ZARDOZ


Zardoz 
Taş Tanrı Zardoz
1974
imdb59







Filmin etkileyici sürükleyici sıradışı bir konusu var.
24. Yüzyılda insandan daha hızlı evrimleşen bir tür dünyaya hakim olur. 
Bu tür Homo Sapiens'i yani bizleri hayvanlarla kendi arasında bir canlı olarak görür. 
İnsan dini ve inancı olduğundan zayıftır. Bu tür bunu kullanır. 
Bence bizlerinde hayvanları onların tanrıları gibi davranmamıza inceden bir eleştiri var burada. 
Memelidirler hatta çok güzel memelidirler ama üreme ilkel bir şey olarak evrimleri tarafından üreme ve ölme gibi zayıflıklar elemine olmuştur. Yani ölümsüzdürler. 

Tanrı olarak kendilerine yakın olan insanları kendi pis işlerinde kullanıyorlar. Sean Connery de onlardan biri. Hatta bu kendilerine yakın olanları diğelerini avlamaları öldürmeleri ve köleleştirmelerini belgesel izler gibi izliyorlar. Tıpkı bizlerin aslanları avlayan antilopları avlamasını izlemesi gibi. 

Evrim olarak bir üst varlıkların ölümsüz olmaları ve hatta kendilerini öldürememeleri onlarda çok farklı ceza sistemlerinin gelişmesine yol açmış. YAŞLILIK. Sürekli aynı yaşta kalıyorsunuz ama kötü bir şey yaparsanız komün oy birliği vererek size yaş cezası veriyor. En ağır ceza alırsanız, yaşlı ve yatalak olarak sonsuza kadar yaşacağınızı düşünün. Cezanın büyüklüğü karşısında dehşete kapılıyorsunuz. Ölmek istediğiniz bir yaşta sonsuz yaşamak. Adam bulaşık yıkamayı ret edince bile vücudunun dikey olarak yarısını falan yaşlandırıyorlar.  Tam bir BLACKMİRROR bölümü tadı. Ayrıca duygularınızı da tek tek alarak cezalandırılabiliyorsunuz. 
Filmin keşifleri anlatmakla bitmiyor. Pek çok Alacakaranlık - Blackmirror ve hatta gizem temalı yapıma avangart bir eser olmuş. 

Tabi çiçek çocuk döneminde çekildiği için filmin, günümüzde de natüralistlerin düştüğü bir yanılsama var.... "Modern düşün ama eski tip yaşa mutlu ol" mottosu. TAŞ Değirmende buğday sağlıklıdır mantığı. Oolm dişini kırınca o taştan gelen bir parça görürüm o natüralist kafanı... MALLIKTAN başka bir şey değil. Filmin çiçek çocuk döneminin etkisinde bir takım bize hitap etmeyen görsellikleri ve anlatım bozuklukluları var.

Bence Bergman sinemasında çok daha dinleri sert eleştiren, Tarkovski sinemasında çok daha iyi yansımaları kullanılmış PK tadında sert bir din eleştirisi yapan baş yapıttan bahsediyorum. Tabi bunu tüm çıplaklığı ile verdiği, simgesel anlatmadığı, alagori içermediği için sanat filmi severler tarafından çok sahip çıkılmamış... 

Zardoz Homo Sapiens olarak aydınlanan birisi. Tanrı olarak gönderilen TAŞ KAFA ki tüm tek tanrılı dinlerde tanrılar TAŞ KAFA mesajı verilmiş bence... Zardoz TAŞ KAFA için,
"Biz avcı ve toplayıcı olarak çok mutluyduk. TAŞ KAFA bizi tarım toplumuna zorladı." diyor.
Harari de bunu demez mi Sapiens kitabında. Biz et yiyerek mutluyduk, TAŞ KAFA yüzünden buğdayın kölesi olduk diyor. 

Filmi izlerken bir OZ BÜYÜCÜSÜ göndermesi tadı aldım ben. Oz Büyücüsü filminin Bergman'ın 7. Mühür'den ve hatta pek çok varoluş filminden çok daha etkili bir TANRI Eleştirisi olduğunu hep düşünmüşümdür. Filmi benim gibi izlerseniz büyük bir sürpriz de sizi bekliyor. Müthiş bir gönderme var. 

* Kült sinemanın İngiliz başyapıtı ZARDOZ. 

Derleme yapmayı çok seviyorum. Bu film üzerinden bir Bethoven'ın 7. Senfonesinin çok sevdiği bir bölümü var. Bunun değerlendirmesini  yapıcam. 
* Bethoven'ın 7. Senfonisi ile başlayan filmleri seviyorum. 
- The Fall
- Zardoz 
7. Sanat Sinema'nın uğurlu sayısı da 7'dir bana göre. 7 sayısını içeren filmler şans eseri mi bilmen klasikler arasına girmeyi başarmıştır. Bethoven'ın da 7. Senfonisi "Ay ışığı sonatı"ndan sonra en fazla filmin müziği olarak kullanılmıştır. 
- Ready or Not 
- X-Men: Apocalypse
- Irréversible (Dönüş Yok) 
- The King's Speech
- Ai no mukidashi (Aşka Maruz) 
- The Darjeeling Limited
- Das schönste Paar
- The Road Within
- The Family Fang
- White House Down (Beyaz Saray Düştü) 
Bunun dışında Cosmos belgeselinden Seinfeld dizisine kadar pek çok yerde duymuşsunuzdur. 

TÜRKÇE kelime geçen filmler:
Filmde Öz Türkçe bir kelime olan "TAPINAK" kelimesini sık sık duyuyoruz. 
Umut Sarıkaya'nın bir karikatürü vardı, bunu kasti yapıyorlar bizim ilgimizi çekmek için temalı. O yüzden bir filmde böyle bir şey varsa mutlak bloguma not düşüyorum. 

Film pek çok gizem temalı filme ilham olmuş avangart bir yapım. 

* Sean Connery 'ye böyle bir kırmızı deri Borat tipi monakini giydiren KADER bize ne yapmaz. 


* Sean Connery 'ye böyle bir kırmızı deri Borat tipi monakini giydiren KADER bize ne yapmaz. 
Sean Connery "Bond" filmleri ile yakaladığı bir karizmanın hemen sonrasında oynadığı bir filmdir. 
https://kilavuzkarga.blogspot.com/2015/11/sean-connerynin-oynadg-7-007-james-bond.html

Ağır Spoiler:

Sean Connery onlara ölüm güzelliğini getiriyor. Sapiens'in evrim geçirmemesinde en güzel şey ölmesi gerektiğinde ölmesi vurgusu müthiş. Final olarak da bence harika bir film. 


Les Traducteurs

 Les Traducteurs



Sırlar KİTABI
Fransız Filmi
imdb:6,5 (Underrated - hak ettiği değer verilmemiş) 5bn(oy)
(Filmin meslek grubu teması çevirmelik. Filmin Türkçeye çevirilmiş adı ironide tavan yapmış durumda: kepazelik...
Ne alaka "Sırlar Kitabı"
Fecaat Türkçeye çevrilmiş ilk üç film:
(ota bota) KÖSTEBEK ( Donnie Brasco - The İnsider - The Departed - Tinker Tailer Soldier Spy - imperium...
Bir de ilk ikisi Al Pacino filmi... )
Warlock - Varlık
Cool Running - Üşütük Popolar
(İ.ne Kovboylar olayına hiç girmedim)
The Translators (A.K.A. Dünya Çapındaki bilinen adı - Malum kaynaklardan indira gandi yapanlar için önemli :) )



2019 filmi. (Bakın burası ÇOKOMELLİ ... 2020 sineması ne kadar berbat ise 2019 sineması bir o kadar sinematografik olarak muhteşem bir yıl)

BU film  Sinema - Edebiyat buluşması açısından başarılı eserlerden biri.

Sinema - Edebiyat buluşması hakkında:
Ben Sinema - Edebiyat buluşması olarak Kitap uyarlamalarından çok başka bir algı ile filmleri bu klasörde değerlendiriyorum.
Drama filmlerinin bir alt gruplandırmasında blogumda mutlak her yılın değerlendirmesinde bununla ilgili de bir bölüm açarım:
Bakınız:
2019 Sineması Değerlendirmesi
https://kilavuzkarga.blogspot.com/2020/05/2019-ylnn-en-iyi-filmleri.html

Tõde ja õigus - Truth and Justice (Gene 2019 filmi)
Bir rus edebiyatı eseri okuyormuş tadında bir filmdir msela. Duru bir anlatımı vardır ve karakterler psikolojik olarak derinlemesine seyirciye sunulur) 2018 Alfonso Cuarón'un Roma'sı da buna iyi örnektir.

Bir de Edebiyat Dünyası çalışanlarına dair filmlere de ben Sinema Edebiyat buluşması diyorum.
Örnek:
Can you ever forgive me 2018 (Biyografi yazarının biyografisi)

Bazen filmin teması içinde ya da vurucu sonunda kitap yer alır: En iyi 10 Alman filminden biri olan
Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen) filminde olduğu gibi. Ben buna da Sinema - Edebiyat buluşması klasörüne dosyasına koyuyorum sinema dağarcığımda.
The Reader filmini de buna bir başka örnek olduğunu düşünüyorum.

Sürekli ani değişimler yapan amiyane olacak ama ters köşeye yatıran filmlerden.
İzlyende, Wesley Sneijder'ın kaleciyi bir sağa bir sola yatırdıktan sonraki VOLKAN bakışları yol açan filmleri seviyorum.
Bu filmin bu konuda da çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.

2019 sineması şaşırtmadı beni.
2020 sinema konusunda öyle kötü bir yıl ki ben hep iyi film üzerinden yazılar yazmaya çalışırken, bu yıl aldığım bir karar ile "KÖTÜ FİLM NEDİR" üzerine de kafa yormama yol açtı.
Hala daha 2019 ve öncesinden izleneybıl bir şeyler bulmaya çalışıyorum ve beğenince tavsiye ediyorum.