Bana Masal Anlatma


Bana Masal Anlatma 2015
imdb85

2015 yılının büyük ihtimalle en iyi yerli komedisi

* Absürt Komedi
- Türkiye Komedi Sineması ağırlıklı olarak avam komedilerden oluştuğu ve neredeyse hiç entellektüel komedi çekilmediği için bu film başarılı bir absürt komedi olarak çiçek gibi sıyrılmıştır diğer komediler arasından. Burak Aksak'ta Türkiye komedi sinemamızın geleceği adına iyi sinyaller vermiştir.

* Romantik Komedi
Film bildiğimiz romantik komedilerin dışına çıkan bir Romantik Komedi
= daha çok Düğün Dernek türünde bir romantik komedi diyebiliriz.

* Burak Aksak'ın eksiklikleri de olan ama bizdeki kredisi sonsuz olan yönetmenimiz, yazarımız.
Zaten görüldüğü gibi her taraftan gerekli desteği de görmüş. Film klişe ana teması rahatsız etse de, bütününde gayet eğlenceli ve iyi kotarılmış bir yerli komedi. Güldük mü güldük, sıkılmadık, sonuna kadar zevkle izledik. Bize aslında zamanla tarzını otutturacak Burak Aksak'a yeni projelerinde başarılar dilemek düşer, gene de filmin bütününe dair bir iki kelam etmeden olmaz.

= Minibüsçü hikayesi, bu konunun avangartı ve baş yapıtı Çiçek Abbas'tır.

= Mahalle kültürünü damardan veren filmler. Umut Sarıkaya karikatürlerinde bu damarı çok iyi kullanır, mesela.

= Avam türk komedilerinde olduğu gibi argo, küfür, osuruk ve cinsellik esprileri olmadan da güldürülebileceğini kanıtlayan bir filmdir. (Bi Recep İvedik değildir babında)




Ana tema tam bir klişe
= Türk Sinemasını bitmeyen tükenmeyen Müteahhit geliyor tüm mahalleyi yıkıyor gerilimi ana teması.  Türkan Şoray'ın Sultan'ı, Zeki Alasya - Metin Akpınar'ın Vay Başımıza Gelenler gibi çok çok sık işlenmiş bir klişe teması. Gerçi şu replik bile o filmlerle mukayese edildiğinde ne kadar öne geçtiğini anlatıyor "Bana Masal Anlatma" filminin: "Gökdelenler Şehirlerin Mezar Taşları Gibi"

* Animasyonla Başlayan Filmler.
Baştaki filmin ana temasında da geçecek olan animasyon gayet başarılıydı. Keşke o tatta bir animasyon filmi yapılsa dedirtti.

* Filmde devamlılık hataları vardı, Üniversite dergisi çıktığı ve hikayenin tamamını eski sevdiceğe parkta bankta anlattığı sahneler arasında mesela. Birincisi ve ikincisi arasında bariz devamlılık hataları vardı... (yüzdeki yara izi gibi)

* Filmde bir takım arabesk unsurlar traşlanabilirdi.  Özellikle Jilet ile Neriman'ın aşkları en havada kalan en gereksiz en arabest yan hikaye olmuş. Keşke hiç olmasaymış.


Göndermeler: Mahallenin duvarındaki yazı ile Leyla ile Mecnun'un İsmail abisine gönderme yapılmıştır.
"O gemi bir gün gelecek"

Cem Karaca'nın "işçisin sen işçi kal" şarkısı...

Filmden diyaloglar:
* Öyle bir kız ki, çocukluğumun bayram sabahları gibi, insan gözlerine bakarak nasıl söyler sevdiğini.
* Babam bana Metin, Ali, Feyyaz'ın değil 8 numaralı Rıza forması almış.
* Seversem Abartırım.
* Ben seni bayram sabayı gibi, masal gibi seviyorum.
* Koskoca masal prensesi elinde üstüpüyle geziyor...
(buna çok güldüm ve aklıma Fatma Girik'in şoför olduğu filmi geldi nedense. Şoför Nebahat)

- Ağır Spoiler -
Filme dair bir büyük hayal kırıklığım da sinematografisine ait. Rum kadının köşkünde iki kadın cumbaya yakın bir yerde oturdukları sahnede, vinç kamera kapıdan yükselip, pencerede sonlanmıştı. Madem o ev sırf bu film için yapıldı, yıkılacak, yakılacak, sok o kamerayı o pencereden be kardeşim. Sinamatografik olarak bir farklılık yarat sinemamızda. Artık bunu Hollywood ve Avrupa sineması dışındaki sinemalar bile becerebiliyor. Ben bu tür çekim estetiklerinin de olmasını bekliyorum, komedi filmi olsa da, yönetmenden. Saygılar, sevgiler, hörmetler.

Boyhood




Boyhood - Çocukluk çağı
2014
imdb83
TOP250film
6 OscarAdayı - 91w91n

* Yönetmen Richard Linklater'ın başyapıtı
Top250'nin Romantik üçlemesinin

unutulmaz yönetmeni
The Before Triolojiyi
 10 yılda bir çekerek bize bu ilişkinin 20 yılını anlatmıştı. Diyolog başyapıtları çekmekte çok hünerli yönetmenimiz bu sefer bir filmi böyle 12 yılda çeksem fikri oluşmuş ki Boyhood filmini gerçek zamanlı - yalancı belgesel tadında çekerek sinematografisine bir başyapıt daha eklemyi başarmış.

* Yönetmenin Before Romantik üçlemesi kadar beğenmediğimi belirtmek isterim. Bir çocuğun 12 yıllık ergenliğe geçişini, parçalanmış bir ailenin çocuğu olmanın dayanılmaz zorluğunu anlatmış. Bu kadar travmadan karakteri oturmuş bir delikanlı ortaya çıkarmış yönetmenimiz, hepsine eyvallah, gene de bütüne baktığımızda tam bir senaryo yok, hikaye yok havası esiyor, ve film türünün diğer örnekleri gibi düğümleniyor. Ben gene de filmin ilgi çekici yanının 12 yılda çekilmesi ve kurgusu olduğunu düşünmüyorum. Amerikalı orta sınıf bir ailenin bir oğlunun ergenliğe geçişini anlatmasının da etkisi büyüktür diye iddia ediyorum.
* Bizimkiler dizisindeki ali de tüm ergen olma dönemi gözler önündeydi. Bunu uzun uzudayı kurgusunu izler miydik.
Böyle Amerika'da çok dizi vardır, dizi ile büyüyen çocuklar. Onların çekimlerinden de pek ala benzer bir film çıkartılabilir.
Şaka bir yana, Çinli bir yönetmen çinli orta sınıf bir çocuğun genç oluncaya kadar bir yaşam kesitini bize üç saat izletse, hadi yerel düşünelim kaçımız bir Cizre'li bir çocuğun ergenliğe geçişini bu kadar süre izleriz. Bence ellerindeki Amerikalı bir gencin ergenliğe geçiş hikayesini de iyi değerlendirmişler.
Örnek: Ben bu film sayesinde Amerika'da andımız türevi bir şeyin okunduğunu görüp dumurun dibine vurmuştum. Sözleri de Amerika bölünmez bütündür falan filan...


* Yönetmenin kızını oynattığı filmler
= Francis Coppola'nın Baba Serisinde kızını oynatması gibi.



* Edebiyat dünyası, tiyatro birden fazla yaşının anlatıldığı eserleri çok severler. Örneğin Ali Poyrazoğlu bir yazısında genç, ortayaşlı ve yaşlı haliyle bir masada yemek yer, Oğuz Aral tek tek ta çöp adam çizen çocuktan, karikatür çizen genç haline ve oradan dünyada en çok satan mizah dergisi yayın yönetmeni olan orta halinle görüşür... Evet burada bir çocukluktan ergenliğe geçen bir bireyin tüm yaşlarını 3 saat içinde (165 dakika) anlatmış.

* Devamını çekeceğim havasında biten filmler, Universityboyhood.
Filmin info-grafiği




Bu filmi film yapan muhteşem final monoloğu ile sona erer,
belliki yeni sevdicek olacak olan güzel kız güzel bir tespitte bulunur:

Hep "anı yakala" derler ya? Bilemiyorum, Ben tam tersini düşünüyorum. Bu anlar bizi yakalıyor.
Evet biliyorum, sabit bir şey. Bu anlar sanki...
Her zaman şimdiymiş gibi.
Ve Mason münzeri münzeri gülerek bize bakar! evet der, haklısın...

Biz onu aldatan bir sevgiliden, onun sevebileceği entellektüel bir sevgiliye geçişindeki mutluluğu görür ve onun bu ergenlik döneminde yaşadığı tüm acılardan sonra olgunlaşmış, karakteri oturmuş ve birlikte güzel günler geçirebileceği bir sevgili yapmış halde ebedi mutluluğa uğurlarız.


87. Oscar Ödülü Adayları


En iyi Film
Boyhood BKNZ
The Grand Budapest Hotel BKNZ

American Sniper
Birdman
The imitation game
Selma
The theory of everything
Whiplash

en iyi yönetmen
Wes Anderson | The Grand Budapest Hotel
Alejandro González Iñárritu | Birdman

Richard Linklater | Boyhood
Bennett Miller | Foxcatcher
Morten Tyldum | The İmitation Game

en iyi erkek oyuncu
Steve Carell | Foxcatcher
bradley cooper | american sniper
benedict cumberbatch | the imitation game
michael keaton | birdman
eddie redmayne | the theory of everything

en iyi kadın oyuncu
marion cotillard | two days one night
felicity jones | the theory of everything
julianne moore | still alice
Rosamund Pike | Gone Girl BKNZ
reese witherspoon | wild

en iyi yardımcı erkek oyuncu
Robert Duvall | The Judge BKNZ
ethan hawke | boyhood
edward norton | birdman
mark ruffalo | foxcatcher
j.k. simmons | whiplash

en iyi yardımcı kadın oyuncu
patricia arquette | boyhood
laura dern | wild
keira knightley | the imitation game
emma stone | birdman
meryl streep | into the woods

en iyi özgün senaryo
birdman | alejandro gonzález ıñárritu, nicolas giacobone, alexander dinelaris ve armando bo
boyhood | richard linklater
foxcatcher | e. max frye ve dan futterman
the grand budapest hotel | wes anderson ve alec guinness
nightcrawler | dan gilroy

en iyi uyarlama senaryo
american sniper | jason hall
the imitation game | graham moore
inherent vice | paul thomas anderson
the theory of everything | anthony mccarten
wild | nick hornby

en iyi kurgu
american sniper | joel cox ve gary roach
boyhood | sandra adair
the grand budapest hotel | barney pilling
the imitation game | william goldenberg
whiplash | tom cross

en iyi görüntü yönetimi
birdman | emmanuel lubezki
the grand budapest hotel | robert d. yeoman
İda | ryszard lenczewski ve lukasz zal BKNZ
mr. turner | dick pope
unbroken | roger deakins

en iyi prodüksiyon tasarımı
the grand budapest hotel | adam stockhausen ve anna pinnock
the imitation game | maria djurkovic ve tatiana macdonald
İnterstellar | nathan crowley, gary fettis ve paul healy
İnto the woods | dennis gassner ve anna pinnock
mr. turner | suzie davies ve charlotte watts

en iyi kostüm tasarımı
the grand budapest hotel | milena canonero
inherent vice | mark bridges
into the woods | colleen atwood
maleficent | anna b. sheppard & jane clive
mr. turner | jacqueline durran

en iyi özgün müzik
the grand budapest hotel | alexandre desplat
the imitation game | alexandre desplat
interstellar | hans zimmer
mr. turner | gary yershon
the theory of everything | jóhann jóhannsson

en iyi özgün şarkı
everything is awesome | the lego movie
glory | selma
grateful | beyond the lights
i’m not gonna miss you | glen campbell: ill be me
lost stars | begin again

en iyi makyaj & saç tasarımı
foxcatcher
the grand budapest hotel
guardians of the galaxy

en iyi ses kurgusu
american sniper
birdman
the hobbit the battle of the five armies
interstellar
unbroken

en iyi ses miksajı
american sniper
birdman
interstellar
unbroken
whiplash

en iyi görsel efekt
captain america the winter soldier
dawn of the planet of the apes
Guardians of the Galaxy BKNZ
interstellar
x-men days of future past

yabancı dilde en iyi film
ida (polonya)
leviathan (rusya)
tangerines (estonya)
timbuktu (moritanya)
wild tales (arjantin)

en iyi animasyon
big hero 6
the boxtrolls
how to train your dragon 2
song of the sea
the tale of the princess kaguya

en iyi belgesel
citizenfour
finding vivian maier
last days in vietnam
the salt of the earth
virunga

en iyi kısa film
aya | oded binnun ve mihal brezis
boogaloo and graham | michael lennox ve ronan blaney
butter lamp (la lampe au beurre de yak) | hu wei ve julien féret
parvaneh | talkhon hamzavi ve stefan eichenberger
the phone call | mat kirkby ve kames lucas

en iyi kısa animasyon
the bigger picture | daisy jacobs ve christopher hees
the dam keeper | robert kondo ve dice tsutsumi
feast | patrick osborne ve kristina reed
me and my moulton | torill kove
a single life | joris oprins

en iyi kısa belgesel
crisis hotline veterans press 1
joanna
our curse
the reaper (la parka)
white earth

The Great Gatbsy


The Great Gatbsy
2013
imdb73

* 2013 yılının en iyi romantik dramı
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/12/2013-ylnn-en-iyi-filmleri-pozitia.html

* 20. yüzyılın başındaki Amerikan sosyetesinin çılgın partileri büyük bir bütçe harcanarak tekrar gözler önüne serildiği bir film olmuş. Bu konuda çok başarlılı sahneler var. Bizdeki Lale Devri gibi Amerikadaki o döneme de Jazz Age deniyor.

* Erkeğin melankolik ve romantik aşkı karşısında kadının ne kadar pragmatik, rasyonel bir sevgisi olduğunu anlıyorsun. Çünkü kadın çocuğunun genlerinin ulaşabileceği en güçlü, en zengin, en sağlıklı erkekten geçmesini ister ve bu konda bencildir. Onu seveni değil, geleceğini planladığı kişi ile hayatını birleştirmek ister.

About Time




About Time 2013
imdb78

* Yılın ingiliz filmi.
* Yılın zamanda yolculuk filmi

* Baba Oğul İzlenmesi Gereken Filmler.

* Klişelerden uzak durmuş film.

* İyi bir romantik dram senaryosuna zaman yolculuğu ile soslandırılmış gibi.

Zamanda yolculuk filmleri genelde eğlencelidir. Burada sizi birinin sevmesi sağlayacak hiç bir güç yoktur mesajı, zamanda yolculuk yapsanda vakit geldiği zaman herkesin abbas yolcu olduğu gerçeği vurgulanınca ağır dram olmuş.

Filmin afişindeki yağmur bence zamanda yolculuğu böyle güzel anlar için kullanılmaması gerektiğini anlatan güzel bir detay.

* İngiliz Mizahı sevenler için filmde şahane replikler var:
Müstakbel Kayınvalide: aaa sen çok güzelmişsin!
Müstakbel Gelin: hayır hayır ben çok güzel değilim, sade bir makyaj yaptım.
Müstakbel Kayınvalide: (gözüğünle yakından bakar) evet evet, sen çok güzel değilsin.
Bu çok iyi, "Bir kız için fazla güzel olmak kötüdür, mizah duygusunun ya da kişiliğinin gelişmesine engel olur."

= Süpermen kabine girip, süpermen olarak çıkması gibi burada da zaman yolculuğunu sadece karanlık bir dolaba girip yapabilmen gibi basite indirilmiş. Böylece senarist romantik dramın kendisine yoğunlaşabilmiş.

Filmin Hatunları:
Rachel McAdams
Margot Robbie





Now You See Me



Now You See Me
Sihirbazlar Çetesi
2013
imdb73

Yılın eğlencelik suç filmlerinden.
Yılın sihirbazlık filmi
= The Prestige - The Illusionist - Houdini - Hokkabaz
Yanlış anlaşılmasın bir The Prestige değil.
Suç filmi olarak bir Ocean Eleven - 21 tadı hakim.

İyi bir senaryo, seyirciyi yoran bir çok görsel bombardıman ile harcanmış, yan hikayelerin salt klişe üzerinden döndürüldüğü (özellikle dedektiflerin aşka dönüşen yan hikayesi) eğlencelik, izleneybıl biraz aceleye gelmiş suç filmi. Bir de Leonardo Di Caprio olsa acaba farklı mı olurdu dedirtiyor insana.

* Filmin adı türkçeleştirilirken uzun zamandır ilk defa fiyasko ile sonuçlanmayan bir başarıya imza atmışlar.

* İçinde türk kelamının geçtiği filmler.

* Filmde kağıt seçme illüzyonunda karo yedi seçilmesi gerçek bir illüzyondu. Çoğu seyircinin de karo yediyi seçmesinin sebebi, karo yedilerin destede daha çok oluşu ve daha uzun süre görülmesi.
Seyircinin de çoğunun karo yediyi seçmesi filme bağlığı arttıran bir unsur haline dönüşüyor.

Filmde iki kafa karıştırıcı öğe yüklemişler, biri illüminati saçmalığı olabilir mi bütün bunlar oyalamacalı görüntüler ikincisi Michael Caine ve Morgan Freeman'ı hikaenin odağında bu kadar tutup sonra da yok etmek. Lakin bu bir sihirbazlık filmi ise bu filmin ana teması olan sihirbazlığa dair bir gönderme de olabilir.

Filmde ölmüş bir sihirbazın hikayeleri sürekli geçiyor: Lionel Shrike. Vasat bir sihirbaz olan Lionel'in tüm sırlarını açığa çıkartan Morgan Freeman pek de bu konuda vicdan azabı çekmiyor. Lionel Shrike tek bir sihirbazlık gösterisi ile şöhret olmuş. O da gerçekten muhteşem. Çocukken bir parkın genç bekçisine bir kart imzalatıp, onu bir kavomoza koyup parkta kovuğu olan küçük bir ağaca koyuyor. Yirmi yıl sonra orada yaptığı gösteride ağacı kesiyorlar ve kart ağacın içindeki kavanozdan çıkıyor. Bence bu güzel ve etkileyici bir film için uydurulmuş şeydi.

Ağır spoiler

Ağır spoiler


Woody baba soruşturması sırasında Hulktan bozma! dedektifimize "babanla ilgili ağır sorunlar var değil mi" diyor. Bu filmin sonuna ve Lionel Shrike'a büyük bir gönderme olmuş. Filmin senaryosunda öyle sihirbazlarımızın küçük karakter tanıtımlarının hemen aradan bir yıl geçti gibi uzuuun boşluklu ve bozuk anlatımlar dışında böyle finale örgün göndermelerinde olması filmin hem zayıf hem güçlü yanları.

Filmin Hatunları:
Isla Fisher
Melanie Laurent

Rush - Tam Puan - Dört Dörtlük - Muhteşem -



Rush 2013
imdb82
Top250 Filmi
Başyapıt

* Sinema tarihinin en iyi rekabet filmi.

* Uluslararası bir teması var filmin, İtalyanlar kendi arabalarının pilotu Avusturyalı pilota ne kadar hayran olduklarını gizleyemedikleri bir sahne var mesela. İngiliz Hunt, sevgilisini Amerikalı ünlü aktör Richard Burton'a kaptırıyor. Ve böylece Burton - Elicabeth Taylor evliliği sona eriyor... Filmin finali Japonya'da... vb....

* Bu filmi izleyince, Days Of Thunder, Speed Racer, Driven, Grand Prix, Need For Speed gibi pistin etrafında dönüp duran araba yarışı filmleri nasıl berbat olduğunu anlıyorsun.

* Tam puan verdim çünkü bende fikren değişikliğe yol açan, ufkumu iki katıma çıkartan filmlere bayılıyorum. Bu film başarı tanımını bende değiştiren bir film olmuştur. Hunt mı, Lauda mu başarılı, eğer 7 sonra bile Formula'da Lauda başarılı oluyor ise Hunt için "kıskandığım tek adamdı" diyor. Bu film gerçekten insanda başarının ne olduğunu sorgulatıyor.

* 2013 yılının en iyi Hollywood Filmi:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search/label/2013%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1n%20En%20%C4%B0yi%20Filmleri

* Sinema'nın neden sevildiğini bir kere daha hatırlatan ve ispatlayan filmdir.

* Belgesel tadında, çünkü Formula Pilotlarının aslında ne kadar yaptıkları işlerin tehlikesinin farkında olduklarını anlıyoruz. Buna dair bir çok emare ve yan hikaye oluşturulmuş.

* Filmin ne kadar büyük bir titizlikle çekildiğini filmden sonra yapılan araştırmalar ile daha iyi anlıyorsun, örneğin Casting. Filmi castingi muhteşem. Hem iyi oyuncular seçilmiş, hem yetenekliler hem de canlandırdıkları karakterlere çok benziyorlar.

Daniel Brühl'ü oyuncu olarak biraz daha öne çıkarmak gerekiyor lakin filmde. Googbye Lenin filmi ile büyük bir çıkış yapan ve daha sonra bu çıkışı iyi değerlendiren ve Rush ile zirveye oturan bir kariyerden bahsediyoruz.
- Lauda'nın eşi ile tanışma sahnesi çok iyi yazılmış ve kurgulanmış. -



* Filmin ikinci büyük başarısı, dönemi tüm gerçekçiliği ile yansıtması. Kaza sahneleri birebir benzerleri çekilmiş. Gazeteciler, yarışı yorumlayan spikerler bile çekimler öncesinde ciddi çalıştırılmış ve benzetilmiş. Film çok titiz bir çalışmanın ürünü, tartışılmaz.

* Alman disiplini - İngilizlerin kibiri rekabette çok iyi işlendiği film.
Filmi izleyenler Wikipedi'den kimin daha başarılı olduğunu görebilirler:
FORMULA WİKİPEDİ VERİ TABANI LİNKİ
Ama yine de film bize başarı nedir'i sorgulatıyor:

- Spoiler -
-Final konuşması filmin tüm derin duygularını ve anlatmak istediğinin özeti gibi-

Hunt: Seni görmek ne güzel. Duyduğuma göre bunlara epey bir zaman harcıyormuşsun.
(Niki Lauda - uçaklarla ilgilenmeye başlamıştır. Bir havayolu şirketi sahibi olur sonra bunu satar bir havayolu şirketi daha sahibi olur. Aslında sahnenin zıtlığını vermek adına da önemli bir plato olmuş. Çünkü daha önce de gördük ki, Hunt hostesleri götüren, Lauda uçaklar alan formula şampiyonları)
Lauda: Uçar mısın?
Hunt: Hayır. (ne kadar vizyonsuz olduğuna dair bize iyi ipucu veriyor) Bana sigorta yapacaklarını sanmıyorum. (espri yapması bu sert olumsuz kelimeyi yumuşatmış)
Lauda: Denemelisin. Disiplin için iyidir. Kurallara uymalısın, işleyişe sadık kalmalısın, egonu bastırmalısın. Yarışta yardımı dokunur.
Hunt: Ben de uçmanın cazibesiyle ile ilgili masal anlatacağını düşünmüştüm.
Lauda: Hayır, onlar tamamen saçmalık. Burada ne işin var?
Hunt: Bir arkadaşın düğünü. En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. Doğum günü ya da onun gibi bir şey de olabilir. Her şey biraz puslu.  Sen ne yapıyorsun? (bohem yaşantı içinde düğün doğum günü bahane. Hunt neden çağrıldığını biliyor, o gelirse güzel kızlar da gelecek, partiyi veren, Hunt'tan arta kalanların hayali kurduğu için onu çağırmış.)
Lauda: Fiorano'da bulundun mu? Sezon öncesi testi.
Hunt: Durmak bilmiyorsun.
Lauda: Teşekkür ederim.
Hunt Bunun bir iltifat olduğundan çok emin değilim.
Lauda: Sen ne zaman teste başlıyorsun?
Hunt: Önümüzdeki hafta?
Lauda: Hayır. Ne, deli misin?
Hunt: Hayatımın en büyük şeyini işe tekrar geri döneyim diye kazanmadım.
Lauda: Neden? Yapmalısın.  Kazanmanın sebebini konuşacak insanlara bir şeyi kanıtlamak
için kazandın çünkü...
Hunt: Çünkü ne? Senin kaza yüzünden mi? Niki, bu diğer insanlar mı, yoksa sen misin? Ben kazandım, tamam mı? En önemli zamanda, eşit koşullarda ve denk hızda arabalarla yarıştık. Hayatımı ortaya koydum ve yarışın sonunu gördüm.
Lauda: Sen de buna kazanmak mı diyorsun?
Hunt: Evet.
Lauda: Risk kabul edilemez derecede yüksekti. Sen ölmeye hazırdın. Bu benim için kaybetmektir.
Hunt: Evet öyleydim. Kabul ediyorum. O gün seni yenebilmek için ölümü göze aldım. İşte üzerimdeki etkin bu. Beni bu hadde kadar zorladın. Harika da hissettirdi. En başta bunun için burada değil miyiz zaten? Ölümle karşı karşıyayken onu aldatmak? Hadi ama, bunda asalet yok mu? Şövalye olmak gibi.
Hunt: Siz İngilizler, hepiniz pisliksiniz.
Lauda: Benim duruşumu biliyorsun. Yüzde yirmi risk.
Hunt: Hayır, hayır, Niki yüzdeleri buna dahil etme. Profesyonel olma. Bunu yaptığın dakika, asıl güzelliği bitiriyorsun. Sporu öldürüyorsun... Gitmeliyim. Bu şeydeyken kendine dikkat et.
Lauda: James, hastanedeyken tedavinin en zor kısmı vakumdu. Ciğerlerimdeki pisliği pompalıyorlardı. Pompa yapılırken, televizyonu izliyordum. Tüm puanlarımı kapıyordun.
Hunt:  Puanların mı?
Lauda: "Piç kurusu Hunt," derdim kendi kendime.. "Nefret ediyorum bu adamdan." Bir gün doktor yanıma geldi ve şöyle dedi; Bay Lauda, size bir öneride bulunabilir miyim? Bir düşmanınız olduğu için lanet etmekten vazgeçin. Bunda da bir hayır olabilir. Akıllı bir insanından düşmanından, dostundan öğreneceğinden daha fazlasını öğrenir. Biliyor musun. Haklıydı da. Bize bir bak. Tanıştığımızda ikimiz de çocuk gibiydik. Formula 3'te tepesi atmış iki ahmak. Aileleri tarafından reddedilmiş. Amaçsızca yol alıyorduk. Şimdi ikimiz de dünya şampiyonuyuz. Kötü değil, değil mi?
Hunt: Evet değil.
Lauda: Öyleyse artık beni hayal kırıklığına uğratma. Tekrar yakama binmeni istiyorum. İşine geri dön.
Hunt: Döneceğim Niki. Döneceğim. Ama önce keyfimi sürmek istiyorum. Hayattan zevk almak gerekir. Eğlenemeyeceksen milyonlarca kupanın,  madalyanın ya da uçağının olmasının ne anlamı var. Bu nasıl kazanmak?
Lauda: Yarışta görüşürüz şampiyon.
Hunt: Göreceksin. Şampiyon. İyi görünüyorsun Niki. Yüzü yandıktan sonra düzelme gösteren, tanıdığım tek kişisin.

Ve Niki Lauda'nın sesi biner:
Tabii ki beni dinlemedi.James için, bir ünvan yeterliydi.Kanıtlaması gerekeni kanıtlamıştı. Kendine ve ondan şüphe duyan herkese. İki yıl sonra da emekliye ayrıldı. 7 yıl sonra onu Londra'da gördüğümde, ben yine şampiyondum,o ise televizyoncu. Lastiği patlak bir bisikleti çıplak ayakla sürüyordu. Hâlâ hayatını son günü olacakmış gibi yaşıyordu. 45 yaşında kalp krizinden öldüğünü duyduğumda, Şaşırmamıştım. Sadece üzgündüm.
İnsanlar bizi hep iki rakip olarak görürlerdi. Ama o sevdiğim sayılı kişilerden biriydi. Hatta saygı duyduğum nadir insanlardandı. Kıskandığım tek adam olmaya devam ediyor.



Gone Girl



Gone Girl imdb83
2014
Top250 filmi
David Fincher Filmi
2015 yılı bir çok büyük ödülden pasta payını alacak gibi gözüken film
27W54N Golden Globe ve Bafta adayı

2014 yılının en iyi gerilimi
2014 yılının en iyi dramı
Evlilik Gerilimi olan film. Medya eleştirisi yapan film.



- spoiler-
* Filmde karakter değişimine çok önem veririm. Bunda en başarılı film Hitchcock'un Rebecca'sı kuşkusuz. Rebecca filmin adı, her şeyi, fakat biz Rebecca'yı hiç görmeyiz, çünkü ölmüştür. Rebecca filmin başında iyi ve asil bir kadındır, ama filmin ortasından itibaren onun hiç de iyi bir kadın olmadığını anlarız. İşte bu bize tanıtılan karakterin değişmesidir. Rebecca ve bu film bu konuda birer baş yapıt olmuşlardır. = Rebecca
Diğer karakter değişiminin sağlam olduğu filmler:
John Ford - John Wayne Posta Arabası ya da Muhteşem finali ile Olağan Şüpheliler.



Filmin başında, bu karı bırakılır mı dediğimiz hatun, ikinci yarısı "oolm bu kadınla yaşanır mı" dedirtir bize. İşte o kadının bir tradı:
-
"Nick'in sevdiği kız aslında ben değildim. "Havalı Kız" dı. Erkekler kızlara iltifat etmek için hep bu lafı kullanır. "Havalı bir kız." Havalı Kız seksidir. Havalı Kız her yola gelir. Havalı Kız eğlencelidir. Havalı Kız erkeğine hiç kızmaz. Boynu bükük hâlde hep gülümser, hep sevecendir sonra da kocasının aleti için ağzını açar. Kocası neyi severse, o da onu sever. Bir bakmışsın, kadın da tuhaf müzikler dinler ve fetiş manga sever. Adam porno seviyorsa, kız alışveriş yapmayı seviyordur futbol muhabbetine katılıyordur ve Hooters'da kanat yemeye itiraz etmez. Nick Dunne'la tanıştığımda Havalı Kız istediğini biliyordum. İtiraf etmeliyim ki, onun için bunu denemeye hazırdım. Özel bölgeme ağda yaptım. Kutu bira içip Adam Sandler filmleri seyrettim. Soğuk pizza yedim, 34 beden kaldım. Düzenli olarak saksafon çektim. Anı yaşadım. Her yola geldim işte. Bazı şeylerden keyif almadım değil. Nick sahip olduğumu bilmediğim şeyler kattı bana. Hoppalık, espri anlayışı, rahatlık. Ben de onu daha akıllı yaptım. Daha kurnaz. Benim seviyeme çıkması için ona ilham verdim. Hayallerimin erkeğini kendim yarattım."

Tavlama Anı:
İçki konusundaki bilgisini paylaştıktan ve etkiledikten sonra:
- Amy, kimsin sen?
Amy:
A, ödüllü bir süs eşya tasarımcısıyım.
B, oldukça nüfuzlu bir diktatörüm.
C, dergiler için kişilik anketleri hazırlayan bir yazarım.
Nick: Pekâlâ. Ellerin süs yapamayacak kadar narin ve Orta Halli Diktatörler dergisinin abonesiyim. Seni görsem hatırlardım. O yüzden cevabım "C." Ya sen? Sen kimsin? Seni bütün bu keşmekeşten kurtaracak adamım.
Amy: Kim
Nick: Bir erkek dergisinde yazarım.
Amy: Erkekleri iyi biliyorsun o zaman.
Nick: İçki konusunda uzmanım.

* Rosamund Pike'ın Kayıp ilan fotoğrafı aynı zamanda imdb profil fotoğrafı. (enteresan gıcır bilgi)

* Yer yer =Seven'ı hatırlatan film.
David Fincher  sineması zaten başlı başına klostrofobik ve karanlık. Bu filmde de bu atmosferi çok iyi yakalamış yönetmen. Herkes elindeki kozları ortaya yavaş yavaş sürdüğü gerilimli bir kumar masası havası estirmiş.

* Aldatılmanını yıkıcılığı ile Psikopata bağlayan Amy, bunun sinyallerini çocukluğunda okuldu, eski sevgililerinde hep göstermiş Amy. Ama Nick'in de ondan kalır yanı yok. Aldatılmak bir şey değil, dudaktan öperken "sadece seni tatmak istiyorum" dediği için yıkılıyor Amy, onu tavladığı şeyin aynısını yeni sevgilisine söylüyor. Nick, TV'da konuşmasının yalan olduğunu söylüyor, seni getirtmek için yaptım diyor. Amy'de ben biliyorum diyor. Aslında ikimiz de aynıyız beraber olabiliriz demeye getiriyor. Bir de Amy bu kadar profesyonel nasıl olur da iki salağa parasını kaptırıyor, çünkü Amy hırslı biri. Orada da bi an kendi oluyor ve hırsından aldığı puan sonucu bi tarafına sokuşturduğu parasını düşürüveriyor. Bu da sürekli ertelediği planındaki "kendini öldür" kısmını değiştirmesine yol açıyor. Kendini öldürseydi, Nick'in idam olmasına sebep olacaktı.

* Kadın kadının kurdudur: Amy'ye hiç güvenmeyen ve bir kere olayı kaşımak isteyen kadın dedektif Rhonda Boney.


* Filmin hatunlarından Emily Ratajkowski direk Ben Affleck önermiş. O memelere değmiştir eminim. 


Wadjda - Vecide

Wadjda imdb76
2012
Suudi Arabistan Filmi
2012 Yılının En İyi Dünya Filmi
(Hollywood ve Avrupa sineması dışı)
Yılın kadın filmi
Yılın kadın hakları filmi
Yılın Arap Filmi
Ödüller:
En iyi BAFTA yabancı dil adayı.
Venedik Film Festivalinden 3 ödül.
23W24N

* Anne - kız izlenmesi gereken filmler = Brave, Little Miss Sunshine, Pan'ın Labirenti...
Hatta, A Seperation - Bir ayrılık (Şeriatla yönetilen iki ayrı ülkeden iki ayrı kadına bakış)

* Avangart Yapım: Erkeklerin en egemen olduğu ve Kadın haklarının en çok çiğnendiği bir ülke olan Suudi Arabistan'ın ilk kadın yönetmeninin filmi.

= Olayların çocuk gözü ile anlatıldığı filmler
Örn: Tam bir başyapıt olan Pan'ın Labirenti.

= Bu filmin tam tersi o senenin en iyi Avrupa filmi olan Jagten bence.


* 2012 Yılının En İyi Hollywood ve Avrupa sineması dışındaki Dünya Filmi.
2012 Yılının En İyi Filmleri:
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/search/label/2012%20y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1n%20en%20iyi%20filmleri

* Suudi Arabistan en kapalı kültürlerden biri. Buradaki yaşamı hep merak etmişimdir. Bize bir kız çocuğu gözünden orta sınıf bir aile hikayesi sunuyor bu film. Böylece şeriat hükümlerinin geçtiği filmde kadın olmak, bir kız çocuğu olmanın yaşamsal zorlukları beyaz perdeye taşınmış oluyor.

* Filmde kullanılan kurgu öğeleri:
Bisiklet - Ayakkabı - Wadjda'nın Para biriktirmek için çok cesur davranması - Kuma - Kadınların araba kullanamaması ve şoför sorunu
(Zaten isyankar ve farklı Wadjda'nın bisiklet savaşı ve
Kadınların araba kullanama yasağı filmde örtüşen örf sorunları)



* Filmin yönetmeni bir kadın, Yani bir kadının Suudi Arabistan'da gizli saklı bir film çekiyor. Burada çekerken yaşadıkları bile iyi bir film konusu olabilir. Ama o kızların bisiklet kullanmasının sakıncalı bulunduğu bir ülkede, bir kız çocuğunun bisiklet tutkusunu anlatmayı yeğlemiş. Filmin odağında bisiklet almak için para kazanmaya çalışan çok cesur, diğerlerine nazaran çok zeki bir kız var.

-spoiler-
* Katıldığı Kuran-ı Kerim yarşımasının sonucu, Annesinin evinin terasından Babaannesinin evinden gelen sesler ve görüntüler sonrası yaşadıkları travma filmin yürek parçalayan sahneleri.







* Öğretmenin din konusundaki iki yüzlülüğü, kendi yaptıklarını,
yediği naneleri kapatmak için aşırı tutucu tavırları tüm muhafazakar kesimin ibretle görmesi gereken hareketler, film bu konuda çok iyi bir ayna tutmuş.

* Film kesinlikle bir başyapıt.

- Şşşşt sesini bir erkek duymasın.
- Erkeklerin görüş alanından çıkın.
- 15 yaşındasın, dikkat et evlendirilebilirsin.

* Filmde böyle evlenen bir kız çocuğu var okulda, küçücük. İnsanın kanı donuyor.

* Film Suudi Arabistan'ın en zengin prenslerinden biri yapmış. Filmin Suudi Arabistan adına En iyi yabancı film oscarına aday olması eminim film konusunda araştırma yapan herkesi şaşırtmıştır. Bunun sebebi, Suudlu yetkilililerin batı'nın ne denli insan hakları konusunda duyarlı olduğunu bildiğinden ve onlara

Stoker - Chan Wook Park'ın Hollywood'da ilk filmi -

Stoker 2013
imdb69

* Chan Wook Park adına izlediğim filmdir.

* Chan Wook Park'ın sinema dilini ne kadar güzel kullandığına dair bir filmdir.
Senaryosu yönetmenin bu denli titiz çalışması yanında çok zayıf kalmış.
Chan Wook Park neredeyse basit bir senaryoyu çekimleri ile baş yapıta dönüştürecekmiş.

Ödüller: 7W25N

2013 Yılının En İyi Gerilim Filmi
= 2013 yılının en iyi korku filmi Conjuring'di.
http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/2014/12/2013-ylnn-en-iyi-filmleri-pozitia.html




* OldBoy'da da böyle geçişleri vardı Chan Wook Park'ın. Özellikle Mia Wasikowska'nın Nicole Kidman'ın sarı saçlarının savrulan başaklara dönüşümü muhteşemdi. Çocuk parklarında olan dönen oyuncak'ta geçen gece sahnesi ise Mia'yı havalandırmış ve sahneye büyük güzellik katmış. Sahneler çok iyi planlanmış, Planlar özenle çekilmiş. Film hiç konuşulmasa, planlar aksa izlettirir kendini, fragmanında neden bunları göstermeyip, saçma sapan diyaloglara yer vermişler anlamadım.
* Sahnelerin su gibi aktığı, şiir gibi ahenklendiği, inci gibi dizildiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.







* Senaryo 1 Sinematografisi 9 olan filmler.

* Nicole Kidman en küçük rolünde bile aşiftelik yapıyor ya, inanılmazı başardı bu rolle, rekora koşuyor.

* Drakula'nun yazarı İrlandalı yazar Bram Stoker'a saygı duruşu.
- spoiler-
Filmin ana karakterlerindeki öldürme, kan, ve vahşet duygusunu örtüştürdüğümüz bir soyisim stoker.
Prison Break dizisinin senaryosunda oynadığı oyunlar ile bize zekasını ispatlayan senarist, Wentworth Miller, burada Dexter tipli bir katil portresi çiziyor. Vanpir filmlerinde oyunculuğu ile de ünlenmiş senaristimizin böyle bir gönderme yapması, kendi sinematografi açısından gayet tutarlı bir davranış.


* Yönetmen dehşet sahneleri çekmede kısıtlandığını hissettiriyor film. Kore sineması bu konuda çok daha acımasız sahnelere sahiptir ki özellikle Chan Wook Park: Kumun altından çıkan ağır spoiler şey, vahşice öldürülenler, avlanan kuşlar gibi filmin öğeleri daha farklı gösterilebilirdi. Sanırsam yapımcılar biraz daha yumuşak anlatılmasını istemiş.



* Filmin kurgusunda kullanılan ayakkabı ve ayak çekimleri:





=  "It is my nature" filmleri:
Crying Game filminde, Orson Welse'in Şahane Ambersonlar filminde, ve hatta bizim yerli bir filmimizde anlatılan meşhur Ezop'un akrep ve kurbağa hikayesi filmde bir başka diyalogla ifade edilmiş. Film'de doğasında olan değiştiremeyeceği ırsi hastalığı için bunu söylüyor:
"Nasıl bir çiçek olduğu rengi seçemiyorsa, biz de olduğumuz şeyden sorumlu değiliz. Onu özgürleştirdiğimizde bunu anlarız."

* Çocuk Üzerine hep düşündüğüm hep yazmak istediğim tiradı atıyor Nicole Kidman:
Biliyor musun, çoğu zaman neden çocuk yaptığımızı merak ederdim. Ve vardığım sonuç şu ki bir noktada hayatlarımızdaki bazı şeylerin geri getirilemez bir biçimde zarar gördüğünü fark ediyoruz.
O yüzden biz de her şeye tekrardan başlıyoruz. Geçmişe sünger çekiyoruz. Sil baştan başlıyoruz. Sonra da çocuk yapıyoruz. "Benim yapamadığım şeyleri yapacaksın." dediğimiz küçük kopyalarımızı. "Başarısız olduğum konularda başarılı olacaksın." Çünkü bu sefer her şeyi doğru yapan birini istiyoruz. Ama ben hariç. Şahsen ben, hayatının altüst olmasını görmek için sabırsızlanıyorum.
India (bu nasıl bir isimdir ya) kimsin sen?
Senin beni sevmen gerekiyordu, öyle değil mi?

The Congress

The Congress 2013
imdb66

* Stanislaw Lem’in çok iyi bulduğu temanın (romanın) olmamış denilecek filmi.

*  Geleceği kimyasallarla şekillendiğini anlatan bir distopik film.

* Yılın yetişkinler için animasyon filmi.

* Yılın en farklı bilim kurgusu.






* Film iyi bir bilimkurgu fikri üzerinden kurgulanmış.
Uyuşturucuyu tercih eden insanların bir çoğunun nedeni hayattın acı veren gerçeklerinden kaçmaktır. Sefalet içinde olanlar, acı çekenler, huzursuz mutsuz olanların kaçı böyle bir ilaç olsa ve hayatının gerikalanını böyle bir rüyanın içinde yaşamak istese kabul etmez ki.





Yönetmenin Vals in Bashir filmini seven biri olarak bu filmden çok hoşlanmadım.
Animasyonlarda geçişler hiç yaratıcı değildi. Bilinen şeylerle bu hayal dünyası şekillenmiş, kuşa dönmek, gökkuşağı. Çok fazla renkli olması farklı bir uyuşturucu ilaç kullanımını ifade edebilir.
= Robin Willams'ın What Dreams May Come filmindeki cennet tasfiri bence çok daha başarılı, özellikle uyuşturucu kullanımı söyrası böyle bir animasyon daha şık olabilirdi.
(Buradaki Cennet kavramında herkesin cenneti kendi istediği gibi olması iyi düşünülmüş
Robin Williams bir empresyonist hayranı olduğu için cenneti de empresyonist bir tablo)

Gökkuşağı yol, yanda rengarenk dalgalarda yüzen yunuslar...
Uyuşturucunun etkisi ile renk cümbüşü bir dünyaya geçiş.
Herkesin istediği ünlüde gözüktüğü, isterse elvis, isterse ingiltere kraliçesi olduğu salonlar. Ari Forman burada kendi çizgi dünyasının tadını çıkarmış. Vals in Bashir'de de böyle bir fantazi sahnesi mevcuttu. Ama filmin geneli savaş, zulüm, katliam kasvetinde geçtiği için bu filmde biraz daha özgür takılmış rahatlamış gibi.






Robin Wright’nin kendi sinematografisinden ve sinemada eriyip gitmesinden yola çıkılması filme farklı bir orjinallik katmış diyebilirim (Sinema da epik tiyatronun yabancılaştırma efekti kullanımı). Film Robin’in sinematografisi ve yapıncılarla ilişkileri üzerinden sinema endüstrisine hafif bir eleştiriyel bakış da getirilmiş.

= Benzer film simone (bunu seven bunu da sevdi)
= Matriks hafif tadı bu dünyanın bir sanal dünya olduğu, gerçeklerden kaçtığımız bir yaşam yeri olduğu iması vardır ya, işte buradaki insanlarda bir hapla gerçeklerden kaçıyorlar.

Herkesin herkes olduğu bir sanal dünya ile anlatılmış bu filmde, Robin ise her tarafta genç hali olmasına rağmen yaşlı bedeninle barışık ortalıklarda gezinmekte. Buraya en büyük defansı gösteren kişi o, zaten para söz konusu olmasa bedenini de kiralamayacaktı ya.
Oğlunu da bu konuda iyi yetiştirmiş bir anne o. Ki oğlu sağır ve körlüğe doğru giden bir hastalıkla mücadele etmesine rağmen bu sanal, uyuşturucu dünyasını kabul etmiyor. Annesi gibi duruşunu korumak istiyor.

* Filmin sonu bu duruş'u koruyup korumama üzerine.

* Gerçeklikten çıktıklarında açlık ve sefalet tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar, bu geçiş fena değil. İleride çok kullanılacaktır gibi geldi bana, bu konunun avangartı olacaktır.

* Paul Giamatti'nin sakalı nasıl sakaldı öyle ya. Koca doktoru hacı bakkal yapmışsınız. 


* Film ne popüler sinema seyircisine yaranabilmiş, ne de sanatsal filmseverlerin düşük ritimli filmi izleyebilme sabırlarını değerlendirebilmiş. Yani yönetmen biraz zaman kullanımı konusunda daha bağımsız olabilseymiş bence daha iyi bir film ortaya çıkabilir miş.
= Belki de bir "Bir Zamanlar Amerika" filmi gibidir, uzun versiyonu çıksa bir baş yapıt olabilir. Belki. 

Filmin Hatunu:
Robin Wright
* Nudografisi olmayan ve sinematografisinde çok seçici davranan aktrist bu filmin animasyon sahnelerinde vücudunu sergileme konusunda cüretkar davranabilmiş.