Batoru rowaiaru

Batoru rowaiaru
Battle Royale
imdb78
2000

* Her şey "Sineklerin Tanrısı" ile başladı.
* Bu filmi izledikten sonra Açlık Oyunları - Hunger Games filminin gözümde hiç bir orjinalliği kalmamıştır.
* İlginç Ada filmlerinden.

Öncelikle Makarna Lütfen, Sayın Eşim Tuğba Bayburtluoğlu bu film hakkında ne düşünüyor ona bakalım:
"Ne göklere çıkartılacak ne de yerlere sokulacak bir film.
Directors cut'a kendi cutımı uygulamış durumdayım netekim o kadar vahşeti herkes kaldıramaz.
Kimi oyuncular iyiydi (özellikle öğrenciler içinde kötü oynayanlar vardı. yok mu bu japonyanın en azından iyi bir tiyatro okulu yahu?);
eksiklikler vardı (hocanın ve nakil öğrencilerden hiç konuşmayanının hikayesi);
mantık açıkları vardı (ilk değilmiş meğersem bu "oyun", iyi de hiç mi ders çıkarmamış madem öyle japon gençliği bu işten? yalana yalana mı seyretmişler bundan öncekileri?)
korku filmlerinden, vahşetten hoşlanmayanlar ve tabi ki kan görmeye dayanamayacaklar için hiçç tavsiye etmem. gidin Woody Allen filan seyredin...

Eksi Sözlük'te filmle dalgalarının geçildiği bir kaç güzel entry var:
* Hepsi birbirine benziyor bu capon milletinin. Film boyunca hangisi öldü, hangisi kaldi, onun ismi neydi, bunun olayi neydi diye tirmalatip duruyor. otomatik silahla ortaligi kan gölüne çeviren zibidinin o kadar yedek sarjörü nereden edindigini de anlamadim bir türlü.
* Worms hayrani 3-5 Japon Milletvekili, bos vakitlerinde yeni bir yasa hazirlar ve olaylar gelisir...
* Otobüste yer vermeyen gençlere kızan yaşlı insanların bilinçaltna hitap eden, yönetmeninin ölmeden önceki fantezlerine hayran bırakan, malatyalı beden eğitimi öğretmeni tiplemesiyle Takashi Kitano'yu zevkle izleten güzel film...

A Love Song for Bobby Long

A Love Song for Bobby Long
imdb72
2004

* Şiir gibi şarkı gibi bir dram.

* Yılın Edebiyat - Sinema buluşması. Kitap dünyasına dair bir film aynı zamanda.  Yılın Müzik filmi de diyebiliriz. Yani müzikleri muhteşemdi.

* Alkolizm üzerine, Dostluk üzerine, Edebiyat üzerine...

* Filmin özeti filmin içinde ünlü sözlerden biri ile açıklanmış gibiydi:
"Hayatımızın tek bir sayfasını bile yırtıp atamayız, ama koca bir kitabı ateşe atabiliriz" Bu filmin özeti gibiydi.

* Aşktan çok dostluk filmlerinden biri denilebilir. Huysuz ihtiyarı John Travolta üstat iyi çıkarmış.

Scarlet Johansson Ablamızın,
Orada Olmayan Adam filmindeki, Berberi çıldırtan piyanist küçük kızı ile dikkat çekmişti. Araba finalinde yaşanan sinema tarihinin hiç bir şey olmamasına rağmen akıllar kazınan nadir erotik sahnelerden birini canlandırmıştı.
Güzelliği ile boy gösterdiği, kariyerindeki zıplama noktalarından biri olan İnci Küpeli Kız filminin İnci Küpeli Kızı oldu tüm güzelliğiyle.
Bu filmin de odağında, yetenekli aktristimiz.

-Spoiler-
Filmi tavsiye etmek yerine filmin devamlılıklarından biri hakkında yazmak istiyorum. Ünlü yazarların ünlü kitaplarından sözler söyleyip karşı tarafın bilmesi üzerine entellektüel sidik yarışı vardı filmde.
Bir benzerini Yılmaz Erdoğan Kelebeğin Rüyası'nda şairler için yapmaya çalışmıştı.

İşte orada söylenen sözler:
''hayatımızın bir tek sayfasını bile yırtıp atamayız ama bütün kitabı ateşe atabiliriz.'' george sand*

''sadece bir kez ve çok uzun bir zaman için ölürüz.'' moliere

''100 yıl yaşayacakmış gibi çalışmalı ve yarın ölecekmiş gibi dua etmelisin.'' benjamin franklin

''büyümek dururken neden toprağın altında bekliyoruz?'' robert browning

''asla bir yabancıyla adil dövüşme.'' arthur miller*

''dost gibi gözüken düşmanım sana sesleniyorum:
sen, sen cebinde türlü hileleri olan..sen oradaki benim ihtişamlı dostum..
en utanç verici sırrıma sinsice baktın ve beni mahvettin!
tüm kalbimi çekicinin altına koyacak kadar sana güveniyorken..
yanlışlarını da doğruları kadar sevdiğim kafası şeytani bir bulutla kaplı dostum!
biz uzun sopalar üzerinde cambazlık yapan iki düşmanız.'' dylan thomas

''mutluluk havalanmadan uçabilmemi sağlıyor.'' robert frost

''keşfetmeye devam edeceğiz ve tüm keşiflerimizin sonunda başladığımz yere dönecek ve ilk kez bulunduğumuz yeri tanıyor olacağız.'' t.s.eliot

arasında bir söz benim zihnimi kurculadı...
''100 yıl yaşayacakmış gibi çalışmalı ve yarın ölecekmiş gibi dua etmelisin.'' benjamin franklin
Bunun hadis olduğunu söylendiğini duymuştum. yoksa yeni bir dede korkut masallarının heredot'tan arak durumu mu... ya da gel ne olursan gel sözünün Mevlanaya ait dediği tiflisli bir filozov'a ait olması durumu mu...
Hadis ile ilgili bir iki yere baktım... gerçekten merak ediyorum... daha da inceleyeceğim....
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Dünya İçin, Yarın Ölecekmiş Gibi Ahiret İçin Çalışmak

Facebook yazışmalarında kardeşim şunu söyledi:
"Sahih hadis değil o, kütub-u sitte de geçmez... "en güzel kırk hadis" vb gibi, eyüp kitapçılarında bolca bulunan üfürükten kitaplarda geçer"

Filmin sonuna doğru söylenen şu söz beni çok etkiledi yalnız:
''keşfetmeye devam edeceğiz ve tüm keşiflerimizin sonunda başladığımz yere dönecek ve ilk kez bulunduğumuz yeri tanıyor olacağız.'' t.s.eliot


Anonim Mizah, 4Chan, Hactivistler üzerine bir başyapıt: We Are Legion

We Are Legion
Hacktivists Hikayesi
imdb:75
2012
2012 yılının en önemli belgesellerinden biri:

* Dünya'da mizahın devinimine baktığımızda, Aristofanes'ten Moliere'e kadar 2000 küsür yılda komedi alanında tiyatro eserleri yazmış bu ve benzeri büyük üstatların dışında mizah'ı yönlendirmiş ustalar yok. Yani,  matbaanın bulunmasına kadar olan dönemde büyük bir anonim - fıkra mizahının olduğunu görürüz.

* Aristo bile Trajedi asil bir oyundur, komediler avamdır der Poitika - Estetik kitabında...

* Mizah'ın halk hareketlerinde bu denli yer almasının bir başlangıcı olmalıydı. Gezi olaylarında gördüğümüz üst mizah'ın kökenlerini bu film çok güzel anlatmış.

* Kara Mizahta bunu organize nasıl yapabiliriz'i hep sorgulamıştım. Alper gibi manyaklar lazımdı. Dünya çapında bir harekete biz de önderlik edebilirdik. Şimdi buna üzülüyorum.

* Matbaa, düz yazı, resim sanatında deformasyon'un karikatür sanatını zirveye taşıması, sinemanın coşması ile birlikte kişilerin eline geçmiştir Mizah. Artık biz mizahı üstatları ile birlikte andık. Mizah'ı elinde tutanlar birer Marka idi. Ve bir ordu ile çalışmalarına rağmen (Bir çok mizahçı'nın dıştan beslemeli yazıları ya da arkasında bir ordu beslediğini düşünürsek)
Ta ki internetin bulunmasına kadar.
İnternet her şeyi değiştirdi. Anonimleştirdi. Mizahın tekelini kırdı. O arkalarda dıştan beslemeli ortamlar kırıldı. Her birey ortamı patlatan bir espri üretebildi.

* İnternetin bulunduktan sonra mizah, mahlaslar, nick'ler altında şekillenmeye ve git gide anonimleşmeye başladı. İnternet mizahının devasal öncülerinden 4Chan'de herkesin nick'i anonimdir mesela. Daha radikal, daha serbest, daha özgür bir mizah ortaya çıktı haliyle.

* 4Chan hakkında bu filmde çok şey öğreneceksiniz.


 Film'de Hacktivizm'in başlangıcı olarak MIT öğrencilerin yaptığı ve bizim Kara Mizah Merkezi eylemlerini hatırlatan ama daha teknik şeyler içeren bir takım mizah eylemlerini görüyorsunuz.

Bunlar arasında gece yarısı nasıl yerleştirildiği anlaşılamayan binaların sağlarına sollarına çatılarına konulan arabalar (üniversite yönetimi ne biçim şok olmuştur)
- İzmir Atatürk Lisesinde iki öğrenci üst üste çıkıp ayakabıya sopa saplayıp, 5 metrelik okul alt koridorundaki tavanda yürümüş izlenimi verdiklerini hatırlıyorum, onda bile nasıl yapmışlar lan bunu olmuştu hocalar, buradaki proflar falan dibi düşmüştür, baksanıza yüzyıl geçmiş hala efsane...

Ve bir köprünün boyunun kaç Mr Smith boyunda olduğuna dair işaretler efsaneler arasında...



Hacktivism:
Filmi izlemeden önce bir çok kavram hakkında bilgi toplamanız gerekiyor:
DDOS: eksi'de 6 yaşında bir çocuğa değil bir teyzeye anlatır gibi anlatmışlar.

"teyzeye anlatir gibi izah sekli;
şimdi teyzecim bi market sana bozuk süt sattı, sen de gıcık oldun diyelim. gidiyosun bütün akrabalarını konu komşuyu, eşi dostu, cocukları topluyorsun, onlar da kendi akrabalarını alıp geliyor markete, sonra içeri dalıyorsunuz, hepiniz rastgele bi ürün alıyosunuz elinize, aynı anda hurraa diye kasalara hücum ediyosunuz. böylece kasalar felç oluyor, market satış yapamıyor çünkü tam ödeme yapacakken vazgeçip içeri başka ürün almaya gidiyosunuz.
işte buna ddos saldırısı deniyor.
eğer içeri dalıp dükkanı dağıtır, reyonları devirir, her yere boya ile yazı falan yazarsan bu da "hacklemek" oluyor."


iksv 33. Film Festivali

33. İstanbul Film Festivali

Son bir yılda üç tane sinema günleri düzenleyen ben, artık festivallere bir başka bakıyorum.
Kırklareli ve Lüleburgaz'da Sinema - Sağlık Buluşması,
Kırklareli'nde valilik adına İnsan Hakları Film Günleri
Eskiden sinemaya sadece katılımcı ve arşiv manyağı olarak bakan biriydim...
Son bir yılda, sinemaya fiilen katkı sağlayan biri olmuştum.
Takipçilerim bilir, bundan dolayı blogum daha az çalıştı, ben daha az film izledim, daha az yazı yazabildim.





Sağlıkla Sinema Buluşması adı altında:
Bir Zamanlar Anadolu'da
Intouchables
Barfi
A Separation

Ve en önemlisi Valilik adına
İnsan Hakları Film Günleri'nde şu filmleri gösterdim:
Baraka
Pan'ın Labirenti
Oldboy
Babam ve Oğlum

Sinemanın Beyaz Perde demek olduğunu çok iyi bildiğimizden, Perdemizi gerdik gittiğimiz yere:
https://pbs.twimg.com/media/BZlfHzgCAAAqW8P.jpg
Bölgedeki sinemalardan daha kaliteli sunduk filmlerimizi.


İstanbul Film Festivali Dana Önceki Yıllara Ait Öneri Sayfalarımız:
Daha önceki film festivallerinde ne oldu bitti, buradaki toparlamalarımdan bakabilirsiniz:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2013/03/iksv-32-film-festivali.html
İstanbul 31. Film Festivali şöyle geçmişti:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2012/03/iksv-film-festivali-listesi.html

33. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLM ÖNERİLERMİZ

Bu yılki program:
http://film.iksv.org/tr/film/2858

Festival'in mutlak izlenmesi gereken filmi:
Mandalina Kabuğu: MANDARIINID
17-18 Nisan'da yönetmen yapımcı ve oyuncu ile izleme şansı, 17'sinde ben de orada olmak istiyorum.


http://www.kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search?updated-max=2014-02-18T12:11:00%2B02:00&max-results=30

Mandariinid
2013
imdb86
Film bana Kavkazskiy plennik (1996) - Kafkas Mahkumu
imdb77  Filmini hatırlatmıştır.
İki düşmanın masa muhabbetleri ise En İyi yabancı film oscar'ını da alan Tarafsız Bölge filmine benzettim.
Tarafsız Bölge - No Man's Land imdb80


Savaştan kaçan halk, Gürcistan - Çeçenistan savaşı orasında kalan iki yaşlı adam. Uzak durdukları savaş evlerinin ortasına kadar gelir. Gürcü ve Çeçen iki asker bi yaşlının evinde kalmak zorundadır.

Bilge İvo ikisine de söz verdirir, kendi hanesinde birbirlerine zarar vermeyeceklerdir.
İvo savaşın tüm zararlarını çekmiş biridir. "kimin savaşı" olayını kafada çözmüştür.
Bu iki düşmana savaşın anlamsızlığını pasif direnişi ile anlatabileceğine kesinkes inanır.
Kalın kafalı Ahmet bile bunu anlayacak ve finale doğru tırmanan gerilimde rolünü tamamen değiştirecektir.



Savaş karşıtı filmler:
Gürcü: Ben bir aktörüm
İvo: Savaş bitince Seni izlemeye Tiflis'e geliriz. Ahmet'de yanımda olur. Seni alkışlar.
(İvo'nun Ahmet'in alkışlama taklidi filmde tek gülümseyebildiğimiz sahnesi)

-Oğlunu gürcüler mi öldürdü?
-Evet, ama ne fark eder ki?
-Nasıl yani? oğlunun mezarının yanına bir gürcü gömdün.
-Ahmed, fark eder mi? Cevap ver!
-Hayır, fark etmez.
- Ben ölseydim, beni de oğlunun yanına gömer miydin?
- Evet, ama biraz daha uzağına (Gözler hüzne boğulurken, Ağzınızda bir gülümseme yaratıyor bu diyalog)

* En iyi yabancı film oskar'ına gönderilmeyi Bloom'a kaptırmaları çok yazık olmuş.
Çok daha evrensel ve çok daha dünyayı kucaklayan bir film oysa ki!

Festivalde Mutlak izlenmesi gereken ikinci film:
Prisoners 2013
imdb81
Başyapıt
Yılın Polis Filmi
Yılın Seri Katil Filmi
* Başarı değil, tekrarlanabilir başarı önemlidir.
Denis Villeneuve, Incendies ile ile inanılmaz bir başyapıt çektiğini ispatladı.
Lakin, 3 yılda imdbtop250 iki film sokabilmek bence oscar'dan daha değerli.
Yalnız yönetmen dakika olayına dikkat etmiyor dile kolay 153 dakika Incendies de 139 dakikaydı bir sonraki filmi 3 saat olacak sanırsam.
* Film baştan sona sizi avucunuzun içini alıyor ve soluksuz izlemenizi sağlıyor. Sürekli meraklandırması, ve finale doğru adım adım ilerlemesi çok etkileyici.
= Zodiac
Filmin dedektif karakterinin gene Jake Gyllenhaal olmasından mı yoksa Fincher'i o koyu lacivert kasvetli havasını yönetmen aynen aktardığından mı, film Zodiac'a çok benziyor. Ama tabi ki bu o film gibi ucu açık değil, iyi bir finali olan ve olay örgüsünün nedeni ve nasılı çok zekice bağlandığı bir baş yapıt.
* Sıradan gözüken mahallenin alayının psikopat çıkması filmi: Şarküteri - Hot Fuzz
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/01/prisoners-2013-imdb81-yln-polis-filmi.html

Bu filmi izlemiş olanlar için festivalde yönetmen ve oyuncu olarak aynı olan ikinci bir gala sunduğunu bilmenizi Enemy - Düşman
isteriz:
2013 imdb:77
Filmin konusu Crononberg, Lynch, Nolan filmlerinin gizemliliğiyle boy ölçüştürebilecek kalitede.
Tarih öğretmeni Adam, bir gün izlediği filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir adam görür. Bu oyuncunun izini sürmeye başladıkça da gizemli ve ürkütücü bir dünyanın içine çekilir.
O Homem Duplicado, Kopyalanmış Adam kitabının uyarlamasıdır.




Benim için önemli bir nostalji:
Arabistanlı Lawrence
33. düzenlenen festival'de ilk zamanları Türkiye'de yasaklanmış filmlere ilgi çok büyüktü. Bunlardan iki tanesini net hatırlıyorum festivalde izlediğimi. Hemşerim Kazan'ın Amerika Amerika'sı ve Arabistanlı Lawrence...
İkisinde de Türkleri aşağılayan sahneler vardı.
Benim için Lawrence'ın yayınlanması bir nostalji olmakla birlikte, film sinema tarihinin tartışılmaz en önemli 3-5 biyografısi arasında, TOP250 çakılı baş yapıtlardan 8 Oscar almış, BAFTA ve Golden Globe en iyi film ödüllü 1963'ün tartışılmaz En İyi Filmi.



The Grand Budapest Hotel
imdb:85
2014
Wes Anderson Hayranlarının
Festival Gala'sında sinemayı
Dolduracakları en renkli filmi.
Fragmanı bile hepimizi
heyecanlandırmıştır.
Festivalin en eğlenceli filmi olduğu net!
Bilet Bulabilirseniz seansları:
http://film.iksv.org/tr/film/2683




Groundhog Day: Tartışmam festivalin en komik filmi
(bakın diğerlerini izlemeden kafadan diyebiliyorum)
Bu filmi fanları ile birlikte, gülme krizleri içinde tekrar izlemek istemez misiniz?
İşte size festivalin sunduğu inanılmaz bir fırsat.
Groundhog Day, tartışmasız sinema tarihinin en komik filmleri arasındadır. Çok zekice kurgulanmıştır. Çok derin laf gömmeler sizin içinizi acıtır. İzlememiş olanlar bile izleyip gitsin derim, filmin detaylarında büyük hazineler gizli çünkü.
Top250 filmi, BAFTA ödüllü bir komedi baş yapıtı.



The Master - Usta
2012
imdb72
20w40n
Oscar'a aday olan en iyi erkek oyuncu: Joaquin Phoenix
ve En iyi yardımcı oyuncu: Philip Seymour Hoffman
sonuna kadar bu ödülleri hak etmiş.
Philip Seymour Hoffman'ın hatırına bile izlenir bu film. Büyük bir üstadı kaybettik.
Adnan Hoca gibi tarikatlar nasıl oluşuyor'a dair de bir baş yapıt resmen:
Daha önce blogda yazmıştım:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2013/05/the-adnan-usta.html
Festival'de gösterim tarihleri ve yerleri: http://film.iksv.org/tr/film/2813

SAVAŞIN - DİKTATÖRLERİN 
YIKTIĞI HAYATLARA DAİR ÜÇ BAŞ YAPIT

1

L'image manquante
Eksik Resim - The Missing Picture
2013
imdb:75
Bu sene en iyi yabancı film OSKARına da aday olan ve CANNES'te özel ödül alan Belgesel Film.
Kamboçya filmi.
Yönetmen, 1970 Kamboçya'sında Kızıl Kmer rejimi tarafından dağıtılan ailesinin (5 yaşında ve sadece o sağ kalmış) fotoğrafını ararken hem ağaç heykeller ile komposizyonlar hazırlıyor hem de bir yandan dönemin acımasızlığını belge görüntüler eşliğinde bize sunuyor.
Festival'in insan hakları yarışması'nın önemli ve ödüllü filmi.
Bu Oscar adayı olan filmi sinemada sadece festival'de izleyebiliriz.
http://vimeo.com/71424773



2



The Book Thief - Kitap Hırsızı
2013
imdb:76
Gene nazi almanyası - Gene ikinci dünya savaşı
İyi bir roman uyarlaması
Geoffrey Rush için bile izlemeye değer.

Şiddeti sert bir şekilde değil, ince ince bir naiflikte anlatıldığı bir film.
Markus Zusak'ın 2005'te yayınlanan II Dünya savaşı sırasında Almanya'da Liesel Meminger adındaki bir kız çocuğunun başından geçenleri ölümün ağzından anlattığı eserinin uyalandığı film. Bi yandan savaşın yarattığı kaos, günlük hayatın değişimi, trajedilerine değinirken, diğer yandan olağan ve olağan dışı olayların kurgusu ile yürek parçalayan bir eser. Her nazi filminde olduğu gibi: "bunlar gerçek mi" diye sormadan geçemiyorsunuz:
Ağır Spoiler:
Sözünün eri bir adam bir ömür evinde bir yahudi sakladı
Bir kız çocuğu teselliyi kelimelerde buldu, önce okuduklarında daha sonra yazdıklarında.
Bir oğlan ancak öldükten sonra yaşarken en çok istediği şeye - sevdiği kızın öpücüğüne kavuçtu...

3

Macar Sinemasının En Önemli Baş Yapıtı:
Csillagosok Katonak - Kızıl ve Beyaz - The Red And The White







Eksi Sözlük yazarlarından Bela Tarr, filme dair en güzel kelimeleri dökmüş:
67 yapımı Jancso filmi. savaşın ne derece aptalca bir şey olduğunu görmek için izlenmesi gerekli olan filmlerden. film boyunca her iki taraftan da bol miktarda insan öldürülüyor ve sinir katsayınız her geçen dakika artıyor ve diğer taraftan insan savaş durumunda bende böyle vahşileşebilir miyim acaba diye kendisine sormaktan kaçınamıyor.
Anti militarist filmler arasında apayrı bir yere koyabileceğim bu film kızıl ve beyaz hastaların bir arada bulunduğu bir manastırı basan ve hemşireye "hangileri kızıl, hangileri beyaz; ayır bakalım" diye soran albaya hemşirenin verdiği şu cevap ile aklıma kazınmıştır;
"burada kızıl veya beyaz yok, sadece hasta var."

La Jaula De Oro
2013
imdb78
İnsan Hakları Yarışma Grubundan bir film olması,
Amerika'ya geçmek isteyen iki küçük çocuğun dostluk hikayesini anlatan bir film olması,
Meksika sinemasının da dünya sinamasında esamisi okunan bir sinema olması,
Afişinin bana Türk Dramasının en iyi 10 filmi arasına girebilecek "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmini hatırlatması,
filmi izleme konusunda bende merak uyandırıyor.
Fragman'ı da dikkat çekici: http://vimeo.com/75196510


Uluslararası Yarışmada:
Nick Cave'in 24 saatini anlatan bir belgesel:
Dünyada 20.000 Gün
20 000 Days on Earth
 DÜNYADA 20.000 GÜN | 20,000 DAYS Oa dN EARTH
2014 imdb83





Blind  Körlük
2014
Norveç Filmi

Festivalin uluslararası yarışma kategorisindeki kadın filmleri: Buluşma-Atertraffen (isveç) ve
Tracks (avustruralya çöl filmi dönem filmi) arasında en iyisi gibi duruyor.

Son yılların en iyi yunan filmi Dogteeth - Köpekdişi filminin
görüntü yönetmeni çekmiş. Blind uluslararası yarışma kategorisindeki filmler arasında en izlenileybılı gibi duruyor. (çok az karakterin olduğu filmler, çok iyi çıkabiliyor.)
Film'de şiddet ve cinsellik sahneleri olduğu uyarısı var...
Zaten, Dogteeth muhabbetini de bu yüzden yazdım.
Filmin kendine ait bir kara mizahı olduğu da söyleniyor.

Eğlencelik Bir Film: Cadde Tete Chionois
Bir Fransız Romantik Komedisi - Tüm dünyayı sarıp sarmayalan bir film gibi duruyor.
tekrar ediyorum festivalin eğlenceliklerinden: Casse Tete Chionois
http://www.imdb.com/title/tt1937118/




Lans Von Trier'in Her ülkede olay yaratan fimi SANSÜRSÜZ
İstanbul Film Festivalinde... Festivalinde ancak sansürsüz izleyebileceğiniz bir film. Avrupa Birliği ülkelerinde bile bu filmi sansürlü yayınlayanlar var oolm! Ben öyle Crononberg'in Crash'ini izlemiştim festivalde sansürsüz, sinenamanın yarısı boşalmıştı (böyle geyikler vardır ya, ben de bir tanesini yapıştırıyim dedim fırsat bu fırsat)
Nymphomaniac Vol:1 - İtiraf Bölüm 1
imdb:74

Nymphomaniac Vol: 2 - İtiraf Bölüm 2
imdb:71


Bu Hatunlar için bu filmler izlenir:
Emmanuelle Seigner - Roman Polonsky'nin çektiği tiyatroya dair estetik bir film olan
La Venus La Fourrure - Kürklü Venüs'te izlemek gerek:

İsabella Adjani Kraliçe Margot
Queen Margot






Full Aldatma Üzerine Kesişen Yollar Filmi

360
imdb:61
2011

Filmin Yönetmeni Fernando Meirelles, Latin Yönetmenler arasında İnarritu'dan bile daha büyük işlere imza atmış, en ünlü 3 - 5 yönetmen arasındadır.
Hollywood ve Avrupa dışında kalan Dünya sinemasının en iyi 10 filmi arasında yer alan Tanrı Kent filminin yönetmenidir.
Körlük, yönetmenin bir başka çok beğendiğim filmidir.


= Kesişen Yollar filmi
Bu konuda gene dünya çapında ünlü yönetmen Alejandro Gonzalez İnarritu'nun,
Amores Perros, 21 Gram, Babel gibi filmleri meşhurdur
(Bu filmlerin ve buna bezer bir kaç tane daha senaryosu olan
Buillermo Arriaga da Kesişen Yollar temalı filmlerin en iyi senaryo yazarıdır.)
= Kesişen Yollar tadındaki en iyi Hollywood filmi, Oscar en iyi film ödülünü de almış olan: Crash - Çarpışma (2004) imdb79


= Aldatma üzerine filmler.
Bu film külliyen aldatma üzerine çekilmiş. Tüm gerilimler kimin kimi acaba üzerine kurgulanmış.
Hatta adının 360 değil direk aldatma olması gerektiğini düşündürtmüştür.

Filmin unutulmaz diyaloğu:
- Evlilik din gibi, küçük mutluluklar için çok fazla zalimlik yapılıyor... o yüzden ikisinden de uzak durmaya çalışıyorum...

Beginners

Beginners 2010

Mutluluğa dair bir film. Gerçek mutluluğu ancak ve ancak hayatının son yıllarında yaşayan ama bu mutluğuna kanser gölgesinde devam etmeye çalışan bir baba.
Oliver: Neden insanlara kefeni yırttığını söylüyorsun? kanserin dördüncü evrede.
Hal: göründüğü kadar kötü değil.
Oliver: Baba, beşinci evre diye bir şey yok.
Hal: Bunun anlamı o değil.
Oliver: Öyle mi, neymiş peki?
Hal: Sadece bundan önceki diğer üç evreyi geçtiğini gösteriyor.

Mutluluktan hep korkmuş ve bir türlü karar veremeyen genç aşıklar.
Pencere kenarındaki şu diyalog filmi özetliyor gibi:
- Bu bir ağaç
- Eveet!
- Ve bunlar arabalar...
- Oooo!
- Ve karşıda bir apartman var, tıpkı bizim bulunduğumuz bu apartman gibi.
- Tamam...
- O apartmanda bizim gibi insanlar yaşıyor:
Yarısı her şey kötü gidecek diye düşünüyor, diğer yarısı ise büyüye inanıyor...

Yılın Bağımsız Filmlerinden
Yılın Eşcinsel Filmi

* Sinema tarihinin filmin sonuna kadar tekrar eden en çok kurgu elementlerine sahip filmidir, tartışmam.

* İzleneybıl güzellikte 3 paralel kurgunun yağ gibi aktığı, sulu mizah yerine daha hayatın içinden ve gerçekçi, bi o kadarda ironik, alaycı, öfke mizahı serpiştirilmiş... Kahkahalar attırmasa da yer yer çok güldürüyor.

* Bağımsız sinema ya da türdeşlerindeki en belirgin özellik olan:
- enteresan, dikkat çeken, seyirciyi koltuğa yapıştıran başlangıç
- Durağan, buğulu, akmayan gelişme bölümü.
- seyriciye bırakılan, çok da süpriz olmayan, sıradan final
bu filmde de kendini göstermiş.

* Filmin en komik karakteri, bunalımda olan anne. İçindeki bu hıncı vandal yaparak çıkartıyor. Entel Dantel ortamlarda heykellerle (onların şekline girerek) resim yorumlayan kokana'ların arkasına geçip onlar gibi görmeye çalışarak bunu yapıyor. (anne oğul arasında bir de tabanca ile vurma üzerine beden dili oyunu var... tekrar eden bir mizah gibi filme renk katmış.)
* Bizim eleman büyüyüp bir tişört tasarımcısı olunca da oradaki arkadaşları onu yasa dışı duvar slogan atma işlerine bulaştırıyorlar. Buradaki sahneler de çok komik:
Sloganlardan biri: Britney Spears ablamız şu tarihte en çok google'lanmış ablamızdır gibi banal bir şey.
Tişört tasarımı sırasında yaşadığı haftaya dair bunalımlarını ve mutluluklarını karamalara taşıması filmin sıcak, insanın içini gıdıklayan güzel kurgulardandı.



* Filmin tek gerilimi:
Filmin en önemli gerilimi, fransız aktrist ile birlikte yaşamaya karar verdiklerinde adamın ona sadece bir kaç çekmecelik alan açtığı ve güzeller güzeli ablamızın mekanı terk ettiği an. Buradaki köpek ile yaşanan gerilim de çok güzel bir enstantane olarak filme yedirilmiştir. (köpeğin arada fikrini söylemelerini de ben çok beğendim... kendisine istemeyerek de olsa miras kalan bir köpeğin üstün yetenekleri olduğunu bilmek mümkün değildir tabi ki: "konuş" dediğinde köpek "150 kelime anlayabiliyorum ama konuşamıyorum" diyor içinden. Aslında çok komik.

* Tabi ki bağımsız bir filmin finali nasıl olur. Oğlan ya da kız otobüs, tren ya da uçak kovalayacak değil ya.
İşte böyle olur!
- what happens now?  (şimdi n'olcek)
- l don't know. (bilmem)
- how does that work? (sence yürütebilecek miyiz?)
Vee Filmin adı girer: "Beginners" (başlangıçlar)

* Filme renk katan bir başka şey ise tarihi fotoğrafların akması. Ve olaylarla tarihi karışık olarak vermesi.
Benim annemim mektupları hep böyledir.

* Tanışma sahnesi iyiydi. Farklı, esprili. Kostüm balosuna Freud olarak katılan bizim oğlan ve faranjit olduğu için konuşamayan fransız bir aktrist.

* Filmde en çok şuna güldüm. Son günlerinde baba delirir. Gece gündüz bir şeyler yapmaya çalışır. Bir gün bir hikaye yazmıştır. Hikaye İsanın hikayesi.
- Ne yani İsa'nın ölüm şeklini mi değiştirdin!

G R A V I T Y


Gravity 2013
imdb

* Sinema Tarihinin en iyi açılışları: (Er Ryan Kurtarmak'ın kesinlikle önüne geçmiştir.)

= Casting'i bir kaç kişiden oluşan, Gerilim uzay filmi babında Moon bu filmin avangartı diyebiliriz.
= Yalnız Hayatta kalma mücadelesi babında: Cast Away, Burried, 127 Hours filmin benzerleridir.

Oscar Töreni dağıtılmadan önce şöyle söyledim:
12 years a slave en iyi film oscar'ını alacak böylece Brad Pitt eniştemize ilk oscar'ını yapımcı olarak getirecektir.
Alfonso Cuarón da en iyi yönetmen ödülünü alırsa tadından yenmez bir gece olacaktır.
En iyi senaryo ödülünü de "her" almalı, adam geleceği görmüş daha n'apsın?

* Yüzde yüz sinemada izlenmesi gereken filmler, imax olursa da dadından yenmez.

Yılın iki bilim kurgusu da gerçekçi yakın gelecek hatta bugün yarın olabilecek güzellikte ve gerçekçilikte yazılıp çekilmiş tadını bırakıyor dimağlarda. Her ve Gravity.

* Gerim geren geren filmler.

* NASA Terk izleyiciler, hatta ve hatta Hız eşittir yol bölü zamandan öteye fizik bilmezler tarafından bir çok sahnesi gerçek dışı bulunmuş be ellerinden geldiğince sağda solda aşağı çekilmeye çalışılmıştır. Halbuki, uzmanlar tarafından çok mantıklı bulunmuş, bir takım işlemlerin daha uzun sürmesi gerektiği belirtilmiş, onun da filmin zaman kurgusu konusunda sorun çıkaracağı düşünüldüğünden kısa kesildiği varsayılmıştır.

* Çin'lilerin Üssünde milli sporları masa tenisi unutulmamıştır.

* Sandra ablamız uzaydan evine tek vesaitle gelememiş bunu hem seyirciye hem bize dert ettirmeyi başarmıştır.

- Spoiler -
Filmin Simgesel Anlatımını Eksi Sözlük'ten Darkpoe çok güzel yazmış:
GRAVİTY
filmin başında genel çekim tamamen astronotların lehinedir. işlerini aheste aheste yaparlarken gelen facia ile sadece iki kişi kalırlar: ryan ve kowalski. filmin bu sekansında her şey yolundaydı ilk başta, tıpkı sıradan bir gün geçiren birinin sıradan hayatı gibi. ryan ile kowalski kordon bağı ile birbirine tutunan anne-bebek gibidir. dünyada kızını yitiren ryan, uzayda bebek, kowalski yardımına koşup onu hayatta tutmaya çalışan anne gibidir. nitekim filmdeki görevini başarıyla yerine getirir ve onu mekiğe getirir.
SOYUZ
ryan burda hala astronottur. kowalski sessizliğe gömülüp uzayın boşluğunda salınmaya başladıktan sonra, ryan rus uzay üssü soyuz'a girer ve kozmonot olur. bebek halen hayata gelmek için o boşlukta, doğmayı beklediği batındadır. yangın tüpü burda önemli bir simge çünkü elinden aldığı imkanı ilerleyen saniyelerde tekrar ona verecektir. ayrıca satrançla özdeşlemiş rusların yer çekimsiz ortamda salınan beyaz kalesi de güzel bir göndermeydi. ryan burda köpek taklidi yapar, aslında yaşamı sevdiğini anlarız. ölmek istememektedir. uzayın soğuk boşluğunda kimsesi olmadan, arkasında dua edip yas tutacak birini bırakmadan ölmek istememektedir. tam pes edip her şeyden vazgeçmişken kowalski gelir ve ona annelik görevinin son basamağını yapıp, çin uzay aracına yollar. bu bölüm ölümle yüzleşme, yaşamla yeniden tanışma bölümüdür.
SHENZHOU
yangın tüpü hayatını kurtarır ve ryan bu bölümde taykonot olur. o artık amerikalı, rus uzay giysileri içinde, çin uzay aracında bir uzay insanıdır. filmin bu göndermelerle uzay çağına ve yaklaşımlara eğildiği de pekala düşünülebilir. ryan tıpkı bir fetüs gibi evrelerden geçer ve doğuma hazırlanır.
DOĞUM
atmosfere giren binlerce parça arasından yeryüzüne iner ve bir bebek gibi ilk adımlarını atar. o artık yeniden doğmuştur. artık bambaşka bir yaşama, uzaydan getirip anlatacağı müthiş doğum ve hayatta kalma öyküsüyle bambaşka biridir. zaten suyun içinden çıkması ve kapsülün içinde nefessiz kalması, anne rahmini ve ilk nefes almayı simgeler. doğar ve yeniden yer çekimine ayak uydurur.

Nebraska (bir yol filmi)



Nebraska
imdb79
2013

* Yılın yol filmi
* Yılın yaşlı filmi









= Devid Lynch'in çektiği sene olay olan Th Straight Story filmi, tema olarak bu filme en yakın filmdi.

= Huysuz karı koca, birbirlerine laf sokmalar, çocukların önünde kavga etmeler ve Alzheimer denince akla gelen en başarılı film On Golden Pole'dır bence. İki kere televizyonda, iki kere de tiyatroda izlemiştim.
On Golden Pole 1981 imdb77

= Tamamen ihtiyarlığı ve ihtiyarları anlatan Amour (Michael Haneke) filmi 2012'de tüm ödülleri silip süpürüyordu, bu bağlamda en başarılı filmlerden biri denilebilir.

= Komedi olarak hemen aklımıza, Cocoon - Koza imdb:66 serisi geliyor elbet. 1985 - 1988

= Japonların Narayama Türküsü ve Tokyo Hikayesi'de en unutulmaz yaşlıların baş rol olduğu filmler.

= Bunlar arasında da en oskarlısı ve Morgan Freeman'ı zirveye taşıyan film:
Driving Miss Daisy imdb:74'tür

Spoiler:
- Filmin Mezar Sahnesi ve Kompresör çalma sahnesi çok güldürür.

Baba'nın yollara vurduğu sahneler benim biraz içimi parçalamıştır. Babam aklıma geldi ve biraz gözlerim doldu. Mücadele çocuklarına bir şeyler bırakmak, ve yeni bir kamyon almak. Bir de ondan çalınan kompresör... Bunlar aslında Milyon Dolar'lık lotarya'ya gerek olmadan alınabilecek şeylerdir.



Film hakkında yazıyı gene güzel yazılmış bir eksi yazısı ile sonlandırıyorum.
Suser Electrum'u da tebrik etmek lazım;

Çok yaşlı ve odaklanmakta problem yaşayan bir insanın posta kutusuna ''1 milyon dolar kazandınız, bize gelip paranızı almalısınız.'' tarzında bir mektup gelir. Küçük oğluyla ödülü almak için yolculuk ederken eski kasabasını, akrabalarını ve eski arkadaşlarını ziyaret eder. yaşlı bir insanın eski anılarını irdeleyen bir hikayedir.

Amerika diyince aklımıza büyük şehirler, eğlence ve para gelir.
(Bu film ile oscar'da yarışan Amercan Hustler ve The Wolf Of Wall Street onları anlatan filmler mesela)
Ama bu tür filmler popüler kültürün bize dayattığı amerikan rüyasını yerle bir eder ve çoğu Amerikalının kırsalda yaşadığı gerçeğini gösterir. O kadar özenilmemesi gereken bir durumdur Amerika. Bir an da olsa Amerika kırsalında çok küçük bir kasabada doğmuş olsaydın yaşayabileceğin hayatı ve çevrendeki dünyanın ne kadar da küçük olacağını gösterir bize.

İnsan yaşlandıkça hayattan beklentileri ve amaçları da küçülüyor. bi seviyeden sonra çocuklarını düşünüyorlar. bunu ailemden de biliyorum. woody'nin de böyle bir hikayesi var. ayrıca karısı kendinden çok daha dinç durumdadır. ailedeki tek akıllı insan olduğunu bile iddia etmiştir.

Amerikan kültüründe hangi bölgede olursa olsun insanların arabalara çok fazla önem verdiğini ve bunlar hakkında devamlı konuştuklarını gösteren film. History channel belgesellerinde bunu görürüz. İnsanlar hep arabalarından bahseder. Araba değiş tokuşu için gelirler. Gelir seviyesi düşük insanlar bile iyi bir arabaya sahip olmak isterler. Kapitalizmin içini emdiği bir toplumda araba sahibi olmak ya da iyi araba sahibi olmak önemli bir şeydir. Çünkü kapitalistler senden bir şey koparmak isterler. Sana gurur ve iyi olma hissi verir karşılığında senden sadece para ister. Yavaş yavaş beynini emer.

Kore savaşı'ndan çıkmış bir insanın kasabasına döndükten sonra bütün hayatı değişmiştir. Artık hayattaki hiçbir şey onu etkilememektedir. Her şeye varsın gitsin gözüyle bakmaktadır. Filmde savaş teması çok işlenmedi ama biraz karakter incelemesi yaparsak çıkarımı yapabiliriz.

Savaştan sonra atölyesinde insanlardan pek beklenti içinde olmadan yıllarca çalışmıştır. Hiç takdir beklemeden. ve göz önünde olmayı istememiştir. Eski kasabasına döndüğünde insanlar milyoner olduğu için woody'e yıllardır olmadığı kadar iyi davranmaya başlamıştır. Karaoke salonunda woody'nin alkışlanma sahnesi vardır. ayağa kalktığında suratındaki gülümsemeyi hissedebiliriz.

Hastalığından bahsedilmese de yaşlılığın en büyük hastalığı alzheimer olduğunu düşünebiliriz. odaklanmada çok fazla problemi olmaktadır. oğlunun bir şeyi 2 defa söylemesi ve 2.sinde tekrar sabırla tekrar etmesi de garip hissettirebilir sizi. sonuçta insan kendi ailesini düşünüyor.

ayrıca film black comedy ögelerini fazlasıyla hissettiriyor. özellikle kuzenler arasındaki diyaloglar. bir an coen brothers filminde gibi hissetmedim değil. filmin siyah beyaz olması da kendinizi woody'nin oğlu değil de woody'nin kendisinin perspektifinden baktığımızı düşündürüyor. oğlunun çok daha fazla konuşması ve rolü var ama sonuçta başrol bruce dern. siyah beyazlık yaşlılığı ve kayıp hafızayı simgeliyor. woody'nin çocukken kaldığı eve gitmesi anılarını çok fazla güçlendirdi. orada hafiften renklenme beklemedim değil. olsaydı anlık bir renklenme müthiş bir etki bırakabilirdi.

akrabalar woody'nin abisinin evine toplandığında konuşulacak birşey olmadığında araba muhabbeti döner. kültür seviyesiyle ilgili amerika'nın iç kesimleri hakkında bilgi edinebiliriz. yani okuyamamış taşra insanlarının dünyanın en gelişmiş ülkesinde dahi olsalar kültür seviyelerinin benzer olduğunu görebiliriz. hafiften üniversite ortamında 5-6 erkek toplanınca araba muhabbeti çevirmesi gibi. benim pek alakam olmadığını öğrendiklerinde nasıl ya gibisinden tepkiler vermesi gibi. kültür seviyesi belli gruplarda benzer muhabbetler dönüyor.


küçük yerlerde 2li duygusal ilişkilerin nasıl da kolay ve göz önünde olduğunu görürüz. dediğim gibi insanların bakış alanları küçük. bu da beni üzen ve insanların yerine kendimi koyan diğer bir ögeydi.

filmin sonuyla ilgili, prize winner şapkası woody'nin cidden ödülü kazandığını hissettirdi. o yaştaki bir insanın ihtiyacı olan biraz eski anılar ve 1. dereceden bir akrabadır. kasabada truck'ıyla kasabada tur atması yıllardır yapması gereken gururlanmayı geç de olsa gerçekleştirmiştir.

müziklerinden bahsetmeyi unutmuşum taşra hikayesinde country olmadan olmazdı zaten. 3 farklı şarkı varmış. cidden 3ü de birbirinden hoş. filmin içine girme isteği doğuruyordu.