Sinemanın yedi harikası
1 Metropolis - Fritz Lang
2 Death Star - Star Wars
3 Mordor - Yüzüklerin Efendisi
4 - Atılgan - Star Trek
5- Hogwarts - Harry Potter
6- Spaceship - Alien
7- Zion - The Matrix
Liseli Polisler
21. Jump Street
2012
imdb72
* Tamamen amerikancık nedenlerden bir komedi olarak imdb'si 72 olan filmdir. Liselilerin verdiği oylar etkili olmuş yoksa kötü ötesi bir film.
* ucuz komedi - dandik film o kadar.
* filmin başında motor çetesinin şişmanı bizim eleman ne kadar açaydım kollarımı dese de hiç durmayarak çarpması biraz gülümsetti.
2012
imdb72
* Tamamen amerikancık nedenlerden bir komedi olarak imdb'si 72 olan filmdir. Liselilerin verdiği oylar etkili olmuş yoksa kötü ötesi bir film.
* ucuz komedi - dandik film o kadar.
* filmin başında motor çetesinin şişmanı bizim eleman ne kadar açaydım kollarımı dese de hiç durmayarak çarpması biraz gülümsetti.
Woody'nin Roma Filmi
To Rome With Love
imdb64
* Woody Allen dışında biri çekse, ve ünlüler haliyle olamasa bu film çok madara olurdu... Tek artısı bu kadar yetenekli kişiye bunları yaptırmak... yoksa ilk akla gelen şeyler... belkide eleştiriyel mizah, absürt mizah'ı böyle anlatmak istemiş. ben beğenmedim.
* Filmin bize hatırlattıkları
- Roma süper bir plato, tartışılmaz.
- http://www.youtube.com/watch?v=Z0PMq4XGtZ4
- Collesium (biz 5 yılda banyoyu 3 kere yeniledik bu yapı binlerce yıldır ayakta durabiliyor)
- Şöhret ile aldatma arasındaki ilişki - sıradan insanın şöhret sarhoşluğunu Benigni çok iyi çıkarmış.
* Filmin nadir iyi sahnelerinden biri buydu, Penelope ablamız bir hayat kadınını oynadığı bu sahnede, mikelajj'ın sikstin şapel'i yatarak uzun süre çalıştığını duyunca tahmin edileybıl bir espri patlatıyor.
imdb64
* Woody Allen dışında biri çekse, ve ünlüler haliyle olamasa bu film çok madara olurdu... Tek artısı bu kadar yetenekli kişiye bunları yaptırmak... yoksa ilk akla gelen şeyler... belkide eleştiriyel mizah, absürt mizah'ı böyle anlatmak istemiş. ben beğenmedim.
* Filmin bize hatırlattıkları
- Roma süper bir plato, tartışılmaz.
- http://www.youtube.com/watch?v=Z0PMq4XGtZ4
- Collesium (biz 5 yılda banyoyu 3 kere yeniledik bu yapı binlerce yıldır ayakta durabiliyor)
- Şöhret ile aldatma arasındaki ilişki - sıradan insanın şöhret sarhoşluğunu Benigni çok iyi çıkarmış.
* Filmin nadir iyi sahnelerinden biri buydu, Penelope ablamız bir hayat kadınını oynadığı bu sahnede, mikelajj'ın sikstin şapel'i yatarak uzun süre çalıştığını duyunca tahmin edileybıl bir espri patlatıyor.
The Bourne Legacy
The Bourne Legacy 2012
imdb67
* Bir Bourne değil, Bourne temasını da taşımıyor, onun ekmeğini yiyen, bir "yeminimi bozdum uleyn!" filmi. Filmin mirası bozulmuştur.
* Sistemin yok etmeye çalıştığı ajanların, o sistem ile mücadele filmleri zilyon tanedir, Bourne'ün orjinal teması bir macar çizgi filminden alıntılı.
Unknown mesela bir Bourne tadında film.
* Hap olayına gelince, ajanları haplarla zincirlemek Nikita filminde vardı.
* Aksiyon sinemasında takip sahnesi ve iyi ile kötünün dövüş sahnesi filmden filme değişse de sabit olmuş ve her zaman beklendiği şekilde sonlanan klişelere dönüşmüştür. Ben artık bir aksiyon filmini bu sahnelerle değerlendirmiyorum.
* Film bir aksiyon filmi olarak tüm klişesine rağmen iyi kotralılmış ve kendini izlettiriyor, ama kesinlikle Bourne Üçlemesinin dışında kalmıştır.
imdb67
* Bir Bourne değil, Bourne temasını da taşımıyor, onun ekmeğini yiyen, bir "yeminimi bozdum uleyn!" filmi. Filmin mirası bozulmuştur.
* Sistemin yok etmeye çalıştığı ajanların, o sistem ile mücadele filmleri zilyon tanedir, Bourne'ün orjinal teması bir macar çizgi filminden alıntılı.
Unknown mesela bir Bourne tadında film.
* Hap olayına gelince, ajanları haplarla zincirlemek Nikita filminde vardı.
* Aksiyon sinemasında takip sahnesi ve iyi ile kötünün dövüş sahnesi filmden filme değişse de sabit olmuş ve her zaman beklendiği şekilde sonlanan klişelere dönüşmüştür. Ben artık bir aksiyon filmini bu sahnelerle değerlendirmiyorum.
* Film bir aksiyon filmi olarak tüm klişesine rağmen iyi kotralılmış ve kendini izlettiriyor, ama kesinlikle Bourne Üçlemesinin dışında kalmıştır.
Barfi
Barfi! 2012
imdb84
yılın hint filmi
yılın hint filmi
* Bir toplama film, evet bir çok komedyenin, pek çok filmin sahnelerini çalmış:
http://www.youtube.com/watch?v=8X4AZnTEZDU
iyi de LOST da böyleydi, kendinden önce gizemli tüm filmlerin derlemesi gibi,
http://www.youtube.com/watch?v=8X4AZnTEZDU
iyi de LOST da böyleydi, kendinden önce gizemli tüm filmlerin derlemesi gibi,
Tek suçu bu filmin bir derleme yapmaması, tek tek birer-bir çalması mı?
* Filmde orjinal gaglar da var;
- başlangıçta ilk polisle tanışıldığı sahne
- Hele yağlı boya sahnesi (hem orjinal hem de çok komikti)
- "kızın ayaklarına bakma, benim ayaklarıma bak" hareketi.
* Hint sineması bunu yapıyor, 3 idiot http://kilavuzkarga.blogspot.com/2010/12/3-salak.html
filmi böyleydi, klişe hikayeleri kullanmışlar ama konu orjinaldi.
Bu film de öyle olmuş.
* Türk sineması ile mukayese edelim durumu, Kemal Sunal'ın birebir taklit ettiği Charlie Chaplin filmleri;
City Lights, The Kid... Hem oyunculuk berbat, Kemal Sunal altından kalkamamış, hem de içinde bizden katılmış hiç bir orjinal gag yok.
mukayese için Kemal Sunal'ın ki: http://www.youtube.com/watch?v=mkwtbBM1fU4
Bir de Charlie Chaplinden izleyin: http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=2TKsHpW6r2E
* Barfi'de Ranbir Kapoor hem çok disiplinli çalışmış, chaplin kadar iyi oynamış hem de filminin konusundaki orjinaliğine kendi orjinal espriler ekleyebilmiş daha da önemlisi arada bir yerlerde chaplin'in afişini göstererek saygı duruşunda bulunmuştur.
* Filmin müzikleri de le fabuleux destin d'amelie poulain filminin müziklerine yani Yann Tiersen'in eserlerine çok çok benzemekte.
* Kendi sineması Awaara'ye bile saygı duruşunda bulunmuş bir film bence.
Filmin en önemli diyaogu: Shruti'nin annesi ona 'insanların yalnızca bir kere mi aşık olduğunu sanıyorsun?'
Filmin senaryosunda devamlılığında bu diyalog çok etkili.
Herkes için de mutlu son olmaması gerektiğini film çok güzel anlatmış.
- başlangıçta ilk polisle tanışıldığı sahne
- Hele yağlı boya sahnesi (hem orjinal hem de çok komikti)
- "kızın ayaklarına bakma, benim ayaklarıma bak" hareketi.
* Hint sineması bunu yapıyor, 3 idiot http://kilavuzkarga.blogspot.com/2010/12/3-salak.html
filmi böyleydi, klişe hikayeleri kullanmışlar ama konu orjinaldi.
Bu film de öyle olmuş.
* Türk sineması ile mukayese edelim durumu, Kemal Sunal'ın birebir taklit ettiği Charlie Chaplin filmleri;
City Lights, The Kid... Hem oyunculuk berbat, Kemal Sunal altından kalkamamış, hem de içinde bizden katılmış hiç bir orjinal gag yok.
mukayese için Kemal Sunal'ın ki: http://www.youtube.com/watch?v=mkwtbBM1fU4
Bir de Charlie Chaplinden izleyin: http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=2TKsHpW6r2E
* Barfi'de Ranbir Kapoor hem çok disiplinli çalışmış, chaplin kadar iyi oynamış hem de filminin konusundaki orjinaliğine kendi orjinal espriler ekleyebilmiş daha da önemlisi arada bir yerlerde chaplin'in afişini göstererek saygı duruşunda bulunmuştur.
* Filmin müzikleri de le fabuleux destin d'amelie poulain filminin müziklerine yani Yann Tiersen'in eserlerine çok çok benzemekte.
* Kendi sineması Awaara'ye bile saygı duruşunda bulunmuş bir film bence.
Filmin en önemli diyaogu: Shruti'nin annesi ona 'insanların yalnızca bir kere mi aşık olduğunu sanıyorsun?'
Filmin senaryosunda devamlılığında bu diyalog çok etkili.
Herkes için de mutlu son olmaması gerektiğini film çok güzel anlatmış.
Etiketler:
2012,
31 Güldüren Filmler,
Asya Sineması
The Avengers
The Avengers 2012
imdb83
* Bu filmden de anlıyoruz ki, süper kahraman olmak için şu radyoaktif yeşil sıvı şart. Bu sıvı ile süper kahraman olan örümcek adam'ı saf dışı bırakmışlar yalnız. Bu yeşil sıvı ile süper kahraman olan bir başka yeşil tipler'de bildiğiniz gibi Ninja Turtles.

* Bogart'tan beri sinemanın sevgilisi ciddi iş yapan, soğuk espri yapan kahraman görevini Iron Man yapmış,
espriler fena değildi:
Thor'un kardeşi ile konuşmasını böler:
Shakespeare dinlemeye gelmedik
Thor'a: Annen perdeyi kullanmana ne diyor?
* Filmin efektleri, Hikayesi,Akıcılığı, Hatunları tartışılmaz, dört dörtlük.
* Film'de beni en çok yaran, hiç beklemediğimiz bir anda Hulk Thor'a bir vuruyor:
http://i.imgur.com/HIltp.gif
Hulk'un Lokiyi, " ben bir tanrıyım kimseye kendimi ezdirmem " derken,ayaklarından tutup sağa sola çarpmasında çok komik olmuş tabi.
* En enteresan Gıcır hadise İronMan'in iki tane tanrı görmesine rağmen ateist olması.
* Kahramanlar sinema dünyasında çok büyük evrim geçirdiğini de kabul etmek gerekiyor.
* Çok da kahraman değillermiş:
Thor'un Çekicini tutamadığı an
http://www.youtube.com/watch?v=gkcht60wZvw
imdb83
* Bu filmden de anlıyoruz ki, süper kahraman olmak için şu radyoaktif yeşil sıvı şart. Bu sıvı ile süper kahraman olan örümcek adam'ı saf dışı bırakmışlar yalnız. Bu yeşil sıvı ile süper kahraman olan bir başka yeşil tipler'de bildiğiniz gibi Ninja Turtles.

* Bogart'tan beri sinemanın sevgilisi ciddi iş yapan, soğuk espri yapan kahraman görevini Iron Man yapmış,
espriler fena değildi:
Thor'un kardeşi ile konuşmasını böler:
Shakespeare dinlemeye gelmedik
Thor'a: Annen perdeyi kullanmana ne diyor?
* Filmin efektleri, Hikayesi,Akıcılığı, Hatunları tartışılmaz, dört dörtlük.
* Film'de beni en çok yaran, hiç beklemediğimiz bir anda Hulk Thor'a bir vuruyor:
http://i.imgur.com/HIltp.gif
Hulk'un Lokiyi, " ben bir tanrıyım kimseye kendimi ezdirmem " derken,ayaklarından tutup sağa sola çarpmasında çok komik olmuş tabi.* En enteresan Gıcır hadise İronMan'in iki tane tanrı görmesine rağmen ateist olması.
* Kahramanlar sinema dünyasında çok büyük evrim geçirdiğini de kabul etmek gerekiyor.
* Çok da kahraman değillermiş:
Thor'un Çekicini tutamadığı an
http://www.youtube.com/watch?v=gkcht60wZvw
Kahramanların Olimpiyatlardaki Simgeleri
MIB III
Men In Black 3
imdb69
2012
* ilk ikisi eğlencelik bu ise biraz daha duygusal olmuş.
Eğlencelik kısmı zayıflasa da öyküsü diğerlerine nazaran daha başarılı bir film.
* Her filmde bir ünlünün uzaylı olduğunu öğreniyoruz, bu filmde Andy Warhol'un ajan olması çok güldürüyor.
* Filmin tekrarlanan esprisi:
- Hayvan Boris
Boris: Sadece Boris
tekrarlanan repliği: "Cevabını bilmek istemediğim soruları sormam"
* Griffin karakteri üzellikle giyimiyle falan harikaydı.
imdb69
2012
* ilk ikisi eğlencelik bu ise biraz daha duygusal olmuş.
Eğlencelik kısmı zayıflasa da öyküsü diğerlerine nazaran daha başarılı bir film.
* Her filmde bir ünlünün uzaylı olduğunu öğreniyoruz, bu filmde Andy Warhol'un ajan olması çok güldürüyor.
* Filmin tekrarlanan esprisi:
- Hayvan Boris
Boris: Sadece Boris
tekrarlanan repliği: "Cevabını bilmek istemediğim soruları sormam"
* Griffin karakteri üzellikle giyimiyle falan harikaydı.
Türk Sinemasında Kakakter Tanıtımı Kalıpları
* Bu dosyayı açıyorum, yer yer arttırarak güzel bir dosya haline getirmeyi hedefliyorum...
1 - Kötü ve halden anlamayan zengin kadın karakteri tanıtımı:
pedikürde canını acıtan kıza demediğini bırakmaz.
1 - Kötü ve halden anlamayan zengin kadın karakteri tanıtımı:
pedikürde canını acıtan kıza demediğini bırakmaz.
Amour
Amour - Love - Aşk
imdb80
Ağır Trajedi
* Çok nadir işlenmiş bir konu, iyi anlatım, süper oyunculuk olmasına rağmen bende hayal kırıklığı yaratan film.
* Forumlarda, adı aşk kendisi işkence, izledikten sonra Haneke'nin suratına okkalı bir tokat atasım geldi, - 50 ibaresi şart (50 üstünün moralini bozabilir) gibi uç kelamlara bu bağlamda az da olsa hak verdim...
* Yaşlı kadın - yaşlı adam hikayesi konusunda zirve filmim (iki kere de tiyatro oyununu izlediğim) On Golden Pond imdb76'dır.
Sinema tarihinin en sevdiğim yaşlı kadını: Harold an Maude'deki Maude'tür imdb80 (1971)
* Haneke seyircisi bu filme tapmıştır, bunu kabul ediyorum... 2000'li yılların en sevdiğim avrupa filmleri listemde bir Haneke filmi yok... Bu da geçen yılın en iyi avrupa filmi olamaz benim için... Lakin avrupa filmi seyircisini yeteri kara memnun etmiştir diye düşünüyorum yine de.
* Filmi sonuna kadar izlememi sağlayan, bir kaç hayal dışında şu diyalog oldu:
Sol tarafı felç olmuş yaşlı kadın, bir ayağı topallayan öteki ayağı çukurda kocası yani aşkına gazeteyi açıp şunu okur:
- Dinle, burcumu okuyorum.
İlkeniz: Çok enerjiksiniz
ama daha ciddi olmalısınız.
Aşk: İhtiyacınız olan
birinci sınıf bir diyalog.
İş: Kendinizi tekrar motive
ediyorsunuz. Ama dikkatli ilerleyin.
Sağlık: Egzersiz yaparak gevşeyin.
Böylece pizzalara da yer açarsınız.
- Bu saçmalıkları okuduktan sonra bir de başkalarına suç atma.
- Yarın öğleden sonra Pierre'in cenazesi var. Gitmen gerekir.
- Korkarım öyle. Gitmeyi hiç istemesem de.
- Çok az insan cenazelere gitmekten hoşlanır.
- Ben birkaç kişi tanıyorum. Annette mesela, siyahları giyinmek için sabredemez.
- François da, şu aptal...
- Çok kötüsün.
- Kimse cenazene gelmese ne hissederdin?
- Hiçbir şey, herhalde.
imdb80
Ağır Trajedi
* Çok nadir işlenmiş bir konu, iyi anlatım, süper oyunculuk olmasına rağmen bende hayal kırıklığı yaratan film.
* Forumlarda, adı aşk kendisi işkence, izledikten sonra Haneke'nin suratına okkalı bir tokat atasım geldi, - 50 ibaresi şart (50 üstünün moralini bozabilir) gibi uç kelamlara bu bağlamda az da olsa hak verdim...
* Yaşlı kadın - yaşlı adam hikayesi konusunda zirve filmim (iki kere de tiyatro oyununu izlediğim) On Golden Pond imdb76'dır.
Sinema tarihinin en sevdiğim yaşlı kadını: Harold an Maude'deki Maude'tür imdb80 (1971)
* Haneke seyircisi bu filme tapmıştır, bunu kabul ediyorum... 2000'li yılların en sevdiğim avrupa filmleri listemde bir Haneke filmi yok... Bu da geçen yılın en iyi avrupa filmi olamaz benim için... Lakin avrupa filmi seyircisini yeteri kara memnun etmiştir diye düşünüyorum yine de.
* Filmi sonuna kadar izlememi sağlayan, bir kaç hayal dışında şu diyalog oldu:
Sol tarafı felç olmuş yaşlı kadın, bir ayağı topallayan öteki ayağı çukurda kocası yani aşkına gazeteyi açıp şunu okur:
- Dinle, burcumu okuyorum.
İlkeniz: Çok enerjiksiniz
ama daha ciddi olmalısınız.
Aşk: İhtiyacınız olan
birinci sınıf bir diyalog.
İş: Kendinizi tekrar motive
ediyorsunuz. Ama dikkatli ilerleyin.
Sağlık: Egzersiz yaparak gevşeyin.
Böylece pizzalara da yer açarsınız.
- Bu saçmalıkları okuduktan sonra bir de başkalarına suç atma.
- Yarın öğleden sonra Pierre'in cenazesi var. Gitmen gerekir.
- Korkarım öyle. Gitmeyi hiç istemesem de.
- Çok az insan cenazelere gitmekten hoşlanır.
- Ben birkaç kişi tanıyorum. Annette mesela, siyahları giyinmek için sabredemez.
- François da, şu aptal...
- Çok kötüsün.
- Kimse cenazene gelmese ne hissederdin?
- Hiçbir şey, herhalde.
Etiketler:
2012,
32 Ağlatan Filmler,
en iyi 100 avrupa sineması
Butch Cassidy And The Sundance Kid 1969
Sonsuz Ölüm
imdb82
Top250/149
* Sergio Leone'nin Western'lerinden sonra en eğlenceli Western filmi kesinlikle Bu filmdir.
* Kavgada uyanıklığıyla dikkat çeken lider, zeki, işleri planlayan Butch
Süper bi tetikçi Sundance ile yaşadıkları macera...
ikisinin de kusurları vardır ama, Butch hiç adam öldürmemiştir, Sundance yüzme bilmiyordur. Film boyunca birbirlerine şaşırır dururlar...
* Sadece çalmayan, çaldıklarıyla da iyi bir hayat sürmeyi başaran kovboylardır onlar.
Filmin unutulmazları arasında: http://www.youtube.com/watch?v=P_5l6rIUu4A
Avrupa sinemasının en iyi 10 filmi arasında Yağmurdan önce bu sahneye gönderme yapar:
http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=sImVStotaRc#t=4109s
Thelma & Louise filminin finali de bu filme göndermedir.
* Tren soygunlarında Tren Yollarının sahibinin adamı ile yapılan samimi konuşmalar,
Çete içi isyanın bastırılmasında, Butch'ın zekasını konuşturması
Bolivyaya gelişleri, ve tabi ki nehre atlama sahnesi filmin en komik sahneleri.
* Filmde sahte isimleri yerine kullandıkları yeni sahte isimlerinde:
smith sen miydin, yoksa john muydun diye sorduğu sahne beni o efsane dizi:
Alias Smith & Jones'a götürdü... Eğlencelik kovboy dizisi olarak bu filme çok benzeyen
Smith & Jones Red Kid'in bir bölümüne de konu olan bir affı anlatıyor. Eğer şu kadar zaman hiç suç işlemezler ise affedilecek olan Smith And Jones'un hiç başı beladan kurtulmazdı dizide.
Bu da ilk bölümleri: http://www.youtube.com/watch?v=VUsxf1ydTEg
* Filmin bir yerinde anlıyoruz ki ülkenin en eyalet polislerini bu ikisinin peşine takmış, trenyolu şirketi. Paul buna çok kızar. O kadar parayı bana verse bırakırdım zaten soygun yapmayı der.
Bunu şuna benzettim, güney doğuya yapılan askeri masrafı oradaki teröristlere dağıtılsa savaş kalmaz mantığına.
Eksi'de filme dair süper bir yazı yazılmış:
butch cassidy Paul Newman ve sundance kid Robert Redford film çekilmeden önce, butch ve sundance karakterlerini canlandıracak aktörlerin isimleri hakkında medya'da birçok yıldız ismin adı geçmiş. butch cassidy için warren beatty, sundance kid içinse steve mcqueen adaylığını koymuşlar. zorlu bir seçim sürecinin sonunda newman - redford ikilisinde karar kılınmış. ne iyi olmuş. yeni öğrendiğim bir trivia daha var onu da yazayım bari: robert redford sundance film festivalini kurarken burada canlandırdığı karakterden yola çıkmış. filme geçelim. cowboy filmleriyle ilgili malumatı, eniştesinin zoruyla trt 1'deki western kuşağının zorla izlettirilmesinden ibaret olan biri olarak söyleyebileceğim şu ki, "butch cassidy and the sundance kid" hem o klasik westernlerin hepsi, hem de hiç birisidir. hepsidir çünkü, klasik western filmlerinin olmazsa olmazlarının çoğunu içinde barındırır: iyi ve kötü adam seremonisi, banka ve tren soygunları, bandits, gangs, kasaba yaşantısı, macera, aşk, uzun soluklu takipler, cowgirl figürü * vs. vs. hiç biri değildir çünkü aşırı derece karakter odaklıdır. bir kaç istisnai örnek haricinde klasik western filmlerinde karakterlere bu denli odaklanış görülmemiştir. aynı zamanda film, senaryo kurgusu bakımından da benzerlerinden farklı kategoride değerlendirilmelidir. spagetti western olarak başlayan, ardından western filmlerinde pek görülmeyen yarım saatlik takip sahnesiyle gerim gerim eden, bolivya yolculuğundan sonra yerini modern-westerne bırakan accaip güzel, accaip hoş bir hollywood klasiği. amerikan suç tarihinde gerçekten adı geçen butch cassidy ve sundance kid'in öykülerini izlerken, sinemanın bir büyüsüne daha şahitlik ediyorsunuz: onca treni ve bankayı soyan, insanları öldüren, yağmalayan adamlara bir anda hayran oluveriyorsunuz. filmin ardından ikilinin birlikte rol aldığı diğer süper film olan the sting'in izlenmesini salık veriyorum. bu fimleri izledikten sonra kadınlar arasında 40 yılı aşkın zamandır süregiden newman vs redford tartışmasındaki çıkmazı daha iyi anlıyorsunuz.
Sonsuz Ölüm
imdb82
Top250/149
* Sergio Leone'nin Western'lerinden sonra en eğlenceli Western filmi kesinlikle Bu filmdir.
* Kavgada uyanıklığıyla dikkat çeken lider, zeki, işleri planlayan Butch
Süper bi tetikçi Sundance ile yaşadıkları macera...
ikisinin de kusurları vardır ama, Butch hiç adam öldürmemiştir, Sundance yüzme bilmiyordur. Film boyunca birbirlerine şaşırır dururlar...
* Sadece çalmayan, çaldıklarıyla da iyi bir hayat sürmeyi başaran kovboylardır onlar.
Filmin unutulmazları arasında: http://www.youtube.com/watch?v=P_5l6rIUu4A
Avrupa sinemasının en iyi 10 filmi arasında Yağmurdan önce bu sahneye gönderme yapar:
http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=sImVStotaRc#t=4109s
Thelma & Louise filminin finali de bu filme göndermedir.
* Tren soygunlarında Tren Yollarının sahibinin adamı ile yapılan samimi konuşmalar,
Çete içi isyanın bastırılmasında, Butch'ın zekasını konuşturması
Bolivyaya gelişleri, ve tabi ki nehre atlama sahnesi filmin en komik sahneleri.
* Filmde sahte isimleri yerine kullandıkları yeni sahte isimlerinde:smith sen miydin, yoksa john muydun diye sorduğu sahne beni o efsane dizi:
Alias Smith & Jones'a götürdü... Eğlencelik kovboy dizisi olarak bu filme çok benzeyen
Smith & Jones Red Kid'in bir bölümüne de konu olan bir affı anlatıyor. Eğer şu kadar zaman hiç suç işlemezler ise affedilecek olan Smith And Jones'un hiç başı beladan kurtulmazdı dizide.
Bu da ilk bölümleri: http://www.youtube.com/watch?v=VUsxf1ydTEg
who are those guys
* Filmin bir yerinde anlıyoruz ki ülkenin en eyalet polislerini bu ikisinin peşine takmış, trenyolu şirketi. Paul buna çok kızar. O kadar parayı bana verse bırakırdım zaten soygun yapmayı der.
Bunu şuna benzettim, güney doğuya yapılan askeri masrafı oradaki teröristlere dağıtılsa savaş kalmaz mantığına.
Eksi'de filme dair süper bir yazı yazılmış:
butch cassidy Paul Newman ve sundance kid Robert Redford film çekilmeden önce, butch ve sundance karakterlerini canlandıracak aktörlerin isimleri hakkında medya'da birçok yıldız ismin adı geçmiş. butch cassidy için warren beatty, sundance kid içinse steve mcqueen adaylığını koymuşlar. zorlu bir seçim sürecinin sonunda newman - redford ikilisinde karar kılınmış. ne iyi olmuş. yeni öğrendiğim bir trivia daha var onu da yazayım bari: robert redford sundance film festivalini kurarken burada canlandırdığı karakterden yola çıkmış. filme geçelim. cowboy filmleriyle ilgili malumatı, eniştesinin zoruyla trt 1'deki western kuşağının zorla izlettirilmesinden ibaret olan biri olarak söyleyebileceğim şu ki, "butch cassidy and the sundance kid" hem o klasik westernlerin hepsi, hem de hiç birisidir. hepsidir çünkü, klasik western filmlerinin olmazsa olmazlarının çoğunu içinde barındırır: iyi ve kötü adam seremonisi, banka ve tren soygunları, bandits, gangs, kasaba yaşantısı, macera, aşk, uzun soluklu takipler, cowgirl figürü * vs. vs. hiç biri değildir çünkü aşırı derece karakter odaklıdır. bir kaç istisnai örnek haricinde klasik western filmlerinde karakterlere bu denli odaklanış görülmemiştir. aynı zamanda film, senaryo kurgusu bakımından da benzerlerinden farklı kategoride değerlendirilmelidir. spagetti western olarak başlayan, ardından western filmlerinde pek görülmeyen yarım saatlik takip sahnesiyle gerim gerim eden, bolivya yolculuğundan sonra yerini modern-westerne bırakan accaip güzel, accaip hoş bir hollywood klasiği. amerikan suç tarihinde gerçekten adı geçen butch cassidy ve sundance kid'in öykülerini izlerken, sinemanın bir büyüsüne daha şahitlik ediyorsunuz: onca treni ve bankayı soyan, insanları öldüren, yağmalayan adamlara bir anda hayran oluveriyorsunuz. filmin ardından ikilinin birlikte rol aldığı diğer süper film olan the sting'in izlenmesini salık veriyorum. bu fimleri izledikten sonra kadınlar arasında 40 yılı aşkın zamandır süregiden newman vs redford tartışmasındaki çıkmazı daha iyi anlıyorsunuz.
Belalılar - The Sting
The Sting 1973
imdb84
Top250/99
7OscarWinner (TheGodFather'lar arası Oscarları almış)
* Sinema Tarihinin en yüksek bütçeli dolandırıcılık filmi:
Sinema Tarihinin en iyi dolandırıcılık filmleri:
House Of Games 1987 imdb73
Matchstick Men 2003 imdb73
Catch Me If You Can 2002 imdb79
The Grifters 1990 imdb70
Paper Moon 1973 imdb81
The Spanish Prisoner 1997 imdb77
Confidence 2003 imdb67
The Flim- Flam Man 1967 imdb69
Müzikleri bile unutulmazlar arasında yer alan bir film:
http://www.youtube.com/watch?v=97mSAAzwtv8
Filmin en unutulmazı tabi ki Paul Newman'ın sarhoş poker oynadığı sahne:
http://www.youtube.com/watch?v=773E6GPll3A
* Tekrar tekrar izleneybıl filmlerden.
* 1930'larda yaşanan gerçek dolandırıcılık hikayelerinden yola çıkılmış.
* Türk versiyonu evlere şenlik, o tamamen ayrı mesele.
imdb84
Top250/99
7OscarWinner (TheGodFather'lar arası Oscarları almış)
* Sinema Tarihinin en yüksek bütçeli dolandırıcılık filmi:
Sinema Tarihinin en iyi dolandırıcılık filmleri:
House Of Games 1987 imdb73
Matchstick Men 2003 imdb73
Catch Me If You Can 2002 imdb79
The Grifters 1990 imdb70
Paper Moon 1973 imdb81
The Spanish Prisoner 1997 imdb77
Confidence 2003 imdb67
The Flim- Flam Man 1967 imdb69
Müzikleri bile unutulmazlar arasında yer alan bir film:
http://www.youtube.com/watch?v=97mSAAzwtv8
Filmin en unutulmazı tabi ki Paul Newman'ın sarhoş poker oynadığı sahne:
http://www.youtube.com/watch?v=773E6GPll3A
* Tekrar tekrar izleneybıl filmlerden.
* 1930'larda yaşanan gerçek dolandırıcılık hikayelerinden yola çıkılmış.
* Türk versiyonu evlere şenlik, o tamamen ayrı mesele.
Ponyo
Gake no ue no Ponyo 2008
imdb77
Hayao Miyazaki ustanın 2000 lerin son uzun metrajlı filmi.
Ustanın başyapıtı Sen to Chihiro no kamikakushi - Spirited Away
Tüm film listelerinde olan neredeyse tek amerika dışı animasyon film.

* Japon çizgi filmcileri önce batının hikayelerini çizdiler, batı karakterlerine o kadar alıştılar ki sonra hiç çekik gözlü çizemez oldular. Çok daha sonra kendi kültürlerine ait masallardan, efsanelerden esinlendikleri eserler vermeye başladılar. Miyazaki bunun önünü açan çok büyük bir üstat zaten.
* Ponyo, kırmızı elbise giyen ve insan olmak isteyen bir Japon süs balığıdır. Deniz kenarında, iç denize bakan bir kayanın üzerinde yaşayan beş yaşındaki Sosuke, bir sabah, kayalık sahilinde oynarken, saçlarını reçel kavanozuna sıkıştırmış Ponyo ile tanışır. Sosuke onu kurtarıp plâstik bir kovaya koyar.
- Japon inancına göre Deniz Kızları karaya çıkarsa yanlarında Tsunami getirirler -
Zaman geçtikte Ponyo ve Sosuke birbirlerine hayran kalırlar. Sosuke, Ponyo'ya korkmamasını ve onu koruyacağını söyler. Ama bir zamanlar insan olan Ponyo'nun babası Fujimoto onu okyanusa dönmesi için zorlar. Ponyo, insan olmak istediğini söyler
- Tıpkı Pinokyo gibi ... Adı da benziyor ... -
ve istemeden de olsa dünyanın ekoloji dengesini bozar.
* Ponyo'nun fantastik bir çizimi
Ponyo'nun büyük hali:
imdb77
Hayao Miyazaki ustanın 2000 lerin son uzun metrajlı filmi.
Ustanın başyapıtı Sen to Chihiro no kamikakushi - Spirited Away
Tüm film listelerinde olan neredeyse tek amerika dışı animasyon film.

* Japon çizgi filmcileri önce batının hikayelerini çizdiler, batı karakterlerine o kadar alıştılar ki sonra hiç çekik gözlü çizemez oldular. Çok daha sonra kendi kültürlerine ait masallardan, efsanelerden esinlendikleri eserler vermeye başladılar. Miyazaki bunun önünü açan çok büyük bir üstat zaten.
* Ponyo, kırmızı elbise giyen ve insan olmak isteyen bir Japon süs balığıdır. Deniz kenarında, iç denize bakan bir kayanın üzerinde yaşayan beş yaşındaki Sosuke, bir sabah, kayalık sahilinde oynarken, saçlarını reçel kavanozuna sıkıştırmış Ponyo ile tanışır. Sosuke onu kurtarıp plâstik bir kovaya koyar.
- Japon inancına göre Deniz Kızları karaya çıkarsa yanlarında Tsunami getirirler -
Zaman geçtikte Ponyo ve Sosuke birbirlerine hayran kalırlar. Sosuke, Ponyo'ya korkmamasını ve onu koruyacağını söyler. Ama bir zamanlar insan olan Ponyo'nun babası Fujimoto onu okyanusa dönmesi için zorlar. Ponyo, insan olmak istediğini söyler
- Tıpkı Pinokyo gibi ... Adı da benziyor ... -
ve istemeden de olsa dünyanın ekoloji dengesini bozar.
* Ponyo'nun fantastik bir çizimi
Ponyo'nun büyük hali:
Death Proof
Death Proof 2007
imdb:71
Tarantinonun yönettiği çok az filmden biri ve bence en kötüsü:
Tarantino'nun içine Pedro Almodóvar girmiş gibi...
Dublörlere ve araba kült filmlerine saygı duruşu gibi hemi de hatunlar üzerinden.
* Filmin tek güzel sahnesi 3 tekrarlı kaza sahnesidir.
* Kezban olmakla, Kezban olmaktan kurtulma mücadelesi arasında kalan kızların diyaloglarının muhteşem olduğu film... Örnek: Üçlü koltukta öpüştüğü kız. 2 kız arkadaşına bu durumu anlatması.
* Telefon çaldığında çıkan sesle Kill Bill'e gönderme yapmış.
Tarantino'nun yönettiği filmler.
1992 Reservoir Dogs
1994 Pulp Fiction
1995 Four Rooms
1997 Jackie Brown
2003 Kill Bill: Vol. 1
2004 Kill Bill: Vol. 2
2007 Death Proof
2009 Inglourious Basterds
Filmin çok fazla hatunu var: Rose McGowan zaten bu ekibin hatunlarından.
Mary Elizabeth Winstead ise filmin sürprizi oldu.
Filmde Sinema Tarihinin en iyi Lap Dance'larından biri var:
Vanessa Ferlito
imdb:71
Tarantinonun yönettiği çok az filmden biri ve bence en kötüsü:
Tarantino'nun içine Pedro Almodóvar girmiş gibi...
Dublörlere ve araba kült filmlerine saygı duruşu gibi hemi de hatunlar üzerinden.
* Filmin tek güzel sahnesi 3 tekrarlı kaza sahnesidir.
* Kezban olmakla, Kezban olmaktan kurtulma mücadelesi arasında kalan kızların diyaloglarının muhteşem olduğu film... Örnek: Üçlü koltukta öpüştüğü kız. 2 kız arkadaşına bu durumu anlatması.
* Telefon çaldığında çıkan sesle Kill Bill'e gönderme yapmış.
Tarantino'nun yönettiği filmler.
1992 Reservoir Dogs
1994 Pulp Fiction
1995 Four Rooms
1997 Jackie Brown
2003 Kill Bill: Vol. 1
2004 Kill Bill: Vol. 2
2007 Death Proof
2009 Inglourious Basterds
Filmin çok fazla hatunu var: Rose McGowan zaten bu ekibin hatunlarından.
Mary Elizabeth Winstead ise filmin sürprizi oldu.
Filmde Sinema Tarihinin en iyi Lap Dance'larından biri var:
Vanessa Ferlito
Sevgili Frankie
Dear Frankie 2004
imdb:78
8w5n Bafta ve Avrupa Adayı
İskoç Filmi
* Pür bir kadın filmi, başrol oyuncusundan yazarına, yönetmeninden konusuna kadar.
* Kanalların çok rahat oynatabilecekleri bir aile filmi... Ailecek izlenebilirlerden.
* Anneanne - Anne - Çocuk ve bu çocuktaki baba hasreti.
Çocuğun işitme engelli olması dramı körüklüyor, Ailenin sorunları, parasızlık, iskoçya soğuğu ve ürkek bir kuş gibi her yere alışma süreçleri filmi ritmini düşürse de yönetmen akıcılığı diri tutmayı başarmış.
* Bu filmde kadın dayanışması olmasaydı olmazdı.
* Filmin sürprizi ve hatta tüm karizması ilerde 300 Ispartalı ve Law Abiting Citizen ile yüreklerimizi hoplatacak abi Gerard Butler!
imdb:78
8w5n Bafta ve Avrupa Adayı
İskoç Filmi
* Pür bir kadın filmi, başrol oyuncusundan yazarına, yönetmeninden konusuna kadar.
* Kanalların çok rahat oynatabilecekleri bir aile filmi... Ailecek izlenebilirlerden.
* Anneanne - Anne - Çocuk ve bu çocuktaki baba hasreti.
Çocuğun işitme engelli olması dramı körüklüyor, Ailenin sorunları, parasızlık, iskoçya soğuğu ve ürkek bir kuş gibi her yere alışma süreçleri filmi ritmini düşürse de yönetmen akıcılığı diri tutmayı başarmış.
* Bu filmde kadın dayanışması olmasaydı olmazdı.
* Filmin sürprizi ve hatta tüm karizması ilerde 300 Ispartalı ve Law Abiting Citizen ile yüreklerimizi hoplatacak abi Gerard Butler!
Bir İran Başyapıtı Daha
Rang-e Khode
Reng-i Hoda
The Color Of Paradise
Cennetin Rengi
1999
imdb:78
13w8n
Bana göre yönetmenin başyapıtı: Beççeha-yı Asuman Cennetin Çocukları
Bu filmin adını da ona gönderme olsun diye Cennetin Sesi - Cennetin Rengi denmiş. Orijinal çevirisi: Allahın Sesi
* İran Sinemasının Başyapıtlarından.
* Bizim Berlin film festivalinde ödül alan Ayı filmine çok benziyor. Gerek doğa çekimleri, gerek çocuk- baba ilişksi, gerekse trajik konusu ile.

* Ninenin evden kaçışı bana Ağustosta Rapsodi filmini hatırlattı.
* Yönetmen rengarenk çektiği bu renk cümbüşü içindeki film'de gözleri görmeyen, ama parmaklarının ucunda Tanrıyı arayan bir kör çocuğu anlatmış... Hele hele ninenin yaptığı kök boyalar ve çiçeklerin parsel parsel dağıldığı sahne harikuladeydi.
* - Büyükanne senin ellerin neden beyaz?
- Benim ellerim beyaz değil ki oğlum, çalışmaktan nasırlı ve kapkara oldular.
- Hayır büyükanne, senin ellerin bembeyaz. İyiliğin rengi bu.
Filmin en iç burkan ve unutulmaz diyaloğu:
Kimse beni sevmiyor!
Ninem bile!
Kör olduğum için herkes benden kaçıyor.
Eğer görebilseydim diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim...
Ama, dünyanın ta öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım.
Öğretmenimiz, allah'ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama, ben de diyorum ki,
madem öyle, bizi kör yaratmazdı...
Ki böylece o'nu görebilelim.
Öğretmenimiz dedi ki, ”Allah görünmezdir. O her yerdedir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmağının uçlarını kullanarak görebilirsin." dedi.
Allah'ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dahil, her şeyi anlatacağım.
* Babanın haklı isyanında, onun kötü biri olmadığını anlıyoruz.
Tıraş olurken aynanın kırılmasıyla zaten kadersiz olan adam, uğursuzluklarla da mücadele etmeye başlar.
* Köprü ve nehir sahnesi bir İran filmi olarak çok çok iyi kotarılmış. Sadece At için belki batı homurdanmıştır. Ama o da filmi çok gerçekçi kılmış.
Reng-i Hoda
The Color Of Paradise
Cennetin Rengi
1999
imdb:78
13w8n
Bana göre yönetmenin başyapıtı: Beççeha-yı Asuman Cennetin Çocukları
Bu filmin adını da ona gönderme olsun diye Cennetin Sesi - Cennetin Rengi denmiş. Orijinal çevirisi: Allahın Sesi
* İran Sinemasının Başyapıtlarından.
* Bizim Berlin film festivalinde ödül alan Ayı filmine çok benziyor. Gerek doğa çekimleri, gerek çocuk- baba ilişksi, gerekse trajik konusu ile.

* Ninenin evden kaçışı bana Ağustosta Rapsodi filmini hatırlattı.
* Yönetmen rengarenk çektiği bu renk cümbüşü içindeki film'de gözleri görmeyen, ama parmaklarının ucunda Tanrıyı arayan bir kör çocuğu anlatmış... Hele hele ninenin yaptığı kök boyalar ve çiçeklerin parsel parsel dağıldığı sahne harikuladeydi.
* - Büyükanne senin ellerin neden beyaz?
- Benim ellerim beyaz değil ki oğlum, çalışmaktan nasırlı ve kapkara oldular.
- Hayır büyükanne, senin ellerin bembeyaz. İyiliğin rengi bu.
Filmin en iç burkan ve unutulmaz diyaloğu:
Kimse beni sevmiyor!
Ninem bile!Kör olduğum için herkes benden kaçıyor.
Eğer görebilseydim diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim...
Ama, dünyanın ta öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım.
Öğretmenimiz, allah'ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama, ben de diyorum ki,
madem öyle, bizi kör yaratmazdı...
Ki böylece o'nu görebilelim.
Öğretmenimiz dedi ki, ”Allah görünmezdir. O her yerdedir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmağının uçlarını kullanarak görebilirsin." dedi.
Allah'ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dahil, her şeyi anlatacağım.
* Babanın haklı isyanında, onun kötü biri olmadığını anlıyoruz.
Tıraş olurken aynanın kırılmasıyla zaten kadersiz olan adam, uğursuzluklarla da mücadele etmeye başlar.
* Köprü ve nehir sahnesi bir İran filmi olarak çok çok iyi kotarılmış. Sadece At için belki batı homurdanmıştır. Ama o da filmi çok gerçekçi kılmış.
Bu karda kışta Suç Filmi Çekmek
The Ice Harvest 2005
imdb:62
Yılın iyi suç filmlerinden.
Tek gecede olup bitenler silsilesi.
Polis Kardeş, Mafya Babası Abi Sendromu
Charlie Arglist: Did I ever tell you my father was a twin?
Pete Van Heuten: Identical?
Charlie Arglist: Fraternal. Looked a lot alike, though, him and my uncle. Different temperaments completely. My father, he's a cop. By-the-book guy. Believed in the law, wanted his only son to be a lawyer. Drank in moderation, didn't smoke. Kept up his life insurance premiums. Voted in every election, not just for president.
Pete Van Heuten: Lemme guess, uncle didn't vote?
Charlie Arglist: He said he didn't want to encourage the bastards. In and out of jail from the time he was 16... drunk all the time, fucked everything that walked. Won a fortune playing poker, lost it all the same way. Lost an eye in a fight. My father was 54 when he died of a massive embolism, right here in Wichita. My uncle died the very next day in a car wreck in California. So the point is... it is futile to regret. You do one thing, you do another... I mean, so what? What's the difference? Same result.
Filmin Hatunu
Connie Nielsen
Şeytanın Avukatında, en fora ikinci sarışın
Çok güzel olduğu filmler:
Bu film oyuncunun en güzel gözüktüğü film denilebilir, Ama zirve karakteri Lusilla olarak Gladiator'da oynamıştır.
imdb:62
Yılın iyi suç filmlerinden.
Tek gecede olup bitenler silsilesi.
Polis Kardeş, Mafya Babası Abi Sendromu
Charlie Arglist: Did I ever tell you my father was a twin?
Pete Van Heuten: Identical?
Charlie Arglist: Fraternal. Looked a lot alike, though, him and my uncle. Different temperaments completely. My father, he's a cop. By-the-book guy. Believed in the law, wanted his only son to be a lawyer. Drank in moderation, didn't smoke. Kept up his life insurance premiums. Voted in every election, not just for president.
Pete Van Heuten: Lemme guess, uncle didn't vote?
Charlie Arglist: He said he didn't want to encourage the bastards. In and out of jail from the time he was 16... drunk all the time, fucked everything that walked. Won a fortune playing poker, lost it all the same way. Lost an eye in a fight. My father was 54 when he died of a massive embolism, right here in Wichita. My uncle died the very next day in a car wreck in California. So the point is... it is futile to regret. You do one thing, you do another... I mean, so what? What's the difference? Same result.
Filmin Hatunu
Connie Nielsen
Şeytanın Avukatında, en fora ikinci sarışın
Çok güzel olduğu filmler:
Bu film oyuncunun en güzel gözüktüğü film denilebilir, Ama zirve karakteri Lusilla olarak Gladiator'da oynamıştır.
Songs From Second Floor
Sanger Fran Andra Vaningen - Songs From Second Floor - İkinci Kattan Şarkılar
2000 yılının en iyi kuzey avrupa ikinci filmi
2000 yılının en iyi avrupa ilk 5 film arasında
isveç filmi
* Başlarda skeç skeç gittiğini düşündüğüm film.
Küçük küçük durağan fakat çok komik üst üste sahneler şunlar:
Metro sahnesi: http://www.youtube.com/watch?v=so5M8Mgf50c
Zilyon yaşında zengin adama saygı duruşu: http://www.youtube.com/watch?v=cedB_Ye2O5A
Şehrin bir yerdinde kitlenmiş trafiğe rağmen, diğer çok yakın bir noktasında uçsuz duraksız boş bir yol olması.
Yönetmen, herkes doğum günüme gelsin diyen kızı, bütün kalabalığın içinde uçuruma atacak kadar kara mizah'a hakim...
Hepimizin bu tür şımarık laflardan sonra atarlanmalarımıza gönderme yaparak bize bir orgazm yaşatıyor: http://www.youtube.com/watch?v=j9mUx4EgLEg
İşte film bana başlarda böyle skeçler bütünü gibi geldi.
Klişe bi espridir, akıl hastanesinde bir deliyi doktor sanmamız.
Birini ismiyle arayan birinin sokak ortasında dövülmesi.
Kötü ötesi bir sihirbazın, seyirciden birinin karnını kesmesi.
Doktorun, çirkin ötesi hemşiresi ile ilişkiye girdiğini anladığımız tek cümlelik an.
Karnı kesilen adamın karısı yatakta döndükçe canının yanması.
Çok kalabalık bir toplantıda küçücük bir metni arayan adam.
- Ben bunlara çok güldüm -

* Simgesel ve Absürt Anlatım - Düşük Ritimli Boğuk bir film - Metaforlar, metaforlar!
"Bir karınca bir fili yiyemez - Bu imkansızdır."
* Filmin neredeyse tek devamlılığı isa heykelleri.
= Kötü şiir okuma muhabbeti komedi olarak bana The Hitchhiker's Guide to the Galaxy filmini hatırlattı:
The Hitchhiker's Guide to the Galaxy'den bir şiir:
Yaz Ortasında Bir Sabah Koltukaltımda Bulduğum Küçük Yeşil Şeye Kaside
"Ey lekecikli homurtu böcekçiği
hastalıklı bir arının üzerindeki
bir sürü gevezelik lekesi gibi..."
Bu filmde ise:
Kutlu olsun dikensiz kişiye.
Şapkası olmayan kele.
Gülleri olmayan hırsız.
Saat takan kişi Tanrı'yı gördü.
Asla ölmeyecek, onurlu biri!...
2000 yılının en iyi kuzey avrupa ikinci filmi
2000 yılının en iyi avrupa ilk 5 film arasında
isveç filmi
* Başlarda skeç skeç gittiğini düşündüğüm film.
Küçük küçük durağan fakat çok komik üst üste sahneler şunlar:
Metro sahnesi: http://www.youtube.com/watch?v=so5M8Mgf50c
Zilyon yaşında zengin adama saygı duruşu: http://www.youtube.com/watch?v=cedB_Ye2O5A
Şehrin bir yerdinde kitlenmiş trafiğe rağmen, diğer çok yakın bir noktasında uçsuz duraksız boş bir yol olması.
Yönetmen, herkes doğum günüme gelsin diyen kızı, bütün kalabalığın içinde uçuruma atacak kadar kara mizah'a hakim...
Hepimizin bu tür şımarık laflardan sonra atarlanmalarımıza gönderme yaparak bize bir orgazm yaşatıyor: http://www.youtube.com/watch?v=j9mUx4EgLEg
İşte film bana başlarda böyle skeçler bütünü gibi geldi.
Klişe bi espridir, akıl hastanesinde bir deliyi doktor sanmamız.
Birini ismiyle arayan birinin sokak ortasında dövülmesi.Kötü ötesi bir sihirbazın, seyirciden birinin karnını kesmesi.
Doktorun, çirkin ötesi hemşiresi ile ilişkiye girdiğini anladığımız tek cümlelik an.
Karnı kesilen adamın karısı yatakta döndükçe canının yanması.
Çok kalabalık bir toplantıda küçücük bir metni arayan adam.
- Ben bunlara çok güldüm -

* Simgesel ve Absürt Anlatım - Düşük Ritimli Boğuk bir film - Metaforlar, metaforlar!
"Bir karınca bir fili yiyemez - Bu imkansızdır."
* Filmin neredeyse tek devamlılığı isa heykelleri.
= Kötü şiir okuma muhabbeti komedi olarak bana The Hitchhiker's Guide to the Galaxy filmini hatırlattı:
The Hitchhiker's Guide to the Galaxy'den bir şiir:
Yaz Ortasında Bir Sabah Koltukaltımda Bulduğum Küçük Yeşil Şeye Kaside
"Ey lekecikli homurtu böcekçiği
hastalıklı bir arının üzerindeki
bir sürü gevezelik lekesi gibi..."
Bu filmde ise:
Kutlu olsun dikensiz kişiye.
Şapkası olmayan kele.
Gülleri olmayan hırsız.
Saat takan kişi Tanrı'yı gördü.
Asla ölmeyecek, onurlu biri!...
American History X
American History X
1998
"Öfke bir yüktür... Hayat sürekli kızgın yaşanmayacak kadar kısadır... Buna değmez"
* insanın içini acıtan sahneler (Kaldırım Sahnesi) * Film içinde Şişman Nazi Seth'in bir kutu dolusu şekerden siyah olanı atıp sadece beyazları yemesi...
* Faşistler polisler tarafından dövülen Rodney King olayını
tartışıyorlar:
o çekimlerin öncesini anlatıyor... polisler haklı diyor...
o olayların sosyolojik araştırmasında bir zenci şööle demişti unutmuyorum:
"hiç bir şey olamayacağımı anlayınca sorun olmaya karar verdim"
* Shylock burunlu diyor annesinin yahudi sevgilisine:
Shylock (venedik tacirindeki yahudi tüccar)
* ironik mizah : zencinin klu klax klan taklidi (çarşafları kullanıp)
= orgazm taklitleri : gene zenci (hanry sally meg ryan)
= tecavüz sahnesi (altı dikiş atm
amız gerekti) ibo - simavi göndermeleri...
* kasmııcaksın "birileri senin söyleyeceğin şeyi zaten en iyi şekilde söylemiştir"
* ironik mizah : zencinin klu klax klan taklidi (çarşafları kullanıp)
= orgazm taklitleri : gene zenci (hanry sally meg ryan)
= tecavüz sahnesi (altı dikiş atm
amız gerekti) ibo - simavi göndermeleri...
* kasmııcaksın "birileri senin söyleyeceğin şeyi zaten en iyi şekilde söylemiştir"
La Leggenda del pianista sull'oceano
La Leggenda d
el pianista sull'oceano imdb:78
1900 Efsanesi - Legennd Of 1900
1998
Sinema Tarihinin tek ve unutulmaz piyano düellosu:
http://www.youtube.com/watch?v=pptlJ1QG4y0
Gerçek bir müzik filmi= Shine , Amadeus
"Gemiden in ebilirsiniz am a okyanustan uzaklaşamazsınız."
Bir transatlantikte doğan ve hayatı boyunca karaya ayak basmamış,
bir piyaniste hayat veriyor Tim Roth
Boodmann'ın küçük 1900'e söylediği beyaz yala nların, trompetçi ile ilk karşılaşmalarında espri konusu olması, Roth'u ilk gördüğümüz sahneye sıcaklık sağlıyor (yetimhaneye çocukla rın değil, ebeveynlerin gönderilmesi, anne'nin at anlamına gelmesi). Frenlerinden boşanmış, döner piyano başında ilk sohbetlerini gerçekleştiren ikili, hayat boyu sürdürecekleri dostluğa bizi de ortak edeceklerdir. 1900'ün piyano başında hafızalarımıza kazınan üç büyük s ahnesi de var: Dostu Max 'e nasıl doğaçlama müzik yaptığını insanların mimik ve hareketlerine bakarak anlattığı bölüm, tek plak kaydını gerçekleştirirken kamaranın camından -yakın plan- görüp vurulduğu kızı notalarına aktarışı ve elbette "cazı bulan adam"ın gemiye düello için binip 1900 ile piyanoda atışması... Sinemanın altın y apraklarına geçecek sahneler bunlar, kolay kolay da hafızalardan çıkmayacak...
Elbette finalin de dokunaklığıyla etkisi büyük: Karaya adım atmaya çok yaklaşmışken geri dönen 1900'ün bunu Max'e açıklayışı, onun olduğu kadar bizim de gözlerimizi doldurur: Gördükleri değil, görmedikleri korkutmuştur 1900'ü, şehirlerin sonu yoktur. Piyanodaki 88 tuş sonlu, çalan sonsuzdur, bununla başa çıkabilir, fakat şehirler sonu olmayan piyano gibidir ve bu Tanrı'nın piyanosudur. "Onca sokak varken nasıl birini seçiyorsunuz? Tek bir ev, tek bir kadın, bakmak için tek bir manzara, ölmek için tek bir yol..."
Giuseppe Tornatore
1900 bir anti kahramandır... nasıl bir gemi, suyun dışına çıkmazsa, 1900 de ayak basmaz bir kere bile olsun k araya. fırtına esnasında piyanosuyla beraber kos koca balo salonunda bir o yana bir bu yana sallanan 1900 ile denizin ortasında bir o tarafa bir bu tarafa gidip gelen gemi, aynı ruhu taşırlar içlerinde bu nedenle... film bittiğinde içi burkulur insanın ama nafile...
= Cazı bulan adam'ı emprovize çalışıyla fena benzetir tim troth = forest gump mı?
aslinda bir yetimin hikayesi film, piyano dolu, caz dolu, oky anus dolu.
yasama sevinci, dostluk, yalnizlik, bir amac ugruna gecen hay atlar, zamanin akip gidisi, beklentilerin hayatinin onune gecmesi ve hatta sisteme ve bilhassa sehir hayatina haykiris..
el pianista sull'oceano imdb:78 1900 Efsanesi - Legennd Of 1900
1998
Sinema Tarihinin tek ve unutulmaz piyano düellosu:
http://www.youtube.com/watch?v=pptlJ1QG4y0
Gerçek bir müzik filmi= Shine , Amadeus
"Gemiden in ebilirsiniz am a okyanustan uzaklaşamazsınız."
Bir transatlantikte doğan ve hayatı boyunca karaya ayak basmamış,
bir piyaniste hayat veriyor Tim Roth
Boodmann'ın küçük 1900'e söylediği beyaz yala nların, trompetçi ile ilk karşılaşmalarında espri konusu olması, Roth'u ilk gördüğümüz sahneye sıcaklık sağlıyor (yetimhaneye çocukla rın değil, ebeveynlerin gönderilmesi, anne'nin at anlamına gelmesi). Frenlerinden boşanmış, döner piyano başında ilk sohbetlerini gerçekleştiren ikili, hayat boyu sürdürecekleri dostluğa bizi de ortak edeceklerdir. 1900'ün piyano başında hafızalarımıza kazınan üç büyük s ahnesi de var: Dostu Max 'e nasıl doğaçlama müzik yaptığını insanların mimik ve hareketlerine bakarak anlattığı bölüm, tek plak kaydını gerçekleştirirken kamaranın camından -yakın plan- görüp vurulduğu kızı notalarına aktarışı ve elbette "cazı bulan adam"ın gemiye düello için binip 1900 ile piyanoda atışması... Sinemanın altın y apraklarına geçecek sahneler bunlar, kolay kolay da hafızalardan çıkmayacak...
Elbette finalin de dokunaklığıyla etkisi büyük: Karaya adım atmaya çok yaklaşmışken geri dönen 1900'ün bunu Max'e açıklayışı, onun olduğu kadar bizim de gözlerimizi doldurur: Gördükleri değil, görmedikleri korkutmuştur 1900'ü, şehirlerin sonu yoktur. Piyanodaki 88 tuş sonlu, çalan sonsuzdur, bununla başa çıkabilir, fakat şehirler sonu olmayan piyano gibidir ve bu Tanrı'nın piyanosudur. "Onca sokak varken nasıl birini seçiyorsunuz? Tek bir ev, tek bir kadın, bakmak için tek bir manzara, ölmek için tek bir yol..."
Giuseppe Tornatore
1900 bir anti kahramandır... nasıl bir gemi, suyun dışına çıkmazsa, 1900 de ayak basmaz bir kere bile olsun k araya. fırtına esnasında piyanosuyla beraber kos koca balo salonunda bir o yana bir bu yana sallanan 1900 ile denizin ortasında bir o tarafa bir bu tarafa gidip gelen gemi, aynı ruhu taşırlar içlerinde bu nedenle... film bittiğinde içi burkulur insanın ama nafile...
= Cazı bulan adam'ı emprovize çalışıyla fena benzetir tim troth = forest gump mı?
aslinda bir yetimin hikayesi film, piyano dolu, caz dolu, oky anus dolu.
yasama sevinci, dostluk, yalnizlik, bir amac ugruna gecen hay atlar, zamanin akip gidisi, beklentilerin hayatinin onune gecmesi ve hatta sisteme ve bilhassa sehir hayatina haykiris..
Etiketler:
1998,
35 Festival filmi,
en iyi 100 avrupa sineması
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























.jpeg)











