatışması var. Filmin ana teması da bunun üzerine inşa edilmiş.

Yılın Başyapıtı
Kesinlikle kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Yönetmenin sinematografisini de en az Nolan kadar beğeniyorum.

Dheepan


Dheepan 2015
imdb72

* Yılın Mülteci Filmi

* Yılın başarılı Avrupa filmlerinden.

* Bol ödüllü başyapıtlar.

* Cannes Winner - BAFTA N. 6w13n

* Sri Lanka'da Tamil savaşçısının düzmece bir aile kurarak ve düzmece bilgilerle Fransa'ya mülteci olarak gitmesini anlatan film.

* Başroldaki oyuncu çocuk Tamil savaşçısıymış.





Yönetmenin diğer filmi:
Un Prophete BKNZ
Benim küçücük bir yazı yazdığım ama en fazla tıklanma alan blog yazılarım arasında.
Sebep: Başlığının "Peygamber gibi adamsın" olması
ve içinde ironik olduğu için bir çıplak kadının bulunduğu bir sahnesinden kare bulunduğu için.
Işık gören ateş böcekleri gibi dindar ve dinciler buna tıklıyorlar. Çok acayip...


= Züğürt Ağa
* Bir toprak ağasının terlikle çiğ köfte satması
* Bir Tamil Savaşçısının kafasında ışıklı kız tacı satması.





* Batı yaptıkları her hareketin altında bir çapanoğlu aramak biz batının hala oyunlar oynadığı doğu topraklarında şart!
Amerika'da en demokrat en özgürlükçü en solcu bir yönetmen bile eğer Guantanamo'da işkenceler için bir film çekiyorsa bilin ki bu aslında özgürlük  - barış - insanhakları için çekilmiş bir film değil. Batı tarafından şekillendirilen bu terör örgütlerinin "LANN" diye asıl kötüyü keşfettiklerinde (cepteki akrep) kendilerine dönecekleri anda korksunlar... Yapmasınlar diye yapılmış olabilir.

* Avrupa'da büyük mülteci sorunlarının yaşandığı bir dönemde böyle bir filmin ödüllere boğulması bir bakıma iyi bir bakıma kötü bu bağlamda. Kötü niyet de olabilir. Tıpkı Nuri Bilge Ceylan'ın jüri tarafından mülakata çağrılma hikayesinde anlattığı gibi. Eğer ben "yol" filmini, Yılmaz Güney ise o zaman "Uzak" filmini çekseydi ikimizde bu ödülü alamazdık. Çünkü "Yol" filminin çekildiği zaman askeri cuntaların eleştirildiği filmlere ödül verilmesi gibi bir kanı vardı jüride...

* Filmde çok zeki bir kız olan düzmece ailenin düzmece kızları, okuma yazma bilmediği için özürlü
sınıfına ilk konuyor. Ve buna çok koyuyor bu durum.

* Filmin en acı yanı kadının "Sri Lanka" anlatmaya çalışırken arada bir Hindistan lafı söylediği an, tamam gerisine gerek yok, hintlisin işte demesi...
Bir de aynı kadının en zirve olarak İngiltere'de kuzen ile kalıp orada 5 çayı içebilme hayali... Fransa'da mülteci olmanın bir üstü olarak bunu görmesi...

* Ben filmi beğendim ve tavsiye ederim. Yönetmenin Yeraltı Peygamberi filminin daha samimi olduğu iddia edilmiş. Bunun sahte göz yaşları olduğu söylenmiş. Ve sonunun kolpa olduğu iddia edilmiş. Bana göre bu film Yeraltı Peygamberi filminden daha iyidir.

* İroni: Ülkesindeki savaştan kaçıp - Fransada mafya iç savaşının göbeğinde yaşamak...



The Edge of Seventeen

The Edge Of Seventeen
imdb77
2016

* Yılın ergen - Gençlik - Kadınlığa geçiş - Kadın filmi

* Yılın bağımsız iyi filmlerinden...

* Senaristi ve Yönetmeni aynı olan filmler.



* Filmin sonundaki animasyon hoşuma gitti.

* Film kendi kitlesine iyi gelebilecek filmlerden.

* Anne - kız izlenmesi gereken filmler listesine girebilir.

* Woody Harrelson'un olduğu sahneler benim daha dikkatimi çekti. Diyaloglar güzeldi.

Neighbors 2

Neighbors 2
imdb58
2016

Yılın devam filmi fiyaskosu.

Gereksiz Feminist propagandist filmi haline gelmiş.

Neighbors'u beğenmiştim. BKNZ 



Ama bu berbat bir film olmuş.

Bir öncekinde Robert De Nero konseptli parti çok şıktı mesela.

Eksi'de bu film hakkında yazılmış ütopik diyalog filmi çok iyi açıklıyor:

"-film baya para kazandı ya, bunun ikincisini yapmak lazım.
-e abi adamlar mezun oldu, kardeşlik olayı bitti, hem aynı hikaye sıkar ya.
-ya işte bu sefer kızlar kiralar evi, bizimkilere musallat olurlar yine.
-aaa iyi fikir ya, kızlar arasındaki birlik falan derken güçlü kadın imajına da selam çakarız.
-aynen! yalnız bir yere eşcinselleri de koymak lazım.
-doğru... şey yapsak, şu teddy'nin en iyi arkadaşı vardı ya pete, o meğer eşcinselmiş falan?
-oğlum adamı ilk filmde kız manyağı gibi gösterdik, hatta direkt teddy'nin kız arkadaşıyla seviştirdik falan?
-ya işte daha iyi, meğer kimliğini arıyormuş, üniversiteden sonra bulmuş. herkes de bu durumu acayip normal karşılar. hatta bunun erkek arkadaşı falan olur, evlenirler falan?
-aynen ya, kimse bişey diyemez. "saçmalamışsınız" diyen olursa homofobik deriz.
-ahaha aynen... evet abi olur bu iş. kasmaya da gerek yok, ilk filmdeki esprileri al, azıcık oyna, diyalogları yeniden kurgula falan...
-evvet, 3-5 haftada çeker, çakar gideriz. kova kova para kaldırıcaz!
-kova kova evet, bunu filme de koyalım, baktıkça güleriz.
-ahaha evet koyalım. "



London Has Fallen


London Has Fallen

2016

Yılın Amerikancık Filmi

Yılın Hamaset Filmi

Yılın BOŞ yapıt'ı


Bak dur şunu diyecem sen izleyip izlememeye karar ver:
Helikopterde füze ile vurulup... Onlarca metreden yere çakılıp... Sonra da gülümseme ile helikopterden dışarı çıkan bir ABD başkanı var filmde... Var gerisini sen düşün...

* La oolm liderler arasında RTE'yi de göreydik belki Türkiye raitinginde bir kıpırdama olurdu. 
Ama hakkat kötü film olmuş. Hiç bir şey kurtaramaz.
Enteresan Gıcır Hadise: 
Bu tür filmlere Top100voter'ın çok daha düşük oy vermesi gerekir. Bu filme 5.4 oy vermişler.
Bir de USA ve USA dışı oylarda en az bir kademe oynar diye düşündüm.
Çünkü Amerikan Hamaseti pompalanmış.... Lakin fark 6,1 - 5,7 gibi düşük bir fark...
Bir de filme en yüksek oyu 18 yaş altı kızlar vermiş. 

Ben bir önceki filme 3 bu filme ise 2 puan verdim. Kimseye tavsiye etmiyorum....

Bir önceki film: Olympus Has Fallen HKND YAZIM 

Fantastic Beasts and Where to Find Them


Fantastic Beasts 1
imdb:77
2016

Yılın Fantastik Filmi

Bir derinleştirme operasyonu:
Yüzüklerin Efendisi - Star Wars gibi geniş bir evreni olmayan Harry Potter klasiğinin kapalı kültürden çıkarma eseri... Sınırlarını aşma filmi...


* Harry Potter gibi romana bağlı kalmayan bir Harry Potter tandanslı fantastik filmi.
Ben çok daha hayal gücü olarak uçacaklarını ummuştum.

* Harry Potter hayranları bu filmi beğendiyse gerisi boştur. Bu filmi onlar ayakta tutar.
Burada da hayal kırıklığına uğradım. Fanlar bu filmi beğenmez diye düşünüyordum.

Enteresan Gıcır Hadise: Eee bu kazma okuldan atılmış ama büyücü asası var.

The Infiltrator

The Infiltrator 2016
imdb71 35 bin

- Gerçek hikayeden alıntı-
- Polisiye - Suç - Mafya -

* Basit bir konusu iyi bir şekilde köpürtülmüş.

* Bu tür köstebek filmlerinde yakalanacak mı - yakalanmayacak mı gerilimi tandansı seyirciyi güzel geriyor. Bu bakımdan başarılı bir film.

* Gene de tavsiye edebileceğim bir film değil. Vasatın çok ötesine geçememiş diye düşünüyorum.

* Kötü adamı anlıyorsan ve hatta onun için üzülüyorsan o film olmuş demektir...



* Enteresan Gıcır Hadise: Filmde teşkilatın hepsi yaşını başını almış oyuncular gayet iyi çıkarmışlar oyunculuklarını.

Filmin hatunu: Diane Kruger

Son bir ayda filmlerden ve dizilerden duyduğum en komik üç espri

Pixels 2015 filminde

Komple Teorisyen manyağı tip:
" İlk kurşunu JFK sıkmış!"


Neighbors 2: Sorority Rising 2016 filminde
- Yumurtaları suya koy kaynat. Ben sarısı tamamen sertleşmiş seviyorum.
- Suda kaynatmak yumuşatmaz mı?
- Yooo
- Ama makarnayı atınca yumuşatıyor...

Cheers
(bahşişi az bulur)
- İlk alacağım Ferrari'ye adını vereceğim dostum.